şükela:  tümü | bugün
  • ulkemiz icin bu 19.05.1919 ile resmen 29.10.1923 ama aslen *.*.2000 i kapsayan tarih dilimi
  • nutuk'tan..

    "...

    türk ata yurduna ve türk'ün istiklâline saldıranlar kimler olursa olsun, onlara bütün milletçe silâhla karşı koymak ve onlarla çarpışmak gerekiyordu. bu önemli kararın bütün gerek ve zaruretlerini daha ilk gününde açığa vurup ifade etmek, elbette isabetli olamazdı. uygulamayı birtakım safhalara ayırmak, olaylardan ve olayların akışından yararlanarak milletin duygu ve düşüncelerini hazırlamak ve basamak basamak ilerleyerek hedefe ulaşmaya çalışmak gerekiyordu. nitekim öyle olmuştur. eğer dokuz yıllık faaliyetimiz ve yaptıklarımız bir mantık silsilesi ile gözden geçirilirse, ilk günden bugüne kadar takip ettiğimiz genel doğrultunun, ilk kararın çizdiği yoldan ve yöneldiği hedeften asla sapmamış olduğu kendiliğinden anlaşılır.

    burada, zihinlerde yer etmiş olması ihtimali bulunan bazı kararsızlık düğümlerinin çözülmesini kolaylaştırmak için, bir gerçeği hep birlikte gözden geçirmeliyiz. yapılan millî mücadele dıştan gelen saldırıya karşı vatanın kurtuluşunu tek hedef olarak kabul ettiğine göre, bu millî mücadele'nin, başarıya yaklaştıkça, safha safha bugünkü döneme kadar millî irade rejiminin bütün ilke ve gereklerini yerine getirmesi tabiî ve kaçınılmaz bir tarihî akış idi. bu kaçınılmaz tarihî akışı gelenekten gelen alışkanlığı ile hemen sezmiş olan hükümdar ailesi, ilk andan başlayarak milli mücadele'nin amansız düşmanı kesildi. bu kaçınılmaz tarihî akışı daha başlangıçta ben de görmüş ve sezmiştim. ancak, sonuna kadar devam etmiş olan bu sezgimizi başlangıçta bütün yönleri ile açığa vurup ifade etmedik. gelecekteki ihtimaller üzerinde fazla konuşmak, giriştiğimiz gerçek ve maddî mücadeleye hayalî bir macera niteliği verdirebilirdi. dış tehlikenin yakın etkilerini derinden duyanlar arasında, geleneklerine, düşünce kabiliyetlerine ve ruh yapılarına aykırı olan muhtemel değişmelerden ürkeceklerin ilk anda direnme güçlerini harekete geçirebílirdi. başarı için pratik ve güvenilir yol, her safhayı vakti geldikçe uygulamaktı. milletin gelişmesini ve yükselmesini sağlayacak doğru yol buydu. ben de bu yolda yürüdüm.

    ..."
  • türk tarih kurumunun bastığı kazım özalp'ın kuva-i milliyeyi ve türk istiklal harbinin kuruluş safhasını anlattığı kitabı.iki cilttir, birinci ciltte asıl metin ve fotograflar yer alır.ikinci ciltte belgeler vardır.ingiliz kemal'in milli mücadele anılarının farazi olmadığının kanıtlarından birisidir.
  • millet ile yapılmıştır. millet ile yapılacaktır. küçük dağların yaratıldığı rahat koltuklardan olmamıştır, olmayacaktır!

    şimdi belki silahla değil, ama kalemle-kitapla; milletle...
  • hak ve eşitlik partisi gençlik kolları konya il başkanlığına ait olanı için;

    http://www.millimucadele.net/
  • (bkz: #22920954)
  • bu mücadeleyi ilk başlatanlardan miralay bekir sami bey'in (bekir sami günsav) dediği gibi "vatanlarında vatansız kalanların vatan yapma mücadelesidir."
  • milli mücadelenin iktisadi kaynakları

    mustafa kemal paşa, mondros mütarekesi'nden sonra milli mücadele’yi örgütlemek için samsun’a gitmeye karar vermesiyle birlikte iktisadi güçlükler baş göstermiştir. samsuna dokuzuncu ordu müfettişi olarak atandığı zaman kendisi ve karargah elemanlarının giderlerine karşılamak üzere dahiliye nazırı mehmed ali bey’in dahiliye nezareti örtülü ödeneğinden makbuz karşılığı verdiği yirmi beş bin lira vermiştir. bu para da ancak bir kaç ay idare edebilmiştir.

