şükela:  tümü | bugün
  • 1996 yılından beri aktif olarak müzik yapan, türkiye'nin en nitelikli müzik gruplarından biridir. ben ise lise yıllarımdan itibaren bu grubun youtube'daki canlı performanslarının hemen hepsini dinliyorum (konserdeki dinleyicilerin telefonla kayıt ettikleri hariç) işsiz güçsüz bir insan olduğum için de gece yaklaşık 2-3 saatlik bir çalışma sonucunda bunların tamamına yakınının youtube linkini, mor ve ötesi sevenler için akustik versiyonları da dahil olmak üzere derledim.

    entry içersinde aratarak istediğiniz parçanın 2-3 farklı kaydını bulabilirsiniz. ayrıca mor ve ötesi'nden sonra iki farklı grup için de aynı çalışmayı yaptım

    duman grubu için (bkz: #46148972)
    sakin grubu için (bkz: #48309351)
    123 grubu için (bkz: #49035889)
    pilli bebek grubu için (bkz: #54629572)

    brillant comme une larme gururla sunar

    ----bu bölümde parçaların normal versiyonları yer almaktadır----

    yedikule zindanları (athena grubu ile beraber) (2004)

    1.daha mutlu olamam
    2.yalnız şarkı
    3.son deneme
    4.re
    5.bir derdim var
    6.sevda çiçeği

    bostancı gösteri merkezi (2004)

    1.ne
    2.balıklar&yardım et
    3.bazen
    4.bir derdim var
    6.yaz - son deneme - daha mutlu olamam
    7.serseri

    trt1 yorumsuz (2004)

    1.programın tamamı için tık

    zaga (2005)

    1.cambaz
    2.bir derdim var
    3.yalnız şarkı
    4.beyaz

    trt canlı performans (2005)

    1.gül kendine
    2.aşk içinde

    tuborg pilsener (2005)

    1.serseri

    harbiye açık hava konseri (2005)

    1.ne

    yedikule güney asya yardım konseri (2005)

    1.daha mutlu olamam

    harbiye açık hava konseri (2006)

    1.yardım et
    2.az çok
    3.durma öyle
    4.sonu belli
    5.daha mutlu olamam
    6.ne
    7.1945
    8.re
    9.sevda çiçeği
    10.canlı yayın
    11.küçük sevgilim
    12.şirket
    13.serseri
    14.uyan
    15.[ https://www.youtube.com/watch?v=ekxptvupy-i saklama]

    makina (2006)

    1.küçük sevgilim
    2.darbe
    3.kış geliyor
    4.kördüğüm

    bulutsuzluk özlemi 20.yıl konseri (2006)

    1.güneye giderken

    kuruçeşme arena (2006)

    1.parti

    kasetçalar (2007)

    1.darbe
    2.kış geliyor
    3.ayıp olmaz mı
    4.bir derdim var
    5.kördüğüm
    6.uyan

    avea patlıcan konseri (2007)

    1.parti
    2.darbe
    3.şirket
    4.ayıp olmaz mı
    5.sevda çiçeği

    ely's fest (2007)

    1.aşk içinde
    2.küçük sevgilim

    deutschland tour (2007)

    1.parti

    eurovision - lansman (2008)

    1.deli (ntv)
    2.deli (final performans)
    3.deli (manga düeti)
    4.bir derdim var

    koç fest turnesi (2009)

    1.sevda çiçeği
    2.bir derdim var
    3.aşk içinde
    4.ayıp olmaz mı

    formula 1 istanbul konseri (2010)

    1.korkma - meksika
    2.aşk içinde
    3.yorma kendini
    4.araf - ayıp olmaz mı
    5.cambaz - bir derdim var

    disko kralı (2010)

    1.iddia
    2.camgezer
    3.araf
    4.yorma kendini

    ntv haber merkezi haftasonu (2010)

    1.araf
    2.nakba
    3.sor
    4.camgezer

    oylum talu ile burası haftasonu (2010)

    1.nakba - meksika
    2.ayıp olmaz mı - araf

    altın kelebek ödül töreni (2010)

    1.araf-nakba

    esirgemeden (2010)

