şükela:  tümü | bugün
  • akp'li kafasıyla bilim yapmaya çalışıp beceremeyen birinin bok atıp durduğu bölüm. cemaat abisinin ayarlamasıyla amerika'ya staja gidince bilim adamı olmuyorsun. hatta günaydın, zengin de olmuyorsun.

    alışmış bunlar bi kolayını bulmaya, araya imtiyazlı birini sokmaya, işini kolay yoldan halletmeye, üniversiteyi de o şekil halletmeye çalışıyorlar. (yandaş şirketlerin vergi aflarından tutun, kamu arazilerinin yandaşlara parsellenmesine, ösym'nin sınav sorularını kendi yandaşlarına dağıtmasına kadar bu kesmin çalışma prensibi bu. uluslararası alanda başarısıyla gurur duyduğumuz bir tane akpli olmamasının sebebi de bu. sonra vay efendim sanat ödülleri niye hep muhaliflere gidiyormuş, yurtdışında üniversitelerde sesini çıkaranlar niye hep protestocuymuş, ajan mıymış onlar. başarı, biat ederek, yandaş kayırarak elde edilen bi şey değil güzeller, en azından türkiyenin dışında. yani büyük türkiye'nin büyük düşünen, işini hallediveren mentalitesini uluslararası sularda geçmiyor anam, türkiye dışında bi ağırlığınız yok).

    yani adamın moleküler biyoloji ve genetik okurken 2.5'a ulaşamayan ortalama için bile kopya çekmesi tesadüf değil. alışık değiller dürüst, alınteriyle iş yapmaya. hadi burdaki türk üniversitesi, bi şekil işini hallettin mezun oldun, elin amerikalısı doktorada bu çalışma prensibine müsamaha gösterir mi? niye göstersin, senin sığındığın mentalite amerika'da geçer akçe değil. o doktorayı alamaması tesadüf değil yani. o kafayla doktoraya başlarsan kendini kapının önünde bulursun, gayet normal. (ben de meraklı değilim el alemin hayat hikayesine. ama kendi başarısızlığı için bütün bir bilim dalınının önünü kesmeye çalışan biri çıkınca mecburen öğrendik).

    yine akpli kafası gereğince dünya para üzerine döner ve para için her yol mübahtır, kapitalizmin yeşil kuşak çocukları bunlar. tayyip misali, karşısına çıkan her şeye "bu benim ne işime yarar, bundan nasıl rant elde ederim" diye bakan adam lütfen bilim yapmasın, uğraştırmasın bizi. takdir edersiniz temel bilimler çalışanlarına yeşil yeşil milyon dolarlar değil, entelektüel tatmin vaad eder. adamlar ucunda milyon dolarlar olmayan bir şey için neden uğraş vermeleri gerektiğini anlamıyorlar bile. anlamak zorunda değilsin, intihalcinin kralı ösym başkanı ali demir de anlamıyor. gölge etmeyin kafi.

    zaten eğitim, temel bilim, bilim ekolü, ilerleme, mucit çıkarmak, 50 yıl sonrasına yatırım yapmak falan hak getire, haberleri yok o kavramlardan. bu adamlar için kalkınmanın tek göstergesi inşaat yapmak, gökdelen dikmek, diploma sayısını arttırmak. mucit çıkarmanın ne demek olduğunu bilmezsen herhalde ki labda çalışmak sana vasıflı kölelik gibi gelir, normal. anlamıyorsunuz bari uzak durun artık güzelim bilim dalından. kanuni dönemi şeyhülislamı ebussuud efendi'den bu yana böyle bir bilim düşmanlığı görülmedi. israil genetik ve biyoteknolojiye yaptığı yatırımlarla dünyayı yönlendiredursun, türkiye de öyle bakadursun. gökdeleni medeniyet zanneden bir halk olarak öyle uzaktan bakalım zaten.

