şükela:  tümü | bugün
  • dion fortune'nin kabala hakkındaki en kapsamlı bilgileri içeren kitabı. türkçeye murat sağlam çevirmiş, hermes yayınlarından çıkacak.
  • 3. baskısında sonunda kitaptaki sembollerin hatadan kaynaklı ayrı verilişini görmemek sevindirdi.

    kitap hayat ağacının tefekkür yolu ile anlaşılmasını baz alıyor. bunun öncesinde dion ablamız gerekli gördüğü bir çok teorik bilgiden de bahsediyor. hayat ağacı demek evren demek, evren demek sen demek.
  • en büyük ve güzel gizemlerinden biri de ters kutupluluk yasası olan kadim bir öğreti. bu tabi yine de bir görelilik arz eder ama çok temel bir yasa olduğu konusunda hiçkimsenin bir itirazı olamaz.

    öncelikle iki tür kutup pozitif (erkek araç) ve negatif (dişi araç) şeklindedir. pozitif araç farklılaşmamış yaşam-gücünü ilahi kaynaktan doğrudan çeker alır ve bunu kendi organizma düzeyinde kullandıktan sonra negatif araca verir, negatif aracın işlevi, o yaşam-gücünü ihtiyacı bağlamında kullandıktan sonra ilahi kaynağa geri göndermektir ki böylelikle devre tamamlanmış olur. kutupsuzluk sadece 7. plana yani saf ruha ait bir durum, onun dışında var olan herşey bir kutupsallik akışı içinde. diğer bazı düzeylerde çift kutupluluk da vardır yani aslında insanlar içinde diğer kutbu pasif olarak taşır. insan varoluşu temelde yani başlangıç düzeyindeki inisiyeler için 4 plan şeklinde anlatılıyor. bunlar an alttan üste doğru sırayla; fiziksel, psişik (veya duygusal, içgüdüsel), zihinsel ve ruhsal. işte ters kutupluluk yasasına göre ruh bir dişi bedendeyse fiziksel ve zihinsel olarak negatif (dişil), psikolojik ve ruhsal olaraksa pozitif (eril) güç taşır. erkek için de fiziksel ve zihinsel olarak pozitif ; ruhsal ve duygusal olarak negatiftir denir. bu hermesin asasına sarılı siyah ve beyaz yılanlar şeklinde görselleştirilmiştir. yılanlar asayı dolanarak yükselirler ve asa aşağıdan yukarıya doğru 4 âlemi gösterecek şekilde isaretlenirse ne denmek istendiği anlaşılacaktır. tek bir yaratık türü için planlar değiştikçe kutuplar da sırasıyla değişir.

    peki burdan nasıl bir sonuç çıkar bize. aslında bu hiç bilinmeyen birşey değil fakat bununla birlikte pratik hayatta bir karşılığını da göremiyoruz. erkekler zihinsel ve fiziksel olarak daha güçlü, bu düzeylerde ilahi kaynağa daha yakın ve kadınını beslemek yani enerjisini onunla paylaşmak zorunda tabi ki eğer eşleşmek istiyorsa. kur'an'da "biz her iki cinsi de farklı alanlarda birbirlerine üstün kıldık" diyor zaten. dolayısıyla bir kadın da duygusal ve ruhsal olarak ilahi kaynağa daha yakın ve daha yüksek bir yaşam gücüne sahip ve bunu erkeğiyle paylaşmak durumunda. aslında bütün bunlar sadece başlangıç koşulları bu arada. yani bir kadın kendini duygusal ve ruhsal olarak hiç gelistirmezse hiçbir zaman pozitif kutup işlevi de göremez. bu durumda eşiyle sadece fiziksel ve zihinsel düzeyde eşlesebilir çünkü duygusal ve ruhsal olarak kendisinin vermesi gereken yaşam-gücünü de eşinden beklemektedir. bu aslında çoğu ilişkide bu şekilde malesef, kadın herşeyi erkekten bekliyor. bundan dolayı sadece kadınları suçlamak da hiç doğru değil çünkü bütün bir insanlık olarak şu anda baskın olarak fiziksel ve zihinsel dünyayla meşgulüz sadece. özellikle ruhsal plan ya tamamen yok sayılıyor ya da hiç değer görmüyor. kendini ruhsal açıdan geliştirmiş erkek sayısı kadın sayısından çok daha fazla diye düşünüyorum. kadınlar denildiği gibi ruhsal düzeyde aslında daha avantajlı ve güçlü bir yapı ile dünyaya geliyor ama malesef bunun ne doğru düzgün farkına varabiliyor ne de geliştiriyorlar. zaten ezoterizme göre sadece fiziksel cinsiyet katı ve değişmez bir şekilde bellidir (normal şartlarda) diğer planlarda cinsiyetleri "ilişkili güç" belirler. yani kendisinden daha duygusal veya ruhsal bir erkeğe göre, onunla ilişkisinde bir kadın bu düzeylerde negatif (dişil) olarak işlev görür. daha derin duygulara sahip kişi duygusal planda pozitif (eril), daha fazla bilgiye sahip kişi mental düzeyde pozitif (eril) işlev görür. kutupsal dislokasyon malesef benim de başıma gelen birşey. tipik bir ikizler yukselenli kova kadını olarak duygusal gücüm pek yok bu açıdan erkeklerle iliskimde duygusal olarak pozitif olmam gerekirken negatif kalıyorum amma ve lakin ruhsal düzeyde benim kadar güçlü insan nadirdir dünyada. o alanda muhtemelen hep pozitif kalacağım.

    türkiye'de ana-ogul ilişkilerinin aşırı bağımlılık içeriyor olması bu kutupsallaşma düzenini biraz bozuyor. çözümü nedir bilemiyorum. ama erkekleri her 4 alanda da daha üstün zannedip her şeyi ondan beklemek evrensel bir sorun.. mesela romantizmi. ilişkinin ilk başlarındaki şaklabanlıklarını saymazsak erkekler romantik ve hele hele ruhsal olmaya pek eğilimli değiller. çünkü aslında yapıları gereği duygusal ve ruhsal olarak eşinden güç ve enerji talep ediyorlar içten içe. içten içe çünkü doğrudan ifade etmiyorlar ya da edemiyorlar bu taleplerini. kadınlar da maalesef pek fark etmiyorlar erkeklerinin bu ihtiyaçlarını ve taleplerini.

    uzun lafın kısası ilgiyi, şefkati, romantizmi karşıdan beklemeyin hanımlar, verin. bunlar sizin daha güçlü olduğunuz sizin vermeniz gereken şeyler. her ne kadar popüler medya aksini iddia etse de. verdikçe alırsınız da zaten. verdiğiniz kadar. doğrusu bu. sevmediğiniz ya da sevginizi ifade etmediginiz birinden neden sevgi bekleyesiniz ki.