şükela:  tümü | bugün
  • transferi için istanbul'a gelir rapaiç. yanında menajeri vs vardır. fenerbahçe kulüp binasına gidilir. hoş beş muhabbetten sonra rapaiç çıkarır başkanın karşısında sigarasını yakar. rapaiç'in dürüstlüğü yıldırımın hoşuna gider ve oradan bir türk kahvesi söyleyin der. işte rapaiç böyle bir adamdır.
  • fenerbahçe'nin izlediğim maçlarında taraftara onun kadar güven veren çok futbolcu görmedim. ne zaman maçta bir şeyler kötüye gitse, rapaic orada olurdu. bu yüzden taraftara onun varlığını bilmek kafi gelirdi.

    fenerbahçe'deki ilk senesinde fenerbahçe şampiyon olduysa onun sayesinde oldu.
    o sene fenerbahçe kadıköy'de 17'de 17 yaptıysa, gene rapaic sayesinde yaptı. kritik anlarda kritik goller attı ve taraftara kendini çok sevdirdi.

    sonra da ilk sezonunun sonunda "başkan söz verdi, bonservisimde kolaylık yapacak" dedi. kız arkadaşım reddetse, ergen halimle bu kadar üzülmezdim. gideceği düşüncesi bile yetmişti.

    aziz yıldırım 2 sigarayla ikna etse de adam ehlikeyfti. fenerbahçe'den ayrılamayınca, bir kaç maç hariç, kendini pek futbola vermedi. bir gün de kendi otel parasını cebinden ödeyerek fenerbahçe'den ayrıldığını duyduk, üzüldük.

    sonra da fenerbahçe'den gide gide hjdut split'e, ancona'ya gitti. hjdut split'li bir futbolcunun italya'yı tek başına yıkacağını kimse tahmin edemezdi ama o rapaic'ti, yapardı. mükemmel bir golle yaptı da... hırvatistan'ın turnuvadaki en iyi ismi oldu, euro 2004'te de bu performansını sürdürdü ama kariyeri boyunca fenerbahçe'den daha büyük bir takımda forma giyemedi.

    özetle, gittiği her yerde iz bıraktı bu adam. perugia taraftarı çok sevdi onu, gidişine en çok onlar üzüldü. fenerbahçe taraftarı da çok sevdi onu, yıllar sonra son maçta kaybedilen 2 şampiyonlukta da gözleri rapaiç'i aradı, "o olsaydı" dedi. standart liege taraftarı da çok sevdi onu.

    işte böyle bir adamdı. çok çok üst düzey bir yetenekti ama dünya'nın büyük bir kısmı bu adamı izleyemedi. her kulvarda kaybeden biz, bu kulvarda kaybetmedik. rapaiç'i kendi formamız altında izledik. doyamadık ama olsun, bu bile bir şeydi.
  • fenerbahce taraftari cok sevdi bu adami, bu adam da fenerbahce taraftarini. yedek kalmayi sorun yapmazdi. sonradan girip cok mac kurtardi. disiplinsizdi, antremani sevmezdi ama oynadigi zaman her topu ayagina alisinda taraftari heyecanlandirirdi. cok guzel gollere imza atti, sonradan girip frikik golleri atarak fenerbahce taraftarinin gozune girdi ve sonra hic gozden dusmedi. o sezon kendisiyle ayni yerde oynayan balic ve revivo'yu taraftar iyi hatirlamaz ama rapaic diyince herkesin yuzunde bir gulumseme olur. stadyuma gittigimde halen sari lacivert formalar uzerinde rapaic yazan cok forma goruyorum. bir nostaljidir, 3-0 dan 4-3 un mucididir. bir basari hikayesidir.
  • istanbul'a uçağı indikten 30 dakika sonra idmana çıkınca, epey şaşırtmıştı türk basınını ve daha ilk saniyede pek bir şey yapmadan taraftarın sevgisini kazanmıştı.

    sonra taraftar merakla onu beklerken antremanda sakatlandı, bir süre futbol oynayamadı. oynayamayınca da eleştiriler başladı. "müzmin sakat" fulbolcu alınmıştı, 10 milyon dolar çöpe atılmıştı, falandı filandı. "duygusal bir insanım, eleştiriler beni çok yıpratıyor" dedi ve eleştirilere cevap vermek için, sakatlığı tam geçmeden sahaya çıktı. daha ilk maçında fenerbahçe'yi sıkışan bir maçta galibiyete taşıdı. sene sonuna kadar da sakatlanmadı. "müzmin sakat" diyenlere cevabı sahada verdi.

    bu sefer eleştirenler "koşmuyor" dediler. "27 asist, 11 gol ve şampiyonluk" dedi, "ııııh, koşmuyor" dediler. ondan önce hagi'ye, sergen'e, "koşmuyor" demişlerdi, ondan sonra da van hoojdonk'a, alex'e "koşmuyor" diyeceklerdi. rapaiç "duygusal adamım, yıpranıyorum" dedi, attırdı bir cigara. bu sefer de "sigara içiyorrrr" dediler. iyice dellendi, eleştirilere alex gibi, hagi gibi kulağını tıkayamadı, "artık benden bu kadar" dedi. kendini fenerbahçe'ye eskisi gibi vermedi.

    zamanında sakatken yapılan transfer taksidi ödemesine, "daha topa dokunmadım, bu ne parası?" diyip ödemeyi reddeden adam, fenerbahçe'yi parasının ödenmemesini bahane ederek fifa'ya şikayet edecekti. sakat sakat sahaya çıkan adam, zorlu deplasmanlara "sakatım" diyerek gitmeyecekti ve maç seçecekti.

