şükela:  tümü | bugün soru sor
  • beşiktaş balıkpazarı'nın sonundaki büyük ve soyut ve gagası hariç kartala benzemeyen kartal heykelinin kuyruğunun olması gerektiği yönde ilerleyip ve ikinci sağ sokağa girdiğinizde karşılaşacağınız köşedeki kiremit renkli bina misket şarapevidir.
    beş katlı, sevimli mi sevimli, döner merdivenli, duvarında incir ağacı biten, karakterli salonlara sahip şahane bir mekandır kendileri. 204 yaşında küçük bir binacık aslında bu ama tam beş katı ve bir terası var! ev yapımı organik şaraplar, edirne işi börekler ve bilumum güzel peynir de cabası... duvarlarda enteresan afişler ve tablolar, odalarda da bir sürü ıvır zıvır dolu. bir taraftan sessiz sakin ama diğer taraftan güzel bir parti evi..
    sevgili murat meriç ile de tadına hiç doyum olmuyor terastaki rüzgarı eski 45likler eşliğinde dinlerken..

    http://www.myspace.com/misketsarapevi
  • samimiyetin içinize işlediği, en güzel arkadaş sohbetlerinin yeri..

    yeni dostluklara da gebe..
  • pazar günleri kapalı olan mekândır.
  • kırmızı şarap harici şarabı bulunmayan, teras katında otururken ilgilenen kimse olmadığından telefonla iletişim kurmak suretiyle sipariş verilmesi gereken müessese..
  • sanırım burası beşiktaş'taki en sevdiğim yer. ve hatta sıklıkla beşiktaş'ta takılmama sebebiyet veren yer.
    kırmızı şaraptan başka şarabı yok. o da tabi ev şarabı olduğu için klasikleşmiş bir tadı yok. her gittiğinizde farklı oluyor. bi keresinde buz gibi ve çok güzeldi. bi daha o günkü tada ulaşamadım ama ulaşabilirim de, devamlı gitmem lazım.

    atıştırmalıkları çok güzel. peynir tabağı türk tipi ve çok lezzetli. patates kızartmasını ayrıca seviyorum, yanında yoğurt var. sigara böreği de yine aynen öyle.

    fiyatı da makul. olması gerektiği gibi, diğerlerinin beceremediği gibi.
  • şu hayatta hep özenirdim, insanlar nasıl oluyor da şarap denen içeceği, hele ki kırmızı olanını o kadar lezzetli bulabiliyor da ben tad alamıyorum diye düşünürdüm. belki de ilk rezil sarhoşluğumu kalitesiz kırmızı şaraptan yaşadığım için hep mesafeli dururdum istemsizce. ta ki çarşamba gecesi misket denilen şarapevindeki o abıhayatı, o harika şeyi içene kadar. ilk yudumdan itibaren manyak oldum, lezzetten delirdim lan adeta. hala düşünüyorum acaba ben kendi kendime abartmış olabilir miyim, bir şarap nasıl böyle leziz olur arkadaş diye.
  • bugün ilk defa gittiğim mekan, bir daha gider miyim bilmem.

    şöyle ki evet bina çok güzel, tatlı, ev ortamı, ama odalara önlerine gelen koltukları doldurmuşlar, bu oda bu kadar koltuğu sandalyeyi taşır mı diye düşünmemişler. amaç belki kalabalık grup gelmesi anında sandalye taşıma telaşı olmaması içindir ama bunu da odaların hemen dışarısında cam kenarına koydukları masanın yanına iki yerine üç adet sandalye koyarak ayarlayabilirlerdi diye düşünüyorum. odaların içerisinde uyumsuzluğun uyumu bile yok. her yer koltuk, her yer sandalye.

    menü çok zayıf, gerçekten zayıf. tamam şarap evisin neticede ama şarabın yanına atıştırmalıklar sadece peynir tabağı, patates kızartması ve sigara böreği ile sınırlı mı kalmalı gerçekten? ek olarak közde mantar, grissini filan olsa olmaz mı idi ya da olması bu kadar mı zor, maliyeti nedir?

    ayrıca bir tavuklu/hellimli salata koyulsa o menüye? şefe bile ihtiyaç yok bir salata yapmak için. şarap ve salata yaparım hayaliyle gittiğim mekanda aç kalmak feci saçma. bunlar çok ufak dokunuşlar bir işletme için, yapılması asla zor değil.

    peynir tabağında kaç çeşit peynir var çok bakmadım açıkçası ama dilimlenip üst üste atılmış birkaç çeşit peynirin üstüne nane serpilince özenilmiş bir peynir tabağı olmuyor, sunum hoş değildi. arasında peynirin dışında iki kayısı, ceviz olsa ne kadar farklı durur halbuki; ya da özenli bir şekilde tabağa yerleştirilse? haydi öyle yapmadın, ayrı bir meyve tabağı seçeneği olsa?

    zeytinyağı getirilen 90'lardan kalma, o masada asla yeri olmayan kase ve kocaman kahvaltı dilimi ekmekleri ise beni benden aldı. ekmekleri ufak kare kare dilimle, zeytinyağını bu veya şu tarzda kaselere koy. zor değil bu kadarını düşünmek, evde kullanmadıkları kaseleri getirip işletme açmış imajı yaratma insanlarda.

    bir de nescafe mi kaldı? ''kahve ve çayımız var şarap dışında.'' dedikten sonra, ''kahve olsun o zaman.'' diyen insana ''nescafe ama.'' deme. beşiktaş gibi bir yerdesin, bir kahve makinesi almak, en azından sade koyu kahve yapmak ya da her ihtimale karşı 3 tane french press edinmek vizyon gerektiren bir iş değil. çayı kupa ile getirmeleri ise on numara.

    son olarak ikinci katın tuvalet kapısının üzerindeki kan akmış gibi duran boydan boya kırmızı boya cidden mide bulandırıcı. boyayın, kaplayın, kapıyı sökün veya yakın ama bir şey yapın. her ay kan gören kadın olarak midem bulandı.

    tüm bunların haricinde müzikleri güzel, ışıklandırma da aynı şekilde. mekanda sigara içilmemesi ise kocaman bir artı.
  • dün gece ilk kez ziyaret ettiğim(istanbul cahili insan) bir mekan, gayet sıcak bir havası ve gayet de güzel şarabı var, zaten bir şarapevinden de fazlasını bekleme durumum yok, içine giren insanlar da hoşuma gitti, hoş bence isteyen baksın...
  • hasbihal sever işletmecisi tatlı bir kadın ,sevimli üniversite talebesi çalışanları, kekikli zeytinyağı ihtiva eden peynir tabağı ve ilkel dürtüleri tetikleyen testisi ile keyif aldığım mütevazi bir mekandır misket,en son buzukili rüzgarlar esiyordu mekanda,sağolsunlar,alkollü mekan işletmek herkesin harcı değil, gelenekten gelen adaplar bütünü gerektirir
    (bkz: babazula şarapevi)