şükela:  tümü | bugün
  • broadway'den hollywood'a kayan bir yıldız. titrek parıldayan, ama hiç sönmeyen. duyarlı oyunculuğuyla, canlandırdığı karakterleri ete kemiğe büründürdü adeta. içinde fırtınalar koptu hep. kim bilir, menekşe rengi gözlere dalıp gittiğindendir belki.
  • from here to eternity de çizdiği prewitt karakteri ile çocukluğumun kahramanı olmuştur.
  • the misfitsde kendisi gibi yaralı bir ruh olan marilyn monroe ile, a place in the sunda elizabeth taylor ile, from here to eternityde frank sinatra ile oynadı. hatta frank sinatra'nın onun hakkında "bu adamı izlersem birşeyler öğreneceğimi biliyordum." diye de bir lafı vardır. çağdaşı james dean gibi bir trafik kazası geçirdi ama o kazada ölemedi ne yazık ki. hayatının geri kalanını yüzünde bu kazanın izlerini taşıyarak geçirdi, tüm aynaları kırdı evindeki. cinsel tercihi kesinlikle hemcinslerinden yanaydı. menekşe rengi gözler ona dalıp gitmiş olmasın.
  • rem, "monty got a raw deal"*da kendisinden soz ediyor. "sempati mempati istemezsin (cn: zirnik yaramaz sana oyle bok) / nefesini tuketme. / tuhafima gidiyor, monty."
  • çocuk yaşta broadwayde başlayan kariyerine hollywoodda devam etti. tiyatroda aylarca aynı oyunu oymaktansa sinemayı tercih etti. eşcinsel olmasına karşın studuyoların kamuoyu yaratma çabası uğruna halkın önüne kadınlar ile çıktı. bir çok kere oscar adayı oldu.

    raintree countynin çekimleri sırasında geçirdiği araba kazasında menekse gozler* tarafından hayatı kurtarıldı. fakat yüzünden aldığı yaralar estetik ameliyatlarla düzeltilse dahi içine kapanık arıza ruh halini zaten kollarında olduğu uyuşturucu ve alkole daha çok sapladı.
    yakışıklı yüzü ve güzel profili yüzünden, yakışıklı olmak suçmuş gibi, o dönemde oyunculuğu sıklıkla eleştirilmiştir. zor rollerin adamı olarak çıkardığı oyunculuk beni hayran bırakmıştır kendisine. keza, judgment at nurembergde ki kısacık rolü bile filme damgasını vurur.

    netten takip ettiğim kadarı ile hayat öyküsünü film yapmak üzere çalışmalar varmış, hiç uğraşmasınlar; from here to eternityde borazan sahnesi kimilerine göre kısa, benim gibilere göre gereğinden fazla uzamış hüzünlü hayatını anlatmak için yeter de artar bence.
  • ... bir rivayete gore, kendini dunyanin en huzunlu insani olarak tanimlayan yildiz
  • alfred hitchcock ın i confess adlı filminde, çıkarılmış günahın saklanması, suç - vicdan muhasebeleri, vs hadiselerinden çok çeken bir rahibi canlandırmış hoş şahsiyet.
  • elizabeth taylor'in, gecenin karanlığında, trafik kazası geçiren montgomery clift’in gırtlağına saplanmı$ di$lerini ve cam parçalarını ambulans geciktiği için elleriyle ayıkladığı söylenir..
  • hakkında yazılmış beautiful loser adında bir kitap olan, sinema tarihinin en zarif ve en sorunlu adamı. öldüğünde 46 yaşındaydı.