şükela:  tümü | bugün soru sor
  • hayatta anlayamadığım, anlamaktan da umudu kestiğim konulardan biridir. rahmetli dedemin köyde bir sürü arazisi olduğu rivayet edilirdi. bir kısmını sattı, kızlarına şehirde ev aldı, bir kısmı mahkemelik oldu, paylaşılamadı, yarıcılar sahip çıktı, ama anladığım hala bir miktar duruyor. ne emek vermişliğim vardır, ne gezmiş görmüşlüğüm vardır, ne yerlerini doğru dürüst bilirim, ne bir faydalarını bilirim. birkaç badem ağacımız varmıştı, yazın iki çuval taze badem gelirdi, yerdik pek güzel olurdu, sonra bir gün dedem yarıcıya mı kızmış, -mekanı cennet olsun biraz aksi bir adamdı- ne olduysa gitmiş kesmiş ağaçları, o da öyle kaldı.

    şimdi dedemin evi, önündeki bahçesi başka; çocukluk anılarım var, teyzemlerin anıları var, bir gün bana kalsa satmaya kıyamam, miras kanununu değiştirdik, hazineye devrettik deseler çok mutlu olmam, hoş kuzenlerden gidip yerleşen, ilgilenen çıkmazsa ne halt ederiz, satmayıp çürümeye mi bırakırız, zor konular bunlar.

    neyse hadi o ev, önündeki bahçe başka, peki o bilmediğim görmediğim tarlalar ne hakla benim olacak? neden benim hakkım herhangi birinden fazla olsun? yanlış anlaşılmasın öyle çok soylu davranıyor, karun hazinelerini reddediyor değilim, herşeyi satsak tüm kuzenler paylaşsak adam başı onbin lira ya düşer ya düşmez, prensip tartışması benimki.

    denebilir ki ama deden o kadar emek sarfetmiş, torunlarına bırakmış, ne var bunda. hayır efendim dedeme de onun atasından miras kalmış. kimbilir zamanında padişah atalardan birine tımar mı vermiş, birilerini kovup mallarına el mi koymuşlar, yoksa hititlerden beridir bizimkiler orada tarım mı yaparmış, başını sonunu bilmediğim mevzuular. kızılderili şefi seattle "insan nasıl bir toprak parçasının sahibi olabilir" diye sorar *, ben de daha o noktayı bile çözmüş değilim ki miras mevzuunu anlayayım.

    akşam akşam nereden aklıma geldi, buyrun bakın: osmanoğulları'nın türkiye'yi mahkemeye vermesi. vay be, adamlar çok mal haramsız olmaz demiyor, kılıçla geldi, kılıçla gitti, haydan gelen huya gider demiyor, yüz yıllık hesapları açıp büyük büyük dedesinin asıp keserek konduğu mülkünü kendine hak biliyor. ben daha prensip düşünmekten öz dedemin iki tarlasına sahip çıkamıyorum. yok yok, anca ekşi sözlükte su üstüne yazmayı bilirim ben, benden adam olmaz.
  • bazen de insanı eşşekten düşmüşe çevirir. bugün bir telefon geldi, arayan kişi adımı, soyadımı, baba adımı falan söyleyip ben de teyit edince beyefendi sizin x mahallesinde bir arsada payınız varmış, biz de oraya bir site inşaatı yapacağız bu nedenle sizin payınızı da satın almamız lazım diyerek içime bir ateş düşürdü. verdikleri adrese hoplaya zıplaya gittim. kafamda ne hayaller var, ulan site falan dediğine göre satmayayım payıma kaç daire düşüyorsa versinler aylık kirası ile ühüüü... yok yav ne zamandır sıfır bir merso almak istiyordun işte fırsat, sat hisseni..... neyse vasıl oldum adamların ofisine bu hayaller içinde. miras ulan bu, ölüm hak miras helal değil mi? verin ulan benim payımı heyyt heyyt düşünceleri içinde iken payımın 2500 m2 arsanın 75 cm2 si olduğunu öğrenince afedersiniz göt oldum ki öyle böyle değil. babaannemin kardeşinin 2. hanımı ölünce ona dedesinden kalan pay babaannemin tüm kardeşleri, oradan onların tüm çocukları, onlardan da onların çocukları derken benim payıma düşen 75 cm2 imiş. daire alırım diye gittim dairenin helasındaki taşı bile alamayacağımı öğrendim. adamlar gayet kibarca beyefendi izale-i şuu ile uğraşmak istemedik oraya yapacağımız masrafı sizlere verelim satın bize dediler. bana layık gördükleri miktar 500 tl imiş. ne mi yaptım? aldım parayı amına koyim, ne yapayım.
  • genetik piyango.
  • birilerine kısa gelir hayatlar ve giderler. dünyada eşyalarını, anılarını bırakarak....

    evin bir köşesinde "miras kalan bir bilgisayar" vardır. 3 ay sonra cesaretlenip kurmaya karar veririm. teknolojiyi sevmeyen kişiler bana uygun bulmuştur bilgisayarı. ben kaldırıp kaldıramayacağımı bilmez, zaman unutturur diyerekten... her ne kadar çok yakın olunmasa da giden birileri hep üzmüştür kişileri.

