şükela:  tümü | bugün
  • çok sıkıcı bir kitap. tuncay özkan bey araştırmacı, ama yazar değil.
  • okumakta güçlük çektiğim nadir kitaplardan biridir. ancak kitabın tamamen derinlemesine ve büyük bir emekle hazırlandığı ortadadır.
    teşkilatlanmanın osmanlıya kadar uzandığını, bu oluşumların her seferinde zamanla nesnelleştiğini, gerçek amacından uzaklaştığını ve ülkemizi faydadan çok zarara uğrattığını göstermiştir...
  • cumhuriyet kitapları'ndan çıkan 22. baskısına göre tuncay özkan'ın 2003 tarihli kitabı. (ancak 1. baskıya önsöz kasım 1995 yılında kaleme alındığından ilk baskı yılının 1996 olması muhtemel)

    kitaba 2010 yılında adalet ve kalkınma partisi ile milli istihbarat teşkilatı arasındaki ilişkileri özetleyen bir bölüm eklenmiş.

    bunun sonrasında istihbarat ve türk tarihinde istihbarat gibi konuları işlemekle işe başlayan tuncay özkan, sırasıyla teşkilat-ı mahsusa, karakol cemiyeti, askeri polis teşkilatı, tetkik heyeti amirlikleri, milli amale hizmet teşkilatı ve milli istihbarat teşkilatı'nın, yani osmanlı'nın son döneminden günümüze kadar istihbarat görevi yürütmüş resmi ve gayriresmi istihbarat kuruluşlarını anlatmış, müstakil bir bölüm açmasa bile on sayfa kadar da jitem'e değinmiş.

    yekünü 600 sayfa kadar eden kitapta, özellikle milli istihbarat teşkilatı hakkında azıcık okuma yapmış kişileri tatmin edecek nitelikte orijinal bir bilgi veya çıkarım yok. soğuk savaş sonrasında gelişen cia-mit ilişkileri (cia'den maaş alan mit mensupları vs.), mit'in yürüttüğü antikomünist mücadele, (nuri gündeş ve hiram abas başta olmak üzere) mit içindeki grupların kendi aralarındaki çekişmeler, asala'ya karşı yapılan operasyonların iç yüzü (abdullah çatlı ve marsilya operasyonu) ve kimi magazinsel bilgiler (emel sayın ve necdet üruğ'un adının karıştığı skandal) üstü kapalı olarak anlatılmış, istihbarat tarihimiz açısından dönüm noktası niteliğindeki 1. ve 2. mit raporu, susurluk skandalı, ziverbey köşkü, dal gibi konular ise ya hiç işlenmemiş, ya da çok yüzeysel geçiştirilmiş, ortaya yeni bir şey konmamış.

    tuncay özkan bunun haricinde istihbarat çalışmalarının nasıl olması gerektiğini, kırk yıllık mit mensubu gibi anlatmış da anlatmış, abartmayalım ama kitabın belki de üçte birini milli istihbarat teşkilatı ve devlet büyüklerine öğütlerle süslemiş; öte yandan kitaba bir kaynakça yapmış ama hangi bilgiyi hangi kaynaktan aldığına dair dipnot koymamış. haliyle okuyucuyu teyit etme şansından mahrum bırakmış. kısacası bu tip konulara ilgili duyanlar için beginner seviyesinde, bilinen gerçekleri tekrar eden bir kitap olmuş.

    biraz ideolojik yönler ihtiva etmekle beraber, en azından milli istihbarat teşkilatı'nı ve türk istihbaratını anlamak bakımından talat turhan ve orhan gökdemir'in mehmet eymür kitabının daha doyurucu olduğunu düşünüyorum.
  • yıllar önce burnum kırıldığında yatarken mecburiyetten okuduğum kitap. kitabı okuyunca üstad mahir kaynak'ın sözü aklıma gelmişti:

    - "cıa'den alınan bilgiye göre ..." derseniz kimse inanmaz, "cıa'den sızdırılan bilgiye göre ..." derseniz herkes inanır.

    bir kitap yazıp adına "...'nın gizli tarihi" dediniz mi içini istediğiniz şeyle doldurabilirsiniz. nerede kanıt denirse yanıt belli. gizli tarih adı üstünde.
  • türkiye'de gizli ibaresi olan olaylar neden bu kadar talep ediliyor yok lozan antlaşması'nın gizli maddeleri yok mit'in gizli tarihi yok osmanlı sarayındaki gizli olaylar hep bir şüphecilik hep bir kurnazlık peşindeyiz evet mit'in gizli tarihini zaten tuncay özkan bilecekti, kendilerinden daha ciddi araştırmalar bekliyoruz.