şükela:  tümü | bugün
  • yillaaar once kucucuk metalci cocuklarken kasetciye "abi motley crue var mi?" dedigimizde "o yok etli kuru var.istiyon mu?" cevabini aldigimiz ,cahiliye grubunun adi...
  • “i would rather have my testicles eaten by hannibal lecter than tour with mötley crüe again.”

    dave mustaine
  • "mötley crüe ile ilgili en gülünç olan şey kadın gibi giyinip hayvan gibi yaşamalarıydı." ozzy osbourne
  • sırf ne olacağını merak ettikleri için ortalığın amına koyan grup. korkusuz olmak böyle birşey..

    - "acaba cam kırılır mı ?" diyip tokyo metrosunda cama viski şişesi fırlatmak.
    - otel odasında fişek tabancası (flare gun lan işte) ile ateş etmek.
    - ozzy'nin ağzına işemek
    - uyuşturucusuz kalınca damardan viski almak. şırıngayla falan. nikki sixx "yaptığımız en salakça şey" diyor, tommy lee ise "yaptığımız en cesurca şey".
    - yolda çıplak şekilde otostop çekmek.
    - japonya da karakolda tommy lee'nin komisere "ağzına taşaklarımı koysam naparsın" demesi. komiserin ingilizce bilmemesi üzerine tommy'nin komisere ingilizce öğretmeye çalışması.
    - nikki sixx'in "sahnede kendimi yaksam nasıl olur" sorusuna vince neil ve tommy lee'nin "harika" demesi, mick mars'ın " sende kendini yakıcak göt yok olm" cevabı vermesi.

    daha yazardım da üşendim. idare edin..
  • davulcuları olan tommy leenin pamela anderson ile evliliğini tüm çıplaklığıyla göz önüne sermesiyle gönüllerde taht kurmuş grup.
  • dr. feelgood albümü yeni patlamış. yeni patlamış derken biz bu patlayışı rock market aracılığı ile takip edebiliyoruz. o zaman youtube vesaire yok tabii. kaset kapakları da bildiğin tek sayfa bir kapak. gördüm kapaktaki adresi, aldım elime kareli harita-metod defterini, koparttım bir sayfa. o zamanların moda yazı karakterleri ile yazdım koca koca mötley crüe diye. sağına soluna yıldızlı süslemeler falan. bir kenarına da "come to turkey" ibaresini iliştirdim, fatih postanesi'nden verdim postaya. ne cevap geldi, ne de kendileri. çok kırılmıştım. demin rock fm'de dr.feelgood'a denk gelince gözlerimin önünden geçiverdi işte.

    hey gidi hey...
  • önemi göz ardı edilen gruptur. herkes guns n roses 'ı bilir mesela ama mötley diyince sadece bakarlar. aslında glam metal konusunda aşmış bir gruptur ki bir çok akımın başlamasına mötley crüe sebep olmuştur zaten. dr feelgood gibi eski şarkılarından tutun 2008'de çıkan saints of los angeles 'a kadar bütün şarkıları ve albümleri müthiştir. kısacası, gözden kaçırmayın bu grubu. dinleyin. son olarak:

    (bkz: nikki sixx)
    (bkz: tommy lee)
    (bkz: vince neil)
    (bkz: mick mars)
  • 1981-1989 arasında çıkardığı beş albümle birlikte zirvesini görmüş fakat sonrasında yakaladığı bu ivmeyi grup içi meseleleri ve değişen müzik sektörü koşulları sebebiyle sürdürememiş, yine de glam metal döneminden çıkan ve hala adından söz ettirebilen en büyük grup olan manyaklar topluluğudur.

    müzikal yolculuklarına heavy metal tarzında başlayan grup, aynı zamanda glam metal tarzının öncül ve büyük gruplarından birisidir. doksanlı yıllarda müziğini daha alternatif bir çizgiye çekmiş; 2008'de yayınlanan son albümleriyle birlikte hard rock'a daha yakın duran bir müzik sunar olmuşlardır.

