şükela:  tümü | bugün
  • evden okula, okuldan eve gidip gelmek; günün en lezzetli anlarını yemek yerken yaşamak; tv-pc ikileminde kalmak ya da kitap okuyup yatağa girerek günün son bulması ve bütün günlerin aşağı yukarı bu plana uyması.

    günlerin monotonlaştığı ilk günlerde; bu durumdan çıkılmak için kişi biraz çırpınır. lakin koşullar uygun değilse bu çırpınışlar kişinin yaşam enerjisinden götürür; geriye de bir şey bırakmaz. tanışılan kişiler ile uyum, yeni aktiviteler kişinin umduğu gibi yürümez.

    bundan sonra moral bozukluğu ile birlikte kabullenme süreci başlar. artık yeni aktiviteler; eskisi gibi çekici gelmez. moral bozukluğu ile monoton hayatının iyice içine çekilir. yaşam enerjisi kalmaz.

    bu da onu kısır bir döngü içine alır. belli sosyal grubundan çıkmayıp, başka ortamlara girmediğinden yeni arkadaşlar edinemez. yeni uğraşılar edinmeye ise üşenir.

    bundan sonra ise ; monoton hayattan çıkaracak imkanlar kişinin önüne gelmeye başlayabilir. bu sefer de kişi; monoton hayatından çıkmaktan ürker. alıştığı, kabullendiği hayatın sınırları dışına çıkmak onu tedirgin eder. çünkü yeni imkanlar her zaman beraberinde küçük de olsa riskler getirir. o alıştığı günlük hayatında ise bir şekilde yuvarlanıp gitmektedir.

    bu kısır döngüden kurtulmak içinse; monoton hayatın süresi, ruh haline bağlı olarak gücü değişen bir itici kuvvet uygulamak gerekir.
  • en basit şekilde 'uyanmak, bilgisayara oturmak, yemek söylemek, tuvalete gitmek ve uyumak' türündeki bir döngüyü kabullenmek ve bu döngüyle hayatını sürdürmek olabilir.
  • aksi, toplumun değer yargılarına aykırı olması anlamına geldiğinden kişinin kendisini sisteme entegre etmesi sürecinin son hali. geçmişler olsun.
  • ahaha (bkz: doktora yapmak)
    allahtan konferanslara falan gidiyoruz da degisiklik oluyor yilda 2-3 kez.
  • (bkz: mecburen)
  • nereye gidersen git, ne yaparsan yap sadece bir süreliğine heyecn verecektir. doğal olarak, hayatın çoğunluğunun düzen üzerine kurulduğu gerçeği ile ortaya çıkar kabullenmek. her ne kadar hiçbirimiz monotonluğu sevmese de, bir yolculuktan sonra eve gitmek veya kalacağımız yere giderek biraz huzur ve kafa dinlemek isteriz. bir süre sonra alıştığımız insanları bekler, alıştığımız şeylere ve düzenin rahatlığına kavuşmak isteriz. çelişkili bir durum....
  • bolu da yaşıyorsanız monoton yaşamı kabullenmek zorundasınız..hava şartlarından başka şehirlere yolculuk hep bahara kalır,şehir içinde de toplasan 5 tane gidilesi yer var..amaaa güzel bi arkadaş grubunuz varsa o monotonluktan da keyif almasını becerirsiniz,tabii eşşek diilseniz..
  • intihar etmektir. yanlış olduğu bilinse de bazen o çılgın kararları almak gerekiyor. en azından insanın kendine olan güvenini sağlamlaştırabilmesi için. etrafımda az maaşı olmasına rağmen 6-7 yıldır sırf düzenlerini bozmamak adına aynı işyerinde çalışan, dahası cv hazırlayıp görüşmeye gidecek cesareti bile olmayan tonla insan var.

    okulun son senesinde yurtdışına gidip orada yaşamaya karar verdiğimde 21 yaşındaydım, üstelik gittiğim ülkede ne bir arkadaşım ne de akrabam vardı. cebimde 1100 dolar parayla gitmiştim. doğrusuyla yanlışıyla dört yıl orada kaldım tüm hedeflerimi de gerçekleştirdim. bence bu çok önemli bir olay değil ama aradan yıllar geçmiş hala etrafımdakiler yaptığım şeyin ne kadar önemli bir başarı olduğundan, herkesin yapamayacağından bahsediyor. aslında ben cesur değilim, insanlar korkak. bir defa geldiğimiz hayatta nerede yaşamak, ne iş yapmak istiyorsanız onun için uğraşın, sıkıntı çekmeniz gerekiyorsa çekin. başarılı olamayıp başladığınız yere dönseniz bile "en azından denedim" demenin haklı gururunu yaşayın. hayat baştan sonra garanti adımlarla ağır aksak ilerlemek için çok kısa, fazla zamanımız yok.
  • gördüğümü hala "maraton yarışı kabullenmek" olarak okuyup bu kabullenmenin çoook uzağındayım diye sevindim akşam akşam. ama yarışı kabullenmekten biraz uzağım, o henüz yemedi.