şükela:  tümü | bugün
  • 33. istanbul film festivali mayınlı bölge kategorisinde yer alan filmin bu gün atlas sineması'ndaki gösterimi (19:00) yönetmen alexandros avranas'ın katılımıyla gerçekleşti. filmin başrol oyuncusu eleni roussinou ise ortalarda görünmedi. avranos, filme kaynak olan hikayenin gerçek olduğunu ( almanya'da yaşanan bir olayı kaynak alarak kurgusal eklemeler yaptığını) ve failinin halen hapiste olduğunu söyledi. seyircilerden gelen, "tarzınızı haneke'ye benzettim" tadındaki soruya da, "tek ortak noktamız coğrafi" dedi, ağzı bal yesin. psikolog bir seyirciden gelen, "sette çocuk oyuncular şiddet sahneleri için psikolojik destek aldı mı?" sorusunu az kıvırtmalı cevaplasa da zaten sahneler düşünüldüğünde çocuk oyuncuların ruh sağlığı konusunda endişelenecek bir durum da yoktu. "film biraz klişe bir sonla bitiyor" diyen seyirciye de, "önemli olan finalde vermek istediğim, borazanı ele geçiren üflüyor ana fikridir" dedi. (tam böyle demedi de ben böyle çevirdim size spoiler olmasın diye) fakat allahsızın yaptığı filmin finali gerçekten çok sert. otur üzerine iki büyük iç, o kadar diyeyim.

    özel not: acaba azıcık gerçeklik payı yüksek, sert ve rahatsız edici hikayelere rastladığımızda hemen de 'haneke etkisi', 'kim-ki duk fişmekanı' etiketini yapıştırmasak mı? özellikle de bu filmin haneke ekolü ile uzaktan yakından, sağdan soldan, önden arkadan velhasılı nereden bakarsan bak, hiç ilgisi alakası yokken.

    dahası: http://blog.radikal.com.tr/…ni-kapiyi-kilitle-55900
  • geçen sene post tenebras lux bana ne yaptıysa bu sene benzerini bu yaptı. ben bu filmin mükemmel olma ihtimalini sevdim. keşke son birkaç senedir gördüğümüz yunan filmleri klişeleri ile hiç benzeşmeseydi, bir adım daha evrensel olsaydı. gözüm açılış sahnesiyle beni koltuğa yapıştıran yönetmeninin üzerinde artık, hoş geldi.
  • bir haneke filmi değil, bir kynodontas da değil. niye bunu yazma ihtiyacı hissettim, çünkü film bu şekilde pazarlandı ne yazık ki ... pazarlanışı bu olunca ne yazık ki beklenti de bu yönde oluyor.

    açılış sahnesinin mükemmelliği dışında hiç bir özelliği olmayan film... ayrıca filmin kritiklerinde okuduğumuz üzere yunanistan'daki finansal krize bir eleştiri veya krizin etkisi şeklinde ifadeleri ne yazık ki filmde göremiyoruz. hani belki yunanlı seyirciye belki ama en azından bana bu anlamda bir şey ifade edemedi.

    http://www.imdb.com/…tle/tt3078242/?ref_=fn_al_tt_1
  • eskişehir film festivalinde şiddet güzeli başlığıyla gösterilen film.
  • yunanlılarda ciddi bir akıl hastalıgı oldugunu dusunmeye başlıyorum artık ve bunu sinemasal anlamda iyi bir yönde söylüyorum. dogtooth, alpeis, kinetta, l, attenberg, the capsule örnekleri bunu ciddi anlamda göstermekte zaten. ama miss violence asla bir dogtooth degil. ki kişisel fikrimce hiçbir film ona yaklaşamaz bile. her neyse. tarzı ne haneke ne de lanthimos benzeri.. keza bunu avranas da dile getirmiş. ama insanlarda aile ve "akıl hastası" bir aile diyince oluşan bu algının nedenini de anlamamak oldukça zor. filmi begendim ve heyecanımı ayakta tutmayı başardı sonuna kadar. bu önemli. eleni roussinou çok hoş bir seçim olmuş. rahatsızlıgı, mimikleri ve eksantrik tipiyle şık bir şekilde vermiş. aggeliki papoulia tadı aldım tabii onun kadar başarılı degil. final sekansı da açılış sekansı kadar güzel.

