şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: morphine)
  • askerlere buyuk sava$larda ölümcül yara almaları halinde oldukca yuksek dozda verilen bi uyu$turucu. en atmosferik morfin verilen film de (bkz: saving private ryan)'dir.
  • hazirliktayken bana takilan ad. ortaokul ve lisede kullanimi yayginlasinca hala biton arkadasimin bana seslenis sekli.
  • afyon içersindeki 25' e yakın alkaloid denilen zehirlerden en tanınmını morfndir. morfin kelimesi, grek mitolojisinde uyku tanrısı manasına gelen morpheus isminden gelmektedir. morfin 19. yüzyılın başlarnda bulunmuştur, fakat uyunturucu olarak kullanmı bu asrın sonlarında banlamıntır. bilhassa amerikada iç savaş esnasında yaygın hale gelmintir.
    morfin haşhaş bitkisinin sütünden elde edilen afyondan çeşitli kimyasal yöntemlerle elde edilir ve en etkili ağrr kesicilerden olan bir uyuşturucu maddedir. parlak, kristalize toz halinde veya tebeşir tozu, kireç görünümünde, beyazdan koyu kahverengiye kadar değişen renklerde (fildişi, krem, v.s.) kokusuz ve acı, kapsül, blok, tablet veya sıvı şekilde bulunabilir. hayalperest, cevher, sert cevher, amerikan kelebeği, matmazei emma, maymun gibi argo isimleri vardır.

    morfin, tıpkı afyonda olduğu gibi başlangıçta ağrı keser, yalancı neşe verir. bazen bir kimse gerçekten hastadır, kendisine tedavi için morfn yapılır. bu ilacin etkisi altında kalır. hastalığı geçse bile morfin kullanmak ister ve böylece de alişır.bazen de merak ederek, morfin kullanan arkadaşlarının ikramını kabul eder, ya da kötü niyetli kişilerin tuzağına düşer. kötü niyetli bu kişiler saf insanları morfine alıştırarak hasta yaparlar. sonra da ellerindeki morfinleri yüksek fiatlarla onlara satarak yüksek kazançlar sağlarlar. yaptırmak istedikleri birtakım kötü işleri onlara yaptırırlar.
    morfinmanların çoğunluikla tıp dalında çalışanlar olması ilginçtir. morfin iğnesinden sonra, ağrı ve sızı var ise bunlar geçer. içinde bulunan korku, endişe veya ruh sıkıntıları gider, yalanca bir keyif hali başlar. fakat bu keyif hali asla uzun sürmez. ağrılar, sızılar, bedbinlik, ruh sıkıntıları eskisinden daha fazla olarak yeniden ortaya çıkar. uyuşukluk, sersemlik, halsizlik, uyuklama hali başlar. insan birşey düşünemez, vücudu kırgın ve sanki dövülmüş gibi yorgundur. hareket etmeye takati yoktur. kalp çarpar, soğuk terler başlar, el ayak buz kesilir, ağzı kurur, mafsalları ve belinde şiddetli ağrılar olur. takatsızlık ve bitkinlik kendisini perişan eder. ölecekmiş gibi bir heyecan ve korku içinde çrpınmakta, artık morfinsiz hiçbirşey yapamamaktadır. bütün bunlardan kurtuluş için çareyi yeniden kullanmakta arar. morfin bulamazsa kriz geçirmeye başlar. cebinden çıkardığı pis şirinğasını büyük bir maharetle kendisi yapacaktır. içerisine zehir çektiği iğnesini pantolonunun üstünden veya eteğinin altından bacağının rastgele bir yerine batırır. bu yüzden de hertarafı, yara, bere içerisindedir. morfinden 5-10 dakika sonra bu çok sıkıntılı ve kötü hal birazcık olsun geçebilir.

    morfin zehiri artık zamanla yetmez hale gelir ve miktarı arttırmak mecburiyetinde kalır.
    (bkz: narkotikten bire bir entry girmek)
  • akut miyokard enfarktı,kalp yetmezliğine baglı akciger ödemi gibi saniyelerin sayıldığı acil durumlarda kullanılan vazgeçilmez sedatif.
  • cok aci ceken hastalara(kanser vb), hastaliklarinin son safhalarinda verilen sey.
  • on yedi tane karbon, on dokuz tane hidrojen bi tanede nitrat iyonu.
  • bende yaptığı soyut çağrışımlar nedeniyle sözlükte takma ad olarak seçtiğim sözcük
  • şanlı makinacı olmaktansa yazılım aleminde yürümeyi tercih etmiş entel aktivitedaşım. o benim jennifer lopez filmine gittiğimi kimseye söylemezse ben de onun bayhancı olduğunu söylemem*
  • nick cave konseri sonrasında taksi bulamayan bendenize evine kadar eşlik eden zat-ı muhterem. avrupalı centilmenliğiyle türk inisiyatifini* bünyesinde birleştirmiş faideli bir arkadaş*