şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
  • karman çorman bir hukuk dalı. neden öyle olduğunu izah etmeye çalışayım.

    şimdi siz düşünüyorsunuz ki bir insan "evimi şuna dükkanımı buna arabamı da diğerine bırakıyorum öptüm byes" diyerek vefat ettiğinde işler yolunda gidecektir ve evi şu, dükkanı bu, arabayı da diğeri alınca hesap kapanacaktır.

    yok öyle bir dünya arkadaşlar. hatta ciddi mal mülk sahibi insansanız hiç bu vasiyetti bilmem neydiyle uğraşmayın, gerçi sizlik bir şey yok neticede mirasçılarınız uğraşacak... neyse ben anlatayım da siz kendiniz karar verirsiniz.

    iki tür mirasçı var. biri yasal mirasçı, diğeri de mirasçı olmasına bizim karar verdiğimiz kişiler. ben yasal olanlardan gideceğim.

    yasal mirasçı dediğimiz kişiler, altsoyumuz, üstsoyumuz ve eşimizdir. önce bunların paylarını anlatayım, vasiyet dediğim şeyin ne kadar naaaalet bir şey olduğuna da sonra geleceğim.

    eğer evliyseniz ilk bölümü atlayıp aşağıda direkt evlilerle ilgili olan kısma geçebilirsiniz.

    *
    çocuklarımız her durumda ve birbirleriyle eşit oranda mirasçımız olur. ama sonraki eşimizin çocukları mirasçımız olmaz, tabii onların resmi olarak ebeveyni değilsek. yani, mirasbırakan kişinin nüfusta çocuğu görünen herkes o kişinin birbiriyle eşit oranda yasal mirasçısıdır. buna tabii ki evlatlıklar da dahil.

    diyelim bir çocuğunuz sizden önce rahmetli oldu ve ondan kalan iki torununuz var, kardeş bunlar. rahmetli evladınızın payı otomatik olarak torunlarınıza geçer. söylemeye gerek yok ama bu kardeşlerin payı da birbiriyle eşit olur.

    diyelim ki, allah gecinden versin ama genç yaşta sizi kaybettik. çocuğunuz yoktu ama anne ve babanız hayattaydı. bu durumdaki mirasçılarınız anne ve babanız olacaktır.

    burada ilk önemli noktaya geliyoruz: anne ve babanız, sadece çocuğunuz yoksa mirasçınız olur.

    peki diyelim ki çocuğunuz yok, miras anne ve babanıza kalacak fakat anneniz de zaten vefat etmiş. bu durumda, annenize geçen miras payı, eğer varsa kardeşlerinize geçer.

    ikinci önemli nokta: kardeşlerin kendilerine ait bir yasal miras hakları yoktur. ancak bu durumda yasal mirasçı olurlar.

    yani çocuk olmayacak, anne veya babadan en az biri vefat etmiş olacak, kardeş ancak o zaman miras payı alır.

    *
    şimdi işleri biraz daha karıştıran mirasçıya gelelim. eşimiz.

    miras payları eşin çevresine döner, herkesin payı eşe göre belirlenir.

    eşimiz eğer altsoyumuzla, yani çocuk ve torunlarımızla birlikte kaldıysa mirasın dörtte biri onundur. kalan dörtte üç, diğer çocukların her birine eşit oranda paylaştırılır.

    evet doğru tahmin ediyorsunuz, bu durumda üstsoy hayatta olsa bile pay alamaz.

    eğer altsoyumuz yoksa ve eşimiz anne ve babamızla kaldıysa bu durumda mirasın yarısını alacaktır. diğer yarısı da anne ve babamıza eşit olarak paylaştırılır.

    *
    şimdi bir pratik çalışma yapalım ve vasiyet kısmına öyle geçelim.

    mirasbırakan a kişisinin ilk evliliğinden bir, ikinci evliliğinden iki tane çocuğu olsun.
    ilk çocuğu önceden vefat etmiş olup, onun da iki çocuğu olsun.
    eşi de hayatta olsun.

    bu durumda, çocuklar hayatta olduğu için a'nın anne ve babasını karıştırmıyoruz.
    sağ kalan eş, mirasın dörtte birini alıyor.
    kalıyor mu sana 3/4
    üç tane çocuğu vardı bu a'nın. her biri alıyor mu sana 1/4
    fakat çocuklardan biri vefat etmiş olduğu için, onun 1/4'ü iki çocuğuna bölünecek.
    ve bu torunlardan her biri 1/8 oranında pay sahibi olacak.

    ve perde kapandı.

