şükela:  tümü | bugün
  • çeşme'nin de gazlaması ile biraz silkinmiş, biraz gençler için de uygun ortama gelmiş tatil beldesi. ardıç'ta duma beach denilen bir ortami var mesela.. mavi bayrağını komsu koylardan gelen "denize işiyorlar" ihbarlari ile birakmiş olsa da hala güzel ama dalgali bir koy.. rüzgar sörfü alaçatida oldugu kadar olmasa da baslangic seviyesinde yapilabilir kanaatimce.. duma beach'in sahipleri sahile 5 metre beriye golgeliklerle yastiklarla güzel ortamlar yapmislar. oraya da wireless internet koymuşlar. etrafi keserken bir yandan da populer plaj müzikleri eşliğinde nete girebiliyorsunuz. fiyatlar biraz garip fakat. kutu kola 2.93 gibi bir fiyata satiliyordu gecen hafta..

    geceler için ya ardıçta kalabilirsiniz ya da mordogan merkez'e inebilirsiniz. mordogan merkezde le meyhane ile adını şimdi unuttugum bir mekan acilmis. mekanlar genelde abeci müzikler caldigindan, kötü djlere emanet oldugundan pek tutulmuyorlar. onun yerine fenere gidip iciyor gencler tanisiyorlar.. ardıçta kalindigi takdirde ise tepedeki rotada çok kaliteli muzikler eşliginde 8 liraya nargile içilebiliyor.. dev ekranda da maç veriyorlar maç oldugu zaman ki tek eksisi orada tüm yazi geciren tiplerin bir komun olusturmasi ve sizi yabanci hissettirmesi. resmen herkes birbirini taniyor ve siz mutsuz oluyorsunuz.. turist taklidi yapmak biraz iyi gelse de hesaptan sokarlar diye "abi köz var mi köz!" diyip tüm turistliginizi nargilede birakiyorsunuz..

    deniz için kücük ayi baliginin oldugu koy tercih edilebilir. ama gittigim her gün en az bir piç denizden deniz kestanesi cikartip milleti tedirgin etti. yine de koydan denize girmek isterseniz tasliklari bi 10 metre gecip tahta dubaya kadar yüzebilirsiniz. tahta dubanin bazi yerlerinden civiler cikiyor ama dikkat etmek gerek. sahsen benim popoma batti bi tanesi de etrafta kari kiz oldugundan ses edemedim.. ne diyebilirdim ki allaskina?

    hic yormadan oradan bi 100 metre yürüyerek veya 50 metre yüzülerek kücük ayibaligina gidebiliyorsunuz.. belediye merdiven yapmis ama tuzlu su merdiveni pasa cevirdiginden denizden cikarken dost terminator paslanmis gibi mutsuz oldum ben.. ama o ayi baliginin dogal tramplen yapisi acaip hoş. deniz baligi denilen yer, denize cikmis bir kayalik işte. yürüyorsun atliyorsun 2 metre derinligi olan denize.. baktın üşüdün, paslı merdivenden yukari cikiyorsun halleliyor hadise.. cikarken catalin gözükebiliyor ama..

    büyük ayi baligi aynı konseptin daha büyügü. oraya gercek ayi baliklari da gelirmis. o yüzden sanırım belediye merdiven yapmamis.. merdivenden cikip cok afedersiniz ebemizi sikmesinler diye. nihayetinde balik da olsa ayi bu hayvanlar..

    hülasa deniz namina gümüldür ve seferihisardan iyi, cesmeden kötü bir yer.. yine de geceligi sezonda 60 lira olan 4 yildizli otellerde kalinip mutlu mesut bir tatil yapilabilir.
  • eskisi kadar sakin olmayan, yazlıkçı takımının daha çok doluştuğu, ancak hala gayet güzel olan tatil kasabası. isteyen gider sokaktaki köpekleri sever, isteyen oturur sahildeki banklardan birinde birasını içer, isteyen yazlık komşusuyla şarap içer, rakı içer. güzel yer lan. ha sivrsinek sürüsü var, yazın da bir sürü sikim sülfat yazlıkçı ve onların bebeleri var doğru, ancak ölü mevsimde tam anlamıyla mükemmeldir burası.

