şükela:  tümü | bugün
  • sanırım; modernizm temelleri bir kaç yüzyıl öncesine kadar götürülen, dünya çapındaki ekonomik, siyasi, toplumsal dönüşümü çözümleyen, hikaye eden kuramsal yaklaşıma (bu yaklaşım bu değişimi "ilerleme" olarak takdim ederek biraz da avukatlığını yapabilir yeryer) verilen bir isim olmaktayken, modernite; modern olma halini ifade eden, içinde olduğumuz, deneyimlediğimiz topluma ait oluşun adı olsa gerektir. dolayısıyla bu konuda bilgi sahibi olanlar moderniteyi modernizm başlığı dışında da inceleseler bizler için faideli bir başlık olur.
  • rasyonalitenin gerektirdiği bir ideadır modernite.. hadi canım, yaa valla.. ilk hegel tarafından ortaya atılmış; sonrasında ise, habermas ve weber beylerin elinde oyuncak olmuştur..

    modernite, evropa'da, 17.yy.ı müteakiben ortaya çıkıp yaygınlaşan yaşama biçimlerinin, tarzların, şunların ve bunların hepsini kapsayan bir tefekkürdür.. bu haliyle, rahat rahat, rasyonalizmin eylem planı denilebilir modernite hanıma.. modernizmin kökü, bacağı, mısır'daki dedesi de denebilir mi peki amca? denir tabii evlâdım..

    weber kardeşi severim ben şahsen.. habermas da iyi çocuktur gerçi, iletişmeye takmıştır biraz ama.. yine de modernite hanım, weber beyle evlenmelidir, yani boyu posu filân, şahane..
    ha bu arada, modernizm beyle, kat'a karıştırılmaması gereken bir hanımdır modernite.. yeter, yoruldum ayol ben; her şeyi de sözlükten mi öğreneceksiniz canım, allah allah..
  • modernite, modernizmin arkasındaki felsefi, politik, toplumsal yapılanmayı sağlar. modernite bir düsünüs setidir ve modernizmden cok eskidir.
  • kendini kandirmaktir.
  • hule, $imdiki zamanın temel özelliklerini, kendine özgülüğünü ya da yeniliğini, kendisinden önceki çağ ile kar$ıla$tırarak kavrama fikrini ifade eden kelime. toplumsal açıdan ilerlemeci bir ekonomi anlayı$ını, idari rasyonaliteyi, toplumsal dünyanın ayrımla$masını, ahlâksal olanın kurumsal alanlardan ayrılmasını ifade eden özellik.
  • marshall berman'ın "katı olan her şey buharlaşıyor" adlı kitabında tarihini üçe ayırdığı, yaklaşım dört yüz yıllık bir tecrübe biçimi. berman birinci evreyi 16. yüzyılın başından itibaren alarak 18. yüzyıl başına dek götürür. bu dönemde insanlar daha modern hayatı yeni yeni algılamaya başlamışlardı, "onlara neyin çarpmış olduğunu" henüz idrak edememişlerdi der. ikinci evreyi 1790'larla yani fransız devrimiyle başlatıp 20. yüzyıla dek götürür. bu dönem berman'a göre modern olan ile modern olmayanın yani eski ve yeninin yanyana, bir gerilim içinde yaşandığı bir dönemdir. 20. yüzyılda ise modernleşme süreci tüm dünyaya yayılmıştır artık. ikinci dönemin temsil eden marx'tan yapılan şu alıntı bize hem 19. yüzyılın ruhunu hem de kitabın adının nereden geldiğini açıklar:
    "peşlerinde kadim ve hürmete şayan bir önyargılar ve kanaatler silsilesini sürükleyen tüm durgun, donuk ilişkiler silinip süpürülüyor; yeni ortaya çıkan her şey daha kemikleşmeden miadını dolduruyor. katı olan herşey buharlaşıp gidiyor, kutsal olan herşey dünyevileşiyor ve en sonunda insanlar hayatlarının gerçek koşullarıyla ve diğer insanlarla ilişkileriyle...yüzleşmeye zorlanıyor." (s.35)
    kitabın giriş bölümünün başında ise berman şöyle diyor:
    "bugün, dünyanın her köşesindeki insanlarca paylaşılan...bir deneyim tarzı var. bu deneyim tarzını modernlik diye adlandırmak istiyorum. modern olmak, bizlere serüven, güç, coşku, gelişme, kendimizi ve dünyayı dönüştürme olanakları vaat eden; ama bir yandan da sahip olduğumuz her şeyi, bildiğimiz her şeyi, olduğumuz her şeyi yok etmekle tehdit eden bir ortamda bulmaktır kendimizi...modern olmak, marx'ın deyişiyle "katı olan herşeyin buharlaşıp gittiği" bir evrenin parçası olmaktır." (s.27)
  • modernlik kendisini, yalnızca çizgisel bir zaman anlayışında değil, bir yandan da bu zamanı oluşturma – yani tarih yazıyor olma – iradesinde tanımlar. calinescu’ya göre, modernliğin özü bu ilerleme fikri ile açıklanabilir. bir burjuva ideali olan ilerleme fikri, yoğun bir pragmatism ve soyut bir özgürlük anlayışı ile beslenen bir “başarı ve eylem kültü” yaratmıştır. köklerini akılcılık ve hümanizmde bulan modernleşme ideali, insanlığın özünde “iyi”yi arzuladığını ve bu nedenle, sonunda herkesin eşit olacağı bir duruma doğru yavaş yavaş ilerlemekte olduğunu varsayar. modernliğin totaliter etkisi de işte tam burada gizlidir: eşitlik arayışı ile yola çıkan ilerleme fikri, özgürlüğü ve çeşitliliği göz ardı ettiği ölçüde, eşitlikten ziyade bunaltıcı bir tektiplilik üretir hale gelmiştir.

    bundandır ki, modernleşme projesinin en temel sorunu, daha iyi ya da daha adil bir dünyayı yaratacak yegane araç olduğu düşünülen akılcılığın kendisinin, farklılıklara tahammülü olmayan totaliter bir güç olarak karşımıza çıkmasıdır.
  • şimdilerde evropa ile uygunsuz ilişkilerde orda burda yakalanan ülkemin atatürk anlayışı.
    gerile ne bileyim sürecidir.
  • çoğunlukla karşımodern anlatılardan oluşan merkez kaybı durumu, bir anlamda herşeyin yerinden oynaması, darmadağın olmasıdır.
  • değerlemeye tabi tutulmuş tarihtir modernite. yani zaten var olan dünyanın bugünkü kurla çarpılması. kapitalin kendini yeniden üretmesi ya da dağdaki suyun pet şişelere doldurulup raflarda satışa sunulması da denilebilir. prezervatif kullanan hemşolarımızın sayısındaki artış oranı…kışın ortasında sofrada yerini alabilen hormon mucizesi çilek ya da karpuz…google earth den bizim evin bacasını görmek..ya da doğada yer bulamayan şahinlerin gökdelenlerin tepesine yuva yapmasıdır modernite.