şükela:  tümü | bugün
  • viyolonsel sanatçısı.

    rus asıllı olmakla beraber israil'e kaçmıştır. dünya'nın her yerinde klasik müzik konserleri vermiştir.
  • yukarida bahsedilen derinden etkilenis gabriel faure'in elegie op.24 de gecerlidir.
  • zamanında hem ankaraya,hemde istanbula teşrif etmiş kişi.yorumları değişkendir,bazen süper çalar bazen de sıçar sıvar,ama çok büyük bir usta olduğunu kimse inkar edemez.kendisiyle tanışma fırsatı da buldum,biraz soğuk gibi mi ne?
  • 23. uluslararası ankara müzik festivali 'nde şostakoviç viyolonsel konçertosunu yorumlayarak dinleyenleri coşturmuş müthiş adam. bir temiz çalmak var ki bu insanları coşturmaya yetmez; bir de maisky gibi eserin içine girmek var...
    ayrıca, kolyesini ve sahne kostümünü görünce sanatçı kişiliğinin özel zevklerine nasıl da yansıdığını fark edebiliyorsunuz. konserin akabinde, bir erkeğin çekiciliğinin yetenek ve başarıyla katlandığı hissine bir kez daha kapılmamak zor. tabii bunda konser çıkışında giydiği tişört sayesinde kol kaslarının farkına varmamızın etkisi var mıdır, o kadarını karıştırmayalım şimdilik...
  • şostakoviç viyolonsel konçertosu nun moderato kısmını yorumlarken, dallama dinleyicilerden bazılarının ellerindeki eşyaları patır patır yerlere düşürmeleri, cep telefonlarını kapatmamaları yüzünden (ki iki dallama da tam önümde oturmuştur) keyfi kaçmış sanatçı. seyircinin bis isteğini, yerine getirmemek için sahneye en az 5-6 defa selamlama için gelmiştir ama ankara seyircisinin ısrarlarını bezginlikle de olsa kıramamış iki defa bis yapmıştır. şostakoviç yorumundan keyif almamızın nedeninin bilkent senfoni orkestrası nın emil tabakov sayesinde harikalar yaratmasından kaynaklandığı da gözlerden kaçmamalıdır.
  • viyolonseli en romantik calan insan evlatlarindan biridir
  • ne casals, ne tortelier, ne rostropovich, ne de yo yo ma; bach cello süitlerinde kendisini tek geçerim, bu kadar mı hisli çalınır kardeşim? duygusal anlamında hisli değil demek istediğim, adamın her parçanın hissiyatına dair çok kuvvetli bir fikri var ve onu aynen anlatıyor, boşa giden tek notası, muğlak tek cümlesi yok sanki. ayrıca bu kadar mı temiz, pürüzsüz çalmak olur, sağ kolunda çark dişlisi var sanki mübarek. youtube'dan videolarını izlerseniz ne demek istediğimi anlarsınız.
    ama süit 1 prelüd'den epey sıkılmış olacak ki, bi de şöyle bi performansı var abinin: http://www.youtube.com/watch?v=uhzzp4qd3xc
    (daha çabuk ol mişa, yenge bekliyo evde, yiyecen gene paparayı)
  • tarzandan hallice çello adamı.
  • 12 şubat'ta iş sanat'a gelecek olan çellist. bu tür entry'lere hepimiz sıkça rastlarız. meraklı olanlarımız bunları ciddiye alır. ben bu tür entryleri mütebessim bir yüzle okuyup sonra kötüleyenlerdenim. ta ki bir önceki konseriyle ilgili o entry'ye rastlayana kadar. o entry'de yazanları yaptıktan ve konser biletini kendim gidemeyeceğim için gitmeyi çok istediği belli olan yazar arkadaşıma sattıktan sonra hayatım değişti, çok umutsuz bir dönemde bir iş değişikliği yaşadım ve şu andaki işime sahip oldum, ayrıca eşim ve ben bir ev sahibi olduk. lütfen gülüp geçme, eğer elinde davetiyen varsa veya biletin var da gidemeyeceksen bu entry'nin yazarına gönder. değişikliklerin hemen kendini gösterdiğini farkedeceksin. bunu 5 kişiye, 10 kişiye de yapmak zorunda değilsin. bi bana.

    nolur ya.