şükela:  tümü | bugün
  • ulusal istenç. her millette bir tane vardır.
  • yanlış oldugu düşünüldügünde yanlış yollarla tepki verilirse gitgide güçlenecek olan iradedir.
  • bazı milletlerde yarım yamalak bulunan iradedir. aslında o milletlerde de fiilen vardır ama iş hukuken işletmeye gelince hariçten aktörler müdahele ederek ifsad eder.
  • demokrat parti'yle birlikte türk siyasi literatürüne giren bir merkez sağ söylemi.
  • çoğu zaman uluşça değil, ırkça ya da ümmetçe kullanılan ve ne yazık ki birçok dış etkinin kolaylıkla yönlendirebildiği etki-tepki.
  • insan gruplarından kopartarak "millet" denen soyutlamaya tek, yek, toplaşık ve istikrarlı bir irade, arzu, akıl atfeden, muktedir jargonuna ait iktidar teknisyenliği terimi. hangi politik süreçlerle (parlamenter, militer, vs.) toplumun yöneticisi konumuna yerleşirse yerleşsin, muktedirin pozisyonunu meşrulaştırmak için başvurduğu üçkaat: mümessil, milleti temsil ettiğini beyan ederken, kendi karar verme gücünün tinsel kaynağı olarak da milli iradeyi gösterir. bir tür totoloji: "milli irade beni mümessil yaptığı için, milletin iradesini temsil ederim."

    politik üçkağıdın büyük ve ürkütücü ustalarından birine kulak verirsek:

    "diktatörün birinci görevi arzularını popülerleştirmek, milli iradeyi kendi iradesine uyumlu kılmaktır. ancak o zaman geniş kitleler uzun vadede kendisine destek verir ve saflarına katılırlar."[*]

    sahici bir demokratik örgütlenmede ise irade dediğin şey toplaşıklaştırılıp millileştirilemez. iradeler çelişir, çekişir, birbirini dışlar, müzakere edilir.

    "milletin iradesinin örgütlü formu"na ister oy oranı de, ister parti de, isterse de ulu önder, orada demokratikleşme olmaz kardeşim. başka bir şey olur.

    http://www.nsm88.org/…nir-will-der-nation-75dpi.jpg

    [*] joseph goebbels, "goldene worte für einen diktator und für solche, die es werden wollen", wetterleuchten. aufsätze aus der kampfzeit (munich: zentralverlag der nsdap, 1939), s. 325. ["diktatöre ve diktatör olmak isteyenlere öğüt"]

    (bkz: milli egemenlik milli iradeye karsi)
  • eskişehir'in bir yerel gazetesi, hala var mı bilmiyorum. sağcı-muhafazakar bir gazeteydi.
  • arada bir, belirsiz aralıklarla tecelli eden, celadet gösteren ecinni. vücutsuz ve görüntüsüz olduğu için, ancak karizmatik liderler ve onların kurtarıcı örgütleri onun bize göründüğünü vahyedebilirler.

    simgeler ve istatistik eğilimlerle konuşan ulu manitu.

    seçimlerde hortlayan, sandıkta tecziye eden, esirgeyen, bağışlayan.

    "12 eylül yönetimini bir türlü içlerine sindirememiş olan içimizdeki bazı mihrak ve kişilerin de geçmişi geride bırakarak, milletin ittifakı olan milli iradeye hürmetkar olarak ve milletin emrine uyarak anayasa'ya sadakat ve bağlılık mecburiyetlerini gönüllerinde duymalarını temenni ediyorum. ancak böylece doğru yolu bulmuş olacaklardır." [kenan evren, 12 kasım 1982, anayasanın kabulü konuşmasından]

    "bazıları 70 milyon vatandaşımızla aynı anda düşünmemizi algılamakta güçlük çekiyorlar. bazıları, milli iradeye dayanarak, milletin sorunlarını siyasetin konusu yapmamızdan rahatsız oluyorlar. oysa türkiye olgunlaştıkça, demokrasi çıtasını yükselttikçe, ekmeğini, aşını, itibarını büyüttükçe, hak ve hakkaniyet duygusunu egemen kıldıkça sorunlar kendiliğinden tedavülden kalkıyor. bizim tek amacımız, demokrasimizin çıtasını yükselterek halkımızı huzur, güven ve adalete kavuşturmaktır. bu anlamda halkımızın vicdanı en büyük rehberimizdir, milli irade en büyük dayanağımızdır." [recep tayyip erdoğan, 21 ocak 2008]

