şükela:  tümü | bugün
  • eğitimimiz için faydalı olacağı düşünülen tavsiyelerdir.

    öncelikle sn. hocam ziya selçuk'a yeni görevinde başarılar dilerim. zannımca çok yerinde bir isim. gerek eğitimci kimliği gerekse talim ve terbiye kurulu başkanlığından kalma tecrübeleriyle, eğitimde başarıya ivme kazandıracağını düşünüyorum.
    ancak kendisinin affına sığınarak aciz kanaatimce bir tavsiyede bulunmak istiyorum kendisi ve ekibine.

    hocam allah aşkına siz de diğer bakanlar gibi eğitime ticari bir müessese mantığıyla yaklaşmayın. lütfen ilk yapacağınız iş öğretmen yetiştirme sistemini düzeltmek olsun.
    sadece bu işi layıkıyla yapacak, kendisini öğrencilerine adayacak, sadece maaşını düşünmeyecek, sınıf içinde insiyatif alabilecek, vatanına ve milletine bağlı, duyuşsal özellikleri öğretmenlik mesleğine uygun bireyler öğretmen olsun. zira öğretmenliği sadece geçim kaygısını ortadan kaldıran bir araç için gören bir insan kadro aldıktan sonra zinhar kendini öğrencisine adamaz.

    öğretmenliğin itibarını geri kazanmasına, kendini geliştirmesine olanak sağlayın.
    gerisi çorap söküğü gibi gelir.
    not: bir öğretmen
  • bakanımız takip etmese de çocukları ve yakın çevresinin takip ettiğini umuyorum.

    meb'de görevli 1.000.000'a yakın personelin yarısı kadın, yarısı erkek iken iş yöneticilere geldiğinde maalesef kadın yönetici göremiyoruz. il müdürleri, ilçe müdürleri, şube müdürleri, okul müdürleri arasında erkek egemenliği fazlasıyla hissediliyor. merkez ve taşra teşkilatlarında yönetici görevlendirirken bu hususu dikkate alınız.

    kariyer ve liyakat geri getirilmeli, bu bakan kardeşiymiş, bu vekilin kuzeniymiş, bu şu tarikatın, bu şu cemaatin, bu bizim sendikanın adamı demeyiniz. hak etmeden gelenlerin o makamlarda oturmasına göz yummayınız.

    70 ve 80'li yıllarda atanan öğretmenleri emekliliğe teşvik ediniz. (3600 gösterge vaadinden sonra ayrılmayı düşünenler de vazgeçti. bir an önce hayata geçirilirse bu arkadaşlarımızın emekliye ayrılmaları çok daha hızlı olacaktır)

    denetimsiz hiç bir örgütün amacına ulaşması söz konusu olamaz. ülkenin en büyük örgütü malesef şu anda denetim olmadan hedeflerine ulaşmaya çalışıyor. (velilere, öğrencilere performans notu verdirmekle olmayacağını hepimiz biliyoruz) eski sisteme dönülmese bile proaktif bir denetim sistemini hayata geçiriniz.

    ekonomik sıkıntılar yaşadığımız günlerde böyle ağır bir sorumluluğun altına girmeniz ayrı bir şanssızlık ancak size güveniyoruz. sizin başarınız öğretmenlerin, öğrencilerin ve ülkenin başarısı olacaktır.
  • belki buraları okuyordur, iki küçük tavsiyem mevcut.

    birincisi şu;
    bilindiği üzere meb'in e-okul diye bir sistemi mevcut. öğretmenler her derse girdiğinde bir adet yoklama fişini ve sınıf listesini önüne alıyor. isimleri tek tek okuyup gelmeyenlerin numaralarını bu fişe yazıyor. gün bittiğinde bu yoklama fişi müdür yardımcıları tarafından e okul sistemine tam gün-yarım gün devamsız şeklinde işleniyor. yani tek bir sınıfın yoklaması hem aynı gün içinde verilen 8 dersin hocalarının hem de müdür yardımcılarının zamanını çalıyor. ayrıca veli e-okul sistemine baktığında devamsızlık toplamını görebiliyor fakat hangi dersler olduğunu göremiyor. üstelik dünyanın kağıdı israf oluyor. ek olarak zaman zaman geç gelip yok yazılan öğrenciler bu fişi karalayabiliyor. bu da gün sonunda ogretmene ve müdür yardımcılarına sıkıntı yaratıyor.

