şükela:  tümü | bugün
  • italya'da bir köy. özelliği ise, 2. viyana kuşatması sırasında kaçıp o köye sığınan ve orda evlenen bir yeniçeri*sayesinde köylülerin türk adetlerini benimseyip, kendilerini türk olarak görmeleri...

    http://www.sabah.com.tr/…p/gnc110-20070107-102.html
  • ışıl bayraktar'ın iz tv'de yapmış olduğu gezi rehberi programının bugün izlediğim bölümüne fon olmuş italyan köyü. bu köyün türk adetlerine göre yaşamakta olan italyan sakinleri, 50'lerden beri sürmekte olan la turchia festivaliyle de bu adetleri yaşatmakta ve hatta tanıtıp yaymakta. ancak anlatacağım o değil.

    annemle beraber, kavgadan, gürültüden, kötülükten uzakta kirlenmemiş bu köyü izlerken, bize dair ütopik, gerçeküstü bir köyün var olabileceği düşüncesiyle gülümserken midemize yumruk gibi inen bir detayla hayat* bize gerçekliğe geri dön çağrısı yapmıştır. nasıl mı?

    ışıl bayraktar, la turchia festivalinde uzunca zamandır aktif rol almış italyan bir amcayla sohbet ederken bir yandan da amcanın seneler boyunca biriktirdiği moena ile ilgili gazete küpürleri, ona gönderilmiş mektupları incelemektedir. içlerinden biri erzurum'dan gönderilen bir mektuptur. mektup, erzurumlu bir gencin o italyan amcanın bir dergide yapmış olduğu röportaj üzerine yazılmıştır. genç, tüm temizliğiyle italya'yı çok merak ettiğini ancak durumlarının iyi olmadığını muhtemelen hiçbir zaman italya'yı göremeyeceğinden bahseder. işte bu yüzden o amcadan italya'yla ilgili broşürler göndermesini rica eder. amca, ışıl bayraktar'ın da üstünde durduğu gibi türkçe bilmemektedir ve haliyle bu mektupta neden bahsedildiğini hiç öğrenememiştir. tam bu esnada o bilindik yumru boğazıma yine yapışır, gözlerim önü alınamaz bir biçimde nemlenir. ama henüz bitmemiştir.

    ışıl bayraktar, italyan amcaya türkiye'ye hiç gidip gitmediğini sorar. amca da davet üzerine türkiye'ye bir kez gittiğinden bahseder; ancak anlamadığı bir şey olmuştur amcanın. onu kimse almaya gelmemiştir havaalanına. ışıl bayraktar sorar: "tam olarak hangi tarihte geldiniz?" amca onun için önemsiz gözüken bu tarihi neden anımsadığını düşünmüş müdür acaba ama "1980 senesi" diye yanıtlar. "eylül ayı. 11'ini 12'sine bağlayan gece." bilmem dememe gerek var mı? tam sol taraftan mideme derin bir yumruk...

    zaten türke dair, türk adetleriyle donatılmış gerçeküstü, ütopik bir köyde darbe olmaz ki... darbe olmayan o köy, türkiye'de olmaz ki...
  • iz tv deki belgeselden şu anda şaşkınlıkla izlediğim, türk festivali düzenleyen, türk mahallesi olan italyan köyü. hikayesi viyana kuşatmasında köye gelen bir yeniçerinin oradaki halkı derebeyine karşı örgütlemesi ve kahraman haline gelmesi ile başlıyor. başlık parasını halen uyguluyorlar.
  • keşke ışıl'ın yaptığı belgeseli zamanında italya'da yaşarken izlemiş olsaydım da bir gün atlayıp da oraya gitseydim diye iç geçirmeme sebep olan kasaba. trento'nun kuzeyinde italya'nın avusturya sınırına yakın, alplerin 3000 kişilik kasabası olup, kışları kış turizmi nedeniyle sayı biraz artmaktadır.
  • bu koydeki turchia mahallesi icin anlatilan yeniceri hikayesi bence kismen eksik.