    --- spoiler ---
    en rahatsız edici sahne, 11.yaş rituelini bozup ufacık kızı adama dondurmayla kandırıp satmasıydı baba karakterinin. o masum dansa tahrik edici bir gözle bakması iki herifin de. o kapının kapanması, igrenç hissettirdi. benzer bir sahneyi baştan sona pedofili eleştirisi olan michael'da da görmüştük.

    yunanistandaki krizle çok baglantılı bulmadım ben, evet parasızdı aile ancak yine de bu parasızlık yuzunden yapılan igrençlikler zinciri degildi.

    kardeşine tüm olayı anlatıp intiharla kurtulmasını saglayan kızı sattıgı sahneler tiksinçti. sonra bide "babası" olarak kendisi de kızıyla beraber oldu ya... inanılmazdı o işte. ve ardından gelen "sen para vermedin" diyalogu..

    son sahnede eleni'nin hüzünden bir anda rahatlama ve mutluluga geçmesi, iplerin artık annenin elinde olması. bir kurtuluş ya da aynı akıl hastalıgının artık anne kontrolunde mi devam etmesi mi bu? işte onu yorumlayamıyorum. öyle de kalsın..

    --- spoiler ---

    p.s.: eleştirilen ve aşırı rahatsız edici olan çogu filmler gibi (bkz: alpeis) (bkz: dogtooth)* (bkz: srpski film)* bu da gerçek bir hikayeden alınmıştır. izleyicilerin bilgisine..
  • sevip sevmediğime karar veremediğim film. ben de yazmazsam olmaz, filmin neredeyse her sahnesinde aklıma kynodontas geldi. bu film, kynodontas kadar sert, soğuk. ama onun kadar başarılı değil. filmi hem çok özgün buldum hem de yönetmen giorgios lanthimos'tan bayağı esinlenmiş gibi geldi. iki filmin ruhları da teknik yapıları da çok benziyor.
    filmi bireysel olarak değerlendirdiğimde gerçekten çok etkileyiciydi. baştan sona merak, dehşet, tiksinti duyguları hakim oluyor. bireysel olarak değerlendirildiğinde gayet iyi film ama asla bir kynodontas değil.
  • dogtooth filminden cok daha sarsici ve yikici etkisi olan film. ensest ve pedofili insanlar üzerinde her zaman sok etkisi yaratir.
    sahte bir aile saadetinin arkasindaki gerceklerin gün isigina cikmasi, ve insanda mide bulantisina neden olabilecek bazi sahnelerin varligiyla izlenmeden önce iyi düsünülmesi gereken filmdir.
  • eskişehir film festivalinde gösterilen ve bir çok seyircinin film bitmeden salonu terk etmelerine yol açan film. son sahneleri izleyecek gücü kalmamıştı insanların. hatta terk ederken baya yönetmene sövüyorlardı.

    bunu kötülemek için değil filmin bıraktığı çok çarpıcı etkiyi anlatmak için söylüyorum. iyi kötü demeyeceğim ama insanı hayattan soğutuyor.
  • sonlarına doğru ciddi bir mide bulantısı yaratan film.izlemeden önce herhangi bir yorum okumadım ve konusuyla ilgili bir bilgi almadım.film yayınlanan sitelerden birinde görüp indirdim.indirmez olaydım...film zaten bir trajediyle başlıyor.fakat filmin ortalarındaki trajedi başındakine rahmet okutur cinsten.izlerken hep ''acaba mı?'', ''yok artık'' , ''olmaz canım'' falan derken ''oha yuh artık!''diyerek kapanışı yaptım.dünyanın ne kadar boktan bir yer olabileceğine bir kez daha lanet ettim.
  • oldukça sarsıcı karanlık ve şiddet dolu bir film miss violance. sonlara doğru olay örgüsü şekilleniyor ve seyirciye unutamayacakları bir sinema deneyimi yaşatıyor; en sarsıcı ve rahatsız edici cinsinden tabi... konu ne kadar rahatsız edici, izlemesi ne kadar zor olursa olsun kesinlikle seyredilmesi gereken bir çalışma. sinemaseverler es geçerlerse yazı olur. konu tamamen gerçeklere dayanmaktadır. bunu bilerek izleyin lütfen.