şükela:  tümü | bugün
  • aslinda monty pythons fliegende zirkus icin hazirlanmistir, daha sonra monty python live at hollywood bowl gibi canli gosteriler icin ingilizce dublajlanmistir.. michael palin'in spiker olarak performansi, nietzsche'nin kart gormesi, gol yiyen almanlarin hakemle gercekligi tartismalari gibi detaylari ile pythonesque espiri anlayisinin en iyi temsilcilerindendir.

    edit: (bkz: #12034364) kendimden utaniyorum...
  • alman takiminin adi praxis dir.
    amerikalilar henuz onbir kisiyi tamamlayamamislardir.
  • almanların son derece formda gözüken bir marx'ı yedek soyundurdukları için yenilgiyi sonuna kadar hak ettikleri maç, gerçi sonradan girdi ama kurtaramadı. hayatımda gördüğüm en komik şeylerden birisi ayrıca. yardımcı hakemler thomas aquinas ve aziz augustinus, orta hakem konfüçyüs. sokrates'in golü kafayla atması da hoş bir ayrıntı. marx'ın kırmızı eşofmanı ve ısınırken de, maçta da elinden bırakmadığı kalın kırmızı kitabı* da müthiş. birisi sözlerini de yazsa da tam olsa..
  • fransa doğumlu olup milli takım olarak alman ekolonü tercih eden albert camus'un hiç beklemediği köşeden gelen topun gol olmasıyla yunanlıların 1-0 öne geçip kazandığı maç (bkz: #8605452). yunanlılar katı savunmaya dayalı düşüncelerini bir kez daha sahaya yansıttılar ve turnuva takımı olduklarını gösterdiler.
  • sokrates'in golune karsilik hegel'in bir dizi eksantrik argumanla konficyus'a (bkz: hakem) itiraz ettigini izledigimiz mac. marx'in hakeme sadece "o top disaridaydi" demesi yatirir yere.

    --- spoiler ---
    beckenbauer obviously bit of a surprise there...
    --- spoiler ---
  • içinde sistem hataları barındıran maç.
    herakleitos 'un 8 numara olmasıyla şaşırtmıştır, zira adam adama markajda nietzsche - sokrates eşleşmesi ne kadar makulsa, herakleitos'un da 10 numara olması gerekliliği de o kadar ratioya uygundur.
    ayrıca; socrates 'in forvette olması, brezilyalı efsanevi forvet socrates 'e gönderme olabilir.
    ayrıca; nietzsche 'nin hiç uyuşamayacağı, ya da yer yer uyuşup da, hırpalanacağı ya da hırpalayacağı isimler aynı takımda; marx gibi, schopenhauer gibi.
    ayrıca; benzer bir durum yunan takımında da mevcut; herakleitos-demokritos çatışması bir kenara, kaleci platon ile forvet sokrates'in diyalektik ve ironik yaklaşımları -mythos zararlısı-, her ne kadar sophokles ve empedokles uygunluğuna rağmen, epikuros felsefi sistemine zararlı olacaktır, takım içi tartışmalar takımı batıracaktır.
    ayrıca; neden defansı "sophokles - evripides - aiskhylos" üçlüsünden veya homeros - hesiodos ikilisinden oluşturmamışlar, bu da dikkat çekici.
    ayrıca; zenon gibi takıma uyum sağlama ihtimali bir hayli yüksek olan bir adam nasıl yer almaz.
    ayrıca; epiktetos 'un ne işi var defansta, ikinci yarı zenon 'la yer değiştirmeli mutlaka.

    edit @: söylemeyi unutmuşum sonradan yunan vatandaşlığına geçen romalı lucretius, mehmet lucretius adıyla hellen milli takımında yer alabilirdi.
    ve unutulmamalı ki; ksenophanes, thales, anaksimandros, gorgias, anaksimenes, protagoras gibi genç yeteneklere de şans vermek lazım.
  • buradan daha kaliteli bir versiyonunu seyretmek mumkun (hem goruntu, hem ses acisindan):

    http://www.youtube.com/watch?v=n7mly56gj3y

    not: link yarin obur gun calismasa da, youtube'de "greece vs. germany" diye aratabilirsiniz her zaman icin.
  • videodaki hoş ayrıntılar üzerinde serbest uçuşa devam edersek:

    - hakemin kolundaki, yani elindeki, saate dikkat..

