şükela:  tümü | bugün
  • doğum günü münasebetiyle gitmek zorunda kaldığım ve evde oturup yavaştan bira içerek rock müzik dinlemenin, ne kadar erdemli ve huzurlu bir etkinlik olduğunu tekrardan bana hatırlatmış özürlü mekan. yer darlığından tuvaletlerine boy aynası koyamamış olmaları bile ne kadar osuruktan bir mekan olduğunu gösteriyor. dekorasyon özürlü herhangi bir taksim mekanından hiçbir farkı yok, tek problem insanların hınca hınç burayı doldurması.

    diskoda oynayan en son erkeği şahsen yaşar alptekin zannederdim ve 90'lara girildiğinde de bu furya, eldeki verilere göre bitmişti. disko bitmemiş dostlar. o sikindirik aynalı top, rezalet neon aydınlatmalar, iri bedeniyle seksi göründüğünü zannedip oynayan hayvankafalı adamlar; hepsi dün yanıbaşımdaydı. kolonun dibinde sabit durup elinde birasıyla o karanlıkta kızları kesen, omuzundaki örümcek dövmesini göstermek için arkadan tek ipli atlet giyen, oynamaktan terleyip yorgun düşen, disco figürü adı altında ne kadar aptal hareketler yapan insan varsa dün aynı mekandaydı. imajı bozulmasın diye o kalabalıkta ve sıcakta bere giyen adamı gördüğümde tek isteğim evime dönüp bira içerek nightswimming dinlemekti. çöken sigara dumanı gözlerimi yakmaya başlamıştı ve işletmeciliği votka-redbull'u 20'ye satarak para kazanmak olarak algılayan adamlar sayesinde mekanda havalandırma namına bir şey yoktu. sis gibi çöken sigara dumanında benden başka herkesin mutlu gözükmesi ve içerideki kalabalığın sürekli artması, kişisel kariyerim için bir yalnızlığın anlaşıldığı anlara tekabül etse de, bu kadar insanın yanılıyor olması ilginçti.

    saat bir gibi mekandan kalabalığı yara yara çıkarken, elimde gürzle kalabalığı dağıtmak istedim. eminim sauron olsa, o da aynı şeyi yapardı. önde ben, arkada 8 kız! kadın haklarını savunan gladyatör gibi yardırarak ilerliyorum. kapının önüne çıkıyoruz ve dışarıda hayvani bir kuyruk. insanlar sürekli içeriye girmeye çalışıyor. liderliğini ettiğim kız grubunun hızlarını alamayıp sokakta da oynamalarını seyrediyorum. bir sonraki doğum günü için tesbih alacağım ve her sabrımın zorlandığını hissettiğimde tesbih çekeceğim. 2 saat içinde derviş olurum, yunus emre olurum.

    bir iç sıkıntısı, bir üstü başı parçalama isteğiyle gece bittiğinde, istikalde sarhoşlara çarpmadan meydana ulaşmak ise gecenin tuzu biberiydi. 3 saat boyunca beyinsiken müzklere katlanıp her an sevişmeye hazır pozcu insanlara sabretmek yetmemiş çile için. kadın hareketini başlatan adam gibiyim istiklal'de, herifin birisi gruptan herhangi bir kıza yavşasa, kaldırım taşını ısırtıp ensesine botumla basacağım. insanlara karşı olan genel mide bulantım, her zamankinden biraz daha yüksek seviyede. tepeden bakma hastalığım ise almış başını gitmiş. mutluluğun evdeki bilgisayarımda, winampımda olduğunu anlayıp taksi bulmak için elimi kaldırıyorum. beynimde perfect day çalıyor.
  • 21.30'daki konsere saniyesi saniyesine 21:30'da çıkan gruptur. japonluk güzel şey nitekim.
  • kapısında haftanın bazı günlerinde orospu çocuğunun hası duran mekan.