    moleküler biyoloji ve genetik 3. havaalanı inşaatı gibi bi şey değil, galiba orda kafası karıştı arkadaşın. biraz kendini kasıp vurgunu yapacağını sanıyordu, yapamadı, onun kuyruk acısı bu. böylesi bir eziklik görülmemiştir, adam yemiyor içmiyor, sayfa sayfa blog yazıyor genetik tü kaka diye. tabi adamın nasıl içi acıyor. onunla beraber sınava girip tıp veya mühendislik okuyanlar, sağlık bakanlığında, toki'de falan 7 sülalesini zengin ediyor. bu garibim ne rüşvet alabiliyor, ne yolsuzluk yapabiliyor moleküler biyoloji ve genetik yaparak! baya bildiğiniz laba girip günlerce gecelerce okuması, çalışması, alın teri dökmesi falan vermesi gerekiyor. insanın çevresi o kadar rahat oldu mu kendi çalışması garip geliyor demek ki, hem bilim dünyasında hem iş dünyasında eline verilen hiç bi işi yapmadan bırakıp kaçıyor.

    hehangi bir alanda patronunuz veya işvereniniz sizden çalışmanızı bekler. maaşlı çalışan bir tür süs bitkisi olmadığı için, "boğaziçinden mezunmuş, ben bunu alayım maaş ödeyim de kenarda otursun" diye alanı görmedim henüz. kendiniz çalışmıyorsanız, çalışana da mani oluyorsanız hiç bir patron veya bilim adamı, veya grup lideri sizi grubunda tutmaz. kendinizi kapının önünde bulursunuz. bakınız arkadaşın örneğiyle sabit. sonra vay efendim genetik okuyanlar işsizlikten kırılıyormuş. sizin aklınız kesiyor mu boğaziçi'nin herhangi bir bölümünden mezun, ingilizce ve bilgisayar bilen birinin işsiz kalacağını? işveren nasıl illallah ettiyse artık?

    siz tercihinizi yaparken onu kenara bırakın da moleküler biyoloji, veya bilimin herhangi bir dalını seçecekseniz şu gerçekleri aklınızda bulundurun. temel bilimin her dalı emek ister, türkiyede, amerika'da, singapur'da vs vs. çalışmadan başarılabilen bi şey değil bilim. ben o kadar çalışmaya gelemem, yata yata para kazanmak istiyorum diyorsanız başka meslekler var yatarak para kazanan, gidin onları yapın. sakın ola bir gün kendi tembelliğinizin/başarısızlığınızın bedeli bütün bir bilim dalına ödetmeye çalışmayın.
  • çocukken örümcek genlerini hücrelerime ekleyip kendimi örümcek adam yapmak için okumak istediğim bölümdü.

    okudum, şu an daha havalı işler yapıyorum.
  • girmeden önce gercektne iyi ölcüp bicmeniz gereken bölüm. lisede biyoloji seviyodum zaten yetersiz, ama ben kanser biyolojisini cözücem, nobele aday olucam, literatüre adimi y azdiricam derecesinde hirsli ve kendini adamis biriyseniz bile bence onceden 3-4 kere daha dusunun.

    her seyden once insanin 18 yasindaki idealist haliyle 25 yasinda artik ideallerinden ziyade daha materyal seyleri dusunen hali bir olmuyor. 25e de gitmene gerek yok, ben bunu bir sene sonra fark ettim.

    mbg yi heidelberg universitesinde okuyan biri olarak sunu soyleyebilirim: cok cok agir bir bolumdu, daha birinci siniftan gdo lablarina girip 8 saat ordan cikmadigimiz oluyodu. sinavlari, stajlari her seyi insanin tamamne varligini emanet etmesi gereken bir bolum. ve inanin ki rakipleriniz tam birer canavar. mbg, diger bolumler gibi rekabetin ust duzey oldugu bir alan. cunku daha iyi para almak, daha anlamli bir projede calismak ve adinizi duyurabilmek icin daha iyi bi universite mezunu olup daha iyi referanslara sahip olmaniz gerekli. bunu da benim oradaki gozlerimlerime dayanarak sadece ama sadece %10unun basarabilecegini soyleyebilirim. kalanlari, 18 yasinda sahip olduklari ideallerden fersah fersah uzakta, gecim ve gelecek kaygisi dusunurek, verdikleri emege karsin gercektne az bir sey alarak ve cogunlukla mutsuz yasiyorlar.

