şükela:  tümü | bugün
  • ulkenin icinde bulundugu ilginc bir durum. tarih boyunca ulkede okuma yazmanin en yuksek oldugu zamanda yasiyoruz olsa gerek. universite mezunu insan sayisi bakimindan da tarihimizde hic olmadigimiz kadar cok universite mezunumuz var ulkede. buna ragmen gelismislik desek? buyuk bir muamma. yoksullugu yenebildik mi desek? traş. hem de ense traşı. katma degeri yuksek urunler gelistirebiliyor muyuz desek? boş. ama milyonlarca universite mezunumuz var bizim. her yil yuzbinlercesi ekleniyor bu katara. liyakat var mi lan ulkede desek? o ne lan yeniyor mu ki o? der kimileri. olsun! milyonlarca universite mezunumuz var bizim. bu çocuk okur denmis milyonlarca okumus cocugumuz. okumuslar iste. okumuslar. bu yeter bize! kesinlikle oyle. haydi gule gule. ac bir universite daha ac ac ac. suyundan da koy. ohhh. misss!
  • mekan : uludağ üniversitesi
    ortalama yaş : 20-21 falan filan

    yerleri afedersiniz bok götürüyor. çöp atma yok, düzeltiyorum: çöpü çöp kutusuna atma yok. yerler babasının tuvaletiymiş gibi yiyip atanlar, ya ben normalde atmam ama yakında çöp kutusu yok diyenler...

    sırf buradan tutsan bile bombok bir gençliğiz
  • saatlerce kahvede okey oynayıp, nargile kafelerde sarıldığı sevgilisiyle tüttüren güruh mu, zor onlarla be. kütüphaneler sadece sınav zamanı dolu. bir bok olmaz bunlardan. özel üniversite dosyasını açmadım daha.
  • olayın bir eğitim kültürü olmadığı düşüncesindeyim. olay bir kültür meselesi ama dümdüz kültür. eğitim sisteminin çıktısı olarak ele alınmamalı.
    okullarda verilen eğitimden öte bireysel olarak bazı şeyleri dert edebilecek lüksü yok türk toplumunun. amerika'lı bir arkadaşım bir öğleden sonrasını çocuklarıyla roket uçurarak geçirebilecek "lükse" sahipken ki bir de üzerine "it's not a rocket science" kalıbını ortaya çıkarmış bir hobidir; benim burada türk arkadaşımın bunu düşünecek vakti yoktur.
    toplumu oluşturan her bireye teker teker eşit hakları sağlarsanız, toplumun tamamını aynı seviyeye çekerseniz hem ekonomik hem de sosyokültürel olarak bu toplumu 150 yıl geri kalmasına rağmen 10 yılda bir 150 yıl daha öne geçebilecek birikime sahiptir.
  • çünkü çoğu hemen bir işe girip para kazanmak derdinde. hiç biri ülke için bir plan-proje yapmıyor. tek düşündükleri şey maaşıyla gezip tozmak.
  • milyonlarca üniversite mezunu bi tek bizde olmadığı içindir.

    edit:

    yani,

    gelişmiş ülkelere baktığımızda, gerek üniversite mezunu oranı gerekse yüksek öğretim kalitesi açısından bizden çok önde oldukları görülecektir. bu sebeple, türkiye'de milyonlarca üniversite mezunu olması bize gelişmiş ülkelerle rekabet noktasında bir avantaj sağlamamaktadır. ha, üniversiteler olmasaydı iyice afganistan olurdun. kör topal da olsa, milyonlarca üniversite mezununa sahip olmanın öyle faydaları var mesela. az şey değil.
  • sebebi bu mezunların girdiği kurumlardaki yöneticilerin kendilerine fırsat vermemesindendir. fırsat verileceği yaşa geldiğinde de ezilen bu kişi yeniliklere kapalı çekimser bir yapıya sahip olacağından bu yaştan sonra ben uğraşamam diyecek ve bu kısır döngü devam edecektir
  • eğitim ve öğretim almadan üniversite mezunu olmuş insan topluluğu ile ülkenin gelişeceği yanılgısıdır. ben lisede aldığım eğitimi beğenmezken, mevcut sistemdeki öğrencilerin halini görünce ülkede en son eğitimi almış nesilin benim nesilim olduğunu düşünüyorum. üniversiteleri siz düşünün.
  • çünkü üretmiyoruz. düşünmüyoruz. mevcut bir iş yerinde işe girip koyun gibi maaş almayı hayal ediyoruz.
  • ülkedeki mevcut üniversite eğitiminin gelişmiş ülkelerdeki üniversite eğitimine kıyasla lise/meslek lisesi seviyesinde olduğu gerçeği düşünüldüğünde şaşırtmayan durumdur.

    öte yandan, bir ülkenin gelişmesi salt yükseköğrenim görmüş bireylere bağlanamaz. kuvvetler ayrılığı, asgari seviyede temsili/burjuva demokrasisi (her ne kadar uzun vadede sorunlar doğursa da), sürdürülebilir ekonomi planları, sosyal devlet mekanizmasının işlemesi, devlet aygıtlarının hesap verebilir olması vb. bir çok faktörün bileşimi bir ülkeyi gelişmeye yönlendirebilir. ha bir de unutmadan en önemlisi: ırkçılığın, hastalıklı milliyetçiliğin olmaması ve geçmişiyle yüzleşebilmek.

    edit: imla