    (bkz: milletin iradesi tecelli etmiştir)
    (bkz: herkes milli iradeye ram olmak durumundadir)

    http://img355.imageshack.us/…g355/5599/will2wg2.jpg *
  • türkiyede külliyen yalan olan bir kavramdır.

    parlementonun yansıttığı söylenir o da yalandır. anayasa mahkemesinin türban kararından sonra bu iradenin ezildiği söylenir bu kuyruklu yalandır.

    şöyle ki halk milletvekillerini seçmemektedir milletvekillerini seçen recep tayyip, deniz baykal, devlet bahçeli vb pati liderleridir. yani parti padişahları.

    burada çiğnenen onların iradesidir. ancak onlar bunu(akp) halka mal etmeye çalışmaktadır.

    (bkz: siyası partiler yasası)

    başka önemli bir nokta star da çıkan ruhat mengi'yle her açıdan programında söylendi, soruldu.

    kayıtsız şartsız parti başkanlarına itaat eden milletvekillerinin verdiği kararlar mı yoksa kendi vicdanıyla hareket eden yargı mensuplarımı daha güvenilir?
    bölye bir ortamda anayasa mahkemesi'nin verdiği karar milli iradeye aykırı değildir.

    milli irade olabilmesi için öncelikle vatandaşın kendi milletvekilini kendisinin seçmesi gerekir.
  • ülkemizde çok sık dillendirilen ancak bir türlü içi doldurulamayan ve doğru algılanamayan kavram.

    "milli irade" kavramı siyaset literatürüne fransız ihtilaliyle girmiştir. oluşturulan meclislerde halkı temsil eden "temsilciler" olgusundan adını almaktadır. bu yönüyle bakıldığında güzel, hoş görünmektedir. ancak, hiçbir zaman doğrudan demokrasi kavramıyla özdeşleşemeyen bir irade anlaşıyı hiçbir zaman ulusal iradenin totalini yansıtamaz kanaatimce. doğrudan demokrasi anlayışının da uygulanması bir ütopyadan ibaret olduğu için "milli irade" kavramının içinin kof kaldığını söyleyebiliriz.

    milli irade kavramı, ülkemizde hep çoğunluğun azınlığa tahakkümü şeklinde tezahür etmiştir. 1950 yılından 1960 yılına kadar "çoğunlukçu" bir yönetim anlayışının olduğu, bir bölgede oyların çoğunu hangi parti alıyorsa bütün milletvekillerinin o partiye aktarıldığı bir sistemden bahsediyoruz. bu durumda "milli irade" kavramının tabana yayıldığı reel bir uygulama sürecinden bahsedebilir miyiz? bahsedemeyiz ama adnan menderes dönemini hep milli iradenin "başat" unsuru olarak görüyoruz. bu sorun, demokrat partinin ya da adnan menderes'in sorunu değil tabi, ancak demokrat partinin de işine geldiği için herhangi bir düzenleme yapmadığını/yapmak istemediğini belirtmek isterim. "ben odunu koysam seçtiririm" anlayışı bu tespite cuk diye oturuyor. e siz şimdi çıkın ortaya, bunun adına "milli irade" deyin.

    milli irade kavramı, çağdaş yönetim anlayışlarında "çoğulculuk" kavramıyla eşdeğerdir. bu kavramı bu argüman içinde değerlendirmemiz lazım. eğer ben bir partiye oy vermiyorsam o partinin de benim haklarımı koruması lazım mantığından hareket edilirse bunun adı bir nebze "milli irade" olabilir.

    türk insanı olarak en büyük yanılgımız, iktidardaki partinin yasal düzenlemelerini hep "milli irade" kavramında şekillendirmemizdir. partinin genel başkanının belirlediği bir milletvekili adayına oy vermek milli irade kavramına küfürdür. bu yönüyle bakıldığında tek parti döneminin bile daha "milli irade" tabanlı olduğunu söyleyebiliriz. tek parti döneminde sadece chp vardı ancak seçimler liste üzerinden yapıldığı için kişinin kendi temsilcisini seçme hürriyeti vardı.