şükela:  tümü | bugün
  • ulusal istenç. her millette bir tane vardır.
  • yanlış oldugu düşünüldügünde yanlış yollarla tepki verilirse gitgide güçlenecek olan iradedir.
  • bazı milletlerde yarım yamalak bulunan iradedir. aslında o milletlerde de fiilen vardır ama iş hukuken işletmeye gelince hariçten aktörler müdahele ederek ifsad eder.
  • demokrat parti'yle birlikte türk siyasi literatürüne giren bir merkez sağ söylemi.
  • çoğu zaman uluşça değil, ırkça ya da ümmetçe kullanılan ve ne yazık ki birçok dış etkinin kolaylıkla yönlendirebildiği etki-tepki.
  • eskişehir'in bir yerel gazetesi, hala var mı bilmiyorum. sağcı-muhafazakar bir gazeteydi.
  • türkiyede külliyen yalan olan bir kavramdır.

    parlementonun yansıttığı söylenir o da yalandır. anayasa mahkemesinin türban kararından sonra bu iradenin ezildiği söylenir bu kuyruklu yalandır.

    şöyle ki halk milletvekillerini seçmemektedir milletvekillerini seçen recep tayyip, deniz baykal, devlet bahçeli vb pati liderleridir. yani parti padişahları.

    burada çiğnenen onların iradesidir. ancak onlar bunu(akp) halka mal etmeye çalışmaktadır.

    (bkz: siyası partiler yasası)

    başka önemli bir nokta star da çıkan ruhat mengi'yle her açıdan programında söylendi, soruldu.

    kayıtsız şartsız parti başkanlarına itaat eden milletvekillerinin verdiği kararlar mı yoksa kendi vicdanıyla hareket eden yargı mensuplarımı daha güvenilir?
    bölye bir ortamda anayasa mahkemesi'nin verdiği karar milli iradeye aykırı değildir.

    milli irade olabilmesi için öncelikle vatandaşın kendi milletvekilini kendisinin seçmesi gerekir.
  • ülkemizde çok sık dillendirilen ancak bir türlü içi doldurulamayan ve doğru algılanamayan kavram.

    "milli irade" kavramı siyaset literatürüne fransız ihtilaliyle girmiştir. oluşturulan meclislerde halkı temsil eden "temsilciler" olgusundan adını almaktadır. bu yönüyle bakıldığında güzel, hoş görünmektedir. ancak, hiçbir zaman doğrudan demokrasi kavramıyla özdeşleşemeyen bir irade anlaşıyı hiçbir zaman ulusal iradenin totalini yansıtamaz kanaatimce. doğrudan demokrasi anlayışının da uygulanması bir ütopyadan ibaret olduğu için "milli irade" kavramının içinin kof kaldığını söyleyebiliriz.

    milli irade kavramı, ülkemizde hep çoğunluğun azınlığa tahakkümü şeklinde tezahür etmiştir. 1950 yılından 1960 yılına kadar "çoğunlukçu" bir yönetim anlayışının olduğu, bir bölgede oyların çoğunu hangi parti alıyorsa bütün milletvekillerinin o partiye aktarıldığı bir sistemden bahsediyoruz. bu durumda "milli irade" kavramının tabana yayıldığı reel bir uygulama sürecinden bahsedebilir miyiz? bahsedemeyiz ama adnan menderes dönemini hep milli iradenin "başat" unsuru olarak görüyoruz. bu sorun, demokrat partinin ya da adnan menderes'in sorunu değil tabi, ancak demokrat partinin de işine geldiği için herhangi bir düzenleme yapmadığını/yapmak istemediğini belirtmek isterim. "ben odunu koysam seçtiririm" anlayışı bu tespite cuk diye oturuyor. e siz şimdi çıkın ortaya, bunun adına "milli irade" deyin.

    milli irade kavramı, çağdaş yönetim anlayışlarında "çoğulculuk" kavramıyla eşdeğerdir. bu kavramı bu argüman içinde değerlendirmemiz lazım. eğer ben bir partiye oy vermiyorsam o partinin de benim haklarımı koruması lazım mantığından hareket edilirse bunun adı bir nebze "milli irade" olabilir.

    türk insanı olarak en büyük yanılgımız, iktidardaki partinin yasal düzenlemelerini hep "milli irade" kavramında şekillendirmemizdir. partinin genel başkanının belirlediği bir milletvekili adayına oy vermek milli irade kavramına küfürdür. bu yönüyle bakıldığında tek parti döneminin bile daha "milli irade" tabanlı olduğunu söyleyebiliriz. tek parti döneminde sadece chp vardı ancak seçimler liste üzerinden yapıldığı için kişinin kendi temsilcisini seçme hürriyeti vardı.
  • % 10 barajı var oldukça benim dahil olamadığım iradedir. yani toplumun iradesi hakikaten "mil"lidir. irademize adeta mil çekilmiştir. (bkz: levent kırca tarzı kelime oyunları)
  • işte budur. tabii ki asla kabul edilmeyecektir bunun bir irade olduğu, basketbol şampiyonası'nda da edilmemişti. öğrencilerin başkaldırmaları da kabul edilmemişti. irade dediğin padişaha destek verecektir!