    önerim şu; teknoloji çağında akıllı telefon ve tablet kullanamayan neredeyse kimse kalmadı. yapın e-okulla entegre bir uygulama, girelim 2 dakikada alalım yoklamamızı. bunu yaptığımızda hem velimiz çocuğunun hangi derse gelmediğini görebilir hem de öğretmenler ve müdür yardımcılarının yükü azalır. üstelik fiş karalama gibi olayların ve kağıt israfının da önüne geçilmiş olur.

    ikinci tavsiyem bakanlığın dağıttığı kitaplar üzerine. bilindiği üzere meb ders kitaplarını ücretsiz dağıtıyor ve harici herhangi bir kaynak kullanmak yasak. fakat bu kitaplar defterlerle birleştiğinde çocukların sırtında büyük bir yük oluşuyor. ayrıca ders içerisinde anlatılmış bir konunun örneğini çözmek için önce öğretmen soruyu tahtaya, sonra öğrenciler soruyu deftere, ardından öğretmen çözümü anlatarak tahtaya ve son olarak öğrenciler çözümü deftere yazıyor. dolayısıyla 40 dakikalık bir derste en fazla 8 soru çözülebiliyor.

    önerim şu; kitap dağıtmak yerine içinde her konu başlangıcında konuların özet bilgilerinin bulunduğu, öğretmen eşliğinde boşluk doldurma kısımları olan, ders içerisinde çözülmesi gereken soruları içeren, her kazanımda zaman zaman öğretmenin kendi sorularını da yazdırabilmesi için 1 boş yaprak ve tüm bunların peşine 1 yapraklık ödev testi bulunan bir akıllı defter olsa çok hoş olmaz mıydı? hatta bu içerikler bir de akıllı tahta uygulamasına yüklü olsa?

    öğrenci sırtında koca koca defterler kitaplar taşımaz, kağıt israfının önüne geçilir, ders daha akıcı işlenir, daha çok soru çözülür, daha kolay ödev verilir ve kontrol edilir. herkes mutlu.

    tabi bunlar sadece öneri. doğrusunu elbette milli eğitim camiasını yönetenler benden iyi biliyordur.

    kalın sağlıcakla.
  • 1) okullarda hala bağış adı altında para toplanıyor.

    2) müdür yardımcıları girmedikleri derslerin, kursların puantajını kendilerine yazıyorlar.

    3) merkez il ilçelerdeki okullar da dahil olmak üzere internet bağlantısı olmayan birçok okul var.

    4) imam hatiplerin sayısı azaltılmalı.

    5) yöneticilikten bihaber çapsız adamlar hala hatır gönül, referans muhabbetiyle idareci yapılıyor.

    6) akademik kariyer yapan öğretmenlere ayrıcalık tanınmalı.

    7) dil tazminatı arttırılmalı.

    8) 3600 ek göstergeye ne oldu ?

    9) ücretli öğretmenlik kaldırılmalı.

    10) okullar üniversitelerle ortak projeler geliştirilmeli.

    11) şu saçma sapan tübitak projelerine son verilmeli, her sene birbirini tekrarlayan projeler yapılıyor.

