şükela:  tümü | bugün
  • küme düşmek tabirinin çıkış noktası..
  • şu sıralar bu turnuvada kazanılan şampiyonlukları fazla olan takımların garip bir isteği var burada alınan şampiyonlukların da tsl şampiyonluğu gibi sayılması için. bu saçma isteğe tek bir sav'la karşı çıkmak istiyorum; sadece istanbul, ankara ve izmir takımlarının katıldığı bir turnuvayı nasıl ulusal bir lig statüsüne alabilirsiniz? o kupaları bir kayseri, bir trabzon, bir bursa takımının kazanma olasılığı yok muydu? mantığınız alıyor mu?

    sonra bizim büyüklüğümüz kupa büyüklüğü değil falan...

    edit: bu yazdığıma bursaspor şu tarihte, trabzonspor şu tarihte kuruldu diyerek ayar vermeye çalışmak da başka mallık. bir daha okuyun bakalım bursaspor mu demişim, trabzonspor mu demişim? bursa takımı demişim, trabzon takımı demişim, yani bursa merinos 1900'de kuruldu ve milli kümede mücadele ettiyse onu alıyorum kümeye, bursasporu değil.

    yerel ligler ulusal lig değildir ve buradaki başarıların ulusal lig seviyesinde değerlendirilmesi kadar gerzekçe başka bir şey de yoktur. hadi eyv.
  • ne yazık ki 1961 yılında kurulan trabzonspor veya 1963 yılında kurulan bursaspor'un bu turnavada şampiyon olma olasılığı yoktur.

    1959'da süper lig kurulmadan önce de mücadele veren takımların geçmişini silmek tam anlamıyla saçmalıktır.

    fenerbahçe özelinde konuşacak olursam, o dönemlerde alınan kupalar da, en azından benim için, en az geçerli olan lig şampiyonluklar kadar önemlidir. fenerbahçe 1907'de kurulmuştur ve 1936-1950 arasında mücadele ettiği milli küme şampiyonlukları da dahil herhangi bir kupasının resmi sayılmaması aptallıktır.

    bu kupa sevdalısı olmaktan çok takımının tarihine sahip çıkmaktır. o yılları yok saymamak, lefter küçükandonyadis, zeki rıza sporel ve nicelerini unutmamaktır.

    1959 yılından önce kurulan her klüp kuruluş yılını 1959 yapsın o zaman, madem öncesi çöpe atılacaksa.

    edit: kayseri ekiplerinden kayseri erciyesspor 1966, kayserispor ise 1975 yılında kurulmuştur. ama bir isim değiştirme işlemi olmuştu yanılmıyorsam, belki tarihler de yer değişebilir.
  • $ikecilerin su andaki turkiye super ligine esdeger gordukleri ve buradaki sampiyonluklari da yildiz yapip tisortlerine bastiklari lig.
    (bkz: fenerbahçe'nin 5 yıldızlı tişört çıkarması)

    burada elde edilen basarilarin su andaki turkiye ligi sampiyonlugu ile es deger tutulmasi, r.a.p. amsterdam, h.b.s. of the hauge ve daha bir cok adini ilk defa duyacaginiz kulubun sampiyonlar ligi sampiyonu sayilmasi kadar sacma birsey tabi ki. bu takimlar kim diyenler icin avrupa kupalari tarihinin bir ozeti

    bizim milli kumelerle filan nasil da benziyor degil mi bu hikaye? ancak moron $ikecilere bunu anlatmak imkansiz, gormek istemeyen kadar kor duymak istemeyen kadar sagir olmazmis ne de olsa. 1955 oncesinde acaba avrupa'da takimlar aralarinda hic mi mac yapmiyordu da 55-56 sezonunda basladi avrupa kupalari diye hic dusunmemis aziz'in koyunlari yaziyi bir okusunlar bakalim ne kadar sacmalayacaklar bunu da carpitmak icin?
  • türkiyede bildiğimiz anlamda bütün kulüplerin katıldığı içeride dışarıda herkesin birbiriyle oynadığı turnuva yani bildiğimiz anlamda lig olmadığı için o dönemde yapılmış 3 büyükşehirin katılımı olan bugün özellikle bazı fenerli zeka yoksunlarının beleşten şampiyonluk kazanmak için türkiye ligi şampiyonluğuna denktir diye kakalamaya çalıştığı içinde fenerbahçenin de olduğu istanbul takımları tarafından gereksiz ve itibarsız turnuva biz çekiliyoruz demesiyle 1950 yılında bitirilmiş organizasyon.zamanında itibarsız olduğu için bitirilen turnuvanın bitirenlerden bazıları tarafından en itibarlı lig şampiyonluğuna denk olduğunu söylemesi kulaklarımda gripin-böyle kahpedir dünya şarkısı çalmasına sebep oluyor
  • 1937-1950 yılları arasında, bir önceki sezonlarında, türkiye'de o yıllarda profesyonel ve yarı profesyonel düzeyde düzenlenen yegane ligler olan istanbul, ankara ve izmir futbol liglerini üst sıralarda tamamlayan takımların katılımı ile deplasmanlı karşılaşmaları usulü ile toplam 11 defa düzenlenmiş, ulusal anlamda ilk türkiye futbol ligi denebilecek futbol ligi.