    burnumda tütüyor be. yazlık komşularımdan hilkat hanımla şarap içmeyi, nuri bey ile rakının dibine vurmayı özledim. askip ve gürlük'te pide yemeyi, problemin yeri'nde ödemiş köfte yemeyi, special roma'nın karpuzlu dondurmasını yemeyi özledim. limanın orada ay ışığının denize yansımasına bakıp, dalgaların sesini dinleyerek biramı içmeyi özledim. rakı balığın, karidesin, kalamarın, deniz börülcesinin dibine vurmayı özledim. sokaktaki kedileri köpekleri sevmeyi, bir kısmını da beslemeyi özledim. yazlıkta kafa dinlemeyi özledim.

    ben mordoğan'ı özledim be olm.
  • mordogan'in cevre köylerinde de insanlar diğer izmir köylerine oranla daha sevimlidir. izmir'in özellikle güney köylerinde oldugu gibi selam verdiginizde size sırtlarını dönüp posta gazetesine yumulmazlar. şahsen ben gezdigim 3 köyde de sanki alevi köyüymüş gibi köyün kütüphanesi oldugunu, kültür merkezi olduğunu gördüm üstelik her köyde de yaşlı bi amca çıkıp çay ısmarladı ve köyün tarihini anlattı "bu köy kurulduğunda burada köy yokmuş" şeklinde olsa da yine de süperdi..

    köyler arasında senelik insan değişimini öngören bir azuth programi yapsam bu köyden köylülük ortalamasini tutturan 2-3 kişiyi senelik başka köylere gondersek bence çok şık olur ege köyleri adına..
  • eğer ki tatilden anladığınız bol bol dinlenmek, aileniz arkadaşlarınız ve sevdiklerinizle hoşça vakit geçirmek, huzur bulmaksa uygun adrestir.

    birkaç gün öncesine kadar aileyle çok hoş 3 gün geçirdik. aslında 4 ya da 5 gün kalacaktık ama son gün yaşanan nahoş olaydan sonra erken dönmek zorunda kaldık.

    bir kere burada yabancı kız görünce ne oldum delisi olan apaçi bulamazsınız. hani vardır ya doğan'ı şahin'i kapıp elinde de efes tombul bira ile sahile orospu çocukluğuna gelen tipler, işte burada o tipten bulamazsınız. zaten genç fazla yoktur. olanlar da ya tek tabanca ya da arkadaş gurubuyla veyahut ailesiyledir. adam alır birasını açar kitabını akşama kadar sahilde kendi halinde takılır. apaçi olmadığı için kezban da yoktur doğal olarak. kaslı sarışın erkek görünce suyu akan ne oldum delisi türk kızlarından da pek bulamazsınız. hiç bulamazsınız demiyorum pek tabii ki de istisnaları illa ki vardır. buraya gelen kızlar da ya arkadaşları aileleri ya da tek başına sahilde kitabını okur. sahil erkek/kız avına çıkmış piçlerden arınmıştır. bu arada bahsettiğim sahil ardıç. bilemiyorum diğer sahillerinde durum nedir ama ardıç gördüğüm kadarıyla nezih insanlardan oluşuyor. hatta sadece sahil olarak değil, beldenin kendisi de genelde nezih insanlar.

    misal bizim gittiğimiz yazlıkta kimseyi tanımamıza rağmen hemen herkes selam vermiştir. daha çok yaşlı ya da orta yaş insanlar kalır ve civarda hemen herkes birbirini tanır. apaçi kezban yok dedik, olmayan başka bir şey de, değnekçilik adı altında haraç kesen orospu çocukları. orman kampı'na, çeşme'ye gidin bu tip orospu çocuklarından geçilmez. buralarda bunlardan hiç göremezsiniz.

    denizi de temizdir. ardıç'ın denizine hayran kaldım resmen. git git derinleşmiyor ve inanılmaz temiz. eylül ayında gittiğimizden ötürü dalgalı ve hafif soğuktu gerçi ama ağustos ve temmuz aylarında bu sorunu olacağını sanmam.

    gezme tozma açısındansa pek gezemediğimizden bir şey diyemiyorum. son gün gezecektik fakat dediğim gibi yaşanan talihsiz olaydan ötürü erken dönmek zorunda kaldık. internet cafe ve faks gönderimi için şehre indiğim kadar söyleyim pek gezilecek tozulacak yeri yok. zaten buraların sessiz sakin kalmasının nedenlerinden biridir gençleri cezbedecek mekanların olmayışı. yoksa gidin kuşadası'na ortalık piçlerden, kezbanlardan, turistlerden geçilmez.