    1.büyük düşler

    boğaziçi üniversitesi konseri (2011)

    1.yorma kendini
    2.sor
    3.araf
    4.aşk içinde
    5.re
    6.nakba
    7.korkma
    8.sevda çiçeği
    9.camgezer

    yüxexes (2011)

    1.kara kutu
    2.araf
    3.bir derdim var (2006)
    4.yalnız şarkı (2006)

    ses bir ki üç (2011)

    1.kara kutu
    2.araf & lovelist mistake
    3.sor
    4.nakba & camgezer

    *bu programın youtube kaydı yoktur.

    jolly joker (istanbul-ankara) (2012-2014-2015)

    1.oyunbozan
    2.cambaz
    3.uyan
    4.araf
    5.hep aynı
    6.güneşi beklerken
    7.son sabah
    8.sana değmez
    9.aşk içinde
    10.sana değmez (15'')

    ntv cumartesi (2012)

    1.eski şarkısı
    2.güneşi beklerken
    3.tamiri mümkün kalbimin

    zeytinlik rock festivali (2014)

    1.ayıp olmaz mı
    2.son sabah
    3.aşk içinde
    4.araf
    5.sevda çiçeği

    çukurova rock festivali (2017)

    1. araf

    volkswagen arena (2017)

    1.kış geliyor
    2.melekler ölmez
    3.daha mutlu olamam
    4.kara kutu
    5.şirket
    6.deli
    7.anlatamıyorum
    8.sevda çiçeği
    9.oyunbozan
    10.re
    11.nakba
    12.aşk içinde
    13.ayıp olmaz mı
    14.bir derdim var
    15.son sabah
    16.uyan
    17.araf
    18.küçük sevgilim
    19.yaz yaz yaz
    20.cambaz

    mor ve ötesi web sayfasındaki eski kayıtlar (1999-2008)

    1.boşver
    2.gül kendine
    3.eksik
    4.doğru yanlış
    5.orda durma
    6.23
    7.küçük sevgilim
    8.canlı yayın (demo versiyon)
    9.balıklar
    10.şarkıcı çocuk
    11.daha mutlu olamam
    12.bazen
    13.bir
    14.kördüğüm
    15.sabahın köründe
    16.pis
    17.mucize
    18.beyaz
    19.dişi zamiri
    20.uyan (demo versiyon)
    21.hayat (demo versiyon)
    22.orda durma (demo versiyon)
    23.sen varsın
    24.son giden
    25.uyan

    -----bu bölümde parçaların akustik performansları yer almaktadır-----

    kent ozanları (1997)

    1.faithful lover
    2.ithaf
    3.rüya
    4.sabahın köründe
    5.sessizlik
    6.uyku
    7.yeşillik
    8.yalnız şarkı

    powertürk akustik (2006)

    1.bir derdim var
    2.cambaz
    3.serseri
    4.aşk içinde
    5.uyan
    6.yalnız şarkı
    7.güneye giderken
    8.son deneme
    9.balıklar
    10.bir

    ghetto akustik (2007)

    1.hayat
    2.kış geliyor

    makina programı (2007)

    1.yardım et

    hrant dink'i anma gecesi (2007)

    1.bir derdim var

    güneri civaoğlu ile şeffaf oda (2008)

    1.deli

    fuat güner'le müzik ömür boyu (2011)

    1.re
    2.aşk içinde
    3.mucize
    4.bisiklet
    5.yalnız şarkı
    6.çocuklar ve hayvanlar
    7.sor
    8.sonbahar
    9.istedim (fuat güner parçası)

    van için rock (2011)

    1.oyuncak dünya
    2.araf

    akustikhane (2012)

    1.gece
    2.sonbahar
    3.sor
    4.durma öyle
    5.yalnız şarkı
    6.son giden
    7.sevda çiçeği

    ntv cumartesi (2012)

    1.araf
    2.gece
    3.sor

    joytürk akustik (2013)

    1.eski şarkısı
    2.gel söndür beni
    3.yağmur teşekkürler
    4.oyunbozan
    5.tamiri mümkün kalbimin
    6.güneşi beklerken

    beyaz show (2015)

