şükela:  tümü | bugün
  • (:( bunun gibi bir şey. sağdaki parantezi kapattınız mı gülüyor,soldakini kapattınız mı ağlıyor. fazla büyütülecek bişi değil...
  • louvre müzesinde, camdan bir bölme içinde durur, çünkü bikaç sene önce bir herif uzaktan bıçak atmış resme...
  • louvre müzesine girer girmez sizi "mona lisa şu tarafta" yazan tabelalar karşılar, tabloya giden en kısa yolu gösterir; "görsünler de kurtulsunlar" mantığıyla konmuş olsa gerek
  • hakkında kitaplar yazılan ünlü tablo hakkında çok fazla bilinmeyen gerçekler:

    - 77 cm. x 55 cm. ebatlarındaki tablo aslında daha büyüktür fakat kadının sağında ve solunda yer alan sütunlar sonradan kesilmiştir. bu nedenle çoğu kişi kadının aslında bir terasta poz verdiğinin farkında değildir.

    - tablodaki kadının kimliği ile ilgili en genel kabul görmüş varsayım, floransafrancesco di bartolommeo di zanobi del giocondo'nun üçüncü eşi olan lisa di antonio maria di noldo gherardini olduğudur. leonardo sipariş üstüne 1503 senesinde eseri yapmaya başlar. resim için poz veren lisa, o sene 24 yaşındadır. leonardo 4 senelik çalışması sonunda 1507'de floransa'yı terkeder ve sipariş edilen resmi sahibine vermez, yanında götürür. bununla ilgili iki varsayım vardır; birincisi leonardo'nun tabloyu tamamlayamadığı ve bu yüzden teslim etmediğidir. ikinci varsayım ise leonardo'nun eseri çok sevdiği için vermek istememesidir. hayatı boyunca tabloyu sürekli çantasında taşıyıp, gittiği her yere beraberinde götürmesi nedeniyle ikinci varsayım daha mantıklıdır.

    - 1516 yılında fransa'ya gelen leonardo, tabloyu fransa kralı 1. francis'e satar. kral tabloyu amboise'da yer alan şatosu için satın almıştır. geçen zaman boyunca tablo sırasıyla fontainbleau, paris ve versailles'ı dolaşıp nihayetinde 14. ludwig'in koleksiyonuna dahil olmuştur.

    - fransız devrimini takiben louvre'da sergilenmeye başlanan tabloyu napoleon müzeden alıp yatak odasına asmıştır. napolyon döneminin sona ermesini takiben tablo louvre'a geri dönmüştür.

    - 21 ağustos 1911 tarihinde italyan bir hırsız tarafından çalınan tablo, 2 sene sonra floransa'da ortaya çıkmıştır. italya'da bazı sergilerde yer aldıktan sonra fransa'ya iade edilmiştir.

    - 1956 senesinde tabloya asit dökmek suretiyle saldırılmış ve restorasyonu seneler sürmüştür. restorasyon sırasında tablonun büyük bir bölümü yeniden boyanmıştır.

    - 60 ve 70'lerde mona lisa new york, tokyo ve moskova'da sergilenmiştir.

    - uzmanlara göre tablonun arka planında bugün gözle farkedilemeyen, zamanın etkisiyle yıpranmış, silinmiş bir çok detay vardır.
  • da vinci'nin bir tablosu olmasının yanı sıra böylesine bir fenomen oluşunu 1911 yılında louvre'dan çalınmasına borçlu olan eser. çalındığı farkedildiğinde polis bulunabilmesi için hızla la gioconda'nın 6,500 kopyasını üretip paris sokaklarında dağıtmış, gazeteler ön sayfalarına eserin tamamını basmış. sanatın o yıllarda seçkinlerin ayrıcalığı olduğu düşünüldüğünde, her fransız'ın louvre'da bulunan bilmemkaçbin tane eseri tanımayacağı açık. mona lisa, aslında seçkinlerden olmayan sıradan avrupalı'nın ilk tanıştığı sanat eserlerinden biri olmuş. onca tablonun arasından nedense sadece mona lisa'nın bu denli kıymetli olmasında arkasındaki "halk desteği"nin rolü büyük.

