şükela:  tümü | bugün
  • onuncu nesil çaylak.
  • bir günde zengin olmanın yaşattığı psikolojik ve çevresel değişimi çok iyi aktaran bir film.

    --- spoiler ---

    tarih öğretmeni olan ve ikramiyeyi bir numarayla kaçıran murat karakterini canlandıran tayfun çorağan da güzel bir oyunculuk çıkarmıştır filmde.

    murat, ikramiyeyi bir numara farkla kaçıran mesudiyeliler arasında en sakini olarak göze çarpmaktadır. lakin aslında kendini o olaydan sonra dördüncü murat zannetmektedir. kahveye girer, masanın üstüne çıkarak esip gürlemeye başlar:

    - iki dakika halkın içinde tebdil-i kıyafet gezelim dedik, onu da bozdunuz bre gafiller. yürüyün saraya gidiyoruz.
    + ne sarayı murat? ne diyorsun sen?
    - efendi, efendi; kendine gel! beni tanımaz mısın?!

    ardından ''dördüncü murat'ım ulan ben godoş!'' diyerek adama tokadı patlatır.

    yalnız bu sahne, rtük'ten nasibi almış, hoş olmamış.

    --- spoiler ---
  • şener şen filmleri arasında en farklı atmosfere ve hüzüne sahip filmdir. münir özkul'un, adile naşit ve şener şen'in masumiyet dolu melankolik bir rolde karşımıza çıkmaları, diğer oyuncuların iyi performansları, mesudiye'nin havası ve filmin içerdiği mesaj ile seyirciyi hüzne sevketmekle kalmayıp, alkışı da hakeden bir film milyarder.
  • kucuk bir kasabada emekligine sayili zamanlar kalmis kucuk bir adamin hikayesidir bu film. etrafindaki herkesle ile gecinir idame eder gider hayatini.

    ama ailesi kitkanaat gecinmekten muzdariptir biraz. calmamis cirpmamistir.

    bir trenden otekine omur doldurmaktadir. aliskanliklarla yasar gider. kizi daha iyi yasama ugruna dombilliye gelin gider. ama kader buymus diyip gorgusuzlerin agababasinin kazma ogluna verir. sahi ya canim memeleketimde servet ve burjuva inceliginin burjuva inceligi pas gecilir sadece servet sahibi olmak kafi gorulur.

    dombilli dugunde ayilik yapar ve mesut efendinin gururu ile oynar, mesut efendide lafin altinda kalmaz tokat gibi lafi patlatir ve ortalik harman dali olur. kizini defterden siler bir kalemde.

    yilbasi yaklasmaktadir. son bileti alir. karisi ve karisinin pinpon ebevynleri bir turlu baltaya sap olamamis kardesiyle ilk defa kizi olmadan yilbasi gecirecektir.

    ona hem bilmeden bir nevi prometusluk yapacak olan hem de guvenilebilecegi tek dal olan piyanocudan bilet alir. gun gormus adamdir piyangocu. yatalak bir karisi vardir, kendisi hocalik yapmis ama tam oh diyecegi cagda emekli maasi yetmediginden piyangoculuk yapmak zorunda kalmistir.

    bundan sonrasini anlatmama gerek yok.

    fakat kucuk bir kasabanin insana cok ders verecek bir panaromasidir. bir bakima tumden gelimidiri ve tume varabilmek icin ara duraktir bu film ve bu olgu.

    kucuk bir kasabada aslinda insanlarin ne kadar avanataci ne kadar kendinden tasakli olana karsi dalkavuk, derenin tasiyla derenin kusunu vurmaya calistiklarinin, araclara taptiklari amaclari pas gectiklerini guzel guzel anlatir.

    aslinda sadece kasaba demeyeyim dunya boyledir. eger sen basarili isen talihli isen senin elinde olan akmasa bile damlar diyerekten kul kole olanlar coktur. ne kadar iyi tanirsan tani onlari gun gelir devran doner talih kusu kafana cikar -yahut hakedilmis basari kazanirsin- nemalanmaya bakarlar yahut basarini kaybetmeni isterler.

    mesleksiz yiginlarin avantaciligin lavantaciligin basat kultur oldugu isini bileceksin ise gitmeyeceksin ise gitsen bile patrona gorunmeyeceksinciligin dustur olarak belirlendigi kitlelerin hep bir agizdan beles sirke baldan tatlidir dedigi
    ve bunun yansimasinin beyaz ekrana hapsedildigi bu film bir kara mizah ornegidir.

    ertem egilmez denilen dahinin senaryosunu yazdigi bu film bence ertem egilmez'in son sozudur. son derece ince islenmis bir senaryo, iyi bir rol dagitimi, tezatliklarin bir arada verilmesi - mesela parayi bulmus dombili - kendini bozmayan mesut efendi- vesaire ile bir ummandir bu eser.

    zannimca bu film icermis oldugu mesaj acisindan ve de sinema yazar babindan iyi bir okuldur. gormesini bilene, anlamasini bilene ummandir vesselam....
  • bu filmde müge akyamaç'ın canlandırdığı sema tipi, oedipus'un kızı antigone ile taban tabana zıt bir karakterdir. filmi her seyredişimde bu kızın öz babası şener şen'e (mesudiyeli mesut) "benim babam kayınpederim mehmet bey" deyişi içimizi sızlatır.

    filmde 80'li yılların yılbaşı eğlenceleri çok güzel yansıtılır. münir özkul kendi kızından bahsederken insanı ağlatır. adile naşit de hiç konuşmadığı filmde yatalak vaziyette mükemmel oyunculuk yapar.