    1.nefesini tut

    axe black stage (2015)

    1.nefesini tut
    2.oyunbozan
    3.yağmur teşekkürler

    sofar (2016)

    1.bisiklet

    kral pop akustik (2016)

    1.kış geliyor
    2.oyunbozan
    3.araf
    4.gece
    5.beyaz
    6.güneye giderken
    7.yalnız şarkı
    8.re
    9.bir derdim var

    bonus
    1.rüya (türkçe versiyon)

    -------------şarkılarla ilgili bilgiler-----------
    1.youtube'da canlı kaydı olmayan parçalar: şehir, reality, past, çelişki, özgürlük, tv'deki kız, bırakmazlar yakamı, boş bir dünya, mermiler, denize doğru

    not: eksik gördükleriniz için kutumu yeşillendirin
    edit: performansların tarihleri eklendi
    not1: performanslar tarihlerine göre eskiden yeniye sıralandı
  • ya şu soruyu sormayı o kadar çok istiyorum ki bu adamlara. belki bir tanesinin ekşi hesabı filan vardır da cevap yazar.

    akıllı adamlarsınız. düşünmeyi biliyorsunuz. müzikten anlıyorsunuz. "dünya yalan söylüyor" gibi bu ülkenin en iyi rock albümünü yapacak kapasitede adamlar nasıl olur da 15 senede bu kalitenin yanına yaklaşacak tek 1 iş daha çıkaramaz? sultanı yegah ne yav. yine aklıma geldi, yine sinirlendim. with all due respect, sultanı yegah filan gayet güzel şarkı da "dünya yalan söylüyor" daki herhangi bir şarkıyla kıyaslamaya cesaretiniz var mı ?

    hani şunu da çok merak ediyorum. siz de diyor musunuz "ah keşke dünya yalan söylüyor kalibresinde bir şeyler tekrar yapabilsek" diye yoksa böyle bir çabanız yok mu ?
  • dünya yalan söylüyor albümünün kasedini aldığım gün dün gibi aklımda. evden kızacaklar diye elim de titriyordu ancak alttan alttan büyüdüğümü de hissettirmişti kendime. kasetlerin son devirleriydi o zamanlar, yan tarafta cafcaflı cd de vardı ama hem pahalı, hem çalıştıracak alet yoktu evde :)

    o albümdeki her şarkı da birer başyapıt. hep satın aldığım ilk kaset olduğu için torpil geçtiğimi düşünüyordum ancak ciddi ciddi türk müzik tarihinin en güzel albümü benim gözümde.

    e tabi, mor ve ötesi de türk müzik tarihinin en iyi grubu :)
  • hayatıma yön vermiş gruptur.

    dedem ben daha 4 yaşındayken bana monofonik 2 oktavlı bir org alıyor ve her şey böyle başlıyor. babamın da ilkokul ikinci sınıftayken boyumdan büyük 5 oktavlı bir org almasıyla ben müzikle kafayı bozmaya başlıyorum yavaş yavaş. kendi kendine öğreniyorum, akorları keşfediyorum ama notanın n'sini bilmiyorum. fakat içimde öyle bir istek var ki kendimi engelleyemiyorum.

    zamanla ilkokul ve ortaokulda sınıfta müzik dendi mi akla gelen tek kişi olmuşum. hep müzik kolu başkanıyım. hocam ısrar kıyamet orgumu okula getirtip beni sınıf gezdiriyor ve bildiğim şeyleri çalmamı istiyor. müzik öğretmenim hatta okul müdürü anneme tabiri caizse yalvarıyor konservatuara gönderin diye. okulda en iyi öğrenciler arasında olduğum için konservatuar hep hayal olarak kalıyor tabi.

    liseye başlamışım. klavye iyi güzel ama sıkılmışım, davula yönelmişim. okulda davul var, üst dönem bir arkadaşın yardımıyla da baya öğrenmişim. sınıfta derste kalemlerle pıtı pıtı çalarak alıştırma yaptığım için artık hocalar uyarmaktan bıkmışlar beni. rezillik diz boyu.