    şampiyonları şu şekilde olmuştur:

    1937 - fenerbahçe
    1938 - güneşspor
    1939 - galatasaray
    1940 - fenerbahçe
    1941 - beşiktaş
    1942 - fikstür üzerinde anlaşma sağlanamaması üzerine düzenlenmedi
    1943 - fenerbahçe
    1944 - beşiktaş
    1945 - fenerbahçe
    1946 - fenerbahçe
    1947 - beşiktaş
    1948 - londra yaz olimpiyatları sebebiyle düzenlenmedi
    1949 - akdeniz oyunları sebebiyle düzenlenmedi
    1950 - fenerbahçe

    türkiye ulusal futbol ligi şampiyonluğuna eşdeğer bu ligin şampiyonluk kazananları şöyle olmuştur:

    fenerbahçe : 6
    beşiktaş : 3
    galatasaray : 1
    güneşspor : 1
  • (bkz: milli eğitim hediyesi kupası)

    8 takımın katıldığı tsyd kupasından hallice bu mini mini minnacık ve dandik organizasyondan dolayı bize yıldızgh verinn hülooghh diye bağıran geri zekalılar bile türedi son yıllarda...

    allah akıl fikir ihsan etsin diyeceğim de...

    o bile bu beni aşar, ben bunlara bu saatten sonra zeka veremem, bu çok zor bir iş diyecek....

    bir üstteki yazarın da belirttiği gibi;

    1942 'de fikstür üzerinde anlaşma sağlanamaması üzerine düzenlenmemiş...

    1948'de londra yaz olimpiyatları sebebiyle düzenlenmemiş...

    1949'da doğu akdeniz oyunları sebebiyle düzenlenmemiş bu minnak kupa...

    türkiye dünya kupalarına katılsaydı 1938 ve 1950 yıllarında da büyük ihtimalle yapılmazdı... o derece önemsiz ve minicik bir kupacık ki doğu akdeniz oyunları veya yaz olimpiyatları düzenlenecek diye yapılmıyor...

    edit: tanım

    tanım: mini mini bir kupa...
  • lig vasfı taşımamasının en bâriz göstergelerinden biri de katılımcıların seçilmesinde bir kriter olmaması, hatta küme düşme olmamasıdır. örneğin 1938 kupasında 8 takım içerisinde 8. olan fenerbahçe küme düşmemiş, 1939'da da yarışmıştır.

    takımların birçok maça farklı ve bugün komik gelebilecek sebeplerle çıkmadığı, aynı sezon içerisinde birçok kez kuralların değiştiği, farklı takımlara farklı uygulandığı, sözcüğün tam anlamıyla amatör bir şampiyonadır.

    kuralları da tuhaftır: galibiyete 3, beraberliğe 2, mağlubiyete 1 puan. ancak hükmen mağlup olana 0 puan. hükmen kazanana 3 puan verilip attığı gole 3 yazılıyor, hükmen mağlup olan takıma 0 puan verilirken, yediği gole bir şey yazılmıyordu. güneş-alsancak arasında oynanan maçta ise bundan farklı olarak hükmen mağlup sayılan alsancak'ın yediği gole de 3 yazılmıştır.

    1939'da averajla galatasaray şampiyon olurken, puanları eşit olan galatasaray ve ankara demirspor'un şampiyonluk için iki final maçı oynamasına karar verilmiş, ilk maç olaylar nedeniyle 78. dakikada iptal edilince beden terbiyesi genel direktörü bir tebliğ göndermiş ve puan ve averaj sistemi önceden belirlendiği için averajı daha iyi olan galatasaray'ın şampiyon ilan edildiğini, yarım kalan maçın ise özel maç sayıldığını açıklamıştır. böyle bir tuhaflıklar, bir vazgeçmeler, sürekli bir karar değiştirmeler...

