şükela:  tümü | bugün
  • gizemselleştirme
  • bu kavrami en guzel olarak, fellini'nin bir filmindeki (maalesef hangisi hatirlamiyorum) bir aktris canlandirarak anlatir.
    kisaca kiz, sefahat pezevenki bir babanin yanindadir hep, bissuru soytari etrafinda donmektedir halbuki bu genc ve guzel kizin varolussal dertleri vardir.
    evet, nihilistce bir sakadir mistifikasyon. sonu kaybederek biten bi saka olsa da;asildir.

    edit:tekrar izledim: film 8½. fakat daha once baba dedigim, babasi yasinda sugar daddymis.
  • (bkz: mystification)
  • karl marx'ın ideoloji tanımlarından biridir. toplum gerçeğinin çarpıtılması anlamında kullanmıştır..
  • sosyal bilimlerde sosyal ilişkilerde kullanılan bir terimdir.

    karşısındakini üzmemek veya hoş karşılanmayacağı umulan düşünceleri açığa vurmamak amacıyla, tek taraflı veya karşılıklı olarak gerçek duygu ve düşüncelerin bilinçli olarak saklandığı iletişimsizlik durumudur.
  • şu an çalıştığım notlarda tanımı: kimin kime ne yaptığı konusunun farklı ve yanlış tanımlanmasıdır.
  • "acaba genli ai, orgoreyn'de devlet aygıtının o muazzam görünürlüğüne rağmen hiçbir şeyin açıkça yapılmadığının, hiçbir şeyin açıkça söylenmediğinin farkında mı? düzen bütün o düzenekleri saklıyor aslında." **
  • baudrillard’ın simülasyon teorisi karşımıza en temelde bir antiepistemoloji olarak, batı rasyonalizmine ve onun doğru bilgi ile batıl inanç arasında yaptığı ayrımın köklerine bir karşı çıkış, bir eleştiri olarak çıkar. baudrillard, nietzsche’yi izleyerek, dünyanın büyüsünün bozulması süreci basamaklarını, batı’da “gerçeklik” (reality) kavramının evrimi, gelişimi olarak okur ve hipergerçeklik ile sanal gerçeklik kavramlarını doğuracak biçimde vurgular. bunu yaparken baudrillard, primitif ya da ilkel denen eski toplumların aslında –kelimenin pejoratif (küçümseyici, aşağılayıcı, kötüleyici, yerici, yermeli) anlamında- ilkel olmadıklarını, hatta bunların batı entelektüel dünyasının kullandığı anlamda birer toplum da olmadıklarını öne sürer. aksine -ki burası nietzsche’nin düşüncesine en çok yaklaştığı noktalardan birisidir- burjuva devrimiyle birlikte modern dönemde yükselen ve tatlı hülyaları teşvik eden hümanist idealler, ilkel yani eski toplulukların ahlaken çökmüş, adaletsiz, fakir ve kötü durumda olduklarına dair mistifikasyonu (anlaşılmasını güçleştirme, esraren¬gizleştirme) zorunlu kılmıştır. baudrillard, yine nietzsche’yi izleyerek, bu türden ideolojilerin modern toplumun kendi kendini kanıtlama, haklı çıkarma çabası olarak ortaya çıktığını ifade etmektedir. baudrillard tam da bu noktadan sonra her türden ilerlemeci akımlara –sosyalistlere, feministlere, ekolojistlere- karşı hareket etmiştir, çünkü bunların kendileri de sembolik düzene karşı modern konsensüsün (uzlaşma) bir parçası haline gelmişlerdir.

    gerçeklik ilkesinin yitimi: baudrillard'ın simülasyon teorisinin temel kavramları
  • gerçek anlamının dışında değer yükleyerek olduğundan farklı gösterme, mistik hale getirme.