    ilkokuldan bir sınıf arkadaşım da aynı lisede ama aynı sınıfta değiliz. bir gün müzik odasının önünde görüyorum. bu kız ve bir grup öğrenci, ellerinde gitarlar. 6 aydır gitar kursuna gidiyorlarmış ve öğrendikleri şarkıları çalıyorlar. ben şok oluyorum. onca sene aynı sınıftayız ve müziğe bir gram ilgisi olmayan kız gitar çalıyor. hiç huyum olmamasına rağmen kıskanıyorum. resmen kendimi eksik hissediyorum. anneme yalvar yakar bir klasik gitar aldırtıyorum hırsımdan. aslında almayacağından çok emin olmama rağmen alması beni şaşırtıyor.

    gitar geldikten sonra klavye gibi olmadığını anlıyorum ve geldiği ilk gün düşürüp akort burgusunu kırıyorum. değiştiriyoruz tabi ama gitarı öğrenmeye yetmiyor. o gitar uzun bir süre evde süs eşyası olarak kullanılmaya ve sadece tek tel üzerinden %90 yavaşlatılmış halde solo çalmama yarıyor. televizyonda o dönem asmalı konak yayınlanıyor. onun solosunu falan tek tel çalmaya uğraşıyorum. ulan daha gitarı akort etmeyi bilmiyorum ve klavyeye göre çok zor maalesef...

    bir gün sınıf arkadaşımlarımdan biri "mor ve ötesi'ni biliyor musun?" diyor bana. ben de "o ne ya, kitap mı?" diye soruyorum. daha sonra bana şu an herhangi bir mecrada bulamayacağınız bazı kayıtları içeren bir cd'sini veriyor. veriyor ama ben pek umursamıyorum. tabi millet şanslı. kızın abisi var ve bizden yaşça büyük olduğu için adamları tanıyor, arşivliyor ve kız kardeşine de öğretmiş. ben tek çocuğum, resmen köylü kalıyorum kızın yanında.

    o dönem internet kafelerin altın çağı. bırakın interneti bilgisayar bile sayılı insanın evinde var. okuldan kaçıp nfs, cs, half life falan oynuyoruz deli gibi. yine bir gün kafeden çıktıktan sonra kafede çalan bir şarkı zihnime kazınmış. bir kaç gün aklımdan çıkmıyor melodisi. tek başıma takılmayı hiç sevmediğim halde sırf o şarkıyı bulmak için o yer altında az ışık gören internet kafeye gidiyorum, sırf o şarkıyı bulabilmek için. sadece o şarkının ne olduğunu bulabilmek için masa açtırıyorum ve buluyorum. dinliyorum ve dinledikçe hayran kalıyorum. şarkı bir derdim var... tabi kim çalıyor, neymiş ne değilmiş diye bakmadığım için aklımdan çıkıp gidiyor bir süre sonra.

    o dönem çıkan albümler 1 haftada tükenmediği ve bir anda tüm ülkenin haberi olmadığı için televizyondan, dergiden ya da arkadaş ortamından öğreniyoruz bir çok gelişmeyi.

    yaz tatili başlamış, bir sabah evde yalnızım. yeni uyanmışım. televizyonda bir klip başlıyor. çalan şarkı cambaz. şarkı beni ciddi anlamda hipnotize ediyor. ama mesaj atmak bile inanılmaz kontör tükettiği için öyle arkadaşlarımıza "hey ahbap şu şarkıyı dinledin mi?" diye soramıyoruz watzaptan. zaten msn var daha watzap henüz icad edilmemiş.

    yaz tatilindeyim demiştim ya, annemin çok eski bir arkadaşı beni ısrarla davet ediyor. onun da yaşıtım çocukları var. küçük yaştan beri tanışıyoruz. onlarla güzel bir arkadaş ortamında tatil yaparken ilk kez sahilde ateş gitar olayını yaşıyorum. ama işin kötü tarafı kendi arkadaş ortamımda müzikle ilgilendiğim bilinirken orada kimsenin bunu bilmemesi. daha kötüsü de benim gitar çalmayı henüz bilmiyor oluşum. çocuğun biri çalıp söylüyor ben de onu izlerken yaşlı gözlerle eşlik edip gece biterken, "oo hocam güzel gitar versene bir bakayım" diyorum ezik ezik. tabi gitara bakıp geri veriyorum bir şey çalamadan.

