şükela:  tümü | bugün
  • fransa'da normandiya ve bretagne bolgelerinin sınırında bulunan, çoğu bilimadamının dünyanın sekizinci harikası olarak nitelediği, yarımada üzerinde etrafı surlarla kaplı yerleşim bölgesidir. yarımadanın en üst bölgesinde bir kathedral bulunmaktadır. gidis yolu uzerinde bulunan kumlar hareket etmekte, bir nevi bataklık durumunda bulunmaktadır.
  • nasıl bir yer olduğunu merak edenler buradan buyursun. http://www.pbase.com/francist/image/21696720
  • içinde kılıç, hançer vs. ve yuvarlak masa şövalyeleri ile ilgili eşyalar (biblolar, resimler...) satan pek çok dükkan barındıran gotik yerleşim yeri..
    bretagne'daki en görülesi yerdir kanımca. gelgit bölgesinde olduğu için bir yeşillikler içinde, bir kumluk, bir sular ortasında görülebilir.
  • gittiginiz gune ve saate gore yarimada ya da ada olabilecek bir dogal guzelliktir. plajindaki egim yataya cok yakin oldugu icin sahil cizgisi bir saat icinde 2 kilometreye yakin degisebilir. bir onceki gelisinizde parkettiginiz yer bir sonrakinde sular altinda olabilir. devasa dag buyuklugunde kale gibi olan yapi aslinda devasa bir kayanin etrafina orulmus bir binadir. icinde gezerken zaman zaman pencereden disari bakarken arkanizdaki duvar duvar degil kayanin kendisidir. ilginc bir mekandir.
  • yapimina 10 yuzyilda baslanip en son tepesindeki archangel in eklenmesiyle 20 yuzyilda su anki gorunumune kavusmus manastir. deniz cekildigi zaman sanki colun ortasinda bir dag gibi gorunur. deniz yukseldiginde ise suyun uzerindeki adacik gibi olur. icinde gezinirken genis kolonlari ile yuksek tavanlari ve tabiki konumu ve manzarasi insanda ortacag rahibi olma istegi uyandirir.
  • oradaki bir müzede izlediğim belgesele göre zamanında bir ada olan ama gelgitin etkisiyle yarımada haline gelen umberto eco'nun gülün adı kitabının filminin çekildiği yer... gündüz de gece de ayrı bir ihtişamı vardır. özellikle denizin gel zamanıysa gece ışıklandırılmış hali insanı gerçekten çok etkiler... ben orayı gezmeye gittiğimde denizin çekilme günüydü ve orayı gezmeye gelenler balçıklaşmış kumların üzerine sevdiklerinin isimlerini yazıyorlardı ama ben yazmadım*` :kesinlikle korkmadım`*
    bunların dışında bence kesinlikle kuzey fransaya yol düşerse gidilmesi gezilmesi ve görülmesi gereken bir yerdir...
  • nevi şahsına münhasır kale, şapel, köy. su gelir ada olur, su çekilir çimenler biter koyunlar gelir otlar çevresinde.

    adından da anlaşılacağı gibi melek mikail'e adanmıştır. yüzyıl savaşları sırasında bölgede ingilizler tarafından işgal edilmeyen tek kale veya köy olan mont saint michel'in savaşçı melek mikail tarafından korunduğuna karar verilmiş. bu sebeple, yüz yıllar sonra da olsa adanın tepesindeki şapelin kulesinin ucuna elinde kılıçla gökten inen bir mikail heykeli konmuş. hatta katoliklerin elindeki tek savaşçı melek olan mikail, zamanında, mont st. michel'in ingilizlerin eline geçmemesi sebebiyle sembolleşerek protestanlara karşı yürütülen karşı devrimin de sembolü olmuş.

    1863'te devrimin etkisiyle dini değerini yitiren şapel hapishane olarak kullanılmaya başlanmış. yetkililer 11 yıl sonra suyun çekilmesiyle tepenin ada niteliğini kaybettiğini ve mahkumların kolayca kaçabileceğini farketmiş olacak ki 1874'te tarihi eser olarak sınıflandırılmış ve restorasyon-koruma programına alınmış. 1979'da da unesco dünya mirası alanı ilan edilmiş.

    bugün neredeyse bütün olayı turizmdir. rennes'den mont saint michel'e düzenli otobüsler kalkar. rennes'e de trenle ulaşmak gayet kolaydır.

    tepenin anakaraya bakan yamacının tümne yayılmış yılansal labirent merdivenlerle kalenin tepesine çıkılabilir. tuhaftır, her yer surdur, tepesi dev bir balkon gibidir. okyanusun içine kurulmuş olmasından olacak, kafanızı duvarlardan azıcık dışarı uzatınca aşağıdan yukarı doğru esen rüzgar sertçe suratınıza çarpar.

    artık asfalt bir yol ile anakaraya sürekli şekilde bağlıdır kendisi. çok güzeldir, batı fransa'da, fransa'da, avrupa'da hatta dünyadaki en sıradışı kalelerden biridir. ayrıca bu ada orta çağsal bir köy de barındırır, şapel bu tepenin ucundaysa etekleri de bir köydür. içinde hosteller oteller bile vardır. tabii bir orta çağ köyünde kalmak pahalıdır haliyle. isteyen alır içkisini, sahilinde sabahlar tabii, kime ne.

    işte böyle de aşmış bir yerdir. (bkz: http://lh5.ggpht.com/…5rr4wyjlxe/mont_st_michel.jpg)
  • havalarin soguk oldugu bir zamanda gidilmemesi gereken yerdir. bu yerde oylesine berbat bir deneyim yasadim ki fransa'nin adini her duydugumda aklima burasi geliyor ve bir daha asla fransa'ya gitmek istemiyorum. oncelikle otobusle rennes sehrinden gidecek olursaniz biliniz ki gunde 2 (bilemedin 3) otobusten fazlasi yoktur geri donusunuz icin. sonra sakin ola ki alternatif donus planlari icin turist ofisine danismayin, zira iceride kendisini turist rehberi olarak tanitan bir akilli en yakin kasaba olan pontorson'a suyun kenarindan yarim saat kadar yuruyecek olursaniz oradan daha fazla tasit bulursunuz diyebilir. aklimiz tam olmasa da biraz basimizdaydi da en azindan su kenarindan degil yoldan gidelim dedik. bir de bretagne bolgesi icin ruzgarli diye uyaracak kisileri "evet evet" diye gecistirmeyin, cunku mont st michel'den pontorson istikametinde 2 saat de yuruseniz yolun yarisini ancak gecmis olursunuz ruzgar sayesinde ve de aslinda o yol hic de yarim saatlik bir yol degildir bunu ogrenirsiniz. iyi ki de su kenarindan gitmedik, kim bilir turist rehberi belki de organ mafyasindandi. (simdi google maps'ten yurume suresine baktim ve 1 saat 52 dakika oldugunu ogrendim, ne demis atalarimiz akilsiz basin cezasini ayaklar cekermis.)
  • ruzgarli. salt resimlerine bakmaniz kulaginiza hava girmesinin yarattigi hissi tadmanizi mumkun oldugunca erteleyecektir.