    şener şen'in heyecanından sigarayı kahvehanede tersten yakması, sema'nın ölgülük evinde allaaah diye çığlık atması, dombili'nin hey hey heeeey diye nara atıp mesut'un evine girmesi ve mesut'un dünür dombili'yi domuz çiftliğine müdür yapması bu sırada kızının "babacığım ömürsün vallahi" diye yılışması kaçırılmaması gereken ayrıntılardan sadece bir kaçıdır.

    sımsıcak ama ibretlerle dolu bir filmdir. eline büyük para geçen herkesin bu duruma düşebileceğini düşünmeden edemiyor insan.
  • mm: mesudiyeli mesut
    ka: karısı
    kı: kızı

    " mm- peki siz niye susuyorsunuz? madem böylesine derin şüpheleriniz vardı niçin kimse tek kelime açmadı bana? konuşun be !! kızım, sen bari bişey söyle...
    ka- o bu konuda konuşamaz, onun söz hakkı yok !!
    mm- niye olmasın? konuş kızım !
    kı- babam haklı anne. sen aşırı şüpheci davranıyosun ona karşı.
    ka- bak küçük orospuyaa ! babana milyar çıktığını gelip sana söylemeseydim?
    kı- sus anne !!
    ka- susmam !! gelip sana haber vermeseydim, babanla vaktinde barışmaya gelebilir miydin !? söyle bütün o sevimli kız numaralarını, hayırlı evlat oyunlarını nasıl yapardın ha? anlat babana !
    kı- yeter anne, yeter !!
    ka- şimdi babandan yana çıkarsın ha?..
    mm- bi dakka ! ayten ben mi yanlış anladım? sema benden özür dilemeye geldiğinde benim milyarder olduğumu biliyor muydu?
    ka- niye kendisine sormuyosun?
    mm- sema, sen söyle, benden milyarder olduğum için mi özür diledin?..
    kı- ...
    mm- söyle, geri döndüğün, beni özlediğin yalan mıydı?.. sema bi cevap ver.
    kı- baba... ben...
    mm- susma öyle, yalan mıydı hepsi?..
    kı- baba...
    mm- söyle, evet ya da hayır diyeceksin yalnızca, evet mi hayır mı?..
    kı-evet ... (ağlamaya başlar)
    mm- sen gidip kızına haber verdin bir an önce gelsinde paçayı kurtarsın diye, sonra da ikiniz birden o günden beri rol yaptınız bana ! mesudiyeli mesut ! ne kadar küçük bir dünyan varmış ! gerçek sandığın hiçbir şey gerçek değilmiş ! kızının sevgisi... püf... (üfürüyor) karın... püf ona da... (karısının da sevgisinden bahsediyor) hepsi ne kadar kolay yıkıldı... beni sevseydiniz be ! beni mesut olarak sevseydiniz, milyarder olarak değil ! ayten sen haklısın galiba; biz başkasıyız artık. çok açık bu ! ama ben ancak şimdi görüyorum ! ne milyarmış ama şu milyar ! daha elimize geçmeden herkesin iç yüzü ortaya çıktı ! bir de cebimizde olduğunu düşünün ! insan şeffaf bi hale gelirdi ! aynada bile göremezdik kendimizi !.."

    gibi efsane diyaloglara ve tiratlara sahip filmdir.insan bu filmleri izledikçe neden bugün sinemamızda böyle diyaloglar yazılamıyor diye üzülüyor aslında. herşeye rağmen çok yaşa şener şen ! çok yaşa münir özkul !..

    mh-mahmut hoca
    mm-mesudiyeli mahmut

    "mh- gitmekte kararlı mısın mesut bey?
    mm- buraya dayanamayacağım hocam...
    mh- diyelim ki uzaklara gittin, karından, iki yüzlü arkadaşlarından uzaklaştın kurtuldun... peki kendinden de kurtulabilecek misin?
    mm- o ne demek hocam?
    mh- biraz düşün, bulursun..."

    bu sahneleri efsane müziği eşliğinde tekrar hatırlamak isteyenler için;
    http://www.youtube.com/watch?v=uhtwlj2zfr4&nr=1

    edit: anlaşılmayan kısım için leonardo'ya teşekkürler.
  • kızının sevgisi... püf...
    karın... püf ona da...
    hepsi ne kadar kolay yıkıldı...

    türk sinemasının en iyi tiradlarından birisi. para karşısında her şey küçük bir rüzgarla nasıl da yerle bir oluyor.
  • bir zamanlar mahallenin çocukları olarak sürekli bunu oynardık. ne monopoly gözümüz görürdü ne de milyoner. neden bu kadar bu oyunu severdik bilmiyorum. aynı kadro yine toplansa sanırım sabahlara kadar yine bu oyunu oynayabiliriz.

    --- spoiler ---

    zar oyununda en çekici rakam dokuzdu. yanlış hatırlamıyorsam 1 e 40 veriyordu.*

    --- spoiler ---
  • an itibarı ile trt 1 kanalında yayınlanan, ayrıca hakkında bu kadar az entry olmasına şaşırdığım güzide film.
  • bu filmi her izleyişimde babamı* bir kere daha seviyorum. küçüklükte annemle babamın ufak tefek çatışmalarında bilmeden babamın tarafını tutma nedenim buydu belki de.
    sormadan da edemiyorum, insanların mutlu olduğu yerlerin ve hallerin farklılığı mı bunca çatışmanın sebebi, yoksa koskoca bir aç gözlülük mü?
    bilemedim. gitmek bir kere daha çözüm olmuyor onca soruna, anladığım diğer bir şey budur mesudiyeli mesut'un hikayesinden.