    *
    vasiyet konusundaki hadise yukarıdaki örnekten ortaya çıkıyor zaten.

    arkadaşlar miras dediğimiz bir bütündür, tek parçadır, tek bir şeydir. o yüzden de böyle paylarla ifade edilir. yani vasiyetnamenizde evinizi bir oğlunuza yazlığınızı bir kızınıza bırakıyorsunuz okey de kanun öyle bir şey değil ki, pay diyor sana, ev bark demiyor.

    sıkıntıyı anlatabildim mi?

    bu a isimli vatandaşın ev, yazlık, araba, işyeri ve arsaları var diyelim ki. eğer hiç vasiyet düzenlemez her şeyi kanuna bırakırsa, vefatından sonra mirasçıları gider bir mirasçılık belgesi alır, o belgeyle de a'dan kalan malı mülkü hissesi oranında kendi üzerine geçirebilir.

    kaç mirasçısı vardı bu a'nın 5 değil mi. yani evin, yazlığın, arabanın, işyerinin ve arsanın her birinin artık beşer tane sahibi vardır - tabii hisseli olarak. yani her bir malın 1/8'i torunlardan birinin, 1/8'i diğerinin, falan filan oradan düşünün artık.

    ama bu a kalkıp vasiyetname düzenler ve belirli malları belirli mirasçılara bırakırsa buyrun buradan yakın.

    diyelim ki bizim a, en büyük torununu ayrı bir seviyordu ve boğaz kenarındaki muhteşem yalısını ona bırakmak istedi. o torunu hem ilk göz ağrısı, hem kaybettiği evladının hatırası, hem küçük yaşta yetim kalıp büyümek zorunda kalmış bir garip, hem de görseniz nasıl iyi bir çocuk. başarılı, çalışkan, güvenilir, a'nın bir dediğini iki etmez, pırlanta gibi. işte bizim a, bu torununu pek seviyor.

    fakat hatırlarsanız a 20 senedir başkasıyla evli ve o evliliğinden de iki çocuğu var. bunları unutmayalım.

    *
    mirasın bir bütün olduğunu söyledik ya hani, işte bütün bu malların değeri diyelim ki 6 milyon olsun, eski lirayla 6 trilyon.

    bu torunun yasal payı aslen 750 bin olacakken, kendisine 2 milyonluk yalının bırakılmasıyla noldu şimdi, üçte birini aldı bu torun?

    a'nın eşi durur mu, yapıştırmış cevabı: "benim çocuğum taş mı yesin?????"

    gelsin davalar, değer tespitleri, itirazlar, satış kararları, falan filan. oldu sana bin yıl sürecek dava.

    *
    mirasçılar böyle durumlara karşı tamamen korunmasız değildir. "saklı pay" dediğimiz bir şey vardır. miras paylaştırılırken bu saklı paylara dokunulmaması gerekir.

    bir önemli nokta daha: miras payıyla saklı pay birbirinden farklıdır. saklı pay, mirasçıların dokunulamayacak hissesidir. mirasbırakan ancak bu saklı paylardan artan kısım üzerinde bir karar verebilir.

    nelerdir bunların oranları, efendim yine eşten gidelim, eğer altsoyla veya anne babayla kalmışsa, saklı pay yasal miras payının kendisi kadardır. yani eş, biraz zor dokunulan biri.

    altsoyun saklı payı = yasal paylarının yarısı.
    anne babanın saklı payı = yasal payının dörtte biri.

    *
    tekrar a'ya dönersek, bu kişinin mirasçılarının saklı payları en son şu oluyor:

    eşin payı dörtte birdi, yine öyle kalıyor. çünkü altsoyla mirasçı olan eşin saklı payı, yasal miras payı kadardır.

    iki çocuk 1/4'er alıyordu. onların saklı payı 1/8, yani iki çocuktan 1/8+1/8=1/4 olmak üzere bir artan var.
    iki torun 1/8'er alıyordu. onlardan da 1/16+1/16=1/8 olmak üzere bir artan daha var.

    toplam artığımız 1/4+1/8=3/8

    işte a, bu 3/8 üzerinde istediği gibi tasarruf edebilir.

    ne dedik toplam değere 6 milyon mu. a bunun 2 milyon 250 bini üzerinde serbesttir, kalan kısmı yasal mirasçılarına gitmek zorundadır.

