şükela:  tümü | bugün
  • istanbul ünüversitesi devlet konservatuvarı ile sessiz bir rekabette olan sanat okulu
  • kendisi hakkinda sadece turk sanatinin gelecegi ve idamesi yuzu suyu hurmetine "insallah mimar sinan universitesi mimarlik fakultesi mimarlik bolumu kadar boktan degildir" temennisinde bulunabilecegim egitim kurumu.
  • bir konservatuvara göre çok küçük bir okul.(en azından benim gördüklerime göre.) çalışma odalarının sayısı çok yetersiz, enstruman azlığı var. bütün bu kıtlıkta çok fazla öğrenci var. viyola hocası yok ama 10'larca viola öğrencisi var. 1 tane viyolonsel hocasının yine bir sürü viyolonsel öğrencisi var. öğrenciler oda ve piyano olmayışından şikayet ediyorlar ama aslında her odada ikişer ikişer piyano var. buna ne gerek var anlayamadım..kesinlikle iyi yanları da var ama bunlar çok önemli eksiler! aslında daha anlatıcak çok şey var ama aklıma gelmio, geldikçe ekliicem.
    ne diyim..enteresan bir okul... umarım yakın zamanda geniş bi okula taşınır ve öğrencilerine güzel, sanatçıya yakışır çalışma ortamları yaratır! ve temiz tuvaletler tabi..
  • kapısında askılı bluz ve şort giyilmez yazan üniversite.
  • okul disindan insanlarin kapidan girislerinin zorlastigi konservatuvar. insan ozellikle cok buyuk bir okuldan ve kampusten sonra bu okulda okumaya baslayinca garipsiyor, zira okul cok kucuk. tum bolumler ic ice, bu insanlar arasi iletisimi sanirim biraz daha kuvvetlendiren etkenlerden. diger okullarda bir gun gordugun insani bi hafta goremeyebiliyorken, burada gunde bin kez ayni insanlar karsilasma ihtimaliniz var. egitimciler, en azindan opera bolumumuz icin cok iyi, eksiklere ragmen. kucuk bir kutuphanesi bulunmakta ki ilk karsilasildigi zaman kizilay cadiri gibi gozukmekte, ama icerigi gayet yeterli. ogrenciler ders disinda genelde tiyatro ve bale bolumu onundeki bahcede zaman gecirmekteler. bahcede bir seyler yiyecekseniz kedilerin miyavlamalari ve ac bakislarina da maruz kalacaksiniz demektir. ilk okul orta okul lise ve lisans devrelerinin tumu bu okulda bulunmakta ki, minicik cocuklarin on parmaginda on enstruman marifetinin olmasi kendinize kiyasla cok sevimli bir sey olmasa gerek. tum artilari ve eksileriyle en azindan istanbul icin bana gore en iyi egitim verilen konservatuvar.
  • donem itibari ile, lise devresindeki ogrencilerin okul kiyafeti giyme zorunluluklarinin kalktigi okuldur. bu belki de, yildiz sanatcilar yetistirecek bir ortamda, ogrencileri bir kac anlamda olumlu etkileyecektir.

    ek bilgi olarak,

    siteden alintidir :

    mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı 1971–1972 öğretim yılında “istanbul devlet konservatuvarı” adıyla kurulmuştur. 1982 yılına kadar kültür bakanlığı güzel sanatlar genel müdürlüğü’ne bağlı olan kurumun amacı; “ülkemizdeki müzik, tiyatro, opera, bale kültür ve sanatlarını korumak, yaşatmak ve yaymak, bu alanlardaki ulusal birikimleri işleyip geliştirmek, geleneksel birikimi çağdaş evrensel anlayışı içinde işlemek, dalında yüksek nitelikte yetkili, kültürlü, araştırıcı, yaratıcı, yorumcu, yönetici ve öğretici sanatçılar yetiştirmektir”.

    istanbul devlet konservatuvarı, 2 ekim 1970’de açılır ve 1 kasım 1971’de etiler hasan ali yücel ilkokulu’nda eğitim-öğretime başlar ve oniki yıl sonunda 2547 sayılı yüksek öğretim kanununun geçici 28. maddesi uyarınca 22.6.1982 tarih ve 41 sayılı kanun hükmünde karaname ile t. c. kültür ve turizm bakanlığı güzel sanatlar genel müdürlüğü ’nden ayrılarak mimar sinan üniversitesi güzel sanatlar fakültesi ’ne bağlanır. böylece istanbul devlet konservatuvarı 1982-1983 öğretim yılına m.s.ü. güzel sanatlar fakültesi istanbul devlet konservatuvarı adıyla başlar. bu değişimi konservatuvar’ın 1985–1986 öğretim yılında rektörlüğe bağlanması izler ve konservatuvar’ın adı m.s.ü. devlet konservatuvarı olarak değiştirilir. 2003-2004 eğitim-öğretim yılında da kurum mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı adını alır. m.s.g.s.ü. devlet konservatuvarı kuruluşunun on beşinci yıl dönümünde, 1986 – 1987 öğretim yılında, dolmabahçe sarayı baltacılar dairesi’ne taşınır. günümüzde aynı binada eğitim ve öğretimini sürdürmekte olan devlet konservatuvarı, müzik bölümü, sahne sanatları bölümü ve müzikoloji bölümü’nden oluşmakta; yarı zamanlı, ilköğretim (6.,7.,8. sınıf) lise ve lisans (üniversite) düzeylerinde eğitim vermektedir.