    - golün gerçekleşmesi nihai olarak, son adam olan kaleciye bağlı ise, yunan takımının kalesinde bir tür ana kaynak olarak platon'un bulunması, hatta önünde de kapı gibi bir aristoteles'in olması doğal. ama alman takımında aynı mevkide neden kant değil de leibniz var, çözemedim.

    - alman takımında sürpriz bir şekilde beckenbauer'in yer almasının nedeni, kanımca sahadaki kelli felli filozofların, futbol gibi pratik bir oyunda, o muhteşem teorilerine fazla güvenememeleri ve "ne olur ne olmaz, aramızda bu işi bilen biri bulunsun" demeleridir, yoksa alman feylesofların köküne kıran girmedi ya.. ek olarak beckenbauer'in defansif ve de devletlu kimliği de, hem takımın "ölümüne defans" kurgulu oyun sistemine uymakta, hem de nietzsche'yi tenzih edersek -ki dört maçın üçünde oyundan atılmıştır- takımdaki alman filozoflarının bitmez tükenmez devlet aşkı dolayısıyla kendilerini iyi hissetmelerini sağlamakta ve performanslarını artırmaktadır. bu durum, devletle her daim sorunlu ve hücum futbolu anlayışına sonuna kadar bağlı olduğunu beyan eden marx'ın yedek kalmasını da açıklıyor.

    - yunanlılar ise oyunun fizik kuralları ve geometri ile ilişkisini çözdüklerinden akıllılık edip sürpriz oyuncu haklarını bir fizik, matematik ve geometri dahisi olan arşimet'ten yana kullanıyorlar ve hayrını da görüyorlar. önce fizik bilgisi destekli eşsiz top tekniğiyle almanları moralman çökertiyor, neden sonra topa vurup atağı başlatmayı akıl ediyor, orta nokta ile kale arasındaki en kısa mesafeyi mümkün olan en kısa sürde katediyor ve sonunda da sokrates'in kafasına, açısı, ivmesi, sinüsü, kosinüsü tastamam hesaplanmış o lokum ortayı adrese teslim gönderiyor.

    - maçın ilerleyen dakikalarında, her şeyi dil içine hapsetme derdindeki, adam gibi oyun oynamak yerine dil oyunlarıyla uğraşmayı yeğleyen wittgenstein'ı kenara alıp, yerine "ille de praksis olsun, ister çamurdan olsun" diyen marx'ı oyuna sokmak, almanya teknik direktörü martin luther'in oyun okuma yeteneğini ve ileri görüşlülüğünü göstermiştir, ama iş işten geçmişti ne yazık ki..

    - ısınırken sergilediği hırsı ve hareketliliği maçta da devam ettirip deliler gibi koşturan marx'ın hakemin düdüğüyle bir anda durulması komik olsa da, kırık dökük ingilizcem olayı anlamaya yetmedi. hakem bu düdükle bizim sakallıya "yavaş koş, saçın başın dağılmasın" mı dedi, yoksa oyun dışında kelebek gibi uçup arı gibi sokan marx amca, düdük çalıp oyun başlayınca diğerler gibi kuzu kesildi de, biz izleyicilere "bu marxistler de böyledir işte, dışarıdayken mangalda kül bırakmazlar, ama iş başa düşünce kimse bir numaralarını göremez.." mi mesajı verildi, çakamadım.

    - golü yerken hiç bir hamle yapmayıp aval aval seyreden leibniz'in akabinde hemen itiraz için hakeme koşturması da pek manidar. abicim hani mümkün dünyaların en mükemmelinde yaşıyorduk? golü yemende de bir keramet vardır, itiraz filan ayıp olmuyor mu? (voltaire tarzı felsefe eleştirisine katkımız olsun, yoksa leibniz candır)

    - bu zıpır filmi ingilizlerin yapmış olması, tarihsel ingiliz-alman gıcıklığını getiriyor akla. bir tür alman idealizmine ingiliz bakışı da diyebiliriz zorlarsak. yani diyorlar ki, "bu almanlar da böyledir işte, nesne etrafında ha bire dönüp vırvırdı, dırdırdı, bin tane laf söylerler, ama nesneye bir türlü dokunamazlar, sonra birileri yapınca da 'o iş öyle olmaz, şusu eksik, busu yamuk' diye üzerine çullanırlar.." filmin sonunda hobbes, locke gibi laflar duydum, sanırsam bir sonraki maç yunanlar ile ingilizler arasında, ama alman idealizmine dahi pabuç bırakmayan antik yunanspor, ampirisistti, pragmatistti demez, ingilizleri de dağıtır walla..
  • ada futbolunun önemli isimlerinden john locke ve david hume'un, malum ada (bkz: lost) tatillerinde oldukları için ingiltere'nin adam toplayıp da katılamadığı turnuvanın finalidir.
  • merak edenler için tamamı;