    önce resimler çıkar karşıma. tanımadık simalar arasından, geçmişten gülümsemektedir şimdilerde nerede olduğu bilinmeyen kişi. mutludur belli ki, uzaktan makineyi tutup çektiği fotoğraflar sonra... karıştırmaya devam ederim pc'yi. bir mailleşme çıkar karşıma eylül 2003 tarihli.

    "ne var ne yok? hiç haberleşemedik. ne yapıyorsun? nasılsın? hayat nasıl gidiyor? ben şu an gölcük'te çalışıyorum. bu ocakta emekli olacağım. bacanakla elektrik üzerine çalışmaya devam edeceğim. bir kızım var ortaokula başladı. hayat bu şekilde devam ediyor. sen neler yaptın? irtibatı koparmayalım. görüşmek dileğiyle"

    diye yazmıştır kişi. cevap olaraksa biraz hüzünlü bir cevap gelir:

    "mail'ına oldukça geç cevap verebildiğim için özür dilerim. ben de 14 yıldır ...' te çalışmaktayım. emekli olmuş olmalısın şu sıralarda. benim emekliliğime 2 yıl daha var. sekiz yıl önce eşimden ayrılmıştım. çocuğum yok. ben dolayısıyla birşeyler yapamadım kendimi şirket için feda etmekten başka. görüşmek üzere."

    geç yazmasının sebebi ama yalnızlık mıdır diye düşünürüm. sonra kızarım kendime neden sözlüğe bunu yazıyorum diyerekten. belki de yazı miras kalsın diyedir yazmam derim. diyar değiştirsem kimsenin haberi olmaz diye düşünmeye devam ederekten pc'yi karıştırmaya devam ederim.
  • üzücü bir durumun ardindan kalan.

    birileri hayatlarini adamistir, ev almak, araba almak adina borçlar altina girmis, hayatini ertelemistir. belki tatile gitmemistir, belki saga sola borç takmistir, belki sevdigi bir esyayi rehine birakmistir, belki belki... ama ölümün ardindan o kisinin deger verdigi, sevdigi esya evet toprak üstünde kalmistir. size düsmüstür belki de payi. nasil kullanirsiniz, nasil düsünmezsiniz ölü için degerini.

    yeryüzünden silinenin silinmeyen yüzüdür belki de miras.
  • sevdiklerimiz öldüğünde henüz acımızı anlamlandıramadan başımıza gelen...

    bilmem kaç gün içinde yapmazsanız cezası var diyen işgüzar bir akraba tembihi ile derdin oluyor.. başka türlü de oluyormuş, ben böylesini biliyorum.. sizden ölüm belgesi, mirasçı belgesi, nüfus kayıt örneği istiyorlar.. 3 belgede o sevdiğinin hem senin, hem artık senin olmadığını ispatlıyorsun otoritelere.. her adımı ayrı acı veren bir süreç sonu..

    sonra bakıyorsun elinde bir kısım para, bir kısım mal.. o canından-sevdiğinden diğer kalana, mezar taşına ekliyorsun..
  • medeni kanun'un 29. maddesine göre; "birden fazla kişiden hangisinin önce veya sonra öldüğü ispat edilemezse, hepsi aynı anda ölmüş sayılır."

    yani birbirinin mirasçısı olabilecek kişiler aynı anda ölürse ve hangisinin diğerinden daha önce öldüğü belirlenemezse, her ikisi de aynı anda ölmüş kabul edilir ve birbirinin mirasçısı olamaz.

    senaryo çıkar bu maddeden.
  • ne hasta bekler sabahı,
    ne taze ölüyü mezar.
    ne de şeytan, bir günahı,
    seni beklediğim kadar.
  • kendisiyle ne yapacağımıza karar veremediğimizde, johann wolfgang von goethe'ye kulak vermemiz gerekendir:

    "was du ererbt von deinen vaetern hast,
    erwirb es um es zu besitzen".

    babalarınızın mirasından kalanı
    yeniden kazanın, gerçekten sahip olmak için ona.

    düşüncenin çağrısı,
    çeviren: ahmet aydoğan

    muris mi olmak zor varis mi.

    edit: matbaa hatası.
  • aile büyükleri olarak, kendilerinden sonrakilere bırakılacak mirasların en azizi "öğretmek"tir.