1. görsellikle mantığın ve hatta inanmayacaksınız ama duyguların birleşip oluşturduğu meslek...
  2. mimarlar odası'nın her ay çıkardığı bülten-dergi, en işe yarar oda dergisidir, hatta bi ara yeni bir ekiple 10-15 sayı kadar işler grafik anlamda çığırından çıkmıştı da sonradan muhafazakar üyeler beğenmedi, devrim yapıp geri aldılar dergiyi.
  3. formlarla tartışmak, formlarla kendini ifade etmek işidir mimarlık ama yapılar insanlar için yapılırken mimarlık ancak onu okuyabilen mimarlar için yapılmaktadır.

    yıllar geçip, ben mimarlığın içinde yeterince helmelendiktan sonra gelen edit:

    mimarlık ve yapı bağlamında hangisinin kimin için yapıldığına dair düşüncelerim değişmedi. hatta, her yapının bir mimarlık i olmadığını da anladım. mimarlık tarihine geçecek olsun ya da olmasın küçük- büyük tüm yapılar insanı fena halde meşgul eder ve uğraştırır. tasarlayan siz olmasanız da tasarlayan meslektaşınıza saygıdan, mesleğinize sevgiden ve her işin iyi yapılmayı hak ettiğine dair derin inancınızdan kaynaklı bir meşguliyet sürecidir bu. mutluluk verdiği anlar vardır, ancak genel olarak zorlayıcı ve kanırtıcı bir süreçtir. inşaat sektöründe proje yöneticiliği ile iştigal eden birinin gözlerinden mimarlık mesleğine böyle bakmak mümkün.

    bir disiplin olan mimarlık ise ne işle uğraşırsanız uğraşın aldığınız eğitim sonucunda sizi fena hale şekillendirmiştir. bu şekillenmişlik halinin farkında olmayabilirsiniz bile. ancak zaman zaman (bazen de en olmadık zamanlarda) ortaya çıkar bu şekil şemayil:

    - şu bardaklardan alalım on iki tane, ha nasıl?
    - tatlım boşluğun sınırları iyi tariflenmemiş ama, bak bu kavanoz çok tanımlı.
    - çayı kavanozdan mı içeceğiz? (geliyor terlik ses tonuyla)

    - beğendin mi yemekleri?
    - lezzetler ve servis iyiyidi ama pasa detayları öldürdü beni!
    - hımmm
  4. hekimlik gibi gittikçe branşlara bölünen meslek. iç mimarlık, dış mimarlık , peyzaj mimarisi, hede mimarisi, hödö mimarisi. böylece bir binadan en az 3 mimar ekmek yer. ama hala işsiz mimarlar vardır nasıl oluyorsa? belki de yurdumun plansızlık politikası sonucu ihtiyaçtan fazla mimar yetiştirilmiş piyasaya salıverilmiştir.
  5. george costanza'nin hayalindeki meslek. herhangi bir sekilde kendisini olmadigi biriymis gibi tanitmasi gerektiginde mutlaka ekler sonuna "mimarim ben" diye. hatta bir cocuga, sirf mimar olmak istiyor diye cok daha fazla umut vaad eden cocuklari bir kenara koyup burs ayarlamisligi bile vardir. kisaca bambaskadir george costanza'nin icindeki mimarlik aski.