    *
    bakın tekrar ediyorum, a herhangi bir ev, dükkan, arsa... herhangi somut bir mal üzerinde serbest değildir. toplam değerin sekizde üçü oranında serbesttir.

    *
    ha a yemeyip içmeyip bir de atanmış mirasçı icat ederse, yani b kişisini de mirasına ortak eder veya yasal mirasçı olmayan b'ye somut bir mal bırakırsa...

    *
    olmadı, bu a "ben öldükten sonra bunlar ortalığı birbirine katar" diyerek mallarını sağlığında paylaştırırsa...

    *
    allah aşkına avukatlara bikbik etmeyin bak ayıptır, şunu yazacak noktaya gelene kadar gözlerim 82 numara miyop oldu arkadaş.
  • matematik de içeriyormuş

    kimse kusura bakmasın ama, içerdiği matematikten şikayet eden bi zahmet elini miras davalarından çeksin, yakmasın varisleri.

    bi de dua edin ya kuran da miras hukuku okusaydınız, iş kesirlerle bitmeyecekti sihirbazlıkla bir birimi bir birimden büyük yapmayı öğrenmeniz gerekecekti. dua edin duaaaa
  • özetle ölen kişinin mal varlığının ve borçlarının nasıl paylaşılacağının düzenlendiği, kişinin hayatı boyunca sergilediği hovardalık ve edindiği mal mülk oranında çetrefil arz eden, allah sıralı ölüm versin dedirttiren, medeni hukukun en karmaşık dallarından biri.

    miras hukukunun yararları
    1-miras bırakana yararı vardır, bir yere kadar mal varlığını dilediği kişilere aktararak ahirette bonus toplayabilir, hakkaniyete uygun paylaştırma yapabilirse ölümünden sonra ailesinin mal mülk yüzünden parçalanmasını ölümünden önce mirasçılara ayar vererek engelleyebilir (bkz: vasiyetname) (bkz: miras sözleşmesi)
    2-mirasçılara yararı vardır, biyolojik bir sebepten ötürü çalışmadan mal mülk sahibi olabilir, ölüm ile oluşan ne olacak bizim halimiz durumunu senden önce öngördüğü için çıkacak sorunlara son verir, ölenin malı mülkü yüzünden ancak bir yere kadar birbirlerine girebilirler,
    3-alacaklılara yararı vardır, rahmetliden olan alacaklarının üstüne bir bardak soğuk su içmezler
    4-devlete yararı vardır, rahmetlinin miras bırakacak kimsesi yoksa devlet malına mülküne konar, ha bide mirasçılardan vergi falan alır, her türlü devletin yararınadır
    5-avukatlara ve emlakçılara yararı vardır, bu işler ekmek kapısıdır.

    miras hukukunun zararları
    1-zenginliği de fakirliği de kurumsallaştırır, fakir genç girişimci için haksız rekabet ortamı yaratır, zenginin malı hovarda mirasçılarına züğürdün borcu yoksul mirasçılarına geçer, biri zevki sefasına devam eder diğeri tam belini doğrultacakken bide murisin borçları ile uğraşır, bu döngü devam eder durur
    2-aileyi birbirine düşürür, gazetelerin 3.sayfa haberlerinde pek çok örneği vardır, her ailede miras hakkı yüzünden arıza çıkaranlar mevcuttur, muris yaşarken süt dökmüş kedi mirasçılar mal varlığı için canavarlaşır, muris ölmeden önce vasiyetname ile kendi paylaştırsa da yaranamaz, mirasçıları arkasından yok bana taşlık araziyi verdi yok bana dandik daireyi bıraktı diye beddua okur, insanoğlu çiğ süt emmiş yapacak bir şey yoktur.
    3-tembelliğe ve hainliğe teşvik eder, emek harcamaksızın servete konulur yada konulacağı düşünülür durulur, çalışılmaz, zamanın gelmesi beklenir
  • gözümden uyku akmasına rağmen uyumama sebebim. başta bir kolay geliyor, sonra karmaşık bir hâl alıyor ama bir borçlar gibi değil; bırakmıyor meraktan devam ediyorsun. merak merak derken bir bakıyorsun konuyu anlamışsın. vayy be!

