şükela:  tümü | bugün
  • #2055037 nolu entrysinin alnından öpme istegi uyandirdigi suser*
  • liseden beri tanıdığım süper komik, frp sever, yüzüklerin efendisi hayranı, muhabbeti hoş, ege bilgisayarda okuyan yeni nesil yazar.
  • sanırsam fehmi sadıkoğlunun öğrencilerinden.
  • geleceğin zenci yönetmenlerinden * * *
  • alısık olmayan bunyelerde olumcul etki yapan ama kafa uyarsa 10 dakkalık servis yolculugunun kısalıgından sikayet etmenize neden olacak, geyik yapılası, bilgilerinden faydalınası irice arkadas.
  • o burada yazar ben değilken 17 ocak 2004 gecesi #3800823 no lu entrysi ile benim üzerimde tahmin edemeyeceği bir etki yaratıp yüreğime su serpen yazar. bunu hele şükür bu gece kendisine de söyleyip, teşekkür ettim.
  • tanıdıgım en iyi tv ve sinema izleyicisi. normalde atladıgım ince detayları yakalaması ve bunları entrylerine yansıtmasıyla hayranlıgımı kazanmıs sahıs.
  • büyüyorum.

    oysa ki erkek çocukları kolay kolay büyümez… bir kulağakaçanın peşine düşerek başlarız yaşama, o oyun ve ilk attığımız kahkaha ömür vefa ettiğince. annemiz çağırınca reçelli ekmeği yemeye gireriz eve, sonra oyuna devam. ta ki yeni bir anne çağırana kadar. farkında olmayız…

    yazık ki ben büyüyorum.

    başkalarının “hayat” dediği, benimse öğlen uykusu ve kerevize benzettiğim adamla tanıştım geçenlerde. ince, uzun, kara kuru biriydi. bana gelecek sigortası diye bir şeyden bahsetti. iyi bir iş, spor araba, para, güzel bir eş, okulunda başarılı bir kız bir erkek çocuk, saygınlık, statü, başarı, fazladan on yıl “yaşam”, sınırsız damga pulu, otuz yıllık bir fransız şarabı, bir dolma kalem ve adı cody olan golden retriever cinsi bir köpek teklifine karşılık, sadece ensemden şırıngayla önemsiz bir şey çekmek istediğini söyledi. bir de bundan sonra garaj gibi güneş almayan bir yerde iki milyar kadar insanla birlikte yaşamam gerekiyor.
    eskiden olsa ayağını tekmeleyerek cevap verirdim, şimdiyse düşünmek için zaman istedim.

    önceden de ağlardım ama şimdi daha çok ağlıyorum. tek fark, göz yaşlarımı artık içeri akıtıyorum. doktor tuzlu sudan yüreğimin çürüdüğünü, istersem hemen kalbimi söküp yerine üzerinde “i love you” yazan kalp şeklinde bir yastık koyabileceğini söylüyor.
    gereği yok, insanoğlu kalpsiz de yaşayabiliyor…

    kanatlarım saçlarımdan daha hızlı dökülüyor.
    hayallerimi biriktirdiğim kutu taşınırken kayboldu.
    sadece somurtarak berberin aynasını kırabileceğimi fark ettim, gerçekten kızdığımda ise yakınlardaki kuşlar ölüp telefon tellerine asılı kaldılar.

    büyüyorum,
    aşk boğazıma doğru yükselen bir yangın gibi. hayatın ironisi ciddi ciddi şair yapıyor beni. gecenin güne uzandığı saatler sanki daha uzun. günün arka planında ise sürekli boğuk ve yamaçta melodiler dolaşıyor kafamda. huzur çoğu zaman yalnız derinliklerde.

    özgürlüğe yürüyerek varabilecek miyim? kendimi tek başıma bulabilecek miyim?
    bilmiyorum.
    büyüyorum…
  • (bkz: yanmış susam)
    anladın sen onu
  • hayatla ilgili sorularım var.
    için için yandığında -sıcaklığını ölçsen seviyesi ısıl ölüm, oysa usul usul ölmeyi tercih etmez misin kollarında? güzel günleri hep cebinde taşırsın da kötü hatıraların hiç mi hakkı yoktur hatırlanmaya, atlas yorganlarla örtüp sakladığın belleğinin ıstırap noktalarında gezip, seni dikenli bir şefkatle sarmaya? iki kişilik şizofren heyecanları her güzel şey gibi sözlerle sonlandırıp, tek kişilik nefretlerle kucaklaşmadın mı hiç? yılbaşlarını yalan dileklerin karanlığında geçirmedin mi? yalnız kalmadın mı? her yalnız kalışında ağlamadın mı? lanet etmedin mi (iyi gününde kadeh kaldırdığın) orada olmayan dostlara, yitik aşklara, kadim tanrılara ve sisler mevsimine?

    belki. ama bugün değil.

    bugün her yıldız kaydığında için kıpırdanıyorsa, alaca sabahlarda sıcak battaniyenin altında yanındaki soğuk camdan yusufçuk sesleri dinliyorsan, manolya karabiber ve kasımpatlarını ortada mantıklı bir neden yokken koklayabiliyorsan; - örneğin çay içerken - gerçekten hoşlandığın bir şey bulup ömür boyu onunla uğraşmayı düşlüyorsan, kalan vaktini düşlerini düşünerek ve gerçekleştirmeye çalışarak geçiriyorsan, bir de sevmeye ve sevilmeye niyetliysen; eh o zaman dünyaya gelerek bir şeyleri değiştirdin demektir. mutlu olmaya kaldığın yerden devam edebilirsin.

    iyi ki doğdun..