şükela:  tümü | bugün
  • bir tarafta fransız devriminin ortaya çıkardıkları ve ülken için ölmen gerektiğini sana empoze etmeye çalışan, kimi zaman kendi milletini diğer milletlerden yukarıda tutan, ırkçılığı alttan alttan besleyen bir görüş. diğer tarafta milletini diğer milletler arasında kabul edip onunla gurur duymaktan yukarı çıkmayan bir düşüncenin kapışması. aslında iki benzer, kesinlikle aynı olmayan ancak nedense hep birbiriyle karıştırılan iki kelime.
  • "yurtseverlikle milliyetçilik kavramları birbirine karışır genellikle. oysa bu ikisi arasında dünyalar kadar fark vardır. yurtsever, doğduğu büyüdüğü toprakları sever; kendi milletinin insanlarına yakınlık dutar. oysa milliyetçi, kendi memleketini yeryüzünün en üstün ülkesi, bu ülkenin insanlarını dünyanın en üstün soyu sanar. hattâ örneğin, almanya gibi başka ülkelere baskı yapıp, onları egemenliği altına almak ister; böylece faşizme yönelir.

    işte bu yüzden de benim gibi enternasyonalizme inanan bir solcunun yurtsever olması çok doğaldır da, milliyetçi olmasının yolu yoktur."

    mina urgan
  • milliyetçilerin tümü yurtseverdir ama kendine yurtsever diyenlerin bırakın milliyetçiliğini yurtseverliği bile tartışma konusudur. yurtseverlik, milliyetçiliğe antitez oluşturmak için uydurulmuş, tek başına anlamsız bir olgudur. milliyetçilikle yurtseverlik sıkı sıkıya ilintili iki kavramdır, ayrılamazlar.

    bir de şu ırkçılık & faşistlik tanımlarınızı da milliyetçiliğe bulaştırmayın.
  • milliyetçi adam milletin bölünmez bir bütün olduğunu ve çıkarlarının ortak olduğunu iddia eder. hepimiz aynı gemideyiz muhabbeti yapar. yurtsever, milletin bir bütün olmadığını farklı sınıflardan meydana geldiğini ve bu sınıfların çıkarlarının farklı olduğunu söyler. bize milli çıkar diye yutturulan şeyin aslında bizzat kapitalistlerin çıkarları olduğunu ekler.

    milliyetçi adamın anti-emperyalizmi yabancı düşmanlığından ibarettir. yeri geldiğinde emperyalizm ile işbirliği yapar. yurtsever, emperyalist sistemi yurdu için en büyük tehdit sayar, hiç bir şekilde işbirliği yapmaz.
  • yurtseverlik, milliyet sözcüğüne alerjisi olan bir takım sol çevrelerin milliyetçilik deme şeklinden başka birşey değildir. sen yine ortamlarda yurtseverim de tabi..
  • milliyetçilik yanlış kişileri dövebilme ihtimalidir. yurtseverlikte bu yoktur.
  • şimdi ikisi için uzun uzun tanım yapsam çok sıkıcı olacak. o yüzden:

    milliyetçilik: azeri türklerinin, türkiye milli takımını desteklemesi

    yurtseverlik: siyahi amerikan vatandaşlarının amerikan bayrağı desenli iç çamaşırı giymesi
  • "milliyetçilik ve yurtseverlik aynı şey değildir. yurtseverlik, bir kimsenin kendi milletinin refahı, yeşermesi ve özgürlüğü için gayrettir. milliyetçilik, bu amaçların elde edilmesi için önerilen çeşitli yöntemlerden biridir. ama liberaller, milliyetçilik tarafından önerilen araçların uygun olmadığını ve bu araçların tatbikinin elde edilmeye çalışılan hedefleri gerçekleştirmeyeceğini, aksine millet için bir felakete sebep olacağını ileri sürerler. liberaller de yurtseverdir ama onların milli zenginliğe ve yüceliğe yönelik doğru yollarla ilgili fikirleri milliyetçilerinkinden köklü bir biçimde farklılaşmaktadır. onlar, sadece yabancıların hatrına değil aynı zamanda kendi milletinin mutluluğunu teşvik etmek için milletler arasında serbest ticareti, milletlerarası işbölümünü, iyi niyeti ve barışı tavsiye ederler.

    milliyetçiliğin amacı, yabancılara zarar vererek bütün milletin veya kendi vatandaşlarının bazı gruplarının refahını teşvik etmektir. çağdaş milliyetçiliğin göze çarpan/bariz yöntemi, iktisadi alanda yabancılara karşı ayrımcılık yapmadır*. yabancı mallar, yurtiçi piyasasından dışlanır veya ancak bir ithalat resmi ödendikten sonra yurda sokulur. yabancı emek, yurtiçi emek piyasasından hariç tutulur. yabancı sermayenin müsadere edilmesi muhtemeldir. bu iktisadi milliyetçilik; ne zaman ki, zarar görenler, şiddete başvuran eylemlerle kendi refahlarına zararlı önlemleri bertaraf etmek için yeteri kadar güçlü olduklarına inanırlar, o zaman savaşa yol açmak zorundadır."

    - ludwig von mises, 1944

    (kadir-i mutlak devlet, liberte yayınları, 2010, sf. 16)