    yine o ortamda gayet güzel gitar çalan başka bir arkadaş var. onunla baya iyi arkadaş oluyoruz ve tatilden dönmeden önce bana bir tane ritim bir de la(am) akorunun nasıl basıldığını öğretiyor. tatilden evime döner dönmez gidip kendime temel akorların nasıl basıldığını gösteren ve bilindik şarkıları içerek bir kitap alıyorum. o kadar hırslanmışım ki 3 haftada yavaşta olsa çalıp söyler hale geliyorum. bazen gitar yanımda çalışmaktan yorulmuş bir şekilde halıda uyuya kalıyorum. parmaklarım nasır tutmuş ama artık caddelerde rüzgar, yollarda bulurum seni vb. şarkılara hakimim.

    işte hiç aklımda yokken gitar çalmaya böyle başlıyorum.

    okullar açılıyor. tabi bu süreçte çoktan mor ve ötesinin 1 numaralı hayranı olmuşum. öğreneli 1 sene bile olmamış, başlangıç seviyesinde çalıyorum artık akorlara falan alışmışım, ufak tefek sololar atıyorum. okulda grup kuruyoruz, konser vericez. ben ısrar ısrar mor ve ötesi diye tutturuyorum. cambaz şarkısını çalacağız. artık bizimkileri o kadar yıldırmışım ki davulcumuz "ehh yeter be, mor ve ötesi'ne göt vermişliğin mi var?" diyor. introsunun bir bölümünde power chord tekniği kullanılıyor ama benim haberim yok tabi. benden üst dönem olan grup arkadaşım gösteriyor ama içimden bu çocuk bilmiyor galiba böyle çalınır mı yahu akoru tam basmadan falan diyorum içimden. ama onun ezberlettiği şekilde çalıyorum. hatta konserde serseri şarkısını da çalıyoruz, bariton sesimle söylemeye çalışıyorum bariton olduğumu ya da transpozenin ne olduğunu bilmeden. büyük bir alkış geliyor ve heyecandan ne yapacağımı bilemiyorum. o esnada kendime ait bir elektro gitarım bile yok. arkadaştan ödünç almışım. şimdi düşündükçe cahil cesaretinin ne olduğunu anlıyorum...

    zamanla gitar çalışımı geliştirdikçe şarkıları daha doğru çalmaya gayret ediyorum. bana öğreten, yol gösteren biri olmadığı ve nota bilmediğim için deneme yanılma en büyük arkadaşım oluyor. cambaz şarkısı ile uğraştığım bir gece isyan ediyorum. "bu şarkıyı asla doğru ve orjinali gibi çalamayacağım galiba" diyorum kendi kendime.

    yıllar geçiyor. yıllar geçtikçe daha iyi ve daha doğru çalmaya başlıyorum. doğru çalmayı keşfettikçe eski şarkılara dönüp hatalı çaldığım yerleri ya da hiç çalamadığım kısımları çıkartmaya çalışıyorum. deneme yanılmaya yıllarını feda edince o da sana bir şeyler hediye ediyor haliyle. benim için birebir, orjinal haliyle çalma olayı artık bir takıntıya dönüşse de, doğru yapma hissi gerçekten tüm harcadığım zamana değer. işte sabaha karşı bana bu uzun yazıyı yazdıran da yıllarımı feda etmem karşılığında aldığım bir hediye.

    birkaç yıldır erteliyordum fakat bu gece ertelemedim. yıllar içinde zaten cambaz şarkısını çok fazla irdeleyerek solo öncesi ufak bölüm harici her yerini birebir şekilde çıkartmıştım. maalesef bazı kısımlar miks içerisine o kadar gömülmüş ki dinlediğim sistem ya da kaynak ne kadar kaliteli olursa olsun duyup diğer seslerden ayırt etmek gerçekten zor. iddia ediyorum mor ve ötesi üyeleri de dahil olmak üzere mor ve ötesi şarkılarını totalde benden daha çok dinlemiş bir insan evladı yoktur, fakat bazı yerler duyulmuyor. canlı kayıtları dinlediğimdeyse kerem özyeğen'in benim çıkarmak için uğraştığım solo öncesi gitar arpej kısmını hep yarım çaldığını gördüm ve nedenini anlayamadım, üzüldüm. fakat bu gece nihayet mor ve ötesi'nin bir şarkısını daha %100 doğru şekilde çalabilir hale geldim. büyük ihtimalle bu kısmı çıkarmak için kafa patlatan ve kerem özyeğen harici çalabilen tek kişi benim. asla tam olarak doğru çalamayacağım dedikten yaklaşık 13 yıl sonra...