    ulan göt, kız sayısı > erkek sayısı olan bir mekanda ben kendi hesabımı kredi kartıyla ödediğim için gecikip gruptan daha sonra mekana geldim diye içeriden kelle hesabıyla kız çıkartıp içeri gireyim diye yalvaracak mıyım? bilseydim o 15 20 kişilik grubu da oraya getirtmezdim, bir de sana kelle hesabı mı vereceğim "kız sayısı erkek sayısından daha fazla, ben de içeri girebilir miyim abi ehe mehe" diye? hayatı boyu bi sikim olamayıp hasbelkader bar kapısı köpeği olduktan sonra thou shall not pass tribine giren eziklerin hastasıyım. önümde diz çöksen bir daha zor görürsün beni, sanki gidecek başka yer yok koskoca beyoğlu'nda...
  • japon bir gurup olmaktan çok bir ruh hali. belki topu topu 21 gramdır.
  • dusuk butce ile bir ozelligi olmadigi halde ilgi ceken bar-disco gibi eglence mekanlarinin gecirdigi evreler vardir. ilkin mekan nispeten bostur, kesfeden insanlar aa ne guzelmis ferah ferah kro da yok muzik de guzel vs vs diye gelmeye baslamislardir. sonra bu insanlar geliyor diye bu insanlarin arkadaslari ya da bu insanlari gormeyi isteyenler de gelmeye baslar. insanlar derken yanlis oldu aslinda, kizlar demek daha dogru. zira bu tip eglence yerleri bayan musteri cekebildigi oranda basarili olur. arkasindan mekan altin cagini yasar, surekli doludur, eglence vardir cosulur falan filan. en sonunda mekan cok kalabaliklastigindan ve bu kalabaligin ilelebet surecegini zanneden isletmecilerin yanlis secimleri yuzunden, zart diye biter hersey. bi gidersin kimse yok hatta daha da kotusu ucerli dorderli erkek gruplari vardir. ulan burasi da bitti dersin, yeni mekan arayislarina girersin. cember donmeye devam eder.

    mono su ara altin cagini yasiyor. giden insanlar disinda zerre pozitif bir ozelligi olmamasina ragmen. ne kadar boyle devam eder bilemem.
  • bu grubun elemanları beni yatırıp sikseler canım daha az acır sanırım.
  • en kısa tabirle aşmış japon post rock (!) grubu. müziği hakkında çok fazla şeyler söylenebilir ama başka bir yönlerine dikkat çekeceğim. konserlerine gitmiş olanlar bilir, konserde bir kelime laf etmezler; pena, baget atma gibi olaylara girmezler ve bis yapmazlar. yani bir nevi seyirciyi çoşturacak fazladan hareketlere girmez sadece şarkılarını icra edip giderler. çoğu insana bu soğuk bir davranış gibi gelebilir, ki bana da başlarda öyle geliyordu. bu kadar duygu yüklü müziği üreten insanlar bu kadar seyirciyi sallamıyor olamazdı ki... kısa bir süre önce durumun bu olmadığını anladım daha doğrusu durumun bu olmadığına emin oldum.
    bu seneki doğum günümde bir arkadaşım taka'ya bir mail, yazmış. mono'yu ne kadar sevdiğimi, kaç kere konserlerine gittiğimi felan belirten ve doğum günüm için bir güzellik yapmalarını istemiş. taka'nın cevapta "bu haftaki konserde (10th anniversary show in tokyo) grup elamanlarıyla bir araya geleceğim doğum günü mesajını onlarla imzalayıp gönderirim." şeklindeymiş. hayatımın en güzel konserini yaşattıkları günde bir de ek olarak büyük bir kartona "happy birthday "grilo"" yazıp hep beraber imzalayıp arkadaşıma göndermişler. hediyemi aldığım zaman aslında sahnedeki davranışlarının nedeninin seyircileri sallamamaktan çok, o sahnede sadece müziklerini icra etmek istedikleri olduğunu anladım ki kendilerine olan sevgim ve saygım bir kat daha arttı.
  • uzaklardaki japon dostum.
  • afedersiniz yarragi yemis bir implementasyon. 2 gundur ssl authentication yapamiyorum custom certificate ile, cogu kisim notimplementedexception() firlatiyor, aciyorum kodu bakiyorum hakkaten de todo deyip gecmisler.

    simdi de su calismiyor:

    var dt = datetime.parse ("2014-08-24t01:21:22.60291161z",
    cultureınfo.ınvariantculture, datetimestyles.roundtripkind);

    aminakoyim datetime parse edemeyen implementasyonu ne sikime kim kullaniyor hicbir fikrim yok.
  • sag kulagi duymayan bir arkadasimin lakabi.
    onunla yolda beraber yürüyorsaniz, sol tarafinda olmak zorundasiniz. yoksa anlattiklariniza sadece gülüyor. hatta dalga gecercesine gülüyor.