şükela:  tümü | bugün
  • efsane bir uçaktır, savaşın başlangıcında bir pilotu amerikan standart donanma avcı uçağı wildcat ve buffalo'lara bindirip bunlara karşı göndermek taammüden adam öldürmeye girer.
  • çok yüksek manevra kabiliyeti, düşük irtifalarda başarılı tırmanma ve yeterli silah donanımı gibi özellikleriyle savaşın ilk yarısında müttefiklerin kâbusu olmuş, ancak daha sonra müttefiklerin ilerleyip japonların yerinde saymasıyla etkisiz hale gelmiş mühendislik harikası.

    düşük - orta irtifa uçağıdır; yüksek irtifada yeterli performansı gösteremez. azamî sürati yüksek olmadığından, dik dalışlarda overspeed'e girebilir. stall sürati çok düşüktür.
  • nakajima b5n (müttefikler arasında kate olarak adlandırılır) torpido taşıyan uçaklar ile birlikte pearl harbour baskınında kullanılan, mitsubishi firmasınca tasarlanmış, üretime girdiği temmuz 1940 yılından ii. dünya savaşının bitimine kadar 11.000 adet üretilen efsanevi avcı uçaklarından biri.
  • zero olarak ün yapmış japon avcı uçağı. ikinci dünya savaşına damgasını vurmuş, mühendislik harikası. savaşa girdiği ilk yıllarda (1940-1942) düşman uçakların karşısında duramadığı bu model gelişen taktikler ve karşıt savaş uçakları karşısında yerinde saydığı için adeta uçan tabutlara dönmüştür ve savaşın sonunda esas olarak kamikaze görevlerinde kullanılmıştır. yüksek hareket kabiliyetine savaşın sonlarında bile diğer uçaklar tarafından erişilememiştir. japon pilotlar bu modele çıkış yılı ile bağlantılı olarak (imperyal takvimde 2600 yılı (1940)) zerosen takma adını takmışlardır.
  • efsanevi japon avcı uçağı mitsubishi a6m. bu uçağa sıfır denmesinin sebebi uçak gemileri için "rei-şiki" yani sıfırıncı tip olmasından dolayıdır (reisen: sıfır, şiki: tip). japon ordusunun hızlı, ucuz, uçuş süresi uzun olan, ateş gücü ve manevra kabiliyeti yüksek bir uçak ihtiyacına nakajima'nın a5m modelinin cevap vermemesi üzerine geliştirilmiştir. en büyük dezavantajı o dönemin diğer savaş uçaklarından farklı olarak zırhının olmamasıdır. yani bu uçağa aerodinamik yapıya sahip bir teneke kutu gözüyle bakılabilir.

    2 adet 22mm'lik top, 2 adet 7,7mm'lik makineli tüfek ve 60 kiloluk bomba taşıyabilen uçağın ateş gücü dönemin diğer uçaklarına göre çok yüksektir. cephane ve yakıt yüklü iken ağırlığı yalnızca 2800kg'dır (yani, o dönemde kullanılan avcı uçaklarının ortalamasının yaklaşık yarısı kadar). gidebileceği mesafe 3100 km'dir ve altına bir ek yakıt tankı takılarak bu mesafe uzatılabilir. manevra kabiliyetini 14 silindirli sakae 12 motoruna ve hafifliğine borçludur. pearl harbor baskını'nda 420 tane mitsubishi zero kullanılmıştır.
  • it dalaşından galip çıkma oranı savaşın başında 1/12'yken sonunda 19/1'e kadar gerilemiştir. sırf bu bilgi bile japonların savaşı neden kaybettiğini açıklıyor. rahmetli darwin ne kadar haklıymış! en güçlü değil yeni şartlara en iyi uyum gösteren hayatta kalır.
  • (bkz: kaze tachinu)
  • ilginç biçimde ikinci dünya savaşı'nda japon ordu ve donanması tarafından kullanılan ekipman gemiler dışında üretim yılıyla isimlendirilmiş. mermiden uçağa kadar herşey xy üretim veya geliştirilme yılını ifade etmek üzere "type xy" kalıbıyla anılıyor. misal type 97 bir tankken, type 93 bir torpido, type 26 bir tabanca, type10'sa bir el bombası. zero da bu şekilde isimlendirilmiş alet edevattan biri. adı type 00 yani. yüz numara der gibi. tarihin en afilli avcı uçağına böyle isim verilir mi mk!

    neyse bu iş böyle!.. ben aslında başka birşeyi anlatacaktım. zerolar ve diğer tüm japon uçaklarının dizaynındaki en büyük eksiklik. aslında bu başlık altında değinilmiş ama ecnebicesi yazıldığı için hiç de açıklayıcı olmamış.