    ote yandan en azindan alman lisesini iyi bi dereceyle bitirmis benim bile hayranlikla baktigim, labdan cikmak istemeyen, ne bulduysa okuyan, profun eteginden dusmeyen insan sayisi da az degil. iste o dergilerde, gazetelerde gordugunuz biyoloji kesiflerinin sahipleri, hopkinslerin, stanfordlarin lablarini dolduranlar bunlar. 30unuzda hala maksimum 1500euroluk doktora maasiyla gunun 12 saati kapali bi alanda, konustugunuz canlilarin buyuk bir kisminin insan yerine dna ornekleri ve mikroorganizmalar olusuyla rahat edebilecekseniz o zaman gonul rahatligiyla secin.

    ama nolur bu bolumu saf idealist hedeflerinizle secmeyin. ne kadar mezun bulabilirseniz konusun, tavsiye alin. cunku disaridan gorundugu gibi degil kesinlikle. aksi takdirde sikerim lan boyle askin izdirabini deyip kendinizi bambaska bi yerde bulmaniz mumkun. (bkz: hukuk)
  • soranlara "hani genlerle oynuyorlar ya, domates falan" şeklinde anlattığım bölümüm. hocalarım duysa mezun etmezler beni.
  • "bizim genetigimize bak o zaman", "simdi sen bizi kopyalican mi, hehe" gibi salak esprilere maruz kalmama neden olan bolum
  • hakkında çıkan asılsız dedikodulara karşı boğaziçi moleküler biyoloji ve genetik'in açıklama yaptığı bölüm

    http://www.bio.boun.edu.tr/?q=node/450

    "neden moleküler biyoloji ve genetik okumalıyım?

    mbg insan ve tüm diğer canlılar için sağlıklı yaşamın temelini aydınlatmak üzere gerçekleştirilen tüm çalışmaları kapsayan bir bilim dalıdır. örneğin, sağlık sektöründe kullanılan ilaçlar ve metodolojilerin hemen hepsi bu temel bilim dalında elde edilen bulgulardan kaynaklanmaktadır.

    internet ortamındaki eleştiriler:

    bu bilim dalını okumak için internet ortamından bilgi edinebilirsiniz ama bizlerle doğrudan temasa geçmenizi tercih ediyoruz. her yıl çok sayıda öğrenci mezun ediyoruz ve bunların arasında mutlaka farklı beklentileri olan veya beklediğini bulamayan öğrenciler olabiliyor. ancak bu yazılanlar, öğrencilerimizin çoğunun buradan bu duygularla ayrıldığını göstermiyor. bizim gözlemlerimiz internet sitelerinde yazan olumsuz görüşlerin tam tersini gösteriyor; bugün türkiye’de ve dünyada son derece önem kazanan bir bilim dalına çok sayıda bilim insanı yetiştirmiş olmak ve bu konuda öncülük etmiş olmaktan gerçekten gurur duyuyoruz. bu konuda daha detaylı bilgi almak isterseniz ‘hoşgeldiniz/welcome package’ web sayfamızı ziyaret ediniz.

    mbg programını tamamlamak zor mu?

    programımızı tamamlamak her program için olduğu gibi oldukça çalışma, zaman ayırma ve emek gerektiriyor. çok hızla bilginin biriktiği bir bilim dalı olduğu için ve konular gün geçtikçe derinleştiği için programımız oldukça yüklüdür. öğrencilerimize ilk yıllarda temel bilgiler verilmekte ve sonraki yıllarda belirli konularda özelleşebilmelerini sağlamak amacıyla seçmeli dersler açılmaktadır. tanıtımlarda her zaman söylediğimiz gibi konu ilginizi çekiyorsa size zor gelmeyecektir. bu nedenle de mbg’ye ilgi duyan öğrencilerimizin bölümümüzü tercih etmelerini bekliyoruz.

    mezun öğrenciler neler yapıyor?