    ilk albümleri too fast for love'ı 1981 yılında çıkaran grup, saf ve çiğ bir heavy metal çizgisi izlemiş ve sürekli olarak konser vererek adını duyurmaya başlamıştır. 1983'te çıkan ikinci albümleri shout at the devil grubun asıl patlamasını yaptığı albüm olarak öne çıkmıştı. grubun en metal albümü olan shout at the devil, yer yer speed metal ile flörtleşen, sert ve agresif şarkılar içermektedir. albüm grubu '80lerin ticari olarak en başarılı metal grupları arasına yerleştirmiş ve artan ününü daha da perçinlemiştir. öyle ki, steel panther'den russ parrish birçok glam metal grubunun varoluşunun bu albüm sayesinde olduğunu belirtmiştir.

    shout at the devil albümünden sonra mötley crüe adı oldukça popüler hale gelmiştir. grup üyelerinin rock'n'roll yaşamını abartılı şekilde yaşamaları ve uyuşturucu, alkol ve kadınlar üçgeninde olabilecek sınırları fazlasıyla zorlamaları da sürekli gündemde olmalarını sağlamıştır. bu konuda ne derece manyak oldukları 2019 yılında yayınlanan the dirt filminde görsel olarak bir nebze işlenmiştir. 2002 yılında aynı adla yayınlanan kitaplarında ise çok daha fazlası vardır. kitaba bakarsanız varacağınız yegane sonuç, seksenlerin en önemli metal ve rock hitlerinden bazılarını bahşeden bu dörtlünün ciddi manada ruh hastası olduğudur.

    1985 yılında gelindiğinde grup theatre of pain albümünü yayınlar. albüm, mötley crüe'nun artık olgunlaşan glam metal tarzını tam olarak kucaklamaya başladığı eserdir. albümden home sweet home ve cover olan smokin' in the boys room şarkıları önemli derecede rotasyon almıştır. fakat grup üyeleri albüme karşı zamanla mesafeli olmuşlardır. vokalist vince neil, albümün bayağı kötü olduğunu düşündüğünü birçok kez belirtmiştir. prodüksiyon bazında da albümün problemleri vardır ki burada da nikki sixx, prodüktörle ortak noktada buluşamadıklarını ifade etmiştir. albüm, tüm bu sorunlarına rağmen grubun yükselen başarı grafiğini sürdürebilmiştir.

    1987 yılında grubun dördüncü albümü olan girls, girls, girls yayınlanır. önceki albümlere kıyasla yoğun bir blues etkisi taşıyan albüm, wild side, girls, girls, girls, dancing on glass ve you're all i need gibi şarkılarla öne çıkar. şarkılarda hakim olan majör blues gamlarıyla çelişkili olarak, bazı şarkılar grubun yazdığı en karanlık sözleri içerir. nikki sixx, albümün kayıt sürecinde nadiren ayık olduklarını ve besteleri çok zor şekilde bir araya getirebildiklerini, wild side ve girls, girls, girls'ü bestelemiş olmasalar kariyerlerinin bitmiş olabileceğini dile getirmiştir.

    1987 yılının sonunda nikki sixx aşırı dozdan zehirlenir, hatta ölü ilan edilir ve ambulansta yapılan adrenalin iğneleri sayesinde canlanır. bu durum, her bir üyesi ayrı uçlarda yaşayan grubu derinden sarsar ve tommy lee, nikki six ve vince neil rehabilitasyona girmeyi kabul ederler. gitarist mick mars ise kendi kendine alkol bağımlılığını aşar.

    grubun efendi efendi durarak, bob rock himayesinde kaydettiği 1989 çıkışlı dr. feelgood, artık mötley crüe isminin zirve yaptığı dönemin eseri olmuştur. albüm büyük satış rakamlarına ulaşmış ve eleştirmenlerden tam not almıştır. glam metal ve hard rock kırması bir müzikal yapı sunan albümden kickstart my heart, dr. feelgood, same ol' situation, don't go away mad (just go away) gibi şarkılar öne çıkmıştır. grubun konserlerinde shout at the devil ile birlikte en çok şarkı dr. feelgood albümünden çalınmaktadır.

    doksanlı yıllar hem sosyal hem de kültürel açıdan seksenli yılların bıraktığı bazı değerler üzerinde yıkıcı etki yaratmıştır. müzikte bu yıkımın ilk temsilcisi, seattle'dan çıkan grunge akımı olmuştur. 1991 yılında nevermind ile ortalığın tozunu attıran nirvana ve türdaşları soundgarden, pearl jam, alice in chains gibi gruplar, dönemin en popüler iki metal müzik kolu olan thrash metal ve glam metal üzerinde ağır hasarlar bırakmıştır. yeni nesilin ilgisini kaybeden, plak firmalarından da yeterince destek alamamaya başlayan birçok thrash ve glam metal grubu dağılmış, bazıları da grup içi sorunlar ve müzik piyasasının etkileri sebebiyle çalkantılı dönemler geçirmiştir. mötley crüe, bu dönemde hasar alan büyük gruplardan birisi olmuştur.

