şükela:  tümü | bugün
  • bayram ziyaretleri tam bir işkenceye dönüşür. tokalaşma, bayramlaşma esnasında sizi görmeyebilirler, öyle sap gibi kala kalırsınız ayakta. ya da sadece kafanızı okşarlar. o da yetmezmiş gibi "ee senin karne nasıl bakalım" gibi soru yöneltilebilir. 15 yaşındaki tıfıllarla aynı keseye koyar insanlar kısacası. çok kötüdür.
  • ayaklarınız, elleriniz de ufak ve muhtemelen bilekleriniz de ince ve kuvvetsizdir. iki elinizle bir x'i doğrultamazsınız. çevrenizde daha kuvvetli birinin varlığına ihtiyaç duyarsınız. yalnızsanız veya "kendi işimi kendim görürüm" inadıyla güç denemeye kalkışırsanız eklem ve tendonlarla ilgili kalıcı ya da geçici sağlık sorunları yaşarsınız.

    not: burada x'e verilebilecek değerler; çaydanlık, demlik, sürahi, tava, büyük kupa bardak, büyük bıçak, büyük kepçe gibi tek elle ve belli bir açıyla tutulması gereken, bilek kuvveti isteyen nesneler. kavanoz gibi kavrama gücü isteyen nesneler. vb.
  • eğer kalabalıksanız ve tek araba varsa şoför yanındaki koltuğa oturacak olan 2 kişiden biri olmak, vites kolu ve pencere kolu arasında seçim yapmaya zorlanmak.
  • çocuk yerine konmaktır.

    ailecek gidilen yemekte garsonun sandalyemi çekerken "küçük hanım buyrun lütfen" demesi ve yemeğin sonuna kadar ailemin gülme krizine girmesi...

    hayır garson benden de küçük, o daha çok üzüyor.
  • erkek veya kadın olmanıza göre değişen dezavantajlardır. kadınsanız güzel hatlarla falan kurtarırsınız ama erkekseniz çok daha fazla artınızın olması gerekir. minyon tipli kadınları seven erkek bolca mevcutken minyon tipli erkek seven kadına pek rastlamadım.

    not:lokomotiv moskovalıyım.
  • yaş otuza yaklaşsada sigara alırken kimlik istenmesi.
  • üniversitedeki arkadaş grubumda hem bebek yüzlü hem de minyon bir kız arkadaşımız vardı. bir gün birlikte yemek yapmaya ve akşam takılmaya karar verdik. alışveriş için süpermarkete gittik. yazın ilk günleri. hava aşırı sıcak olduğundan kendini klimalı ortamlara atan insanlardan dolayı süpermarket epey kalabalık. bu kalabalık içinde minyon kız arkadaşımız da market arabasını sürüyor. bir ara arkamızdan yaşlıca bir teyze seslendi:

    - gençler, alışveriş arabasını çocuğun elinden alın. raflara çarpar sonra.

    biz şaşkınlıkla kadının söylediklerine anlam vermeye çalışıyoruz. o sırada bizim önümüzde kalmış olan minyon arkadaşımız hışımla geri dönüp bizi de sağa sola iteleyerek (artık nasıl kızdıysa) kadının karşısına çıktı:

    - ne çocuğu teyze, senin başına güneş geçmiş. bu saatlerde çıkma evinden.

    sonra aynı sinirle geri dönüp rafların arasına karıştı. teyze de omuzlarını ve kaşlarını kaldırıp "ne yaparsın işte, çocuk" der gibi baktı bize.

    o günden sonra bu efsanevi "senin başına güneş geçmiş" çıkışı bizim grubun default ayar cümlesi oldu. ne zaman biri saçmalasa ya da birşeyleri abartsa hemen "senin başına güneş geçmiş" deyip püskürtürdük.

    minyon tipli olmak çocukluk devresini biraz daha uzun yaşamaktır.
  • yaşça küçük, bir çok ergen, sana korkusuzca, gönül rahatlığıyla, arkadaşlık teklifinde buluna bilir, nede olsa boyu boyuma huy huyuma misali
  • bir beyaz tenli olmanin dez avantajlari degildir.

    biz anlamaz gibi yapiyoruz zaten, siz devam edin. bunu da kullanin...