    öğrencilerimizin en az yarısı mezuniyet sonrası kariyer çalışmalarına başlıyorlar; doktora ve doktora sonrası çalışmalara katılarak öğretim üyesi oluyorlar. son yıllarda amerika yerine avrupa’da özellikle almanya ve avusturya’da doktora yapmayı tercih ediyorlar. bizde doktora yapanlar ise doktora sonrası çalışmalar için genellikle amerika’ya gidiyorlar. bu kişiler daha sonra yurtdışında kalmayı tercih edebiliyor veya ülkemize geri geliyorlar. bizim bölümümüzde de bizden lisans derecesini aldıktan sonra yurtdışında kariyerine devam etmiş öğretim üyelerimiz bulunmakta. öğretim üyesi açığının çok fazla olduğu ülkemizde yeni kurulan özel üniversitelerde görev almış birçok doktora mezunumuz mevcuttur.
    lisanstan mezun olduktan sonra kariyer yapmayı tercih etmeyen öğrencilerimiz arasında mezunlar derneğimizin bize verdiği bilgilere göre bugüne kadar işe giremeyen olmamıştır. kariyer yapmayanların çok farklı tercihleri olabilmekte ama birçoğu özel hastanelerde ve özel genetik laboratuvarlarında önemli konumlara geliyorlar. bu alanda da bilgi birikimi sahibi çok sayıda insan gücüne ihtiyacımız bulunuyor.
    tüm bunların yanı sıra gerek lisans gerekse doktora mezunlarımız biyoteknoloji şirketleri kurmaya başladılar. amerika’da en çok gelir getiren kurumların biyoteknoloji şirketleri olduğu düşünüldüğünde bunun ekonomik önemi de öne çıkıyor. umuyoruz ileride bu şirketlerin sayısı çoğalır ve araştırmada kullandığımız malzemelerin en azından bir kısmı ülkemizde üretilebilir. yeni mezun bir doktora öğrencimiz ise ülkemiz kaynaklı bir ilaç geliştirme firmasının yöneticiliğini üstlenmiştir. bu tür firmaların sayılarının artması bıyoekonomi’nin öne çıktığı dünya piyasasında rekabet gücü elde edilebilmesi açısından son derece önemlidir.

    üniversite giriş sınavında taban puan:

    tıp ve mbg üniversite giriş sınavında aynı puan türünden öğrenci almaya başladığı zamandan itibaren öğrenciler kendilerini tıp ve mbg arasında daha çok seçim yapmak zorunda hissetmeye başladılar. gerek tıp alanının daha yüksek bir tercih sebebi olması gerekse tubitak tarafından temel bilimlere verilen bursların kaldırılması ile taban puanımızda az da olsa gittikçe artan bir düşüş gözlenmektedir. puanımızın mbg konusunda daha fazla bilgi vererek arttıracağımızı umuyoruz, tubitak tarafından verilen bursun tekrar gündeme gelmesi de bizi bu konuda rahatlatmıştır.

    neden tıp değil de mbg?