    bir rönesans eserinin nasıl olup da 20. yüzyılın popüler kültür ikonlarından biri haline geldiğinin düşündüren hikayesini yazmış bu ufak portre.
  • leonardo da vinci tarafindan 1503 yilinda tamamlanmis eserdir. gercek adi la gioconda'dir. (ama daha cok mona lisa diye bilindigi icin ben de geldim buraya yaziyorum.)

    bu tablo su anda dunyadaki en degerli sanat eseri olarak degerlendirilmekte. 1962 yilinda tam 100 milyon dolarlik sigorta yapilmis bu eser icin. ama...

    evet "ama"si var. bircok sanat eserinde oldugu gibi yapildigi yillarda degeri anlasilamamistir. bu konuda anlatilan sehir efsanesi ise soyle.

    madonna (mona'nin uzun hali) lisa gerardini'nin -ki tablosu yapilan ve tabloya adini veren sahis oluyor ve kisaca mona lisa olarak biliniyor- kocasi francesco del giocondo -ki floransa'ni ileri gelenlerindenmis- tabloyu hic begenmemis ve "bu ne be, bir gozun kalk gidelim derken oburu otur bok yeme diyor" demis ve vinci'ye tablo icin para odemeyi "hadi canim, hadi aslanim baska kapiya" sozleri ile reddetmis.

    caresiz vinci tabloyu sanki tavlada yenilen adamlarin tavlayi koltuk altina almasi gibi koltuk altina koyup ortami terk etmis. ama bu tabloyu cok sevmis ve hep yaninda tasimis. tablonun ilk sahibi ise tabloyu 10 yil sonra satin alan fransa krali 1. francis olmus. tablo icin yaklasik 13 kg altin -simdinin parasi ile yaklasik 300 bin dolar- vermis.

    tablo su anda paris'teki louvre muzesi'nde muhafaza edilmektedir.
  • ünlü olmasının nedeni şahane olması değildir, nitekim bir sürü şahane tablo var, mona lisa öteki şahanelerden daha şahane değildir. kadının kaşlarının çizilmemiş olması da değildir, öyle saçmalık mı olur lan? şahane bir teknik olmasına rağmen sfumato da değildir, her alışılmamış tekniği kullanan tablolar ünlü olsaydı mona lisa'dan daha ünlü tablolar da olması gerekirdi. gülümsemesinde yatan teşevvüş de değildir, sanırım bu iddiayı ömer çelakıl uydurmuş; zaten bakarsanız bunu işaret eden birçok şey vardır. öncelikle, ömer çelakıl 1980 siverek doğumludur. siverek'in alan kodu 414'tür, plakası ise 63. şimdi hesaplayalım:

    çelakıl'ın doğum tarihi 1980'den siverek'in alan kodu olan 414'ü çıkarırsak, 1566'ya ulaşırız. ulaştığımız 1566 sayısından da siverek'in plakası 63'ü çıkarırsak, 1503'e geliriz. bu tarih ne biliyor musunuz? mona lisa'nın yapım tarihi! bu rastlantı olabilir mi hiç? aklınız alıyor mu bunu? lütfen, lütfen..

