şükela:  tümü | bugün
  • 11-15 yaşlarındaki 3 veletten oluşmuş bi grup. davulcu aynı zamanda vokal yapmakta, bascı klavye çalmakta, gitaristte vokal yapmaktadır. bu haledyken dream theater rush şarkılarını çalabilmektedirler. youtube da çokca videoları bulunuyor. strange deja vuyu izlemenizi öneririm http://www.youtube.com/watch?v=djk3mkg8gog illüzyon olsa gerek
    http://www.mindwalkband.com/
  • henüz birkaç gün önce izlediğim, bir politikacı, bir şair ve bir fizikçi'nin sohbeti şeklinde geçen, düşünsel ve bilimsel ve de kültürel anlamda yoğun bir 1990 yapımı bernt amadeus capra filmi... şu ana kadar sözlükte hakkında hiç entry girilmemiş olması da (26 yıl olmuş insafsızlar...) filmin ne kadar geri planda kalmış olduğu hakkında bir gösterge olduğu için üzücü tabii...
  • the man from earth veya the sunset limited gibi felsefi diyaloglara dayalı, fakat tek bir mekan, odada kalmak yerine, açık havada yürüyüşü tercih eden politikacı, fizikçi (liv ullmann ne kadar hoş bir kadınsın sen, filmde 52 yaşında olması lazım üstelik) ve şairin bir günü. fizikçi descartes/bacon ile başlayan paradigmanın (mekanik dünya, bilgi güçtür, doğaya egemen olmak gibi hızlı çıkarımlar yapabileceğimiz) bir çıkmaza girdiğini ve bugünkü küresel krizlere sebep olduğunu, bunların ancak holistik bir kavrayışla, ekoloji odaklı düzenlenebileceğini savunuyor. aksaklıklara ortaya çıkınca müdahale edilmesi yerine, hiç ortaya çıkmamasına yönelik tedbirlerin alınması gerektiğini anlatıyor. sözgelimi koruyucu hekimlikten bahsediyor. böylece kapitalist tıbbın bize sattığı ilaçlar, check-up'lar, pahalı ameliyatların çok daha düşük maliyetlerle ortadan kalkacağını savunuyor. güzel, güzel ama politikacı bunları gerçekçi bulmuyor. e haklı da. genelde bu ikilinin arasında; ideal olan ve yaşadıklarımız ile koşullar konuşularak sürüyor tartışmalar. liv ulmann newton vs. kuantum fiziğini imgelerle anlatıyor bu iki arkadaşa. arada da şair giriyor lafa, william blake'den alıntılar yapıyor ve böylece şiirin de kainatı açıklarken, bilimle benzer olguları bulduğunu (bu bir iddia değil, böyle zevk ediliyor sadece) hissettiriyor seyircisine.

    fakat sonuna geldiğimizde, fizikçiyi de sarsan bir tiradını görüyoruz şairin. adeta kierkegaard, hegel ile hesaplaşıyor. şair, fizikçiye; "sistem" dediği şeyin içinde bir insanın korkuları, özlemlerinin nerede olduğunu soruyor. sahiden. soru öyle haklı ki, fizikçi de ayrıldıklarından sonra düşünmeye devam ediyor bunu.

    başta bahsi geçen filmlerden hoşlandıysanız, en kısa zamanda izlemenizi öneririm; @ayi goren astronot'u da, beni de daha fazla üzmeyin lütfen.
  • bernt amadeus capra'nın yazıp yönettiği müthiş bir bilim felsefesi şöleni.

    fizik, politika, felsefe; atom altı parçacıklar, ikinci dünya savaşı; uygulamalı etik, meslek ahlakı; değerler eğitimi, bilmek, bilgelik... müthiş bir diyalog ağı ve harika bir üçlü tartışma ortamı. bir beyin fırtınası. felsefe yapmanın nasıl bir şey olduğunun anlatıldığı bir akıl ürünü.

    bu kavramlara dönük ortaya konan diyaloglar öylesine güzel ki film sadece diyalogdan oluşmasına rağmen oturup öylece sonuna kadar seyrettim. hem de notlar alarak... gerçekten de harika.

    --- spoiler ---

    "bize değerler eğitimi verilmedi. kimse bizi önemli kararlar alırken yedi nesil sonrasını düşünen amerikan yerli kabilelerinin ahlak anlayışına özendirmedi. sadece kapalı odalarımda saf bilim yaptık. saf gerçeği aradık. bilim çok pahalı bir uğraş ve onu kim finanse ediyorsa neyin önemli olduğuna da o karar veriyor."

    --- spoiler ---

hesabın var mı? giriş yap