    buranın yolları da epey meşakkatlidir. zaten bundan dolayı fazla tercih edilmez. yollar hem tek şerittir hem de fazlasıyla virajlıdır. bırak araba sollamayı iki kamyon bile zor geçer öylesi dar yollardır. bi' de önünüze kamyon denk geldi mi hepten çekilmez olur. ama tabii yolların kötü olması sonucunda da bakir kalmıştır bölge. umarım buraları da mahvetmezler de, aileyle birlikte her yaz uğramayı düşündüğüm güzelim beldenin içine etmezler.
  • aslında yolları çok da "kötü" olmayan.

    yani yanlış anlaşılmasın, gayet kötü ve tehlikeli bir yolu var. ancak kesin karar verdim bu yolu bu kadar tehlikeli yapan fiziksel koşullardan çok mal gibi araba kullanan yöre sakinleri ve uzun süredir burada yazlığı olan şahıslardır .

    siz arada sırada mordoğan'a gidip gelen insanlar olarak virajlara efendi efendi girer belli bir hızı korursunuz. virajlarda şerit ihlali yapmamaya çalışırsınız. çünkü bir taraf tepe diğer taraf deniz oluyor çoğu yerde. viraj öncesi karşıdan geleni görmenin çok olasılığı yok.

    ama ne oluyor? dallamanın biri, siz aracın içindekileri tedirgin edecek bir hızda gidiyor dahi olsanız tamponunuza yapışıp, ve en sollanmayacak yerde sollamaya kalkıyor.

    bir çok defa arabadakilere "hazırlanın birazdan kaza olabilir" dedim ve çoğunda ciddi tehlikeler atlatıldı karşı şeride körlmesine dalan orospu çocukları yüzünden.

    diğer senaryoda yine insan gibi giderken bir virajda iki şeritten de birer araba gelmesi. bu da oldu burada.

    demem o ki 45 ve 09 plakalarla kapışır bu adamların şöförlükleri. buraya giderken çok dikkatli olun.
  • dogmadan once solunum sorunu yasamis bebe
  • tek ba$ina ya da sıkıcı bir aileyle gidilmemesi gereken bir tatil yoresidir.

    izmir'den ula$im icin genellikle ce$me otoyolu kullanilir. ce$me otoyolundan karaburun sapagindan cikmak gereklidir. daha sonra uzun, yorucu ve virajli yollardan gecilerek toplamda 1 saat 15 dakika civarinda mordogan'a varilabilir.

    uckuyular'dan karaburun ve mordogan otobusleri ile de 1 saat 30 dakika civarinda gidilebilir. otobusler urla yolu uzerinden gitmektedir.

    ki$ nufusu 2000, yaz nufusu 20000'dir.

    eski foca'nin tam kar$isindadir, acik denize dogru baktiginizda en uzaktaki kara foca'dir. hatta bir yelkenli* ile gunubirlik foca'ya gidip gelinebilir. (bkz: uzunada)

    yunanca adi mimas'dir. narkissos*'un kendini gordugu gölün bu civarda bir yerlerde oldugu soylenir. mevsimine rastgelirseniz bol bol nergis gorebilirsiniz.