    kerem abi mutlaka arada bakıyordur buralara. eğer bunu okursan lütfen bundan sonra bu kısmın tamamını çal, çünkü sen farkında olmasan da senin için küçük, benim gibiler için büyük bir detay bu. buradan rahmetli neil armstrong'u da anmış olalım.

    şu an 32 yaşındayım ve ilk paragrafta bahsettiğim istek azalmak yerine her gün daha da alevlenerek büyümeye devam ediyor. ilham verdiğiniz için teşekkürler.

    debe editi: 9. nesil yazarım ilk kez db'ye giriyorum, yazarken kimse okumaz diye düşünüyordum, oldukça şaşkınım. madem öyle yazmayı unuttuğum, kendimce mor ve ötesi ile ilgili başarılarımı ve etkileşimlerimi de kronolojik sırayla ekleyeyim.*

    hayatımda isteyerek gittiğim ilk konser mor ve ötesi konseriydi. lisede iki kafadar ses ve video kayıt ekipmanlarımızı da alıp gitmiştik. küçük şehirde yaşadığımız için bu tip etkinliklere istediğimiz zaman gitme şansımız olmuyordu. kayıt ekipmanı dedim ama elimizdeki kamera ancak 360 ya da 480p kayıt yapabilecek düzeydeydi. yanında da belki düzün ses kaydeder diye mp3 çalarlarımızı götürmüştük ama sonu hüsran. konser çıkışı imza verdiklerini duyup bir odaya gittik, sıraya girdik. sıradayken onları görmenin heyecanı ile "harun!" diye seslendim nedense. yandan birisi de "askerlik arkadaşın mı harun diyorsun?" demişti, insanlar da kikir kikir gülmüştü. o an yaşadığım utancı hala unutamıyorum, ergenlik işte. o esnada odada sadece harun tekin ve kerem özyeğen vardı. yaklaşınca kerem abiden sesim titreye titreye penasını istemiştim. o da penasını başkasına verdiğini söylemişti. ben de peki diyerek gözlerim yaşlı uzaklaşmıştım. o kadar utanmıştım ki aklıma fotoğraf çekilmek bile gelmemişti. allahım rezilliğe bak ya haha. çektiğimiz video ve ses kayıtları da pek iyi değildi. öylece döndük eve. kim bilir ne oldu o kayıtlara. bugüne kadar onca gitaristin penasını almama rağmen, kerem özyeğen'in penasını alamamak ciddi içimde ukde kalmıştır hep. millet ne güzel sohbet bile etmiş, defalarca foto çektirmiş.

    sene 2006-2007 ülkede youtube popüler olmaya başlamış. klasik gitarımı bilgisayara bağlamak istiyorum ama elimde yaprak mikrofondan başka bir şey yok. yaprak mikrofonu da bilgisayarın mikrofon girişine takıp ses almaya çalışıyorum. tabi gecikme diz boyu. bunca imkansızlıklar içinde nasıl oluyorsa ufak bir efekt programı buluyorum. saatlerce deneme yanılma yaparak nasıl yaptıysam sesi ayarlıyorum ve bir derdim var'ın delay efektli kısımlarını çalıp videoya çekiyorum. daha delay'in ne olduğunu bile bilmiyorum. zaten programda da delay yerine eko adıyla geçiyor. yine üstteki suç ortağım beni videoya çekiyor. klasik gitarla bir derdim var'ın efektli bölümlerini çalıp youtube'a yüklüyoruz. kimse inanmıyor, video altına bir ton küfür edip ve playback olduğunu yazıyorlar. sene 2007, o dönemde youtube üzerinde mor ve ötesi etiketiyle arama yaptığınızda çok uzun bir süre ilk sarada bu yüklediğim video çıkıyordu, ardından ikinci sırada aylarca durmuştu. sonra ben bu videoyu mor ve ötesi internet sitesindeki iletişim mail adresine gönderiyorum. işin ilginci hiç ihtimal vermezken "videonuzu grupça izledik, çok beğendik. en kısa zamanda şehrinize geleceğiz" şeklinde bir cevap veriyorlar. maili hala saklıyorum. fakat kanaldaki videoları 2010 yılında kaldırdım, bir derdim var videosu en son 80-90k arası izlenmedeydi.