    amaaan ne kadar anlasam da benden uzak olsun. -böyle dedim ya şimdi...-

    uyusam iyi olacak galiba. yine saçmalamaya başladım çünkü. yeminediyom bıktım sözlük kusura bakma. bitmiyor şu okul, bunlar da yan etkileri işte. dua et çabuk geçsin.
  • sakli pay diye bir sey var bu hukukta. cidden sacma geliyor bana. mesela adam olmeden once birilerine bir seyler veriyor, oldukten sonra cat diye cocugu gelip sakli payim ihlal edildi geri istiyorum diyor. bunun uzerine mirasbirakanin tasarruf nisabi hesaplaniyor falan. arkadasim adam hayati boyunca calismis, birakin da malvarligini istedigine biraksin yav. belki cocugundan haz etmiyor yani olamaz mi. her geldiginde geldi yine tipini siktigim diyor. simdi bu adam niye cocuguna miras birakmak zorunda birader? oyle istemiyorum diyip de sebepsiz mirastan da cikartamiyorsun ha. vallahi ilginc.
  • insan doğar, büyür ve ölür. yaşamı boyunca haklara sahip olur, mal mülk edinir, borçlara girer. öldüğünde ise kişiliğine bağlı haklar (dernek üyeliği vs.) haricindeki unsurların tasfiyesi gerekir. işte miras hukuku bu işi yapar. medeni kanunun üçüncü kitabında düzenlenmiştir.

    türk insanı olarak kabul edelim ki uzlaşı kültürüne uzağız. miras hukukundan bağımsız olarak dava ve uyuşmazlık sayımızın rekorlar kırmasının sebebi bu. arabuluculuk gibi kurumlar ihdas edilse de maalesef beklenilen rahatlamanın yaşanması mümkün gözükmüyor. yıllar süren davalar insanımızı her anlamda yıpratmaya uzun süre devam edecek.

    miras hukuku özelinde konuya eğildiğimizde durum daha da vahim. ölen kişinin azıcık malı mülkü olmaya görsün, hemen hepsi uyuşmazlık doğuruyor. ölümden bir süre önce bir kısım tasarruf ve kazandırmalar mevcutsa muris muvazaası iddiasıyla yasal mirasçılar harekete geçiyor, vasiyetname veya miras sözleşmesi varsa, bunların iptal edilmesinden fayda sağlayacak kişiler dava yoluna gidiyor. mevcut ve geçerli bir vasiyetname'de saklı paylara tecavüz varsa saklı payı mevcut mirasçılar tenkis istiyorlar. maalesef bu listeler uzayıp gidiyor. sulh içinde çözüme nadir rastlıyoruz.

    mirasçıların uzlaşması neden önemlidir? çünkü terekede bölünebilen varlıklar yanında bölünemeyen varlıklar da bulunur. 3 ev, 1 araba, 150000 lira nispetinde bir tereke varken 4 çocuk ve sağ kalan eş mevcutsa para haricindekileri miras payı oranında bölmek mümkün değildir. hukukumuza göre bu varlıklar payları oranında elbirliği mülkiyeti ile mirasçılara geçer. elbirliği mülkiyeti olduğunda 1/128 paya sahip bir mirasçı size malı sattırmaz, uğraştırır durur. hakim de önüne gelen uyuşmazlıkta terekeyi para cinsine çevirip kolayca dağıtmak için satım yönünde karar almaya yönelir.

    oysa taraflar uzlaşmaya açık olsalar araba ve evlerin değeri tespit edilip terekeyi para cinsinden belirleyebilir, daha sonra da kura yöntemi ile belirli mallar taksim edilip mirasçılar birbirine borçlanarak terekeyi tasfiye edebilirler. bu sayede 5 mirasçıdan üçü ev bir tanesi araba sahibi olur. belirli mal alamayan tek mirasçıya ise yaklaşık olarak bir ev alacak kadar maddi değer kalır.

    peki bu yöntemin ne faydası var? sayalım;

    1. mirasbırakan'ın ölümünden kısa bir süre sonra tasfiye gerçekleştirilir.
    2. uzun dava süreçleri söz konusu olmaz, mirasçıların ilişkisi yıpranmaz.
    3. aileye ait mallar yine aile içinde kalır. vicdani olarak mirasçıların rahatlaması mümkün olur.