    kısacası 2. senesinden itibaren spor basının istediği gibi müzmin sakat, koşmayan, sorumluluk almayan bir futbolcu oldu. e rapaic öyle olunca da, olmadı tabii. "bay asist" olarak, "perugia efsanesi" olarak geldiği ülkeden "fenerbahçe'nin efsane futbolcusu" olarak sessiz sedasız ayrıldı. özledik mi? özlemeyen taş olur, taş!
  • şampiyonluk akşamı tüm takım formayla gezerken ve tezahürat yaparken, o, ipek gömleği üstünde, saçları geriye taralı, bir çingene kral edasıyla sakince, içten gülümseyip kadehini uzatmıştır. göztepe’de devamlı kebap yediği lokantanın fanatik fenerbahçeli şefinin “yeter be milan, çok kilo aldın!” ayarı üstüne kebaba ara verebilen halk futbolcusuydu.

    skorbordun henüz değişmediği, eski usul takıldığı dönemde papazın çayırı’nda devre arasında skor tabelasını değiştirmekte olan çocuğa eliyle “dur koçum zahmet etme” hareketi yapmış ve ceza sahası dışından attığı topla sözkonusu tabelayı indirmiştir ki maçın ikinci devresinde aynı yerden frikikle yine atmıştır golünü. tüm stada şaka yapabilirdi. kendisine umursamaz, şudur budur dediler. onu tanıyanlar bilir ki, kelimenin tam anlamıyla huzursuz ruhunda huzur arayan bir göçebeydi. futbolu bir oyun olarak görmeyip haddinden fazla ciddiye alanları üzmemek için, arada bizi mutlu etmek için oynardı. tüm bunlara ne gerek var ki? demlensek de mutluyuz insanı, güzel insan. gönül düşürdüğünüz takımın formaları bazılarına daha çok yakışır, bizim için yakışıklıydı.
  • dünyanın en iyi futbolcusu değildi. hiçbir zaman alex'le, hagi'yle kıyaslanmayacaktı belki ama bambaşka bir futbolcuydu. denizli'de kaybedilen şampiyonluğun getirdiği travmayla ertesi gün düşünürken "rapaic olsa şampiyonduk" dedirtmişti bana. 3 kişiyi çalımlar asardı topu kalecinin üstünden. ceza sahası dışından bırakıverirdi direk dibine. frikikten takardı çatala. bir şey yapardı mutlaka.

    o, 3-0 biten karşılaşmanın devre arasında stadı terkeden baliç gibi yıldız müsveddesi değil, maçı almak için sahaya giren kahramandı. tribünler nasıl ikinci yarıda ayaklanmış ve maçı kazandırmışsa, rapaic tribünden biri gibi girmişti sahaya. dedim ya, bambaşkaydı.

    kasımpaşa maçında tekrar aklımıza düşürdü kendini. çok sevdik, çok özledik. yaşar'dan gelsin;

    bu rüya nerden çıktı geldi sahi?
    aradan kaç yıl geçti, yoktun hani?
    seni çok özlemişim görmeyeli
    hayırdır inşallah...
  • ara ara gelip kadıköy'de maç izliyor ya; eski günleri yad ediyorum sayesinde. yaşlandık be rap rap, ama bil ki seni hiç unutmadık.
  • bir galatasaraylı olarak takdirle hatırladığım oyuncudur.
    bunların çete olduğu zamanları hatırlıyorumda.. revivo - rapaic- kenneth anderson- ve biraz baliç çok az da lazetiç..
    çelik gibilerdi. yanlarına gelen uyduruk türkler bile parlayabiliyordu. daha geçen haftaymış gibi hatırladığım bu kadro 16 sene önceymiş lan.
    2000ler ne ara gelip geçti?
  • vakti zamaninda aziz yildirima gidip basindan sikayetci olmus,hicbir yere gidemiyoruz basin ensemizde,ne icki icebiliyoruz ne cigara tutturebiliyoruz diye veryansin edince aziz yildirim cebinden paketi cikarip ,buyur milan burdan yak ,diyerek kendisine uzatmis,rapaic de sigarayla saygi olmaz diyerek baskanla beraber fosur fosur icmistir sigarasini.ayni gunun gecesinde baskan rapaici raki baliga da goturmus mudur,hala merak konusudur.
  • ridvan'a da cok guzel yakisirdi, ama 8 numara socrates'den sonra en guzel ona yakisirdi. fener'e gelen hic bir topcu beni onun kadar gerekirse maci tek basina alabilecegine ikna edemedi. tek basina mac almak meselem degil, ama insan hani piano piano bacaksiz'daki hizir dayi gibi (rahmetli yaman okay) basin derde girdiginde birden en ihtiyacin olan seyle gelebilecek birini ariyor bazen. meshur 4-3'luk antep macinda attigi 4. golden sonra onu yere yikan lazetic'in ve ustune coken digerlerinin elinden kurtulup ayaga kalkarak kollarini iki yana acip seyircilere bir kahraman gibi (gibisi fazla) baktigi an hizir dayi'nin (yoksa amca miydi) elinde soba ve boru parcalariyla geldigi ana estir. yok, istemem maci tek basina alacak ya da ulkeyi tek basina kurtaracak adam, takim oyunu her zaman en guzelidir. ama keske bugun cikip gelse ve dese 'verin 8 numarayi. kulubede otururum, gerektiginde cikip oynarim'. her hatasi affedilen hasari kardesimizdir o bizim.
hesabın var mı? giriş yap