    öyleyse mona lisa ne için ünlü olmuştur? kolay değildir bir insanın çıkıp mona lisa'ya laf etmesi, çarparlar. çarpılalım. "da vinci'nin mükemmel tekniği" falan tablonun ününden sonra bahsi açılmış şeyler. yani kronolojik olarak mona lisa'nın şahaneliği onu ünlü etmiş olamaz. zira 1900'lere kadar da bu ününün çeyreğine bile sahip değildi. ünü, vincenzo perugia'ya dayanır.

    louvre müzesinde çalışan bu adam, 1911 yılının bir günü bu tabloyu çalmaya karar verir ve bunu başarır. bakın mona lisa o kadar ünsüzdü ki, 1 gün boyunca fark edilmemiş bile çalındığı. fark edildikten sonra medya öylesine çullanmış ki konuya, hırsız yakalanıp eser geri müzeye kavuştuğunun ertesi günü 100.000 kişi tabloyu görmeye gelmiş. bu gelenek de günümüze kadar devam etmiştir. yine medya, ah medya!

    teknik, emek, deha kimin sikinde lan? mal mısınız oğlum? kitleler ne anlar bundan? bir şey ancak azıcık gizem ve komşularla konuşacak bir konu olduğunda ünlenir, yüceltimler sonrasında gelir. sanki bir şeyin ününe tanık olduğunuzda onun şahane nitelikleriyle tanık oluyorsunuz. yok abi öyle bir şey. atatürk karga kovalar, edison tesla'ya piçlik yapar, beethoven sağır olur, dünyanın şekli budur. kimse beethoven'ın müzik dünyasına ne kattığını bilmez, ama sağır beste yapmış lan adam, oha yani ne kadar magnifisınt. sorsan, en iyi müslüman mühendis hezarfendir, niye? adam uçuyor baba.
  • leonardo da vinci'nin gizemlerle dolu tablosu. hakkında bir çok rivayet olmakla birlikte, kanımca en kuvvetlisi aslında yaşadığı aşkı bu tabloya aktarmasıdır.

    rivayete göre leonardo da vinci eşcinseldi ve asistanı olan gian giacomo caprotti da oreno'ya aşk besliyordu. mona lisa tablosu ise gian giacomo caprotti da oreno ve lisa del giocondo'nun karışımıydı.

    http://www.itsjustlife.com/salimonac.jpg

    soldaki bildiğimiz mona lisa tablosu, sağdaki ise gian giacomo caprotti da oreno'nun suratı. benzerlik yadsınamaz.

    leonardo da vinci'nin o zamanlar tabloyu yanından ayırmamasının sebebi o zamanlar anlaşılamıyordu. aslında sebebine şimdi bakınca çok açık olduğunu anlayabiliyoruz.

    eşcinsellik o zaman büyük bir suçtu ve leonardo da vinci hakkında dedikodular vardı. tabloya bakılıp bunun gian giacomo caprotti da oreno'ya benzerliği anlaşılırsa o zaman sorun çıkabilirdi.

    işin en can alıcı kısmı ise gian giacomo caprotti da oreno olarak bilinen kişiye leonardo da vinci nin taktığı lakap. leonardo da vinci, gian giacomo caprotti da oreno'ya "mon salai" lakabını takmıştı. bu küçük şeytan anlamına gelir. sebebi ise gian giacomo caprotti da oreno'nun çok kavgacı, israfkar ve dağınık biri olmasıydı.

    bir şey dikkatinizi çekmiştir belki. "mon salai" yani gian giacomo caprotti da oreno'ya takılan lakap, mona lisa'nın anagramı..
  • değişik derecelerdeki kontrast ve aydınlatma beyin tarafından farklı algılanırmış ya:
    eğer ilk kadının gözlerine dikkat ediliyorsa, bakan gözün çevre alanı -siyah ıle beyaz, hareket ve gölge algılanır- ağız üzerine odaklanacak ve detay görülmeyeceği için belirgin elmacık kemiklerinden köken alan gölgeler*, tarafınızdan gülümseme olarak algılanacaktır.
    ancak dogrudan ağız üzerine odaklanılırsa, gülümserken görülemez.
    ayrıntıları ortaya seren o ellerle* yaratılmıştır bu da zaten.
  • gören herkesin ilk olarak "aaa, kücücük bişeymiş ayol. ben de büyük bi tablo sanıyodum" seklinde bir yorum getirdigi eser