şükela:  tümü | bugün soru sor
  • pit pit* sesleri esliginde yapılan pek bi zevkli eylem*...
  • zamanında bir demet tiyatroda yılmaz erdoğan ın bir esprisi vardı:
    lütfiyeye diyordu ki
    "hadi size mısır patlatayım"
    lütfiyede şaşkınlıklara gark olmuş biçimde "yok abi ne gerek var" diyordu ki burada yılmaz erdoğan ın verdiği cevap takdire şayandı.şöyle derdi:"peki mısır kalsın ben sadece patlatayım"...(güzel bir andı...zira yarıldığımı hatırlarım....)
  • cam kapaklı tencerede patlatıldığında izlemesi çok zevklidir.
  • cam kapaklı tencerede yapıldıktan hemen sonra kapağın temizlenmesi gerekir.
  • bunu her yaptığımda feci derin düşüncelere dalarım. böle minnacık bişe random şekilleniyor ısıyla. garip lan.

    "ulan nası lan? nası patlıyo da şahane yenecek bi hale geliyo? ehehe ne acayip la bak ne garip şekil aldı:)"

    gerçi daha televizyonun çalışma mantığını anlayabilmiş değilim. olsun eksik olsun yemesi güzel film/dizi izlerken.
  • cam kapaklı ama teflon tencerede yapılıp kapağının işlem bittikten hemen sonra temizlenmesi gerekir.
  • cam kapaklı tencerede patlattıktan sonra kapağın hemen temizlenmesi gerekmez. ben temizlemedim bir şey olmadı. henüz..

    edit: hayııııırrrrrr..!
    edit2: şaka lan şaka hala bişey olmadı.
  • mısır patlatmak miniminnacık sevimli mısırları ısıya maruz bırakarak, yağ ve tuz ile tatlandırarak patlatma, yenilebilir hale getirme eylemidir.

    evet aynen üsteki gibi tanımlayabiliriz mısır patlatma eylemini ancak patlamış mısır sadece öyle çıtır çıtır yenilen, içi boş bir çerez asla değildir. oluşum evresinde, doğasında “ isyan “ olgusunun tüm karakteristik öğelerini barındırır benim gözümde patlamış mısır, mısırları patlarken izlemek ise benim için içerisinde bir çok alt metne sahiptir.

    önce masum mısırlarımızı kapalı bir alana ( tencere ) kendi iradeleri dışında, azıcık yağ ile kandırarak ( ağza bal çalma ) koyar, kapağını kaparız. ( cam kapak olması mühim zira isyan anına birebir şahit olmamız lazım ) ardından tencerenin altını yakarız ki mısırlar anlasınlar öyle kolay değil bu işler, tencerenin altının yakılması , ne biliim böyle hepimizin her an taşıdığı korkular, gündelik sıkıntıları sembolize edebilir. işsizlik, gelecek korkusu, belirsizlik okul, fak di sistım ! vs. gibi.

    alttan ısıyı alan masum, çaresiz mısırlar ufak ufak hareketlenmeye başlarlar. ilk etapta mısırların ağızlarına çaldığımız bi parmak bal olan yağ ise çoktan azalmaya başlamıştır. mısırlar bu durumun farkındadırlar ancak ne yapacaklarını da bilememekte, hapsedildikleri tencerenin içerisinde sıkışık nizam birbirlerine bakmakta, ne etsek la dercesine tıkır tıkır tıkırdamaktadırlar. derken o kutlu, o efsanevi, o her mısır patlatışımda bayram gibi karşıladığım, muhteşem an gelir çatar. evet o cefakar mısır tanelerinden biri az sonra bir şölen edasında devam edecek olan mikro devrimin öncüsü olup, bir isyan başlattığının farkında dahi olmadan, paaat diye patlar tencerenin içerisinde. patlama esnasında hızla yukarı doğru fırlayarak tencerenin ( sistem ) kapağına da ilk darbeyi “ bak sistem ağzını burnunu kırmaya hazır bir kitle var arkamda, halkın iradesinin önünde kimse duramaz lan“ dercesine vurur.

    diğer mısır taneleri şaşkındır, aralarından bu devrime öncülük edecek bir lider çıkarmışlardır ancak halen daha kararsızlıklarını korumaktadırlar. ve işte en az o ilk kutlu an kadar kutlu, o an kadar destansı bir diğer an gelir. önder mısırın izinden yürüyen bir diğer devrimci de kendini bu yolda feda ederek patlar. onun patlayışı, şaşırtıcı bir şekilde ilkinden daha etkili olmuştur. işte bu andan sonra artık geri döndürülemez o süreç başlar. dakikalardır ( mikro ölçekte yıllardır o aslınde ehehhe ) alttan alta iyice ısınmakta, kavrulmakta, cefa çekmekte olan mısırlar birer ikişer saflara dahil olurlar.

    mısırlar ellerinden geldiğince hızlı ve hırslı bir biçimde patır patır patlamaya başlarlar, öyle etkili bir başkaldırıdır ki bu, o yerinden oynamaz gibi gözüken kapak ( sistem ) önce tıngır mıngır etmeye, ardından bayaa bildiğin zangırdaya zungurdaya yerinden oynamaya başlar. lakin artık tencerenin altını kısmak dahi fayda etmemektedir, mısırlar devrim ateşini yakmışlardır bi kere ve durmaya da hiç mi hiç niyetleri yoktur. hemen hemen , ki hemen hemen dememin bir sebebi var , zira bu devrim coşkusuna, bu başkaldırıya her mısır tanesi katılmaz ne yazık ki. aralarında karşıt görüşlü mısırlar olabileceği gibi kimisi de tahmin edebileceğiniz gibi yoldaşlarını bu davada satmış, yarı yolda bırakmışlardır patlamayarak, tencerenin en dibinde cibilliyetsizce patlamadan kalır bu şerefsizler. he ne diyoduk, hemen hemen her mısır elinden geldiğince tepkisini koyar, kimi küçük, kimi ise devasa kar tanelerini andıran bir biçime bürünmüş, sisteme karşı ( tencere kapağı ) tepkisini kendi çapında koymuştur

    bu şölen, tencere dolana, kapağı da yerinden çıkana kadar sürer, artık aralardan tek tük patlama sesleri duyulur olmuş, devrim ise amacına ulaşmıştır.

    bu arada " özet geç lan piç "dediğinizi duyar gibiyim, çok ayıp.

    1812 uvertürü eşliğinde mısır patlatın bi, ne dediğimi anlayacaksınız, v for vendetta falan hikaye. he derseniz ki manyak mıyız biz 1812 uvertürü dinleyerek mısırların patlayışını seyredelim, evet haklısınız.
  • tembeller için mikrodalga versiyonu vardır. atıyorsun mikrodalgaya kendi kendine pıtır pıtır oluyo sonra afiyetle yiyorsun.
    mikrodalganın cam kapağını mısır patlattıktan sonra hemen temizlemek gerekmez. peçeteyle kapağın tozu alınabilir ama tercih meselesi tabi..
    ayrıca (bkz: ay pop)