şükela:  tümü | bugün
  • bugun sultanahmet meydaninda bulunan ve m.ö. 1547 yilinda firavun 3. tutmosis zamanida insa edilmis olan dikilitas, bizans imparatoru constantinus tarafindan misir'daki karnak tapinagi'ndan getirilmistir. fakat teknik guclukler nedeniyle tasin bugunku yerine dikilmesi ancak 390 yilinda imparator theodosios zamaninda vali proklos tarafindan 32 gunde gerceklestirilmistir.

    tasin kendi uzunlugu 19.6 metre, kaidesiyle birlikte ise 24.87 metredir. pembe granitten yapilmis olan tas yaklasik 200 ton agirliginda olup uzerindeki hiyerogliflerde misir imparatoru 3. tutmosis'in zaferleri anlatilir. ahan da tam metni:

    "18. sulaleden yukari ve asagi misir'in sahibi 3. tutmosis butun denizleri ve nehirleri hukmu altina alarak hukumdarliginin otuzuncu bayram yilinda bu sutunu daha nice zamanlarin getirecegi bayramlar icin yaptirdi ve dikti. tanri horus'un feyzini almis yukari ve asagi misir'in hukumdari cok kuvvetli ve adaletli gunesin oglu tutmosis askerleri onunde oldugu halde mezopotamya'ya kadar gitmis, akdeniz'de dolasmis buyuk savaslar yapmistir. 3. tutmosis tanri amon'a saygisini belirttikten sonra horus'un bahsettigi kuvvet, servet, siddet, yukari ve asagi misir'in taclarini basinda tasiyan gunesin oglu tutmosis tahtinda aleme gunes gibi isik sacacak bu eseri babasi tanrı amon ra'ya saygisini sunduktan sonra tanri horus'un bahsettigi vuvvet ve kudretle ulkesinin hududunu mezopotamya'ya goturmeye azmetti."
  • mısırdaki karnak tapınağına m.ö. 1547 yılında dikilmiş, 390 yılında istanbula getirilmiş olan anıt. 25m. yüksekliğindeki bu anıtta hiyeroglif ile firavunun zaferleri anlatılmaktadır.
  • sultanahmet meydanı’nda, ‘hipodrom’da bulunan obelisk (dikilitaş) mısır’ın 18. sülâle hükümdarlarından iii. thutmosis’in (m.ö. 1502-1448) asya’da kazandığı zaferlerin anısına m.ö. 1450’de diktirdiği taştır.
    yıllarca mısır’da kalan taş firavunların tarihten silinmesinden sonra, burada kurulan yarı hellen yarı mısır bir devlete, sonra da romalıların eline gemiştir. bu dönemde, romalılar, şehirlerini süslemek için mısır’da bulunan anıtları kullanıyorlardı. i. constantius da, yeniden kurduğu constantinopolis’de hipodromu süslemek için çeşitli anıtları buraya taşıttırıyordu. oğlu ii. constantinus (337-361), taşı istanbul’a götürülmek üzere iskenderiye’ye taşıtmak istemiş, ancak bunu başaramamıştır ve taş kıyıda bırakılmıştır. daha sonra, imparator julianus’un (361-363) emriyle iskenderiyeliler taş için özel bir gemi yapmışlar. taşın iskenderiye’den ne zaman ve kim tarafından istanbul’a getirildiği ve nasıl taşındığı bilinmiyor.
    hipodrom’u süslemek üzere getirilen taş, kaidesinde bulunan yazıtlara göre bir süre yerde yatmış ve i. theodossius zamanında 390 yılında, hipodrom ortasındaki "spina" denen duvarın üzerine, bugünkü bulunduğu yere yerleştirilmiştir. 19,59 m yüksekliğindeki taşın, bugün bulunduğu sultanahmet meydanı’na getirilmesi için marmara sahilinden meydana kadar demir bir yol yapılmıştır.
    bugün tam olmayan taşın 6 metrelik parçası eksiktir. eksik parçanın nedeni bilinmiyor. başlangıçta şehrin başka bir yerine dikildiği ve bir depremde düşüp kırıldıktan sonra üst parçanın da şimdiki yerine dikildiği düşünülüyor. ya da, taşınırken kırılmış olabilir. istanbul’daki dikilitaşın ve eşinin karnak’da amun-ra mabedinin sütunları üzerinde resimleri işlenmiş. bu resimlerden de taşın eksik olduğu anlaşılıyor.
    dikilitaş dört yüzünde kabartmalar bulunan 6 m yüksekliğinde mermer bir kaidenin üstünde yer alan dört tane tunç takoza oturmaktadır. kaidenin üzerindeki kabartmalarda imparator i. theodossius’un savaşları ve hipodrum’daki yaşantısı işlenmiştir. dikilitaş’ın tepesinde bulunan ve dünya’yı simgeleyen tunç küre 865 yılındaki bir depremde düşmüş ve bir daha da yerine konulmamıştır.
    dört yüzde de devamlı olarak mısır tanrılarından amun-ra ve horus anılmakta ve thutmosis’in yüceliğinden söz edilmektedir. dikilitaş, bizans dönemi boyunca uzun yıllar hipodrom’da meydana gelen çeşitli politik olaylara, araba yarışlarına, ayaklanma ve cinayetlere seyirci olmuştur. 17. yüzyılda evliya çelebi seyahatnamesinde taştan, istanbul’u afetlerden koruyan bir tılsım olarak sözetmiştir. türklerin dönemi boyunca, taş yabancıların ilgisini çekmiş, resimler ve gravürlere konu olmuştur.
    osmanlı döneminde de hipodrom’da taş çevresinde birçok olay olmuş ve toprak yükselerek kaidenin alt kısmı gömülmüştür. 1857’de, c.t. newton kaidenin etrafında kazı yaparak yeniden açmıştır. o tarihten beri dikilitaş yuvarlak ve demir parmaklıklarla çevrili bir çukurda durmaktadır. 20. yüzyılın ilk yarısında taşın yosunlanmış cephesi temizlenmiş ve yenilenmiştir.
    kaynak:internet
  • malzemesi pembe granittir. orjinal dikilitaşın bugün sultanahmet'tekinin 3 katı yüksekliğinde olduğu söylenir. bizans imparatoru theodosius zamanında 32 günde hippodrom a dikildiği için ,theodosius sutunu olarak da bilinir.
  • hiyeratik yazıyı tam çözemediğim için üzerindeki hiyeroglifi okuyamasam da sütundaki bazı kelimeleri deşifre ettiğimi sanıyorum:

    "bunu...yazan...tutankamon...kuş...sfenks...bir başka sfenks...yılan...okuyana...olum...şşş...tosun...lan kime diyorum...lan siktir git...yılan...sfenks...tutankamon...okuyana...piç...ettik...batırdık...taşı...kuş olur sfenks olur."
  • bir pazar sabahı, uykusuz cumartesi sonrası, kafayı takıp sultanahmet e gitmeme neden at meydanı ortasındaki sütun. dört yüzü olan üzerinde zannımca yol hikayesi anlatan dikilmiş uzun taş kolon.

    ''evet üzerinde semboller var; pek güzeller ama insan/firavun/tanrı/tanrıça figürleri biraz silik gibi geldi. bunun nedenini bilen varsa beri gelse de ben de bu meraktan kurtulsam.''
    imza: osiris
  • sutunun üzerinde tanrı amon ra ve imparator ııı. thutmose u öven sözlerin yazılı olduğu söylenir. mermer kaide kısmında ise sutunun hippodrom a 32 günde imparator theodosius zamanında dikildiği gibi bilgiler ve imparator thedosius a övgüler yazılıdır.
  • (bkz: dikilitas)
  • bizans dönemi istanbul'unun hala eski roma geleneğini sürdürdüğü günlerde hippodrom kent sosyal ve eğlence hayatının merkeziyken ki 1204 tarihli muhteşem latin istilasına değin bu önemini sürdürmüştür, bizans imparatorları da bu merkezi güzelleştirmek ve de daha önemlisi imparatorluğun artan gücünü ve de roma* dan aldıkları miras olan dünya hükümdarlığı felsefesini öne çıkartmak için çeşitli eserleri bu alanda toplamışlardır örme sutün, şu anda san marcoda bulunan at heykeli ve de günümüze ulaşamayan pek çok eser.

    bunlar içinde mısır dikilitaşı gerek günümüze değin gelebilmesi gerekse görkemli kaidesi ve de işçiliği yüüznden ilk başta göze çarpar. karnak tapınağından buraya getirilen sutün hidodromda kaidesi üzerindeki yerini aldıktan sonra o günlerde tamamen unutulmuş olan ve çözümü o zaman için imkansız olan hiyeroglif yazıtları sebebiyle dönemin istanbul halkı tarafından kutsal olarak yorulmuş ve büyük saygıyla karşılanmıştır.

    kaidesi günümüzde kotun artması sebebiyle zemininle nerdeyse aynı hizaya gelmiş olsa da, üzeirnde dönemin hipodramunundaki tribünleri, dikilitaşın buraya getirilmesini ve dikilmesini, imparator theodosius ve ailesini de gösteren kabartmalarla çizgi dönem hayatı ve yarışların toplumdaki yeri hakkında bilgiler verir.

    kaidedeki başka bir ilginç nokta ise, hristiyanlığı kabul etmiş bir toplumun hala devraldığı miras olan pagan kültürünü yeni toplum yapısına adapte etmiş olmasının kanıtıdır. pagan kültürlerde büyük bir lanet sayılan ad silmenin (kaidelerden silinen ad kişinin tamamen unutulmasına, hatırlanmamasına ya da nefretle anılmasına işarettir) kaide üstünde görülmesidir. imparator ile bir sürtüşmeye giren vali proclo nun isminin ceza olarak kaideden silinmesi fakat daha sonra yapılan yanlışın anlaşılarak isminin tekrar aynı yere kazınmasıyla iade-i itibarın yapılmasıdır.