    1992 yılında grubun yeni albümünde benimseyeceği müzikal rota konusunda diğer üyelerle anlaşamayan vince neil gruptan ayrılır. yerine the scream'den john corabi gelir. grup, yenilenen kadrosuyla 1994 yılında mötley crüe albümünü yayınlar. albüm dönemin popüler müzik tarzları olan grunge ve alternative metal tarzlarına yakın bir yöndedir. albüm beklenen başarıyı gösteremez. arenalarda çalmaya alışkın grup üyeleri, küçük klüplerde çalmak zorunda kalırlar. seyircilerden vince neil'i grupta yeniden görmek istediklerini belirten tepkiler gelir. kısa bir süre sonra grubun plak şirketi turneyi yarıda keser. vince neil ise 1993 ve 1995'te iki solo albüm yayınlar, ardından ne yazık ki küçük kızını kaybeder. sonuç olarak 1995 itibariyle iki taraf da büyük sıkıntılar içindedir.

    grup, corabi ile yeni albüm kaydına hazırlanırken menajerlerin baskısıyla vince neil ile görüşmeleri sağlanır. filmde bu sahne biraz yanıltıcı şekilde işlenmiştir, kitapta yazana göre grup üyeleri ile neil arasında baya sert görüşmeler gerçekleşmiş, iki taraf da birbirini iğneleyip durmuştur. özellikle tommy lee, tekrar vince neil ile çalışmak istememektedir. görüşmeler sonucunda vince neil tekrar gruba dahil olur, john corabi ise kendi isteğiyle gruptan ayrılır ve 1997 senesinde grubun en deneysel albümü generation swine yayınlanır.

    1997 yılından sonra grubun tarihçesi baya gelgitlidir. tommy lee'nin gruptan ayrılması, 2000 yılında tekrar glam metal tarzına dönüş sinyalleri veren new tattoo albümünün (ki sözlükte başlığı bile yok!) yayınlanması, grubun ardından dört senelik sessizliğe bürünmesi ve 2005 yılında tekrar turneye çıkması gibi süreçler yaşanır. 2008 yılında son resmi albümleri olan ve the dirt kitabından esinlenen saints of los angeles yayınlanır. albüm mötley crüe'nun hard rock ve alternative metal sularında yüzdüğü modern bir albüm olarak öne çıkar.

    grup 2014 yılında son defa turneye çıkacağını duyurur ve 31 aralık 2015'te los angeles'ta son konserini vererek aktifliğine son verir. geçtiğimiz sene sonunda yeni müzikler yapmak için tekrar bir araya gelirler ve the dirt filmi için üç yeni şarkı bestelerler. tekrar turneye çıkarlar mı, albüm yaparlar mı soruları ise şu an için cevapsız...

    özetle, seksenli yılların en ünlü ve en büyük gruplarından birisi olan fakat bu ünü başarılı bir şekilde sürdüremeyen, yine de yaptıkları güzel şarkılarla hatırlanmaya devam edecek bir gruptur mötley crüe...
  • şuraya grubun 40. yıl albümünü bırakayım..
  • ozzy osbourne abimizin black sabbath'tan şutlandıktan sonra bir süre (-ki hiç kimse nasıl ve neden olduğunu hala bilmiyor) birlikte takıldığı, yiyip, içip, sıçtığı gruptur. hatta mötley crüe tayfasına göre ozzy kokain çekiyormuş hesabı burnuna pipetle karınca bile çekmiştir. hala böyle olduğunu iddaa ediyorlar, ozzy'yse "hayır. yalan. olmadı." demiyor, sadece "hatırlamıyorum" diyor. ki ona da böyle yakışıyor zaten.*