şükela:  tümü | bugün soru sor
  • başkan monroe'nun 1823'te amerikan kongresine gönderdiği mesajda yer alan bir söylemdir. ikinci dünya savaşından sonra abd bu doktrine farklı anlamlar izafe etmiş ve inkar etmiştir. (her zamanki riyakarlığıyla) (bkz: tell me something new)
  • ingiliz'lerin abd'nin bagimsizligini almasindan sonra bile abd'yi kullanabilecegini sanip surekli avrupa'nin icislerine bulastirmasi ve fransa karsisinda guc kazanmaya calismasinin sonucunda baskan monroe'nun tum avrupa ulkelerine ultimatom niteligi tasiyan ve senatoya gonderilen mesajdir.

    bu doktrin geregi abd tum avrupa ulkelerine esit mesafe durarak icislerine karismayacak fakat herhangi bir avrupa ulkesi amerika kitasina somurgecilik maksadi ile adim atarsa abd kuvvet kullanacaktir. bu doktrinin bir onemi belki de yayinlanmasa idi rusya'nin amerika topraklarinda nufus saglamaya yonelik calismalari olacak, gunumuzde bazi ulkeler ispanyolca degil rusca konusacakti. zira ispanya avrupa meseleleri* sebebi ile idareyi kaybettigi topraklar uzerinde kontrolu saglamak icin rusya'nin da aralarinda bulundugu dortlu ittifak yani ingiltere, rusya, avusturya ve prusya'dan yardim istemis ve ordularini bu topraklara sokmalarini kabul etmisti.
  • abd bu doktrin geregi baslattigi izolasyon politikasini 1941'e yani ikinci dunya savasi'na kadar surdurmusse de bunun istisnasi olarak sunduklari sart yani bir avrupa ulkesi tarafindan saldiriya ugrama sarti gerceklestigi icin birinci dunya savasi'na girip almanya ile savasmistir. bu durum bir celi$ki icermektedir cunku almanya'nin `abd'ye saldirma nedeni ise destek vermeyecegini aciklamasina karsin abd'nin ingiltere'ye destek vermesidir.

    ikinci dunya savasi'nda da abd ilk saldiran taraf olmamis, japonlar pearl harbor saldirisini gerceklestirene kadar saldiriya gecmemistir, fakat bu saldiri sirasinda zaten sava$ durumunda olmalari cok inandirici degildir zira bu olaya ili$kin abd'nin bilincli olarak pearl harbor'i engellemedigi efsanesi malumdur.
  • bu politikanin bir ba$ka etkisi amerika kitasi uluslarinin abd onderliginde toplanmalari ve ortak bir birlik olusturma cabalarina giri$meleridir, abdnin o yillardaki ozgurlukcu ve demokrat tavri bunun temel sebebidir, maalesef ki ikinci dunya savasinin abdyi icine soktugu agresif politika bu birligin olusumunu engellemi$ bunun yerine abd kendisine tampon ulkeler yaratip* * kendi ekonomisini guclendirme yoluna gitmistir.
  • devam edelim, abd bu politika sonucu avrupadan kendisini kurtarmak icin kendi dogusu yerine batisina ilgi gostermis orada da maalesef somurgecilik faaliyetleri icerisinde bulunan avrupa ulkeleri ile muhattap olmak zorunda kalmis ve kendisi de bu politikalari izlemek zorunda kalmistir. bunun ilk ornegi ise hawaiinin topraklarina eyalet olarak katilmasidir. daha sonra ise japonya ve rusya ile rekabet halinde cine girecektir.
  • amerikan doktrin'i 1, dünya savasından 2, dunya savasına kadar tarafsızlık politikası ızlemeye karar verir....

    çünkü ingiltere ve fransa heryerı ıstıla etmıstı...
  • "amerika amerikalılarındır" sözünün dış politika alanındaki karşılığıdır.
  • her ne kadar amerika birleşik devletleri'nin avrupa devletlerine "bak bu güneyler falan hep benim, buralara sulananı yakarım ona göre" minvalinde göz dağı vermesi olarak karikatürize ediliyorsa da, dönem itibariyle abd'nin ne donanması ne hazinesi ne de jeopolitik önemi bu tehdidi yeterince sağlam göstermeye yetecek güce haiz olduğundan, asıl dayanağı ingiliz donanma üstünlüğüdür. ispanya'nın mecburen boşalttığı güney amerika pazarına bir başka avrupalı devletin çöreklenmesini engellemek için düşünülmüş ve arka planında daha ziyade ingiliz çıkarları yatan bir doktrin olduğu iddia edilebilir. nitekim etmişler bile. geç kaldın clark, az önce süpermen monroe doktrininin aslında ingiliz politikasına hizmet ettiğini iddia etti. bi sefer de vaktinde gel it.
  • netekim amerikan kaynaklarında [1] doktrinin temellerinin dönemin ingiliz dışişleri bakanı george canning [2] tarafından atıldığı şu şekilde belgelenmiş:

    "for their part, the british also had a strong interest in ensuring the demise of spanish colonialism, with all the trade restrictions mercantilism imposed. earlier in 1823 british foreign minister george canning suggested to americans that two nations issue a joint declaration to deter any other power from intervening in central and south america."

    yine de amerikanlar* "iki devlet birleşip deklerasyona girelim" şeklindeki ingiliz önerisine "ilerde bizim elimizi kolumuzu bağlar, genişleyemezük" diyip doktrini tek tabanca ilan ederek çocuğu koymuşlar. burada da görüyoruz ki güçlü kuvvatlı devletlerin çıkarları ufaklıkların politikalarına doğrudan etki etse dahi, devletler -büyük ya da küçük- kendi manevra alanlarını kendileri yaratabiliyorlar. sistem kimsenin elini kolunu kesip bir kenara saksı gibi oturtmuyor.

    [1] https://history.state.gov/…estones/1801-1829/monroe (edit: yeni link)
    [2] bu disisleri bakani canning, 1842 ile 1852 yılları arasında istanbul'da ingiltere büyükelçisi olarak görev yapan, meshur hasta adam geyigini baslatan bizim stratford canning'in emmoğlu oluyormus.
  • john quincy adams tarafından büyük çoğunluğu yazılmıştır.