şükela:  tümü | bugün
  • ufuk sarıca'nın eşinin ismi.
    şiir seven kişilerin çocuklarına koyabilecekleri güzel seçmelerden.
  • en güzel kız isimlerinden biri.
  • belirtme durum eki eklendiğinde (ismin -i hali), ekle arasına kaynaştırma harfi girmeyen kelime. yani mısrası şeklinde değil, mısraı şeklinde yazılır. yönelme durum ekiyle (ismin -e hali) de mısraa şeklinde yazılır mısraya yerine.
  • kapının iki kanadından biri.
  • "mısra işlevini yitirdi; şiiri şiir yapan bir birim olarak yürürlükten kalktı. eski rahatlığını, o sessiz, kıpırtısız düzenindeki rahatlığı boşuna aranıyor şimdi. öfkelerin, bunlukların, başkaldırmaların dışında kendini yineliyor daha çok. ne denli güçlü görünürse görünsün, duygularımızı, gerilimlerimizi, düşünce coşkularımızı başlatıcı bir öğe, bir ölçü olmaktan çoktan çıktı. insanı, insanla gelen en çağdaş sorunları karşılayamaz oldu. öylesine durallaştı ki, onca bir sözcük yılı da uzak kaldı bize.

    öyleyse usla okumalı, şiiri, usla biriktirmeli artık; mısra ile değil. diyeceğim, ille de bir ölçü gerekliyse, bu, düşünsel-ussal bir ölçü olmalı. tek sesli şiirden, çok sesli bir şiire yönelişteki en kapsamlı ölçü de budur sanırım.

    nicedir şiiri soyut bir kavrammış gibi düşünemiyoruz. her toplumun kendine özgü bir şiiri ya da şiirleri olduğu için böyle düşünemiyoruz. ülkemiz de bir mucizeler ülkesi değil. bizim de gereksinimini duyduğumuz bir şiir anlayışı var. hatta bir bakıma uygulanıyor da bu. düşünü şiiri diye adlandırabileceğimiz bu şiir biçimini (tarzını) yerleştirirken, en azından şiire bakma ölçülerimizi de değiştirmek zorundayız.

    örnekler ortada. yapacağı işin bilincine varmış ozanlar kabına sığmıyor artık. hiç değilse zorlanıyor şiir, seçkin, soy bir anlatım yolu bulmak için savaşılıyor. örneğin cümleler parçalanıyor; söze yeni bir devinim katılıyor böylelikle. bir bakıma cümle tavır takınıyor, insanlaşıyor. derken bir satır başı, bir parantez, bir diyalog... bakıyorsunuz düzyazıya geçmiş ozan; anlatıyor, açıyor, anlamı genişletip yoğunlaştırıyor. mısra yerine devinim, mısrayı ölçü yapmak yerine usu ölçü yapmak! güç şiir buradan çıkıyor, şiir okuma zorluğu burdan doğuyor.

    ya peki mısra nedir? bir tanımı yok mu onun? bence yok! olsa olsa sezilmesi var, şiiri tekilleştirmesi, kolay ustalıklara araç olması, çağdaş anlayışın gerisinde kalması var. mısra da sağduyu gibi bir şey... sağduyu ise, einstein'in anlayışına göre, "insanın on sekiz yaşına gelmeden önce zihnine yerleşen önyargıların tortusu"ndan başka bir şey değil. işte mısra da sağduyu gibi, beğeni eğitimi, töre anlayışı gibi, bize önceden aşılanmış bir öngüzellik duygusu.

    bu ön-güzellik duygusu nasıl aşılmalı? önce, mısranın mısraya örnek tutulmasıyla sağlanan iyi işçilik görünüşü yerine, dirimsel bir şiir anlayışını gerçekleştirmekle...

    ..."

    edip cansever

    gül dönüyor avucumda / adam yayınları / 5.b, aralık-2000 / s.57
  • ince ünlü barındırmayan en güzel kız ismi.
  • beyitin yarısı olur.
  • aruz ile söylenmiş beytin* yarısı
    mısraın dize ile karıştırılmaması gerekir. mısranın vezinli olması şart iken, dize ölçülü veya ölçüsüz bir satırlık nazım parçasıdır.
  • şiiri, kendisi yapan mihenk taşlarından biri.
    ya öyleyse, mısraı mısra yapan ne ola ki?
  • sevgilimin ismi. siir gibi kendisi de zaten. ona ayri , ismine ayri asik oldum.