şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: mavi hüzün)*
  • içinde mutluluk, hüzün,sevinç,gözyaşi,acı gibi kavramlarin hepsinin bulunduğu emsalsiz şarki..
  • çok zamandır orda burda çalmayan, düş sokağı sakinlerinin son bir nefesle yeryüzüne üflediği, insanı kum fırtınasının ortasında bırakan şarkı.
  • mor bir yel ile sohbet halinde kaleme alinmis; inanilmasi zor bir hüzün sarkisi. her zaman degil arasira dinlenmeli ki bünyeye zarar vermisin. her dss sarkisi gibi.
  • insani aniden farkli bir ruh alemine sokmayi basaran bir dus sokagi sakinleri calismasi... en iyilerindendir...
  • gece gece ergen damar kaybolalı yıllar olmuşken denk gelip iki defa üst üste dinleyiverdiğim şarkı. ilkini dinledim demin, pek bir güzel geldi, ikinci tekrar için de acımadım çat diye bastım şarkının üstüne.

    şimdi bu entryi okuyup "anaa iyi şarkıydı len" diyenler olacak, merak etmeyin ben de aşk meşk davasından dinledimdi. kuru kuru bunu dinleyen adam varsa zaten yirmisini görmeden telef olmuştur.

    sözünü falan geçtim de, müzikal altyapı olarak harbiden başarılıymış. bir saniye boşluk yok arkada koca şarkı boyunca. bildiğin kompoziyonu yazıp tertemiz düzenlemiş murat abin.

    iyiydiniz len siz, kötü görünseniz de özünüzde iyiymişiniz. hey gidi..
  • "böyle bir şarkı vardı ya". dün rakı üstüne youtube'ta dolanırken aklıma geldi düş sokağı sakinleri. dedim "batıyoz bari layıkıyla tam batalım gayri". sonra "böyle bir şarkı vardı ya" deyip işbu başlıktaki şarkıyı dinlemeye başladım. 10 küsur sene sonra liseye gittim de geldim. "of!! böyle bir şarkı vardı ya!!" dedim liseli gibi. tarafsız olamıyorum. belki geçmişte 16 yaşında sanki dünyanın tüm aşk acılarının toplamını çekmiş bir manyak gibi düş sokağı sakinleri dinlememiş olsam şimdi sevmeyebilirdim bu şarkıyı ama yıllar sonra karşıyaka'da değil de ankara'da dinleyince, onlu yaşlardan sonra 29-30 yaşında bir daha dinleyince falan... güzel ya... güzelmiş... farketmiyordum ama ilk gençliğimden arda kalanlardan biri de düş sokağı sakinleri olmuş. yalnızca bu şarkıyı değil birçok şarkılarını dinledim akşam akşam ve karşıyaka'ya gidince -eğer o zamana kadar unutmazsam- düş sokağı sakinleri cdlerimi de ankara'ya lanet olsun ki dönerken yanımda getiririm diye düşündüm. sonra arabada trafikte falan zombi gibi dolaşırım ne derdim varsa. 16 yaşımda da düş sokağı sakinleri dinleyecek kadar derdim yoktu ve tanrılara şükür ki şu anda da yok ama hissedebiliyorum işte düş sokağı sakinleri'ni... o zamanlar genç yüreğim hissediyordu düş sokağı sakinleri'ni, şimdi de genç yüreğimi hissediyorum düş sokağı sakinleri ile. vay be. bakalım...

    ha unutuyordum bu arada! bu başlığa yazmamın nedeni diğer şarkılarının genelde sözleri yazılıyken bu şarkının sözlerinin eksik kalmış olması. silinmiştir herhalde. neyse kendi üstüme düşen görevi yapayım ve sözlerini de yazayım tam olsun:

    al götür aşklarımı
    ört beni dalgalara
    kuşlar geçecek içinden
    açık bırak bu akşam... kapıları
    sevişince ölümle kalpler
    gül kanayacak geceye... ağlamadan
    yakın gel gülen mor yel
    yakın gel kara düşlerime
    ateşler at üşüyen bedenime
    uykulara yat

    yakın gel uçan mor yel
    çünkü uykular çok güzel

    al götür düşlerimi
    beni göm dalgalara
    gözler girecek içinden
    özgür bırak bu akşam... acıları
    öpüşünce şarkımla diller
    gül kuruyacak geceye... ağlamadan
    yakın gel gülen mor yel
    yakın gel kara düşlerime
    ateşler at üşüyen bedenime
    uykulara yat

    yakın gel uçan mor yel
    çünkü uykular çok güzel

    yakın gel gülen mor yel
    yakın gel
    çünkü uykular çok güzel
  • bana gençlik yıllarımı hatırlatan şarkıdır. tam olarak 2000-2008 arası diyebilirim. o zaman kaset olduğu için 90'lık dss mix kasetim var sürekli dinlerdim. en sevdiğim şarkılardan biriydi mor yel.

    o dönem bir otelde çalışmaya başlamıştım, ufak da bir teyip var yanımda. çalışanlar olarak kaldığımız bir pansiyon vardı, büyük bir tek katlı yapı oda oda ayrılmış ama tek çatı var. yani çaldığım müzik her odadan duyulabiliyor. akşam dinlenmek için buraya gider bir kaç saat uyurduk. ilk hafta ne zaman odaya girsem dss kasetini açar yatağa uzanırdım. tabi bu ne böyle kapat şunu sesleri hiç eksik olmazdı. aradan 2 hafta geçtiğinde ise odaya geldiğimde birileri kaseti takmış olurdu. düş sokağı sakinlerini bilen bilir uyuşturucu gibi bir etkisi var başladığın zaman kurtulman yıllar alıyor.
  • içinde mor geçen bir şarkı söyle dedim. kesin düş sokağı sakinleri'nin vardır dedi. varmış. vardı tabi, hiç dinlemediklerimdendi. çünkü dss şarkılarının her biri farklı tarihlerde farklı ruh halleriyle hayatıma girerdi. mor yel de böyle girdi hayatıma. dündü.

    yakın gel, gülen mor yel...
    yakın gel kara düşlerime.
    ateşler at üşüyen bedenime, uykulara yat...
    yakın gel, uçan mor yel...
    çünkü uykular çok güzel...

    al götür düşlerimi, beni göm dalgalara...