    1941'de birden takım sayısı 10'a çıkmış, sonraki sene nedense tekrar 8'e inmiştir. 1942'de bazı anlaşmazlıklar nedeniyle kupa düzenlenmemiş, 1943'ten itibaren turnuva maarif mükâfatı, 1945'ten itibaren ise milli eğitim kupası adıyla düzenlenmeye başlanmıştır.

    1944'te istanbul futbol ligi'ni 3. olarak tamamlayarak bu kupaya katılmaya hak kazanan galatasaray, hiçbir yerde böyle bir kural yokken hükmen mağlubiyetleri gerekçe gösterilerek kupaya alınmamış, yerine istanbulspor çağrılmış. 1945'te kupaya katılmaya hak kazanan ankara şampiyonu harp okulu katılmak istememiş, yerine başka takım çağrılmış.

    sonra zaten çok da ciddiye alınmayan bu turnuvaya ilgi azalmış, 1946'da takım sayısı birden 6'ya düşmüş, 1948'de yaz olimpiyatları, 1949'da milli takımın katıldığı sadece 13 gün süren akdeniz kupası bahane edilerek düzenlenmemiş, 1950'de düzenlenen son sezonun ardından ise bırakılmış, yerine de başka bir şampiyona ihdas edilmemiş, 1924'ten beri ara ara düzenlenen kupa formatındaki türkiye futbol şampiyonası/birinciliği de 1951'de son kez uygulanmış, bundan sonra da 1959'a kadar milli bir futbol ligi kurulmamış, bu konuda bir çaba da olmamıştır. yalnız uefa'nın şampiyon kulüpler kupası için temsilci istemesi üzerine federasyon, federasyon kupası adıyla milli lig olmasa bile kazananın türkiye şampiyonu olacağının önceden ilan edildiği ilk yıl 32, ikinci yıl ise 38 takımın katıldığı milli bir kupa organize etmişti.

    ilk yıl bu kupayı kazanan beşiktaş'ın şampiyon kulüpler kupası'na katılamamasının hikâyesi de mânidardır. baştan federasyon kupası şampiyonunun, şampiyon kulüpler kupası'na gideceği açıklanmış ve kabul görmüş iken, beşiktaş'ın şampiyon olmasının ardından fenerbahçe, bu kupadan önce düzenlenen istanbul ligi'nin şampiyonu olduğu için şampiyon kulüpler'e kendisinin katılması gerektiğini iddia ederek (!) itiraz etmiş, süreci tıkamış ve tff'nin kupa kur'alarının çekildiği tarihe kadar şampiyon beşiktaş'ın adını uefa'ya bildirememesi üzerine o sezon türkiye bu kupada temsil edilememiştir.
  • bu mantıkla amerika'daki ve avustralya'daki tüm liglerin lig vasfı taşımamasıyla eşdeğerdir.
  • yine saçmasapan bahanelerle değeri düşürülmeye çalışılan ulusal lig. evet lig. çeviriyoruz; milli ulusal, küme de lig oluyor.

    yalnız arkadaşları tebrik ediyorum, her an araştırma halindeler. olur da bir saçmalık bulurlarsa mantıklı veya mantıksız sarılıyorlar hemen. misal küme düşme olmadığı için milli küme'yi birinci bitirenin şampiyon olamayacağı söylenmiş. şimdi bu abd futbol ligi mls'te de düşme yok. acaba 'mls'i birinci bitiren takımlar futbolda amerika'nın şampiyonu sayılamazlar' deseniz ne cevap alırdınız? bence eğlenceli olurdu, bir deneyin.

    puanlama sistemine takmışlar bir de. daha 8 sene önce kendi liglerinde galibiyete 1,5; beraberliğe ise 0,5 puan verildiğini bilmezler. onu geçtim 90'lara kadar galibiyet 2 puandı. o sezonların şampiyonunu da mı saymayalım?

    takım sayıları da başka komik bir bahane. ülkelerin liglerindeki takım sayıları yıldan yıla değişebilir. bizde de 16, 18, 19 takımlı sezonlar olmuştur. türkiye ligini bırakın, dünya kupalarında takım sayıları sık sık değişkenlik göstermiştir. savaşlar dolayısıyla, aynı milli küme gibi düzenlenemeyen dünya kupaları olmuştur. dönemin şartlarında bu çok normaldir. peki hiç, düzenlenemeyen dünya kupaları var diye turnuvayı birinci bitirene 'dünya şampiyonu sayılamaz' dendiğini duydunuz mu? ben yakında bu arkadaşlardan bekliyorum vallahi.