şükela:  tümü | bugün
  • korku filmi tadında bir hikaye döner bizim ailede morgla ilgili..

    annemin yengesi hemen hemen 60 sene önce hamileyken bir sıkıntı yaşıyor, çocuğunu düşürüyor.. doğum hastanesine kaldırıyorlar.. koşullar kötü, hastaneye varmaları epey zaman alıyor.. hastaneye ulaşıyorlar ama yolda çok kan kaybettiği ve biraz da geç kalındığı için öldü denilip, morga yolluyorlar yengeyi.. aile üzgün, şaşkın haliyle.. aradan birkaç saat geçiyor, başka bir hasta daha ölüyor o sırada.. görevli adam o'nu da alıp morga götürüyor.. morgtan içeri giriyor ve sanırım hayatının en unutulmaz anlarından birini yaşıyor.. bir bakıyor ki bizim yenge oturmuş sedyede, etrafına bakınıyor.. ölmemiş meğerse, fazla kan kaybettiği için bayılmış sadece..

    yenge bu olaydan sonra sağlıklı bir hayat sürüyor, üzerine 3 çocuk doğuruyor hatta ve kendisi hâlâ yaşıyor.. ama ben asıl o adamı merak ediyorum, o'na ne oldu o günden sonra acaba?
  • "ben annemin güzel yüzünü en son morgda gördüm."
    ben tirnak içindeki cümleyi söyleyemiyorum. dilsiz lâl degilim, ancak bu cümleye basladigim anda bogazim dügümleniyor. yumruk gibi birsey geliyor tikaniyor. delirmis gibi aglamaya basliyorum. bogazi dügümlenmek deyiminin anlamini ogretti bana morg.
    o soguk yer...
    hatta su anda bu cumleyi yazamadigimi da anladim. klavyenin uzerine dokuluyor gözyaslarim.

    amacim acindirmak degil, acidan zevk aldirmak da degil. sadece cok dertliyim, ve bunu bir sekilde paylasmazsam ölebilirim.
    erkekler aglamaz diyen adamin hatirasina saygi ile.

    2007 yilinda, doguda epeyce doguda askerlik vazifemi ifa ediyordum. rahmetli annem kalp hastasi idi. daha once 2 kez anjiyo bir kez acik kalp ameliyati gecirmisti.
    ben (askere gidenler bilir) ani mudahale mangasindayim. bir hafta gece, bir hafta gunduz hazir kita bekliyoruz. gececi oldugum hafta. sabah kahvaltisinin akabinde uzerimi degisip yataga giriyorum. 2 saat kadar uyuyorum, sonra birisi geliyor, hatirlamiyorum. beni uyandiriyor, annemin rahatsizlandigini ve memlekete gitmem icin izin verildigini acele etmemi soyluyor. galiba karargahtaki uzman cavus. saskinlikla uzerimi giyerken hissediyorum. nasil hissetmezsin ki? senin teninin allah tan sonraki sahibi (bence sahiplerimiz annelerimiz, 9 ay onlar tasidi bizi) , en cok ozledigin koku, bu dunyadaki en sefkatli kucak, en merhametli yurek, daha kisladan cikmadan aglamaya basliyorum, bir iki arkadas teselli ediyor. otobus memlekete varamiyor bir turlu ne saatten haberim var ne zamandan. bir umut diyorum birsey olmamistir. gercekten sadece rahatsizlanmis hastanededir. sonra diger hissiyat giriyor: muhim olmazsa apar topar gondermezlerdi beni.
    memlekete variyorum. amcamlar aliyorlar otogardan. anormallik var.eve geliyorum. herkes bizde. sonra ablalarim, sarilamiyoruz bile. ben gelene kadar onlar aglamaktan bîtap düsmüsler.
    sabahi nasil ettigimi hatirlamiyorum. universite hastanesinde vefat etmis anacigim. cenazesi oranin morgunda. defin icin hersey hazir. cenaze alinacak. onun guzel yuzune son kez bakmaya gidiyoruz. o kadar kotuyum ki son anlarinda yaninda olamadigim, elini tutamadigim icin. tam 4 ay olmus askere gideli. 4 ay once gorebilmisim onu.
    morg alt katta, ismi de kendi de soguk. cekmece gibi bolmeler var, giriyoruz hep beraber bolmelerin birini cekiyorlar.
    yikiliyorum.
    ben annemin guzel yuzunu;;;:§
  • kıbrıs'tan çıkan en iyi seslerden biri olan fikri karayel'in durduk yere adamın amına koyan şarkılar kategorisinde olan eseridir. sözlerini de yazayim tam olsun:

    emin adımlarla terk ettim enkaz bölgesini
    daha önce tatmadım ihanetin böylesini
    o öldü benim için diyorum sorulduğunda
    aslında hep saklı durdu hafızamın morgunda

    senden sonra hiç yaşamadım ölen bendim aslında
    ben her gece ağladım yorganımın altında
    uyandığımda aklımda gece ise başucumdasın
    gelip gidenler oldu sen hep burada kalırsın

    sendin be kadın elimi uzattığımda kapıp giden
    hep başka yerlere
    döndüm dolaştım hangi yola saptıysam düşünmeden
    çıktı ayrı yerlere

    sendin be kadın elimi uzattığımda kapıp giden
    hep başka yerlere
    döndüm dolaştım hangi yola saptıysam düşünmeden
    çıktı ayrı yerlere

    emin adımlarla uzaklaştım hayatın sesinden
    buzluklarda sakladım mikroplardan pislikten
    buz tutmuş her yerin adeta sen fark etmeden
    sarıldım hiç korkmadım soğuktan üşümekten

    sendin be kadın elimi uzattığımda kapıp giden
    hep başka yerlere
    döndüm dolaştım hangi yola saptıysam düşünmeden
    çıktı ayrı yerlere

    sendin be kadın elimi uzattığımda kapıp giden
    hep başka yerlere
    döndüm dolaştım hangi yola saptıysam düşünmeden
    çıktı ayrı yerlere

    dinlemek icin
  • çok sevdiğiniz biri içindeki dolaplardan birinde yatıyorsa artık size o kadar da soğuk gelmeyen yerdir.
  • sevdiğiniz birini morg'da görmeye/almaya/bırakmaya gittiğinizde o anın hayatınızda bir daha unutamayacağınız bir an olduğunu anlıyorsunuz. o an birşeyler değişiyor çünkü yaşamınızda. sonra morgları bir daha asla sadece sevimsiz, soğuk, korkutucu gibi sizin dışınızda yer alan kelimelerle tanımlayamıyorsunuz.
  • en sevdiklerinizden birini bırakmaya ve akabinde alamaya gittikten sonra, soğuktan, beyaz ışıktan ve sessizlikten uzunca bir süre nefret eder hale gelirsiniz.

    beyaz eşya satıcılarının vitrinlerinde boy gösteren gri renkli buzdolapları sinirlerinizi oynatmak için yeterli bir görüntüdür.
  • savaşın, mücadelenin devam ettiği hastanenin içinde çok da gariptir. hem varlığı hem de basit bir gerçeği hastanenin her yanında doktorlara-hasta yakınlarına hatırlatan tabelalarıyla. ölüm var, morg var.
  • ölülere hizmet veren soğuk hostellere denir.

    böyle evlerinden uzakta dip dibe yatan bir sürü insan. içerisi de buz gibi...

    tema:
    (bkz: islam dinine göre defin işlemi/@derinsular)

    ana tema:
    (bkz: islam/@derinsular)
  • boyle bi bar acilmisti bi ara istiklal de, allahina gothic dolu bi yer idi. iceri girdigimizde biz burda yabancilari sevmeyiz ifadeleriyle karsilasmistik. ya da herkes gotik makyajli oldugundan bize oyle gelmisti.kapandi gitti sonra.kimbilir acan adam nasi zarar etmistir.
  • vakti zamaninda istiklal caddesindeki bir apartmanin icinde karanlik dehlizlere inen upuzuun merdivenleri hatirlatan merdivenleri inmek suretiyle ulasilan tuvalet esansli bir bar idi. ahalisi hic durmaksizin headbang yapar, bu hallerinden hic sikilmazlardi. birasi cok ucuz, barmenleri cok tisortsuzdu.
    (bkz: ruhuna fatura)