    --- spoiler ---

    germany
    vs.
    greece

    man: good afternoon, and welcome to a packed olympic stadium in munchen for the
    second leg of this exciting final. and here comes the germans now, led by their skipper "lobby" hegel. they must truly be favorites this afternoon. they've certainly attracted the most attention from the press with their team problems. and let's now see their line-up :

    deutschland
    1 leibniz
    2 i.kant
    3 hegel
    4 schopenhauer
    5 schelling
    6 beckenbauer
    7 jaspers
    8 schlegel
    9 wittgenstein
    10 nietzsche
    11 heidegger

    man: the germans playing 4-2-4, leibniz in goal, back four kant, hegel,
    schopenhauer, and schelling, front runners schlegel, wittgenstein, nietzsche, and heidegger, and the midfield duo of beckenbauer and jaspers. beckenbauer obviously a bit of a surprise there. and here come the greeks, led off by their veteran centerhalf herakleitos. let's look at their team :

    griechenland
    1 plato
    2 epiktet
    3 aristoteles
    4 sophokles
    5 empedokles von acraga
    6 plotin
    7 epikur
    8 heraklit
    9 deraklit
    10 sokrates
    11 arkimedes

    man: as it's expected it's a much more defensive line-up. plato's in goal, socrates
    is a front runner there, and aristotle as sweeper. aristotle, very much the man in form. one surprise is the inclusion of archimedes.

    well, here comes the referee:
    con-fu-cu, confucius and his two linesmen, st. augustian and st. thomas acquinus.

    and as the two skippers come
    together to shake hands we're ready for the start of this very exciting final.. the referee, mr. confucius, checks his hand...

    referee's whistle: [whistle]

    man: ...and...they're off! nietzsche and hegel there, old jaspers ---- on the outside, wittgenstein there with him, there's beckenbauer, schelling there, heidegger covering, schopenhauer, and now it's the
    greeks. epikuros, we find him number six, aristotle, empedokles and deraklites, and demokrites with him, there's archimedes, socrates, there he is, socrates, socrates there going through...there's the ball, there's the ball. we'll be bringing you back to this exciting contest the moment anything
    interesting happens.

    germany 0 greece 0

    man: well, there may be no score, but there's certainly no lack of excitement here,
    as you can see, nietzsche has just been booked for arguing with the referee. he accused confucius of having no free will,and confucius he say name going book, and this is nietszche's third booking in four games.

    whistle: [phuiiih]
    man: and, oh, that is karl marx. karl marx is warming up, it looks as if it is
    going to be a substitution on the german side.
    obviously manager martin luther has decided on all-out attack and indeed he must,
    with only two minutes of the match to go. but the big question is: who is going to be replaced? who is gonna come off? itcould be jaspers, hegel or schopenhauer.
    but it's wittgenstein! wittgenstein ---- only last week!

    and here's marx! let's see if he can put some light in this german attack. evidently not. what a shame. well, now, with just over a minute left,replay on tuesday looks absolutely vital.
    there's archimedes, and i think he's had an idea!

    archimedes: heureka!

    man: archimedes out to socrates, socrates back to archimedes, archimedes out to
    herakleitos, he beat hegel, herakleitos is a little flick, here comes on the bardboard socrates, socrates is there! it is in!

    the greeks are going... the greeks are going mad! the greeks are going there, socrates scores, beautiful----the germans are disputing it! hegel is arguing that reality is merely a ---- ethics, kant by the categoric imperative is holding that ultimologically possessed only in the imagination and marx is claiming it was off-side! but confucius blows the final whistle...it's all over!

    germany, having chanced england's famous midfield trio vincent, mogalov in the semifinal, have been beaten by the odd goal! and that's it again! there it is, socrates, socrates heads it in, and leibniz somehow has no chance! and just look at those delighted greeks! there they are, chopper sokrates, empedokles, and deraklites! what a game here! and epikuros is there, and sokrates, the captain who scored what must probably be the most important goal of his career!

    --- spoiler ---