    insani ilişkilerin hassasiyeti, yaşam içindeki zorluklar, mecburiyetler kişileri bazı tasarruflar yapmaya zorlar. ayrımcılık hissiyatı doğuracak bu tasarruflar genel olarak tarafları yaralar, küskünlüklere kavgalara sebep olur. ölümden sonra ise olmayan iletişim nedeniyle hakkının yendiğini düşünen kimse dava açma yoluna gider. unutulmamalıdır ki herkesin kendi düşüncesi, yaşadıkları, ilişkileri ve sevgisi kendine özeldir. bu realiteyi kabul etmeyip hak iddia edeni düşman bellemek sadece ve sadece başka sorunlara sebep olur.

    türk aile yapısında özellikle kadın olan eş erken öldüyse diğer eş evlilik yoluna gitmektedir. ölen kişinin son yıllarını beraber geçirdiği kişiye daha fazla mal bırakma yönünde tasarruflarda bulunmasına sıkça rastlanır. bunun yansıması ise muvazaalı işlemler ve tenkis gerektiren saklı paylara tecavüz şeklinde olur. bu durumlarda uzlaşma mümkün görünmez, uyuşmazlıklar dava yoluyla çözüme kavuşturulur.

    son yıllarda boşanma sayıları geçmişe göre önemli ölçüde artmıştır. ancak bu nesillerin yaşları nedeniyle henüz miras hukukunu ilgilendirir problemler minimum seviyededir.

    hukukumuz kıta avrupası çoğunluğu gibi zümre sistemini benimsemiştir. vasiyetname yokluğu veya geçersizlik durumlarında mirasçılar ve payları bu sistemle göre belirlenir.

    iradi mirasçılığa verilen önem günden güne artmaktadır. ingiltere ve abd'nin daha kesif uyguladığı bu kavramın karşısında saklı pay (mahfuz hisse) kurumu yer alır. miras bırakan kişi sağlığında veya ölümünde geçerlilik kazanacak tasarruflarla mallarını dilediğine bırakabilir. ancak saklı pay sahipleri de bunun karşısında tenkis isteyebilirler.

    belli tarihte yapılan düzenlemelerle azaltılan saklı pay oranı ve saklı paylı mirasçılar muhtemeldir ki gelecekte daha da azalacaktır. yine de şu an için tatmin edici seviyede olduğunu söylemek mümkündür.

    hukukumuzda saklı paylı mirasçıları mirastan mahrum etmek istisnai haller dışında mümkün değildir. "evlatlıktan reddediyorum, mirasımdan mahrum ediyorum," gibi sözler yeşilçam'a özeldir.

    hukuk eğitimim sırasında en sevdiğim dersti. sayıca az olsa da uyuşmazlıkları kavgasız, gürültüsüz şekilde çözmek, mirasçıları uzlaşmaya ikna etmek mesleki tatmin sağlıyor. umarım bunu artırabilirim.
  • vatandaşa kalan mirasdan geçinen, kalan mirasın miktarına göre yüzde ile çalışan,yeterli gelmezse davaya bakmayan mesleklerinin arkasına sığınan ve bununla iş yaptım diye övünen bazı avukatlar varsa boşuna övünmesinler.
    insanların mirasına kimi zaman ortak olabiliyorlar.
    3 kağıt 5 kağıt,ali cengiz oyunuyla ortaklığın giderilmesi davası açıp milletin malına çöken,sonra kendi üzerine alan meslektaşlarınıza selam söyleyin.
    öyle avukatlar var ki onları kayırıyorum,evlatlarınızın yüzüne gururla bakın dürüst insanlar.
  • bu yılın başında hasan işgüzar, mehmet demir ve süleyman yılmaz hocaların çıkarmış olduğu ince* ders kitabı. lisans seviyesinde kolayca anlaşılır bir eser, ilk baskı olduğu için birkaç imla hatası gözüme çarptı ama o kadar da olur.
  • hukuk fakültesindeki en kolay derslerden biridir, yoruma gerek yok denecek kadar azdır, tabi üstteki yazarın bahsettiği gibi ufacık bir hesap hatası her şeyi mahvedebilir. sonra kendinizi gidiş yoluma puan verir mi acaba derken bulabilirsiniz.
  • ben bu konuda bir kaç avukatın darbesini yedim. avukatın çomarına ve ahlaksızlarına denk geldim.
    sadece dikkat ediniz. yani avukat işimi takip ediyor kafam rahat demeyiniz. ben öyle dedim avukatı namuslu sandım çok geç uyandım.