şükela:  tümü | bugün
  • maddelere duyarlılık anlamına gelir. duyarlılık biraz hüzün, üzülme de içeren bir duyarlılıktır. japon kültürünün biz dünyayı hissederiz ve dilimizle onu yansitiriz bakis acisinin urunu yaratilmis, insa edilmis bir sozcuktur...
  • japon kulturunun ozunu tanimlamak icin, edebiyatci ve dilbilimci motoori norinaga tarafindan bulunan sozcuk.
  • insanlar, yasamin butunlugunu, seylerle karsilasarak (mono) tecrube ederler; bu karsilasmalar onlari “etkiler” ya da “duygulandirir” (aware)- bu nedenle yegane japon ozelligi: “seylere duyarlilik” (mono no aware) kavrami cikar ortaya.
  • hayatı olduğu gibi kabul edip, bu kabullenişten tinsel bir gelişime ulaşma amacı da güden japon felsefesi.
  • wikipedia'da denildigine gore; seylerin geciciligi, seylerin geciciligine karsi duyulan gecici bir huzun ve hayatin (gecici) seyleri geciciliginden olusmasi gercegine karsi duyulan daha uzun ve gecici huzun. (bkz: recursion)
  • (bkz: dukkha)
    (bkz: weltschmerz)
  • dalgaların çığlıklarının martılarınkini bastırdığı zamanlarda kapıldığım hissiyatın veya muhtemelen hüznü kişiselleştirdiğimden ötürü en sevdiğim mevsim sonbahar olsa da düşen yapraklar için tek tek üzülmeden adım atamama ruh halimin durumu.
  • bunca yildir "sey"lere baktigimda o an orada bulunup onlarin o andaki varliklariyla sevincle karisik bir huzun duymamin bir adi varmis: mono no aware ya da seylere karsi duyarlilik; seylerin dokunakliligi; seyleri fark etmek. boylesine incelikli bir kavram yalnizca japonlardan cikabilirdi zaten. japonlar, sezgisel insanlar. bazen dusunuyorum da, iyiye ve guzele dogru degismis olmami bu guzel ulkeye ve bu guzel insanlara borcluyum. bu baska bir konu tabii.

    bugun dersten sonra danismanim kendi ofisine donmek yerine bizimle seminer odasinda kalip calismayi surdurdu. hep birlikte birkac saat calistiktan sonra diger arkadas isi oldugu icin gitti. ben de danismanimla bas basa kaldim. kendisi danismanim ama, 3 yil boyunca pek az zaman gecirmisizdir birebir olarak. pek sohbet de etmeyiz dogrusu. aramizda hep bir mesafe vardir. saniyorum japonya'da yaygin olan durum bu. birkac saat daha gectikten sonra hic beklemedigim bir sey oldu ve danismanim okuyup duzelttigi tezden basini kaldirip arkadasin tezine iliskin bir yorumda bulundu. katilimcilardan birinin verilerinin veri setine uygun olmadigini, cikarmanin daha iyi olacagini soyledi. teze iliskin konusurken birden yasama iliskin konusurken bulduk kendimizi. japonya'ya gelen yabancilarin kulture uyum sorunlarini, burada ogrendikleri uzerine konusurken japonya'nin yaslanan nufusundan ve bunun getirdigi sorunlarin nasil cozulecegi uzerine fikir alisverisi yapmaya basladik. okudugum bir bakanlik raporundan soz ettim. japonya onumuzdeki 50-60 yil icinde tam otomasyona gecerek nufusu 100 milyonda sabitlemeyi dusunuyormus. hocam "bu yapilabilir ama, bunun ne denli iyi oldugu sorgulanir." dedi. ben de "ileride olumsuzlugu bulacaklar buyuk olasilikla; ama yetisebilecegimizi sanmiyorum. sonsuza kadar yasamak gibi bir istegim yok. bir noktada olmek istiyorum." dedim niyeyse. "ben de istemiyorum. olum de yasam kadar dogal. bir seylerin gecici olmasi guzel." dedi. sonra bir sarkidan soz etti. "hepimiz yasiyoruz. yasadigimiz icin sarki soyluyoruz. hepimiz yasiyoruz. yasadigimiz icin uzgunuz. hepimiz yasiyoruz. yasadigimiz icin guluyoruz." gibi sozleri varmis sarkinin. sonra "yasadigimiz icin bir suru sey yapiyoruz ama, olmek icin yasiyoruz aslinda." dedi gulumseyerek. "yaslanmak da guzel." dedi.

    sonsuza kadar yasayacak olsaydim, "sey"lerin guzelligi karsisinda gozlerimden yaslar suzulur muydu yine de? suncacik omrumde pek cok kez gunes'in dogusunu ve batisini, dolunay'i, denizi, kuslarin civiltisini, gokyuzunde suzulen bulutlari. bir cicegin acisini, yildizlari gordum ve her seferinde de buyuk bir heyecan, sevinc ve huzun hissettim ayni anda. izlemek icin durdugum anlarin hepsinde icimden "cok guzel ve ben bir daha burada olamayabilirim. yarini goremeyebilirim." diye gecirmis oldugumu fark ediyorum. yasami ve seyleri bunca guzel kilan gecici olusumuz degilse nedir?

    ne kadar sevincli olursam olayim her andan ve her seyden sonra "gecti; gecip gitti." diye ince bir huzun duyar ve buna bir anlam veremezdim. artik tam olarak ne oldugunu biliyorum. seyin bir benzeri olabilir ama, o olmayacak. olsa bile ben orada olmayabilirim. ben de bir gun olmayacagim. var oldugum, var oldugumun farkinda oldugum ve hissedebildigim icin minnettarim, her seye ve herkese.

    zihnimdeki ani defterim seylerle dolu. aklimdakiler zamana direnemeyip asiniyor belki ama, hissettiklerimi hic unutmuyorum.
  • tanrı bu dünyayı insanlara bırakmaz.