şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: david morales)
  • (bkz: evo morales)
  • morales: antonanzas ın harp mektebinden silah arkadaşı,cüssesi ve zekası ters orantıda karekter.
  • (bkz: lt. morales)
  • (bkz: #71590950)

    5. dakikada nizami gol diyor, bir şey diyor, toplama - çıkarma yapıyor, 1-2 1-3 bir şeyler buluyor. aynı maçı izledik ama yemin ediyorum okurken ağzım açık kaldı. beşiktaşlı da değil ki sentetik mi diye soru soralım. bu aykut ile aziz yemin ediyorum tüm fenerbahçelilerin psikolojisini bozdu. şunları yazan adama laf da anlatılmaz, hiç maçla ilgili yaptığı yorumlara bir düzeltme yapmayacağım. vah vah.
  • kendisine mesaj yollanamıyormuş, buraya yazayım. yazdığı iki satır entry'yi yollarken okumadan evvel kontrol etmesi gerekir. canan karatay'a kalp cerrahı olup ileri geri yorum yapıyor demiş ama kadın kalp cerrahı değil. kaldı ki cerrah olsa bile bu konu alanı dışında sayılmaz. iflas eden bir kalbi binbir riskli ameliyatlarla değiştiren ve onaran bir doktor halk sağlığı açısından primer önleyici tedbirleri almakla yükümlüdür. sözkonusu argüman konusunu tartışmanın yeri ayrıdır, yalnızca birisine tutarsız derken okumaya bile üşenmek komik duruyor sadece.

    (bkz: #72989647)

    "asıl mesleği kalp cerrahlığı olmasına rağmen alanı dışında her konuda yorum yapan canan karatay'ın vücut geliştirme ile uğraşan kişileri uyarması durumudur.

    güvenilir markalara ait olan ve moleküler düzeyde saflaştırılmış olan protein tozlarının sağlığa ne zararı var; onu anlamadım ben.

    öne sürdüğü argümanların hiçbir bilimsel dayanağı yok ve son derece tutarsız !

    --- spoiler ---

    iç hastalıkları ve kardiyoloji uzmanı prof. dr. canan karatay, sporcuların ve kas yapmak isteyenlerin kullandığı protein tozunun çok tehlikeli olduğunu söyledi.

    --- spoiler ---

    kaynak "
  • vahşi kapitalizmi güzelleyen şöyle bir entry yazmış yazar:

    (bkz: #73235688)

    kendisine mesaj atılamadığı için ben de buraya yazmak istedim. bir önceki entryden de görüleceği üzere kendisi kardiyologla kalp cerrahının farkını, hadi onu geçelim bir kalp doktorunun vücuda alınan her türlü besin ve takviyeyle ilgili koruyucu hekimlik kapsamında yorumlar yapabileceğini bilmeyen birisi. bu şaşırtıcı değil çünkü kendisinin savunduğu vahşi kapitalizm tıp ve ilaç sektöründe hakim olunca ilk olarak yapılan işlerden biri tıp fakültelerinde koruyucu hekimlik derslerinin kaldırılması ve hasta tedavisinden hastalık tedavisi anlayışına geçilmesi oldu. sonra devamı da geldi. bugün devlet hastanelerinde 5-10 dakikada bir hastaya dokunmadan bakan hekimler, kutu kutu yazılan standart ilaçlar, peynir ekmek gibi mr çekilmesi, acil ihtiyacı olanlara 1 sene sonraya mr randevuları verilmesi ve daha nicesi... kısaca çökmüş bir sistem.

    neyse bu ilginç detaydan sonra fatih portakal başlığında yazdığı yazıya geçecek olursak, bu yazının birçok çarpıtma ve saçmalık içerdiği açıktır.

    1) kamu maliyesinin zora girmesinin sebepleri arasında belki verilen gereksiz kadrolar son sırada yer alır. evet, bürokraside bir hantallık ve verimsizlik olduğu bir gerçek ama bu kendi alanlarında kadro bekleyenlerin haksız olduklarını göstermiyor. çünkü bunlar yetişmiş eleman, düz memur veya işçi değiller. düz memur ve işçi sayısı fazla dense, bu anlaşılır ve hak verilebilir ama kalifiye elemanlar açısından bu geçerli değil. bugün devlet okullarında öğretmen açığı olduğu bir gerçek ve bu eksik öğretmenler nedeniyle zaten çarpık ve kalitesiz olan eğitim sistemi daha da beter hale geliyor ve birçok insanın yetersiz yetişmesine neden oluyor. bir başka örnek, radyolog uzmanları yeterli sayıda olsa, belki kurulacak ek mr birimleriyle insanlar 6-7 ay sonrasını beklemek zorunda kalmazlar.

    kamu maliyesini batıran bir sebep arpalık görülen kamu kurumlarına doldurulan vasıfsız (dikkat "vasıfsız") insanlar. bundan daha önemli nedenler ise lüks harcamalar yapılarak tasarrufa önem verilmemesi, olağanüstü boyutlarda yapılan yolsuzluklar ve ihale kıyaklarıyla devletin zarara uğraması, gereksiz yatırımlar ve yap-işlet-devret sistemiyle belli bir zümreye aktarılan paralar, ve her şeyden önemlisi doğrudan vergilerin yeterli derecede tahsil edilmemesidir. yani zenginlerden yeterli ve olması gerektiği kadar vergi alınmamaktadır. sürekli vergi affı getirilmektedir. vergi yükü orta kesimin üzerindedir. hem doğrudan gelir vergisi direkt kesilir, hem de dolaylı vergilerle yaptıkları harcamalar üzerinden para aktarılır.

