şükela:  tümü | bugün soru sor
  • yazdığı kitapların isimlerinden, sosyal medyadaki hemen hemen tüm paylaşımlarına kadar türkçe kullanımından bihaber bir isim olduğu belli olan bir arkadaş...

    tahmin ettiğim gibi, parayla kitap basan yayınevlerinden birisinin mahsulü... bu tipler, sosyal medyanın peydahladığı "ne kadar çok like = o kadar çok $" mantığı sayesinde yayınevlerine kendi varlıklarını kabul ettirebilen tiplerdir...

    yüzyıllık mottoyu evirip çevirip

    "kimi üzmek istemezsen,
    onun üzdüğü kişi sen oluyorsun..."

    haline getirdiği gönderisi 25.000'e yakın like almış hocam! az mı? bu 25.000'in 2.000'i kitabı alsa; masrafları çıkarmayı bırak gani gani kâr yaparsın... mantık bu...
  • kezbanların yeni gözdesi olacaktır, hatta olmuştur.

    iki kitabının ismi, abuk subuk tek taraflı ilgi sömürüsüne dayanan ilişkilerin yegane mottosudur.
  • türkiye'deki kezban varlığını akıllıca kullanan girişimci bir arkadaş.

    bana seni seviyorum deme hissettir isimli kitabı 10.baskı itibari ile 85.000 adet satmış, şu an ise 17. baskısında.

    yanılmıyorsam 4 adet kitabı var ve hepsi 11 türk lirası'ndan satışa sunulmuş. bu miktarın ne kadarı arkadaşa kalıyor bilinmez ama iş hayatına atılsa aklına gelemeyecek meblağları, ülkedeki kezban varlığı sayesinde cebine koyuyor.

    (bkz: alkışlıyoruz)
  • yukarıda yazılanlara aynen katılmaktayım bildiğimiz iki aşk sözcüğünü evirip çevirip yazan sözde yazar. bizde mi yazsak param var. ama güzel iş çıkarıyor tebrik ederim.
  • son kitabi 'bana seni seviyorum deme evlen benimle' olan yazar... ismi batur olan kahramanın kayınvalidesi hikayede 2 kere ölmektedir... önce sevdiği kıza henüz açılmamışken, bir kere de nikahtan sonra... yazım aşamasında kendi yazdıklarını unutmuş olmalı... editörler de okurken sıkılıp fark etmediler herhalde.. harcanan paraya da zamana da yazıktır...
  • dün tesadüfen d&r mağazasında imza gününe denk geldiğim kişi.mağazanın önünde imza kuyruğu vardı ben de merak ettim kim bu diye.neyse girdim içeri sırada bekleyenlere baktım hepsi bakın abartısız diyorum hepsi ergen olan kızlar kuyrukta bekliyordu.
    d&r da buğra isminde çalışana sordum kim bu diye?boşver ya abi dedi görmüyor musun bekleyenleri öyle gereksiz biri dedi.sağolsun merakımı gidermek için bi dakika bekle geliyorum dedi ve bu çağrı kişisinin kitabını getirdi.
    bak abi dedi yazdığı şeylere.buğra'ya isyanında hakverdim.kendisinin de yazdığını ama sonra yırtıp attığını söyledi.sonra marquez'den sartre'dan konuştuk.
    ilkokul 1. sınıfa giden yeğenime kitap alacağımı söyledim .elindeki çağrı kişisinin kitabını uzattı ve bunu al , aynı düzeyde yazıyor dedi ve karşılıklı gülüştük.
  • ''lağım çukuru'' olarak adlandırdığım edebiyatımsı güruhun içinden biri.

    nitekim kitlenin beyni kokuştuğundan, lağım çukurlarına talep çok. tutun suyun başlarını, elbet zamanımız gelir.
  • eger birini gercekten seversen, nereye gidersen git ondan uzaklasamazsın.
  • sen on yedi yaşımsın kitabının yazarı. kitabı okumaya çalıştım, resmen çabaladım. 160 sayfalık bir kitap eziyet eder mi demeyin ediyormuş. sokak ağzının bir yana hiçbir türlü edebi bir yazı oluşturmayan ve buna rağman insanlardan bir matahmış gibi sosyal medyada yayınlanmasını istiyor. resmen vakit kaybı. diğer kitaplarını okumadım okumayı da asla düşünmüyorum.
  • 23 yaşındaymış bu eleman. beş altı tane kitap yazmış bu yaşta.

    merak ediyorum ne görmüş, ne yaşamış hayatında kaç kitap okumuş da kitap yazabilecek seviyeye gelmiş.

    günümüzün özeti, geldiğimiz nokta tam olarak budur. kaynağı belirsiz özgüven.

    hayırlı işler diliyorum kendisine. o güzel kezbanlar, o güzel harçlıkları ceplerine koyup d&r'a gittikleri sürece kendisine ekmek çıkar. su akarken küpünü doldursun.