    ardından üniversiteye başladığımda facebook hesabı açmamla beraber beni yerli yabancı tanımadığım bir sürü mor ve ötesi hayranı insan ekliyordu. bu ekleyen insanların büyük bölümü de mesaj atıp harun tekin'e çok benzediğimi söylüyorlardı. aslında benzemiyorum.

    eski kız arkadaşlarımdan en az 3 tanesi mor ve ötesi hayranı oldu benim yüzümden. hatta bir tanesi bana resimli ajanda gibi bir şey hazırlamıştı.

    en yakın arkadaşım harun tekin ile halı saha maçı yaptı. ama ne desin yanına gidip "benim arkadaşım da sizin hayranınız ehe ehe" mi desin. dememiş tabi hıyar. harun tekin ile bildiğin arkadaş olan arkadaşlarım da var ama onlar da bahsetmiyor doğal olarak. neyse daha fazla detaya girmeyeyim.

    geçen yıl yaptıkları mor ve ötesi cover challenge için bir şarkı hazırlamıştım. belki konserlerinden birinde bir şarkıyı beraber çalarız diyordum ama olmadı. sağolsunlar imzalı albüm gönderdiler. ama imzaları çabuk silinen kalemle atmışlar ve şu an imzasızmış gibi gözüküyor. yakaladığım ilk yerde yeniden imzalatıcam.

    son olarak, geçen yıl bir festivalde mor ve ötesi öncesinde çalacak gruplardan birindeydim. baya da heveslenmiştim, akşam nasıl olsa tanışırız sohbet ederiz diye. festivale gittiğimizde rodileri oradaydı. kerem özyeğen'in kullandığı ekipmanları takip ettiğim için biliyorum fakat adam sürekli bir şeyler ekleyip çıkarıp değişiklikler yapıyor. ekipmanların fotoğrafını çekmek için rodiye sordum fakat pek yüz vermedi. bir de bu adam sosyal medyada baya bilinen sevilen bir rodi. tam bir suratsızmış aşırı derecede gıcık oldum kendisine, okuyorsa selamlar. neyse ben sağa sola bakındım ve bunlar mor ve ötesi'nin ekipmanıdır diye tahmin ettiğim şeylerin fotoğrafını çektim. daha üzücü olan ise akşam başka bir ilçede sahnemiz vardı. maalesef mor ve ötesi'ni izleyemeden ve tanışamadan oradan ayrılmak zorunda kaldık.

    okuyan dostlara sevgiler.
  • kendilerini dinlerken zamanin farkina vardigim grup. evet zamanin...

    en popüler zamanlarinda sanki sonsuza kadar dünya yalan söylüyor gibi albümler cikarip haftalar aylar boyunca her yerde sarkilari calinacak, kuytu stüdyolarda lise gruplari sarkilarini defalarca prova edip ilkbahar festivallerinde calacak ve sonsuza kadar türkce rock popüler kalacakmis gibi gelirdi.

    simdi bakiyorum da daha dün cd'sini alip bütün yazi onu dinleyerek gecirdigim dünya yalan söylüyor albümlerinin üzerinden 16 sene gecmis. o ergenlik dönemlerinin yalniz uzun gecelerinde yataklarinda kendilerini dinleyenler, aylar öncesinden yeni albümlerini bekleyenler, hep o yatakta ayni güne uyanacagini zannedenler simdi bambaska yerlerde bambaska günlere uyaniyorlar. ne o dönemlerin türkce rock'inin adi kaldi ne de esamesi.