    self sealing fuel tank meselesi... bu şu demek; uçaklar seyir halindeyken yakıt azaldıkça ortaya çıkan boşluğu yakıt buharı dolduruyor.* yakıt buharıysa yakıtın kendisinden çok daha yanıcı. self sealing fuel tank temelde yakıt deposunun içinde yakıtın miktarına göre esneyen/büzüşen ikinci bir kauçuk çeperin yerleştirilmesi metoduna verilen isim. deponun içine balon gibi birşey koyuyorlar anlayacağınız ve bu balon yakıt azaldıkça büzüşüp yakıta buharlaşacak boşluk bırakmıyor.

    bu çok basit önlem sayesinde hava çarpışmalarında amerikan kayıpları japon kayıplarından her zaman daha az olmuştur. halbuki japon uçak ve pilotları amerikalılarınkinden daha üstündü. örnek vermek gerekirse uçak gemisinden bir filo havalandırmak için japonlara 17 dakika yetiyorken amerikalılar aynı işi bir buçuk saatte yapıyorlardı.
  • japon imparatorluk donanmasının pilot yetiştirme kriterlerinin ağırlığına bir de bu uçağın zırh yoksunluğu eklenince 1943 yılında ortada doğru dürüst japon as pilot kalmamıştır.

    bushido mantığını savaş boyunca üzerinden atamayan, teknik gelişim ivmesi yakalayamayan, tecrubeli pilotların değerini algılayamayan japonların savaşı neden kaybettiğini anlamak çok da zor olmasa gerek
  • 1942 yılı sonu itibariyle amerikan donanmasının en büyük sorunu zerolardı. uçak amerikan avcılarını kelimenin tam manasıyla sikertiyordu. o kadar ki midway sonrası stratejik üstünlüğü ele geçirmiş bulunan amerika bunu taktik alana yansıtamıyor ve yeni gine'nin batısına doğru yayılamıyordu. zerolar buna izin vermiyordu.

    sorun amerikalılar için basitti. eğer zerolar geçilebilirse imparatorluk çökerdi. öncelikli hedef zeroları alt edebilecek bir uçak yapmaktı. amerikan donanma havacılık taktik/stratejik planlama dairesi* yiyor ve fakat aynı zamanda çalışıyordu. ele geçirilmiş zeroları inceleyerek uçağın avantajlı ve dezavantajlı yanlarını öğrenip sonra da bunlar doğrultusunda yeni bir avcı uçağı yapma amacıyla kolları sıvadılar.

    sonuçta zeroların üstün yanlarının menzil uzunluğu ve düşük hızlarda ve irtifada dahi görev yapabilmesi olduğu anlaşıldı. it dalaşı esnasında zerolar hız kesip kolaylıkla amerikan avcıların gerisine düşüyor ve ondan sonra amerikalıları haklıyorlardı. amerikan avcılarının aynı hızlara düşmesi olanaksızdı dolayısıyla yapabilecekleri tek manevra zerolardan kaçmak oluyordu. tabi belki bir zero'dan kaçabilirsin ama mermiden kaçamazsın. bu sayede zerolar 1'e 12'lere varan düşürme oranlarına ulaşmışlardı.

    işin başında japonlar japonluklarını yapmış ve silahlarını çok iyi ölçüp biçip mükemmelen dizayn etmişlerdi. herkesin en hızlı uçağı yapmaya kastığı bir dönemde yavaş ama daha yüksek manevra kabiliyetli bir uçak yapıp göklerde üstünlük kurmak kimin aklına gelir ki! şimdiyse amerikalıların amerikalılıklarını yapmaları gerekiyordu ve yaptılar.

    zeroları üstün oldukları yere paralel it dalaşlarında değil zayıf oldukları dikey manevralarla alt etme planını devreye soktular. ortaya çıkan sonucun adı grumman f6f hellcat'tir. hellcat'in en önemli avantajıysa dik dalışlarda manevra kaabiliyetini kaybetmemesi ve hızla tekrar tırmanabilmesiydi. sözün kısası hellcat'ler zero'ları görünce çok sert dalışlar yapıp yeteri kadar uzaklaştıktan sonra hızla burunlarını yukarı kaldırıp zeroları alttan ve arka kısımlardan vurmak için dizayn edilmişlerdi. amerikan donanma pilotlarına zeroları görür görmez dalın emri verildi. bunun sonucu olarak iş bu taktik rabaul savaşı'ndan itibaren standart amerikan anti-zero taktiği olarak japonların elini ayağını öyle bir bağladı ki hellcat'ler zerolara karşı 1'e 19 gibi bir üstünlüğe ulaştı.

    sonra?.. sonrası uçağının burnunu tekrar yukarı kaldıramayacağını bildiği halde hellcatlerin paşinden ölüm dalışı yapan japon pilotlarının hikayesi.

    (bkz: kamikaze)