şükela:  tümü | bugün
  • mimar sinan mihrimah sultan için iki camii yapmıştır, anadolu yakasında oturanlar uzun süre edirnekapı'dakinin farkına varmazlar ve mihrimah sultan camii üsküdar'ın başladığı yerdir. yeni valide ise o kadar ağır değildir, ama mahya atraksiyonlarında üsküdara gece görüşü sağlarlar

    (bkz: mihrimah sultan)
    (bkz: üsküdar mihrimah sultan camii)
    (bkz: edirnekapı mihrimah sultan camii)
  • "edirnekapı’daki mihrimah camiine, üsküdar mihrimah camiinden haritada düz bir hat çizerseniz burası tam doğusundadır. dolunay bu caminin arkasında doğu’dan doğduğu anda, güneş batı’ta mihrimah camiinin arkasında batar... zaten, mihrimah’ın manası; güneş ve ay’dır..."

    prof. dr. rupert wilbrant istanbul çeşitlemeleri adli eserinden alintidir.
  • (bkz: mihrimah)
  • muhtesem pandantiflere sahip cami. sinan resmen camiye g-string giydirmis.
    17 agustos 1999 depreminde, bahce tarafindaki cephesinin kirisini olusturan taslardan biri dusmustu, bir elden gecirilmesi gereken camidir ayni zamanda.
  • kanuni sultan süleyman'ın kızı için yapılmış camiidir.
  • edirnekapı'da olanının fotoğraflanabilmesi için hemen yanındaki surlara tırmanmak gerekir. birgün biri "git mihrimah sultan camii'ni çek, bütün minareleri görünsün" der ise kendisine ilk olarak "üsküdar'daki mi edirnekapı'daki mi?" diye sormak gerekir. kastedilen edirnekapı'daki camii ise, denge sorunu olmayan en az iki kişiyle surlara tırmanılıp fotoğraf çekilebilir.
  • üsküdardaki caminin bahçesi sabah saatleri yoğun bir yaya trafiğine sahne olur, üsküdar meydandaki inşaatlar sebebi ile yürünebilir bir bu bahçe kalmıştır
  • üsküdar'da olanda iki minare vardır, edirnekapı'da olanda ise bir.
  • mihrimah; güneş ve ay demektir, mihir güneş, mah ise ay. babası sultan süleyman kızına mihrimah adını koyarken bir yanağı güneş öbür yanağı ay gibi parlak olsun diye koymuştur.
    mihrimah büyür, 18-19 yaşına gelir. sarayın entrikalarından sıkılan mihrümah o dönemde politik bir evlilikle rüstem paşa’yla evlenir. rüstem paşa mihrimah’ın ruhuna uygun bir damat olmamıştı. ve mihrimah içine kapandı, sonra kendi gelirleriyle istanbul’da güzel eserler yaptırmaya başladı. bir gün mimar sinan ustayı çağırdı ve dedi ki “usta benim için istanbul’da güzel bir yerde güzel bir külliye yap.”
    sinan: “nereye yapayım sultanım?” dediğinde “yerini sen seç” dedi mihrimah. ve sinan, üsküdar’da, sultan tepesinin yamaçlarını seçti, mihrimah külliyesini oraya yaptı.
    mihrimah külliyesi o kadar zarif ve şehre yakışmıştı ki üsküdar, istanbul’un karşısında mihrimah külliyesiyle zenginleşmişti. mihrimah külliyesi cidden çok güzeldi. ve ondan sonra sultan tepesinin yamaçlarına yapılan bütün ahşap evler mihrimah’ın güzelliğine uysun diye özel bir mimari izinle yapıldı. şöyle ki;
    külliyenin arka planında kalan sultan tepesine yapılacak evlerin pencere ve kapı büyüklükleri normal boyutlardan 2/3 oranında daha küçük yapılacaktı. bunun amacı ise insanların pencere ve kapı algılaması aynı olduğundan, arkadaki evleri normal boyutta düşünmesini sağlayarak külliyeyi ön plana çıkarmaktı. yani arkadaki evlerin pencereleri ve kapıları, mihrimah külliyesini daha ihtişamlı göstermeye yardımcı olacaktı. kısacası sultan tepesine bakanlar mihrimah külliyesini bir göz aldatmacasıyla 2/3 oranında daha büyük görüyorlardı.

    aradan yıllar geçti. mihrimah yeniden para biriktirdi ve mimar sinan ustayı yeniden çağırdı. dedi ki: “usta, benim için yeni bir külliye yap” o zaman sinan usta: “nereye yapayın sultanım?” dediğinde mihrimah “yerini yine seç seç usta” dedi. ve mimar sinan istanbul’un yedi tepesinden en güzel, en yüksek olan tepeyi bugün ki edirnekapı dediğimiz surların dibindeki tepeyi seçti. ve oraya yine bir mescit, bir mektep, bir camii, bir medrese, bir hamam, bir sebil, bir çeşme vb. bir külliye yaptı…


    çok sonra tanzimat yıllarında bir şair bir gün her iki külliyeyi aynı anda görebileceği bir yerde durdu. ve o zaman bir şeyi keşfetti. mimar sinan iki külliyeyi öyle iki noktaya yapmıştı ki; ilkbaharda sabahleyin üsküdar’daki mihrimah camiinin iki minaresinin arasından güneş doğarken edirnekapı’da ki mihrümah camiinin kubbesi üzerinden ay batıyor, akşamleyin üsküdar’da ki camiinin iki minaresinin arasından ay doğarken edirnekapı’da ki camiinin kubbesi üzerinden güneş batıyordu.
    kadının adı mihrümah idi. yani ay ve güneş. ve mimar sinan öyle iki yere iki külliye yapmıştı ki gökkubbenin altında binlerce yıl adını andırabilecek bir güzelliği ona hediye etmişti aslında. belki de bu olağanüstü düşünce, naif ve dillendirilmemiş bir sevdanın sonucu aklına gelmişti sinan'ın..