    hicbir seyi öngörememisiz megerse. anin güzelligine kapilip hic sonu gelmeyecekmis gibi yasamisiz. belki de "ne de güzel yapmisiz".

    bir sonraki mor ve ötesi külliyatini bastan sona dinleme sekansima kadar... iyi ki varsiniz. güzel günlerdi.

    entry'nin arka fonu ve daha önce kesfedemeyenler icin: uyan hidden track
  • bakınız efendim bir alıntı ile katkıda bulunayım ben grubun tanımına,
    zira benim de grupla ilgili düşüncelerime tercüman olması açısından pek başarılı bulmuş; yerlerde tepinerek gülmüş idim...
    işte şöyle:

    -alo kemik'ten arıyoruz. mor ve ötesi grubu mu?
    -buyrun ben solist harun.

    -harun bey nedir bu mor ve ötesinin hali allah aşkına?
    -nasıl yani neyi var ki grubumunuzun. yeni albümümüz de çıktı.

    -çıktı da ne oldu haruncuğum. bak ben yıllardan beri sizi takip ederim. bi türlü gerekli patlamayı yapamadınız. ingilizce sölediniz olmadı, türkçe söylediniz olmadı, toplumcu sosyal mesaj vermek stediniz, savaş karşıtı oldunuz hiç olmadı. naaptınız şimdi? ajda pekkan'ın "yaz yaz" parçasını söylediniz oldu mu şimdi? bakın sizinle başlayanlar nerelere geldi. bugün bir duman olsun, bir teoman olsun ortalığı kasıp kavuruyor.
    -eee?

    -eeesi şu bana kalırsa yeni albümünüzde son bir kez istiklal marşını söyleyip dağılın.

    "alo kemik'ten arıyoruz" köşesi
    by umut sarıkaya
    kemik, eylül 2003
  • türkiye'den çıkmış en kaliteli gruplardan biridir. dünya yalan söylüyor gibi üstün kalitede bir albümleri vardır ki, günümüzün arabesk türk rock gruplarının bin tane şarkısına bedeldir.
  • yıllar yılı eurovision muhabbetine kıl oldum, anlam veremedim. sertab erener birinci olduğunda umrumda bile olmadı inan bak. çünkü organizasyonu gereksiz buluyorum. ata demirer'in spider man adlı eseri ile katılmak gerekliliğine inanıyorum ve hiçbir şarkının, sanatçının ve performansın bir türkiye cumhuriyeti vatandaşı olarak beni temsil etmediğine inanıyorum. ancak bu adamlar beni temsil ettiler be. tebrik ediyorum kendilerini.

    türkçe ve rock bir parçayla yedinci oldular.

    her parçaya yok dümbelek, yok halay, yok darbuka siki sokma bayalığına girmediler. (bizim ezgilerimiz tribi)

    "mor ve ötesi sempatik tavırlarıyla sırpları kendine hayran bıraktı." cümlesini duymadım. huzur buldum lan.

    12 puandan sonra sakindiler. yunanistan ekibinin ve ismine bakma zahmetine bile girmediğimden adını bilmediğim şarkıcının yunan olsam "beni vatandaşlıktan çıkarın." başvurusu yapmama sebep olacak tavırlarına benzer bir tavır sergilemediler.

    en önemlisi performansları sırasında göt, göbek, bacak gösterme gibi ucuz numaralara başvurmadılar. (dansçı kız anlamında)

    daha ne olsun lan.
  • bu grubun "dünya yalan söylüyor" ismindeki albüm, bir çok kişinin satın aldığı son kasettir. kasetin iyice popüleritesini kaybettiği zamanlarda çıkarmışlardı. walkmanlerimiz pillerini son bitirmelerimizdi ve albüm o kadar güzeldi ki kaç pil harcandı kim bilir.
  • şunu kabul etmek için çok sıkı bir hayranı olmak gerekmez: bir mor ve ötesi albümü çıkıyorsa, her zaman ülke standartlarına göre kaliteli bir iş olacağı bellidir. en azından bu güveni verdi adamlar artık. alınır, dinlenir.