    milli mücadelenin başlarından 23 nisan 1920 tarihinde büyük millet meclisi’nin açılışına kadar olan sürede, iktisadi anlamda çok büyük güçlükler çekilmiş ve gerekli kaynakların olmaması hep büyük bir sorun olmuştur. bu dönemde yapılan kongrelerin masrafları ilgili müdafaa-i hukuk cemiyetlerinden temin edilmiş, kuvvai milliye güçleri de işgalcilerle yaptıkları mücadelenin devamı için gerekli kaynakalrı genellikle halktan ve gönüllülerden sağlamışlardır.[1]

    büyük millet meclisi’nin açılmasından sonra milli mücadele’nin yönetimi tek elden ankara’dan yönetilmeye başlanılmıştır. ankara hükümeti milli mücadele’nin finansmanı için eldeki bütün kaynaklardan istifade etmeyi uygun görmüştür. bu kaynakları üçe ayırmak mümkündür. bunlar; düyunu umumiye gelirleri, eskiden beri varolan ve yeni çıkartılan yasalarla toplanan vergiler ve yabancı ülkelerden ve halklarından sağlanan yardımlardır.

    düyunu umumiye gelirleri bu gelirler arasında önemli yer tutmaktadır. 1881 yılında muharrem kararnamesiyle osmanlı devleti borçlarını ödeyemediği alacaklılara önemli gelirlerini bırakmıştır ve bu gelirler düyunu umumiye idaresi tarafından taşrada görevlendiren 8000’i aşkın elemanla ve silah zoruyla toplanmaktaydı. ankara hükümeti kendi hükümranlık alanına giren bu gelirleri yeterli düyunu umumiye elemanları vasıtasıyla toplamak istemiştir ve düyunu umumiye idaresi ankara temsilcisi ali cevad bey ile yapılan görüşmeler sonucunda savaştan sonra verilmek üzere bu gelirler ankara hükümetine aktarılmıştır.[2]

    eskiden varolan ve yeni koyulan vergiler de milli mücadele’nin yürütülmesi için önemli gelir kaynakları arasında sayılabilir. bunlar arasında aşar, ağnam[3] ve gümrük vergilerini saymak mümkündür. ayrıca gayri müslimlerden askerlik vazifesini yapmak istemeyenlerden vergi alınmıştır ve bu vergi de bir kaç kez artırılmıştır.[4] bu vergilerin yanısıra 7/8 ağustos 1921 tarihinde çıkaılan tekalif-i milliye emirleri çok önemlidir. türklerin ölüm-kalım savaşı yaptığı olağanüstü şartlar içinde getirilen bu olağanüstü vergiler türk halkının sınırlarını zorlamıştır. bu emirler kısaca şunlardır:

    1- her ev, bir kat çamaşır, bir çift çorap ve bir çift çarık hazırlayarak orduya teslim edecektir.

    2- halkın ve tüccarın elinde bulunan ve giyim ve koşum eşyaları imaline yarayan malların %40’ına el konulmuştur,

    3- halkın ve tüccarın elinde bulunan tahıl, kuru sebze, kasaplık hayvan, şeker, yağ vb. yiyecek mal stoklarının %40’ına el konulmuştur,

    4- halkın elinde bulunan her türlü taşıt aracıyla, ayda bir kez olmak ve 1000 kilometreyi geçmemek koşuluyla orduya ait malzemeyi taşıması öngörülmüştür,

    5- ülkeyi terk etmiş olanların ordu gereksinmelerini karşılayacak mallarına el konulmuştur,

    6- halkın elinde bulunan tüm silah ve cephaneyi yetkili komisyonlara teslim etmesi öngörülmüştür,