    2) kalkınma, refah, zenginleşme, demokrasi ve hatta laikliğin bile ancak tam kapitalizm ve serbest piyasa ekonomisi ile mümkündür demiş. oysa bunun aksi birçok örnek var. hatta "abdestli kapitalizm" sözü bu örnekler için çıkarılmıştır ve abdestli kapitalizmde ne laiklik vardır, ne de demokrasi. körfez ülkelerinde para belli bir zümrenin elindedir ama halk fakirlik içinde yaşar.

    tersine örnek olarak hepimizin bildiği iskandinav ülkeleri. iskandinav ülkelerinde bügün tam kapitalizm yoktur ve halkları refah ve mutluluk içinde yaşamakatadır.

    amerika'ya gelişmiş demenin ne kadar doğru olduğu ise şüphelidir. bügün 2 farklı amerika'nın olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. evet bilim, teknoloji ve sanayi çok gelişmiş olabilir, peki bu topluma ne kadar yansıyor? bugün milyonlarca kişinin evsiz olduğu ve aşevlerine muhtaç yaşadığı bir amerika'nın farkında mısınız? halkının 1/3'ünün obeziteye ve ona bağlı hastalıklara battığını, bunlar nedeniyle sağlık harcamalarının her yıl katlanarak arttığını, gelecekte fizik gücü gerektiren önemli işlerde çalışabilecek eleman bulamayacağı ihtimalini düşündüklerini biliyor musunuz?

    ayrıca tam kapitalist abd'yi gördük 2009'da. hangi şirketlerin batmasına izin vermediklerini, insanların vergilerini nerelere aktardıklarını biliyoruz.

    türkiye'de de karma ekonomi hakkıyla uygulandığı vakit, yani kabaca yetmişli yıllar ve öncesinde laikliğin en güçlü olduğu zamanlardı. 80 öncesi karanlık dönem ve 12 eylülle beraber türkiye tam kapitalizme geçerken islamcılık da adım adım palazlandı ve çok partili demokraside ve laiklikte adım adım geriye gittik. akp iktidarıyla beraber yapılan devasa özelleştirmeler sonucunda bugün karma ekonominin uygulandığını söyleyemeyiz. tam kapitalizme neredeyse tamamen geçtik ve laiklik de çok partili demokrasi de oldukça zarar gördüler.

    bugün dünyada kapitalizmin geleceği çok geniş çevrelerde tartışılıyor. hatta bizzat sermaye sahipleri (örnek: ali koç) günümüz kapitalizminin uzun vadede mutlaka yerini başka bir modele bırakması gerektiğini ve sürdürülebilir olmadığını söylüyorlar. hal böyleyken ve yukarıdaki paragraflarda birçoğumuzun açıkça bildiği ve gördüğü örnekler varken aslında vahşi kapitalizm olan "tam" kapitalizmin bir çözüm olarak sunulması tamamen saçmalıktır. bu "tam" kapitalizmin alternatifi elbette sscb modeli devlet kapitalizmi değildir ama kesinlikle daha eşit, daha refah dolu bir düzen ve yol bulunmalı ve hayata geçirilmelidir. aksi bir tavır ve günümüz kapitalizminde ısrar dünyanın ve insanlığın sonunu hızlandıracaktır.
  • eleştirilere açık olan yazardır. ancak eleştirileri konunun altında yaparsanız memnun olurum.

    bu bölüm aslında yazarların genel değerlendirmesi içindir. sözlükte açılan konular ile ilgili tartışma yeri değildir.

    şimdi bu konulara buradan cevap verirsem, konu buradan uzayıp gidecek ve bunu istemiyorum. bu durum hem sözlüğün işleyiş mantalitesine ters hem de nick altını konu tartışmaları ile doldurmak istemiyorum.

    eğer olayınız şahıslar veya yazarlar değil düşüncelerse eğer konu başlıklarının altında eleştirilerinizi dile getirin. ben ve benim gibi düşünenler yahut bambaşka düşünenler gereken cevabı verecektir.

    özel mesajı kapatmamın bir sebebi de budur. aynı tartışmaları 2-3 farklı kulvarda gereksiz yere devam ettirecek kadar boş vaktim yok. konu başlıkları o konu ile alakalı tanım girmek ve tartışmak için var neticede.

    saygılar.

    edit : canan karatay'ı da kalp ve damar cerrahı sandığım doğrudur. neden bilmiyorum aklımda öyle kalmış. uyarı gelince araştırdım ve branşının farklı olduğunu öğrendim. teşekkür ederim.

    ancak bu durum bir şeyi değiştirmez çünkü hala bilim dünyasının ezici bir çoğunluğunun hemfikir olduğu konularda, güncel bilimsel araştırma sonuçlarını takip etmeden -ben dedim oldu- tarzında açıklamalar yapıyor.

    bu yüzden branşı ne olursa olsun bu durum hakkındaki realiteyi değiştirmiyor.