    m.s.g.s.ü. devlet konservatuvarı öğretim görevlileri ve öğrencileri kendi dallarında, yurt içi ve yurt dışı etkinliklerini her öğretim-eğitim yılında gerçekleştirmektedirler. bu etkinliklerin içinde, “çarşamba dinletileri”, “oditoryum konserleri”, “konservatuvar şenliği” ve “yarışmalar” da yer almaktadır. ‘çarşamba dinletileri’ müzik bölümü öğrencilerinin verdiği sürekli dinletilerden oluşmaktadır. bu dinletiler müzik sanatçısı genç adaylarımızın sahne deneyimi kazandıkları ve yıl içinde çalıştıkları repertuvarları sergiledikleri bir etkinliktir. ‘konservatuvar şenliği’ 6 mayıs devlet konservatuvarı kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde gerçekleştirilen tüm bölümlerin ortaklaşa hazırladıkları bir etkinliktir. sahne sanatları bölümü yıl sonu opera, bale ve tiyatro temsillerini; müzik bölümü ise konservatuvar büyük senfoni orkestrası’nın ve genç senfoni orkestrası’nın konserlerini, oda müziği gruplarının konserlerini, ‘çarşamba dinletileri’ gibi bir çok etkinliği konservatuvar binası konser salonu, msü oditoryumu, msgsü tophane-i amire kültür merkezi, crr, akm ve diğer büyük konser ve temsil salonlarında gerçekleştirmektedir. ayrıca müzikoloji bölümü öğretim görevlileri ve öğrencileri her yıl düzenledikleri seminerler ile konservatuvarın akademik etkinliklerine katkıda bulunmaktadırlar.

    bu olağan etkinliklerin yanısıra, konservatuvarımızı ziyaret ederek değerli deneyimlerini öğrenciler ve hocalarla paylaşan dünya çapında sanatçılar belli sürelerle ustalık sınıfları, atölye ve staj çalışmaları yaparlar. bunlardan en önemlilerini sayacak olursak :

    prof. klaus ganter (viyana) prof. lukas david (detmold)
    françoise joubert (caen) prof. mario davidovsky (boston)
    prof. jean fournier (paris) luigi girati (bologna)
    claude henry joubert (orléans) daniel shafran (moskova)
    yo-yo ma (new york) peter pucci (new york)
    douglas dunn (new york) oleg kagan (moskova)
    vladimir spivakov (moskova) henry fourés (lyon)

    son yıllarda konservatuvar’ın sahne sanatları bölümü ile konservatuvar büyük senfoni orkestrası’nın gerçekleştirdiği önemli yıl sonu projeleri ise şöyle örneklendirilebilir :

    giaccomo puccini : la boheme operası
    wolfgang amadeus mozart : taç giyme missası/coronation mass
    ahmed adnan saygun : 1. senfoni
    wolfgang amadeus mozart : sihirli flüt operası
    muammer sun : izmir rapsodisi (orkestra için)
    ludwig van beethoven : 9. (korolu) senfoni

    m.s.g.s.ü. devlet konservatuvarı 1996’dan beri ecume (echanges culturelles en meditérranée / akdeniz’de kültürel alışveriş) adlı kuruluşun örgütlediği akdeniz müzik okulları buluşması’nda etkin rol oynamaktadır. 11. ecume toplantısı 11 akdeniz ülkesindeki 15 müzik okulundan yaklaşık 60 hoca, öğrenci ve idarecinin katılımıyla 5-10 kasım 2001 tarihinde istanbul’da yapılmıştır.

    bunların yanısıra konservatuvar beş yıl boyunca ojm (orchestre jeunesses de meditérranée / akdeniz gençler orkestrası) düzenleyicileriyle birlikte orkestranın türkiye seçmelerini gerçekleştirdi. 2001’den beri fransa’nın korsika adasında yapılan jmm (jeunesses musicales de meditérranée / akdeniz gençlerinin müziği) toplantılarına başarıyla katıldı ve katkıda bulundu.

    2001’de konservatuvar hem aec (association of européenne de conservatoires, akadémies de musique et musikhochschulen /avrupa konservatuvarlar birliği) konseyi, hem hollanda’nın groningen şehrindeki aec genel kurulu tarafından oybirliğiyle aec ‘ye aktif üye olarak kabul edildi. msgsü devlet konservatuvarı şu an türkiye’de avrupa konservatuvarlar birliği’ne faal üye olan tek konservatuvardır.
  • bugün, 28 subat 2005 itibariyle hüznün hakim oldugu okulumuz..

    keske dunde kalinabilse ve boyle degerler kaybolmasa...

    (bkz: nuri iyicil/@la traviata)
  • konservatuvarlar bazinda bu senenin olayina imzasini atmis okuldur. aksilikler bir yana dursun, mozart gibi bir dahinin eseri olan herhangi bir operayi sahnelemek basli basina bir risk, hele bu kisiler henuz birer ogrenci ise. ama ne olursa olsun, 3 haftada operayi* cikaran orkestrasindan solistlerine, korosuna, basariyla altindan kalkindi. bir is sevilerek yapildigi zaman zorlugu ne olursa olsun, elde olan zaman ne kadar kisitli olursa olsun, basarilabilecegi gosterildi.