şükela:  tümü | bugün
  • siyasal yetkinin babadan ogula gectigi bir devlet yonetim bicimi
    ortacagda yaygin olan yonetim seklidir
  • halkın yönetim dışında bırakılmasıdır.ama ingiltere krallığında görüldüğü gibi monarşik yapının içinde de yasama organları bulunmaktadır.kralın yetkileri bir derece de olsa aza indirgenmiştir.
  • tek iktidar merkezli bir yonetim bicimidir .
  • merkantilizmin uygulanış biçimi.
  • aslında kralın ya da güç odağının fikir teatisinde bulunacağı bir meclis, divan, kamara ya da kurulun varlığı ile despotizm'den ya da dikta rejimlerinden ayrılır. kralın bu kurula hesap verme, ya da karar ve sanksiyonlarını meşrulaştırma mecburiyeti yoksa mutlak monarşi, varsa meşruti monarşi, meclisin krala hesap verme mecburiyeti yoksa da sembolik monarşi olarak adlandırılır.
  • günümüzde avrupa ülkelerinde sembolik olarak, diğer monarşik ülkelerde ise ciddi ciddi monarkın otoritesi korunarak uygulanan, içi geçmiş yönetim biçimi. ayrıca (bkz: avrupa monarşileri)
  • aslı yunanca olan monos arkein kelimesinden gelir.

    monos: tek
    arkein: yönetici
  • krallık. krallar gibi yaşamak. ama tek insan için. işte bu krallık. şimdi bir şatonuz olduğunu düşünün. etrafında içi su dolu hendek var, suyun içi timsah dolu, hendekten kapanabilen köprü sayesinde düşmanlarınız kaleye giremiyor. o şatonun içinde bir karınız var yaşı geçmiş, o kraliçe. makyaj yapıyor falan işte bütün gün ikili tahtınızda oturuyorsunuz hiçbir şey yapmadan. sizin mutlaka top sakalınız var, ak saçlarınızın perçemleri tacınızın altından suratınızı kaşındırıyor. soytarınız var bi tane gelip sizi güldüremezse kellesini alsanız kimse size bişey diyemez kral olduğunuz bi rejimde. sonra tabii bir kızınız var prenses. canınız sıkılıyor iyice. büyücünüzü çağırıyorsunuz ama kötü yürekli şövalyeyle anlaşıp sizi zehirlemek istediğini farkediyorsunuz büyücünün ofisinde falınıza bakmak için size civa içirmeye çalışırken. ikisinin de boynunu vurduruyorsunuz. iyice canınız sıkılıyor. kralsınız ve kızınıza layık damat bulmak için ülke çapında saçma sapan bi yarışma düzenleyebilir, kaybedenleri nüfus planlaması adına timsah dolu suyun içine atabilirsiniz, kazanan da zaten güçlülerin hayatta kalması kanununa icaben kızınızla evlenmeyi hak etmiştir. krallıkta diplomasi şöyle işler: komşu krallıktan bir ulak gelir "kralım sizin kralınızla görüşmek istiyor" der, siz de cevap olarak "kralı gelse farketmez" derseniz komşu kral gelir. bu ziyaretler önemlidir, hemen ziyafet salonları hazırlanır ekmek elden su gölden, içkiler, bütün bütün atlar yenilir, müzik desen o zamanın en güzel imkanlarıyla orkestra 24 saat lounge yapar.... neyse çok uzatmayayım, işte böyle bir ortamda, kimsenin değirmenin suyunun nereden geldiğini bilmediği ve sorgulamadığı yönetim şekline monarşi denir.
  • despotluk, diktatörlük, monarşi gibi kavramlar sıkça birbirine karıştırılır. çok kısa üç entryde bu kavramlara bir berraklık kazandırmak istiyorum (bu kısmı default yaptım).

    c. nothcote parkinson'un değerli incelemesi "siyasal düşüncenin evrimi"nde (remzi yayınları, çev. m. harmancı, 1984, s. 12) belirttiği üzere; "monarşi, din-miras-seçim-ya da yerleşmiş gelenekler temeli üzerine bir kral ya da kraliçenin iktidarı demektir."

    yani monarşi ya da monark kavramlarının yerinde kullanılması için bu türden bir rejime yol açan kişinin bir kral ya da kraliçe olması ve ya dine, ya mirasa (iktidarın devri açısından), ya seçime, ya da geleneğe dayanması gerekir. yani diyor ki; öyle kafamıza göre her rejime monarşi diyemeyiz. söz gelimi; aha kral var, o zaman monarşi var, yanlıştır, olmaz öyle şey. o kral nasıl geçirmiş iktidarı eline? zor ve hile yoluyla mı? ha o zaman bunun adı monarşi değil, despotluktur.

    (bkz: despotluk/@gofret beyin)

    (bkz: diktatörlük/@gofret beyin)