    bana kalirsa, halen korunan hakim kultur goz onune alindiginda, viyana bozgunundan donen tek bir yenicerinin degil de bir grup yenicerinin yolu moena'ye dusmuse benziyor. koye varan yeniceriler iri memeli italyan civirlarla tanisip kaynastiktan sonra olaylar gelismis gibi duruyor.
  • --- spoiler ---

    - türkler’in dili ve gelenekleri o kadar baskın ve çekici bir çekim kuvvetine sahiptir ki, tek bir fert bile bir toplumu etkileyebilmektedir.

    - moena’da türk bayrağının bulunmasının nedeni, kasabanın tarihi kökenlerinin olağanüstü özel bir bağlantıya, “rione turchia” (türk bölgesi) isimli yerin mevcudiyetine bağlıdır.

    --- spoiler ---

    http://www.orsam.org.tr/…r/raporgoster.aspx?id=2754
  • belcika yakinlarindaki faymoneville köyü ile ayni kaderi paylasan italyan kasabasi. hadi italya'daki bu hikaye biraz mantikli geliyor fakat viyana'dan öteye gecemeyen ordumuzun hali ortada iken belcika'da kentini türk hisseden ve türk bayraklari ile donatan bir köy ne alaka... üstelik gecmise dair hikayeleri de yok. (bkz: kendi kendine gelin güvey olmak)
  • türkçe bilmeyen türklerin yaşadığı köydür. evet bu köylüler türkçe bilmiyor,hatta pek çoğu türkiye'ye gelmemişler ama türk geleneklerini öyle benimsemişler ki tam anlamıyla türk gibi yaşıyorlar. köyün hikayesi epey ilginç.. 2. viyana kuşatması sırasında yaralanan bir yeniçeri moena'ya sığınır ve yörenin halkı onu iyileştirir ve aralarından bir kızı da kendisiyle evlendirirler. koca türk burada hem gücüyle hem de çalışkanlığıyla dikkat çeker ve halka kendisini çok sevdirir hatta o dönem dük'e karşı ayaklanmada köy halkının liderliğini üstlenmiş ve köyün ağası olmuştur. o yaşadağı süre boyunca bir daha hiç bir asker köye vergi almak için gelmemiştir.köylünün türk'e sevgisi o kadar büyüktür ki bu gün bile o yeniçerinin bir büstü köyde bulunuyor. türk kısa sürede yörenin dilini öğrenmiştir ama kıyafetlere bir türlü alışamaz ve başında sarık belinde kılıç günlerini geçirir. türk adetlerine de bağlı kalmış ve bunu o yöre insanına öğretmiştir. bu gün yöre halkı hala türk geleneklerini yaşatır ve temmuz ayında türk günü adıyla kutlamalar yaparlar. moena’yı yani türk köyü’nü ilk önce türkoloji dalında öğretim üyeliği yapan prof. dr. anna masala keşfetmiş. prof. masala köyle ilgili ilk tanışmasını şöyle anlatıyor: “âilemle moena da dolaşırken birden (turchia) yazan bir ok işâreti görmüştüm. bu işâret bir ara sokağı gösteriyordu. sokak, avusturya usulü balkonlu, bol çiçekli ahşap evlerle doluydu. meydanın ortasında bir çeşme vardı. çeşmenin sulağının bittiği yerde, bir yeniçeri büstü bütün heybeti ile sanki bana bakıyordu. donakaldım... ve son olarak.. o kasabanın belediye başkanı şöyle anlatıyor: “ben kendimi bildim bileli her yıl, karnaval sırasında türk gelenekleri ve elbiseleri ile tören düzenleriz. topluluğun en yaşlısı sultan olarak il turco’yu temsil eder. şiirler okuruz, deyişler kullanırız, tekerlemeler söyleriz. il turco bir anlamda hâlâ bizim liderimizdir. onu her zaman hatırlarız. bu bizim için artık bir gelenek, bir kuvvettir. çoğumuz bırakın istanbul’u, türkiye’yi, roma’yı bile bilmeyiz. kitaplardan, televizyonlardan gördüğümüz kadarı ile türk elbiselerini taklit ederiz. düğünlerde türk elbiseleri giyeriz. türk bayrağını da italyan bayrağı kadar benimseriz. türk topluluğundan olmakla gurur duyarız. şimdi 120 kadarız. her geçen gün sayımız azalıyor. her ay bir kere dernekte toplanırız. 3 yılda bir başkan seçeriz.
  • manzori dağları’nın eteğinde bulunan, türk adet ve geleneklerine taparcasına sahip çıkan italyan köyü ve halkı. hoş.