    şimdilik bu kadar aklıma geldikçe editlerim.

    ha birde bana yetki verin sorunlu idarecilerin hepsini adam edeyim.
  • terli terli soğuk su içmeyin sayın bakanım. biliyorum buraları okuyorsunuz. belirtmek isterim ki devletimizin her daim yanındayım.
  • yardımcılarından biri rte'nin teyze oğlu, diğeri ilk dönem vekillerinden. kolay gelsin.
  • -tüm öğretim dönemlerindeki müfredat azaltılmalı. ilkokul'un ilk 2 senesi, temel okuma yazma, hayat bilgisi, felsefe ve ingilizce harici bir ders içermemeli.

    -ingilizce öğreniminde kraliyet dili yerine, iş hayatı ingilizce, günlük pratik ingilizce öğrenimine geçilmeli. ought to'yu kraliçe bile konuşmazken, türk gençliğine öğretme zülmundan vazgeçilmeli. 8 sene ingilizce öğrenimi görüp dil öğrenemeyen nesil olmaktan bir an önce kurtulmalıyız.

    -ilkokullarda hayat bilgisi dersinde, çevre bilinci (her sene 1 gün tüm ilkokul öğrencileri dağ bayır çöp toplama şenliği), trafik kuralları (kavşak nedir, neden kırmızı ışıkta durmalıyız, yaya çizgileri, sinyal neden verilir vb.), tuvalet adabı, adab-ı muaşeret, kadın-erkek eşitliği, teknoloji okur yazarlığı, ayakkabı bağlama, yemek yapma, hayatta kalma vs. gibi konular işlenmeli. ama bu konular gerçek örneklerle, gerçek ortamlarda ve kitabi olmayan bir şekilde işlenmeli.

    -ilkokullara davranışsal eğitim dersleri eklenmeli. güvenli davranış, takım çalışması, özgüven, sunum teknikleri vb.

    -+5000 çalışanı olan her sanayi kuruluşuna meslek lisesi açma, kendi müfredatını oluşturabilme ve himayesine alma zorunluluğu getirilmeli.

    -liselerde müfredat sadeleştirilmeli. 30 milyon genç nüfusa endoplazmik retikulum'un görevleri yerine, çok temel seviye fen bilimleri altyapısı verilmeli. dersler sürekli gerçek hayattan örneklerle anlatılmalı. örn. hararet halindeki aracın motor su kapağı neden hemen açılmaz, kızgın yağ'ın içerisine neden su dökülmez.

    -üniversitelerde müfredat sadeleştirilmeli, son 1 sene, zorunlu sanayi stajı ile tamamlanmalı.

    -+x tl cirosu olan her kuruma fen lisesi açma ve himayesine alma zorunluluğu getirilmeli

    -yazılımda her üniversiteye belirli bir proje ve hedef verilerek odaklanma sağlanmalı. konya bilg. müh. öğrencilerinin sadece yerel arama motoru üzerine odaklandığını ve tüm okulun, öğrencilerin bu alanda çalıştığını hayal edelim.

    -turkcell akademi, yapı kredi akademi, tofaş akademi, lcw akademi, hayat akademi gibi kurumların yöneticilerinden oluşan bir çalışma grubu oluşturulmalı ve sürekli trend öğrenme metodları ve çözümler irdelenmeli

    -tüm öğretmenlere ve adaylarına şu kitap okutulmalı, bu kitaptan sınav yapılmalı
    http://www.tegep.org/…im-degildir-kitabi-cikti/484/

    -öğretmenlik bölümlerinin kontenjanları 5 senelik planlara göre her sene revize edilmeli. örn. önümüzdeki 5 sene içerisinde 100 fen bilgisi öğretmenine ihtiyaç olacağı öngörülüyorsa, okullarda en fazla 100 x n adet kontenjan açılmalı.

    -özel sektör'de min. 5 sene çalışmayan öğretim görevlilerinin üniversitelerde doç. olması engellenmeli.

    -kırsalda köy enstitüsü modeli devam ettirilmeli.
  • rafine şekerden uzak durun sayın bakanım!
  • eğer burayı okuyorsanız sallayın gitsin. bu saatten sonra düzelmez.