    7- otomobil, kamyon ve telefon ile ilgili olarak halkın elinde bulunan malzemelerin %40’ına el konulmuş, ayrıca savaş araç ve gereçlerinin imal ve tamirinde yararlanılabilecek esnaf ve sanatkarlar ordu görevine alınmıştır.[5]

    imkanların çok sınırlı olduğu ve tek bir kurşunun bile ziyan edilmemesine dikkat edilen bu dönemde dış yardımlarda bu açıdan değerlendirildiğinde önemlidir. dış yardımların önemli bir kesimi rusya’da yeni kurulan bolşevik hükğmeti’nden alınan yardımlardır. bolşevikler kendileri gibi ingilizlerle savaşan ankara hükümeti’ne para ve silah yardımında bulunmuşlardır. bunda stratejik önemi büyük olan türk boğazlarının ingiliz hakimiyetinde kalmasının sovyetler birliği açısından büyük sakıncalar doğuracağı düşünülmüştür. sovyetler birliği milli mücadele yıllarında ankara hükümeti’ne toplam 11.000.000 altın ruble, 39.275 tüfek, 327 makineli tüfek, 54 top, 63 milyon tüfek mermisi, 147.079 top mermisi, 4.000 el bombası, 4.000 şarapnel mermisi, 1.500 kılıç ve 20.000 gaz maskesi yadımda bulunmuştur.[6] sovyet rusya’nın dışında hint müslümanlarının milli mücadele’ye yaptığı maddi ve manevi katkılar önemlidir. maddi yardımdan çok kurdukları bir çok örgüt vasıtasıyla ingiltere’nin osmanlı’yı müttefikleri arasında paylaştırmasına karşı çıkmış ve bir çok girişimlerde bulunmuşlardır. ingiltere’nin o dönemde en önemli sömürgelerinden biri olan hindistan’da böyle bir girişim olması ingiltere’yi zora sokmuştur. alptekin müderrisoğlu’na göre hint müslümanlarının ankara hükümeti’ne yaptıkları maddi yardım 125.000 ingiliz lirası miktarındadır.[7] ancak, osmanlı hilafetinin kurtarılması için gönderilen bu para, hilafet ve saltanata son verip milli hakimiyet esasına dayanan yeni bir idare şekli kurmak isteyen mustafa kemal paşa tarafından bu para doğrudan ankara hükümeti’nin maliyesine sokulmamış mustafa kemal paşa’nın adına açılan banka hesabında bloke edilmiştir. daha sonra iş bankası’nın kuruluşu sırasında bu para sermaye olarak kullanılmıştır. bunların yanısıra fransızların dolaylı yardımları göze çarpmaktadır. fransızlar ankara antlaşması’yla anadolu’yu terk ettiklerinde geriye on binden fazla tüfek, 1500 sandıktan fazla cephane ve 10 tane uçak bırakmışlardır.[8]

    ancak belirtmek gerekir ki, hiç bir bağımsızlık mücadelesi dış güçlerle dayanarak başarıya ulaşılamaz, türkiye cumhuriyeti’nin halkının büyük iradesiyle zafere ulaşmıştır. türkiye’nin bu çok kritik dönemde sağladığı yardımlar türk dış politikasını yönetenlerin siyasi konjonktürü çok iyi analiz etmeleri ve bundan azami derecede istifade etmeleri ile gerçekleşebilmiştir.

    [1] toktamış ateş, “milli mücadele’nin mali kaynakları”, tanzimattan cumhuriyete türkiye ansiklopedisi, iletişim yayınları, istanbul 1985, s.1196-1197. stanford j. shaw bu dönemde kaynakların düzensiz toplandığını söyler. kuvva-yi milliye de osmanlı bankası, düyun-u umimiye ve reji’nin topladıkları paraya el koyarak mücadelesine devam edebilmiştir. stanford j. shaw, from empire to republic, ttk yayınlara, ankara 2000, v.iii, p.1, s.1021.

    [2] toktamış ateş, a.g.m., s.1197-1198.

    [3] osmanlı devleti’nin hayvanlardan aldığı ağnam vergisi, savaşın finansmanı için ilk aşamada dört katına çıkarılmıştır ve sekiz katına çıktığı zamana kadar dereceli olarak artırılmıştır. stanford j. shaw, a.g.e., s.1021.

    [4] stanford j. shaw, a.g.y.

    [5] sina akşin, kısa türkiye tarihi, iş bankası yayınları, istanbul 2007, s.162; toktamış ateş, a.g.m., s.1198.

    [6] rusya’dan anadolu’ya yapılan askeri yardımlar12 ağustos 1920 tarihinde başlamıştır. detaylı bilgi için bkz. stanford j. shaw, a.g.e., v.iii, p.2, s.1478-1479.

    [7] alptekin müderrisoğlu, kurtuluş savaşı’nın mali kaynakları, ankara 1975,

    [8] toktamış ateş, a.g.m., s.1199.
    son güncelleme: cuma, 15 temmuz 2011 13:47

    http://www.ppd.org.tr/…d=11:alper-ersaydi&itemid=10