    (bkz: kaynarpinar) (bkz: balikliova)
  • televizyonda izlediğim tanıtım programında mordoğanın isminin güneşin doğarken tepelerdeki mor nergis çiçeklerine yansıması sonucu olşan mor renkten aldığını öğrendim. fakat programı sunan şahıs kesin olmamakla birlikte dedi. mordoğan oldukça sakin bir yer. tek hareketli yeri merkezde bulunan gece pazarı ve civarı. diğer yerler klasik bildiğiniz rakı , balık , mangal üçlemesindeki izmirli tarzı yaşamı yansıtıyor. mordoğan diğer izmir tatil yerlerine nazaran daha dışa kapalı ve sakin bir yer. yaş ortalaması oldukça yüksek bolca emekli öğretmen , memur ve askere rastlayabilirsiniz. denizi çok temiz eğer çeşmeye gittiyseniz suyun berraklığı hemen hemen aynı yani seferisar tarafındaki gibi değilde çeşme tarafı gibi. merkeze dönen kavşakta bim tansaş gibi alışveriş mağzaları var . alışverişinizi gideceğiniz yere (plaj, otel) gitmeden burada yaparsanız rahat edersiniz çünkü bazı yerlerinde bakkal market oldukça uzak kalıyor. balık tutmak isteyenler için burası bir cennet. limandan kiralayacağınız bir kayık veya tekneyle rahatlıkla bolca balık tutabilirsiniz. yeni limanda kıyıda denize atılmak için bekleyen türk hava yolları uçağı dikkatinizi çekecektir. bir tanıdığımızın kayığıyla (pancar motor) balık tutmaya gittik ve hayatımda ilk defa oltayla köpekbalığı tuttum. tabi hayvanı suya geri atmak için uğraşsamda oltaya çok fena dolaştı. açmak için uğraşırken teknedeki balıkçı amca cart diye ikiye ayırdı balıkçağızı. devamlı çıkar burda oltanında mna kor dedi keyifsiz keyifsiz. senelerdir belgesellerde izlediğim hayran olduğum hayvanı öldürmenin verdiği vicdan azabı tabi hemen ruhumu sardı. kalamar için olta düzeni oluşturursanız oldukça bol kalmar olduğunu söyleyebilirim. kayalık yer denk getirirseniz 40-50 metrede mercana denk gelmek mümkün. gopez , karagöz , mandagöz , izmarit en çok yakalayacağınız balık. işi bilen 2-3 kişi kilolarca balık tutabilir. pancar motorlu bir kayıkla balığa giderseniz hem görsel hem işitsel olarak balıkçılığın tadına varırsınız. gerçi pancar moturun sesi uzaktan hoş gelir , az yakar ama yavaş gider. mordoğanın yolu oldukça bozuk ve virajlıdır. gerçi halk bundan şikayetçi değildir , mordoğanın sakinliğini ve dışardan göç almamasını buna bağlarlar.yolun manzarası süperdir , izmir-çeşme otobanından karaburun yoluna saptıktan sonra sağ tarafınızda eşsiz bir deniz manzarası sizi bekler. çeşmenin bodrumun eller havaya ortamından çok doğayla denizle iç içe ortam arayanların seveceği bir yerdir.
  • aileler için mükemmel bir sayfiye yeridir mordoğan. gündüz bira, akşam rakı-balık için dünyadaki en elverişli yerlerden birisidir. sadece göbeksel bir tatil değil, aynı zamanda doğa macerası da yaşanabilir. asıl mordoğan köyü iskelenin yukarısındadır ve hala bakir bir köydür. eylanhoca ve kösederesi tam trekking turu yapılabilecek ve bol bol fotoğraf çekilebilecek yerlerdir. hatta bisikletle buralara gitmek ayrıca keyiflidir.
    mordoğan da ki en muhteşem aktivite -bence, olta ve zıpkın balıkçılığıdır. yardibi denilen yerin hemen ilerisinde zıpkınla dalabilir, balıkları ve ahtapotları seyrederken zevk'ü sefaya dalmaktan zıpkını fırlatmayı unutabilirsiniz. sonrasında da devasa mürenleri görüp hemen dışarı fırlamak da ayrıca hoştur. akşam üstü iskeleden oltanızı fırlatır, biryandan biranıza kayar, bir yandan bütün gençler aynı yerde toplandığı için ortamdan da kopmazsınız. eski mordoğan tayfasına denk gelirseniz mükemmel muhabbet içinde bulabilirsiniz kendinizi. tabi artık çoğu büyüdüğü için çok az oluyor o toplantılar.
    eğlence hayatı açısından, haftaiçi ölü sayılabilicek bir yer olmasına rağmen, cuma-cumartesileri eski adıyla moruk(yenisini bilmiyorum) disko bar hınca hınç doludur. çeşmeden bile moruk a gelenler vardı bir ara. tabi izmirin liseli potansiyelini de orada rahatlıkla görebilirsiniz. dışardan fazla insan gelmediğinden gençler daha rahattır mordoğanda. pek öyle eve gelme saatleri yoktur. sabaha kadar dolaşırlar bir yandan da içerler haftasonları.
    mordoğan ın bir diğer özelliği almancı tabir ettiğimiz çok fazla ev sahibi vardır. yazın hepsi mordoğana hücum ederler. renkli bir görüntüsü vardır. eğlenmek isteyene istediğini verir mordoğan...

    not: bahsettiğim bisiklet ve zıpkın turlarında mordoğanda olup ta bana katılmak isteyen varsa beklerim. misafirim de ederim rakı da ısmarlarım. cömertim evet...
  • deniz'i snorkel hatta arda turan'ın göbeği için uygundur.