    tıp eğitimi bilimsel birikimlerden yararlanarak hastanın doğrudan iyileşmesine hizmet eden bir daldır. mbg ise sağlıklı yaşam için gerekli bilimsel birikimi laboratuvar çalışmaları ile ortaya çıkaran bir daldır.
    tıp eğitimi aldıktan sonra mbg’de özelleşmek ve doktora yapmak mümkündür. ülkemizde bir doktorun hem hasta görüp hem araştırmaya yoğunlaşması oldukça zordur, bu nedenle doktorlar hasta görmek yerine laboratuvar ortamında çalışarak ve tüm mbg birikimini tıp eğitimi sonrası doktoradan önce elde ederek mbg alanında özelleşebilmektedir. bu yolu seçen doktor sayısı oldukça azdır. bu nedenle, mbg’ye ilgi duyan, laboratuvar ortamında çalışma arzusu duyan ve bu şekilde bilimsel buluşlara imza atmak isteyen öğrencilerin doğrudan mbg okumasını öneriyoruz. hasta ile temas kurarak doğrudan tedavi uygulamak isteyen öğrencilerin tıp fakültelerine yönelmelerini destekliyoruz."
  • universitenin en karizma bölümlerinden biri. aynı zamanda da en zor bolumlerinden biri. sokaktaki insana ne oldugunuzu anlatamadıgınız gibi, az bucuk bisey bilenlerinde "abi beni de kopyalasana, he he he!" gibi sulu espirilere maruz kaldıgınız bölüm.
  • molekuler biyoloji ve genetik secmeli miyim sorusuna bogazici mbg mezunu ben denizin cevabi: http://zephyrusblogus.tumblr.com/…6/mbgsecmelimiyim

    bu da molekuler biyoloji ve genetik sectim simdi ne olacagin cevabi: http://zephyrusblogus.tumblr.com/…m-simdi-ne-olacak

    edit: genetik secmeli miyim yazisini gelen yorumlar/sorular dogrultusunda genislettim. onceden bakanlar bir daha goz atabilir.

    edit 2: lutfen, sen kendini bir sey mi saniyorsun da bunlari yaziyorsun diye gelmeyin bana. arkadasimin kardesi bana sormus, ben de ona anlatiyormusum gibi yazdim iste. kendimi bir "sey" sandigimdan degil... bir "sey" de degilim zaten...

    ek:lutfen kisisel sorulariniz icin e-posta adreslerinizi de sorunuza ekleyin, sorunuz genel ise zaten yazilara ekleyerek cevap veriyorum.
  • 3-4 universite'de bulunan bolum, genelde "abii genetik sifre cozuldu gelecegin meslegi bu, ben burayi yazicam" turu seyler sene boyu soylendikten sonra isletme okumaya karar verilir.
  • bütün dünya ile yeni türkiye (?!) arasındaki farkı gözler önüne seren bölüm.
    yurtdışı iş ilanlarına bakıldığında moleküler biyolog ilanları sıra sıra. ama türkiyede iş aramaya kalkın da görün bakalım dünya kaç bucakmış? 1000 ila 1500 lira arası maaşla laboratuvar teknisyeni gibi çalıştırmak isterler. master yaptım, doktora yaptım desen de fark yok. alacağın maaş taş çatlasın 1500 lira. hatta amerikada post doc yapıp türkiyeye dönünce iş bulamayan moleküler biyologlar tanıyorum. vay dil biliyorum, vay şu projeyi yürüttüm, bu projede aktif çalıştım desen de bi boka yaramaz.

    bu sektörün önündeki en büyük engel de nedir biliyor musunuz??? 6 yıl tıp okuyup yok yeeeeaa bu iş benim harcım değil. hasta görmeden nasıl devam ederim diye düşünen sayın doktorcuklar... bir beyin cerrahi, kardiyoloji, göz, ortopedi vb uzmanlık dallarını okumaya cesaret edemedikleri için o güne kadar laboratuvara sadece dandik pratik derslerinde girmiş olan doktorların rahat etsinler diye temel tıp bilimlerini tercih etmeleri... 6 yıl klinik okudun, hasta tedavisinin eğitimini aldın. eğitimin süresince de laboratuvar derslerini ciddiye bile almadın. ee ne bu şimdi? biyokimya, mikrobiyoloji, genetik tıp mezunları için kaçış yolu..

    velhasıl, tıp mezunları bu sektöre yerli/yersiz girdiği müddetçe, moleküler biyoloji ve genetik bölüm mezunları laboratuvar teknisyeni olarak algılanmaya ve çalıştırılmaya devam edecektir. herkes kendi işini yapmalı.. naçizane..