şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: morning wood)
  • süper bir radiohead parçasıdır, sözleri de şöyledir:

    morning bell
    morning bell
    light another candle
    release me
    release me

    you can keep the furniture
    a bump on the head
    coming down the chimney
    release me
    release me
    please...
    release me
    release me

    where'd you park the car?
    where'd you park the car?
    clothes are all over the furniture
    now i might as well
    i might as well
    sleepy jack the fire drill
    run around around around around around...

    cut the kids in half (x3)

    the lights are on but nobody's home
    everybody wants to be a
    the lights are on but nobody's home
    nobody wants to be a slave
    walking walking walking walking...

    the lights are on but nobody's home
    everybody wants to be a
    everyone wants to be a friend
    nobody wants to be a slave
    walking walking walking walking...
  • ara ara duyulan zil sesleri ile yer yer no surprises'i hatirlatir sanki. cmocmocmo
  • esirmelik şarkı. beyin çalkalayıcı. gözleri kapatıp sallanarak dinlenir, en az 3 kez üst üste. ve hiçbir şey düşünülmez, hissedilmez seslerden, müziğin sürekli değişen şiddetinden başka. "walking.. walking walking walking! walking..."
    son olarak karanlığa bakılır. durulur. akla hiçbir şey gelemez. sonra "ciyuv ciyuv"lar eşliğinde "bozuldum mu acaba?" diye endişelenmeye başlanan bir an gelir, ki tam orada durulmalıdır, bokunu çıkarmaya gerek yok sonuçta. her şeyin başı sağlık.
  • "cut the kids in half" ile korkutmus bir daha dinlenmeyecek sarki..
  • amnezi hakkindadir bu parca ve hayaletlerden bahseder. thom'daki ustun zeka harcindeki anormalligi cozemedigim icin; ben bunun gercek olduguna inaniyorum. bilumum hastalik yakistirilabilir elbet; atis serbest. "hakikaten cok sozleri agresif oldu" da demistir thom (siritiyor bu sirada o kopekbaligi disleriyle). ayrica got isteyen bir parcadir; perdeden perdeye ziplamaktadir. ayni zamanda ed o'brien ile jonny greenwood'un karsilikli gitarlarini konusturduklari ender parcalardandir. once ed girer, ustune jonny. yarilmamak elde degildir. radiohead'in yaptigi en iyi parcalardandir ve bu olasi listenin ilk besindedir suphesiz ki. mukemmelligi tartisilamaz. kimi konser kaydinda thom'un "walkingwalkingwalkingwalkwalk" yerine "fuckingfuckingfuckingfuckfuck" seklinde kendinden gectigini de gorebiliyoruz. negzel. bu dediklerim kid a versiyonu icin gecerli elbet. amnesiac adini almis hali icin ayni seyleri soyleyemeyecegim. pek huzursuz edici, dinleyesim gelmiyor. kid a'de hayaletin varligini hissederken amnesiac'ta karsima cikiyor sanki.

    (bkz: cut the kids in half) heheh.
  • chris potter yorumunun da dinlenilmesi farz olan radiohead parçası.

    (bkz: jazz müzisyenlerinin radiohead sevgisi)
  • guzel seylerin kolay unutuldugu ya da hicbir zaman tam anlamiyla gerceklesemedigi gunlerin sabahinda bir uyandirma alarmi, neden bahsettigini bile unutan ve sanki niyeti kotu diilken, sadece arkadas olmak isterken zihinde oylece yuruyup duran, bitmeyen sarki (evet amnezik bisey ya da yaniliyor olabilirim**)
    gelmemesi icin dua ettigin, uyandigina lanet ettigin sabahlari "mujdeleyen", perdelerin arasindaki incecik serit bosluktan once odaya, sonra gozlerinden iceri ruyalarina sizan sabah gunesinden dilenen yardimdir bu sarki, "bir umut ver, bir mum yak, azad et beni"
    ya da gunler bitmezken, yalnizca oyle surup giderken, uykuya bile inancin kalmadigindan butun gece kafan ellerinin arasinda boslugu dinlemisken, sol tarafindaki tepeden dogan, saniyelerce bakakaldiktan sonra isiklari kapatip yorgun gozlerle icinden "hadi bu sefer guzel bir seyler ver" diyerek izledigin gunesten medet ummak gibi
    istedigin son seylerden biri yeni bir sabahken, yeni bir sabah yalnizca yeni sikintilar hatirlatirken, gunesin ilk isigiyla calmaya baslayan, sari-mavi renkli serin bir sarkidir, ruzgarli
    dizlerinin ustune cokerken zihninde olusan kelimelerin bir ayin melodisiyle somutlasmis halidir, isiklari acik birakip kacip gidenlerin favorisi, bicare ve telastan nefes nefese bir sabah duasi
    sabah gurultusune karisan ve her turlu gurultuyle (kornalar, martilar, canavarsi otobus motorlari, seyyar saticilar, vapur dudukleri/ kilise canlari, bisiklet gicirtilari, kus civiltilari..) ayri bir tepkime veren ve mutsuzlugun cinsini degistiren bir melodi
    mutsuz uyanmak ve turevleri icin tek fon muzigi
  • bu şarkı hem kid a hem de amnesiac albümünde yer almaktadır. ikisinin düzenlemesi de farklıdır. ikisi de birbirinden lezizdir. ok computer albümündeki version daha bi huzurlu gibi, amnesiac'taki ise insanın içini yakarcasına bi şeydir, ağlama isteği uyandırabilir uyandırmaya da bilir tabii.
  • mesela 1 saatten fazla araliksiz uyunamamis, hic bitmicekmis gibi gelen, sadece oyle maalll gibi gecip giden sacma sapan yapis yapis yaz gecelerinin sabahinda, dogu gunesinin tam karsisinda, kasilmis ve kastirmis midelerin icinde calmaya baslayan sarki..
    su italik yaziyi okurken, mj* dansi yapan italik bir beyinle dinlenir (algilar moonwalklarda):
    * şu anda bilumum güncelleme işlemleri yapıldığından performans sorunları yaşayabilirsiniz (kufretmek istiyorum)

    favorim, i might be wrong'da o zavalli insanlarin gozlerine baka baka, onlari canli canli kanirttigi versiyonu. hep beraber nefes nefese kaliyoruz, nabzimiz yukseliyor, adami yakalasam dovucem, tam o moda giriyorum. boyle oksijensiz, boyle gergin, ve ayni zamanda sacma sekilde boyle huzurlu bi sarki var mi ya, biyik altindan guler gibi. tam dayaklik?
    belli etmemeye calisiyorum ama cok sinirliyim. hayir nerden giriyo aklima her abuk sabahta bu sarki anlamiyorum ya koyucam. saat 6 lan daha. patlicak afyonum bile yok oyle bi gecirdi ki hayyvan herif.. kahvaltidan icmeye baslayan alkolikler gibi hissediyorum resmen..
    öff. o kekeme ritmini tam da "furniture" derken yamulan agzina tikiym thom ya. hakkaten tikiym. run around.