şükela:  tümü | bugün
  • sekizinci nesil bir yazar. hoşgelmiş.
  • ökkeş center'ın açılışında john coltrane konseri düzenleyeceği vaadiyle masum yöre esnafını kandıran akıllı bıdık. duyunca beynimden vurulmaşa döndüm... yazıklar olsun... bu vukuatının dışında bir desti izdivaç gönüllüsü o... bir esra erol hayranı...

    "izleme şu programı kuzum, ne buluyorsun böyle bayağı şeylerde allasen?" diye kaç kez sual eyledim, uyardım. dinletemedim. esra erol 6 gün program yapmadı diye sen kalk açlık grevi yap, olacak şey mi bu? hastaneye zor yetiştirdik. ve acı gerçeği orada öğrendik... kendisi, götürdüğümüz hastanede çalışıyormuş önceden... açık kalp ameliyatı yaparken, cep telefonundan desti izdivaç programı izlediği ortaya çıkınca hastane yönetimi işine son vermiş kendisinin. doktorlar, ilgilenmeyecekti, ben çok rica edince "peki, ama sadece sizin hatırınız için beyefendi" diyerek serum bağladılar da toparlandı, kendine geldi biraz. neyse, nihayetinde, acayip komik, süper eğlenceli bir şahsiyettir. seviyoruz onu biz...
  • hikaye ilk basta "selam top kapi sarayi hakkinda bir seyler yaziyormussunuz, sunun sunun sunun ve sunun hakkinda da yazar misiniz" demesi ile basladi.. "pardon ben sizin uşşakınız mıyım" diye cikistim hakli olarak.. çift "ş" li bu cikisimdan korktugunu, bu yüzden de bana hala bir ceylan gibi davrandiginin farkindayim (bakin tanimam etmem falan degil, direk taniorm, ikili muhabbete girioruz ve birisi ceylan, diyorum)

    velhasil kendisi gercek bir biolog.. hayatla ilgili bazi sorularimi kendisine danisabiliyorum.. gerci o da ondan bundan duyduklarini bana satiyor..
    azuth: selam fotosentez diye bir sey var mi?
    minemm: olmaz olur mu? yapıyor hepsi.
    azuth: peki sana kendileri mi dediler baskasindan mi duydun?
    minemm: baskasindan
    azuth: ohoooo

    böyle de ipligini pazara cikartirim bir insanin.. güvenmeyin ay dostlar bu insanin bilgisine.. oradan buradan şuradan duymasından ibaret hepsi..
  • sadece cok iyi bir yazar degil, cok da guzel bir insan. sohbeti ayri bir keyif, uslubu ayri bir uslup, badi butonuna basip ne zaman entry'sine denk gelsem, daha ismini gorunce yuzum guluyor. kadir$inaslikla tevazuyu ayni bunyede birlestirebilmis bir adet dunyalar sekeri minemm. ayrica boyle typo'ya can kurban.
  • oralardan buralara elini, yüreğini uzatabilmiş güzel insan; hayatımda unutamayacağım bir mutluluğun kahramanı. yarattığı coşkuyla gözlerimi dolu dolu gülümsetirken, burun ucuma da hafif bir sızıyı indirivermiştir kendisi.
    sabah sabah yolladığı kitapları, cd yi, fıstık ezmesini masamın üstüne dizmişim, kollarımın arasında sıkı sıkı sarmışım. tıpkı ona sarılmak istediğim gibi hediyelerini kucaklamışım, melül melül gülümserken bulmuşum kendimi.
    hep gülümsetendir
    hep "gülümsetecek" tir. *
  • sanki çok uzun zamanlık tanışıklığa yayılmış bir yakınlık hissiye tozu dumana kattığımız kalabalık bir beyoğlu akşamının en güzel rengi, en güzel kişisiydi hafızalara kazınan... dışı zaten güzel ona söz yok... ama içi güzel, niyeti güzel, samimiyeti güzel... hani bir zerafet akar ya endamından.... yoksa çerkez kızı olduğuna mı vermeli? sadece bu değil!
    onun güzelliği ruhuna sirayet etmiş, hatta aslı oradan gelmiş. gözlerinden belli...

    incelikler perisi...
  • çok zarif, çok ince... onunla mekanın ve ya geçmişin ortak olması gerekmiyor yakın olmak için, tertemiz kalbini açıyor, güzel dostluğuyla kuşatıyor. ara sıra kendi huzursuz olsada karşısındaki hep huzur buluyor.
  • sözlüğün hayatıma kattığı incelik,zariflik, güzellik... en sıkıntılı anlarımda, yüzümü gülümseten mesajlarıyla yanıbaşıma geliyor. hissediyor mu yoksa ben mi hep dertliyim henüz çözemedim. çift sayıları sevmediği için doğumgününü bir gün öncesinden kutladığı bilinmektedir. bugün de kutlarız, yarın da. hatta kırk gün kırk gece kutlamak gerek. sefa gelmiş, iyi ki doğmuş.
    "...rezil olan ne varsa, üzgün olan ne varsa, berbat olan ne varsa oralardan, onların kenarından, ortasından geçesim var benim bugün..."
  • heyyooo ve ho$ geri gelmis kapsaminda, serefine snoopy dansi yaptigim('in mine-siii, mineee-siii, daglardan gelir sesiii' diye efe oyununa giresim gelmesine ne demeli peki ya? malözlük)
  • hayatımın doktoru!*

    o kadar ki gregory house, minem'in yanında muzaffer kuşan'dır. en kral arkadaş, onunla kıyaslandığında recai kutan gibi kalır.

    kıyaslama ölçülerimizi alt üst eden minemiz istanbul'a gelsin. sevincimizden lama öperiz, yoluna penguenler sereriz.