    ''hakkında yaptığım araştırmalardan sonra, bir türk olarak okuduğum her satırda biraz daha koltuklarım kabardı. çünkü birazdan bahsedeceğim köyde italyanlar yaşıyor, italyanca konuşuyorlar fakat türk geleneklerine bağlı festivaller yapıp, sokaklarına türk bayrakları asıyorlar. yaklaşık 323 yıldır yaşadıkları topraklara la turchia yani türk köyü diyorlar.

    1683’te viyana kuşatması sırasında bir osmanlı askeri yaralanır ve italya’da küçük bir kasabaya sığınır. ölümle burun buruna kalan bu yeniçeri askeri italya’nın yardımsever halkı tarafından tedavi edilir. halk, bu türk askerini öyle sevmiştir ki köyde aşık olduğu bir kızla evlenmesine izin verilir. ve daha sonrasında da sığınmak için geldiği bu köyde yaşamaya devam eder.

    bu sırada da köy, yönetimin halktan istediği vergi ve baskılara maruz kalmaktadır. halkın, adını ‘ıı turco’ olarak bellediği türk askeri de bu haksızlığa karşı çıkarak köy halkına liderlik eder ve yönetime karşı isyan eder. bu isyan neticesinde baskılardan kurtulan moena köyü, bağrına bastığı osmanlı askerini artık lider olarak görmeye ve ona saygı duymaya başlar.

    ıı turco kendini ve türk adetlerini o kadar sevdirir ki, kendisi öldükten sonra bile köyün yerlileri bu türk geleneklerini sürdürmeye devam etmektedirler.

    kahraman olarak gördükleri askerin anısına her yıl ağustos ayının ilk haftası düzenlenen moena türk festivali’nde, belediye başkanı dâhil herkes türk gibi giyiniyor, en yaşlıları sultan oluyor ve ıı turco’yu temsil ediyor. yeniçeri askerinin büstünün de bulunduğu meydanda festival iki gün sürüyor.

    323 yıldır etkisinde kaldıkları bu türk’ün izlerini evlerinde bile görmenin mümkün olduğunu söyleyen moena belediye başkanı riccardo franceschetti, “ıl turco’ya dayanan geçmişimize ilişkin kesin bir şey söyleyemeyiz, çünkü bu konuda yapılmış bilimsel bir çalışma yok. dedelerimizin babalarımıza anlattığı ıl turco efsanesini bizler de çocuklarımıza inançla aktarıyoruz. bu festival bizim için çok önemlidir, türkler gelip buradaki küçük türkiye’yi görmeli. kabul etmeliyiz ki aramızda çok güçlü bir bağ var. bu festivalle bu bağı güçlendirmek istiyoruz. böylece birbirimizi daha çok ziyaret edebiliriz, bu festival aramızda yeni bağlar kurabilir. bu tür birlikteliklerle kültürel etkileşime gidebilir, tecrübe değişimi yapabiliriz. bu platform üzerinde adet ve örflerimizde senteze ulaşabiliriz,” diyor.''*

    kaynak: http://www.sanatkaravani.com/ - 16 kasım 2014