şükela:  tümü | bugün
  • bir süre savunma sanayiisinde çalışmış bir mühendis olarak artık konuya açıklık getirmek istediğim için, siyasetten bağımsız olarak açtığım başlıktır. neden motor üretimi yapamıyoruz konusu her kesimin kafasını kurcalayan, herkesin kendine göre fikri olan bir konu olmuştur. kahvedeki dayıdan beyaz yakalı çalışana kadar herkes teknik olarak bir şeyler ortaya atıyor. kimisi doğru kimisi hatalı.

    anlatmadan önce söylemem gerekir ki türkiye'de mekanik anlamda çok büyük işler yapılıyor. yani bugün motor teknolojisinden de öte yapılan, tasarlanan ve dünyanın en kalitelisi olarak üretilen şeyler var. şaka değil bu dediklerim. fakat bir haber geliyor falanca savaş gemisi tersanede yerli olarak üretilip motoru alman olabiliyor. o kadar şeyi hatta elektronik aksamı yerli üretip ki yerli uydu yapım çalışmalarının devam ettiğini düşünürsek bir motorun lafı mı olur diye düşünebiliyor insan. olayın altında farklı bir neden yatıyor.

    motor dediğimiz şey temel olarak basit bir makinedir aslında. silindirik bir boşlukta gidip gelen fit bir parçaya sahip bu motor neden üretilemiyor. kimisi hassas üretemiyoruz diyor ki bu doğru değil ülkede hassas üretim için üretim makineleri bolca mevcut. bir başka söylenen konu malzeme olarak ilerde değiliz oluyor ki bu da hatalı zira malzeme bilimi olarakta motor için yeterli düzeydeyiz ki bir kaç büyük çelik üretim sanayiimiz zaten var.

    motor dediğimiz şey bir çok parçadan oluşuyor. bu parçalardan biri var ki her şeyin patlak verdiği noktada aslında. bu parçanın adı motor bloğu. motor bloğu dediğimiz kısım tek parça metal yığınından oluşan, kaputu açtığınız zaman gördüğünüz kütledir. bu parça ise döküm yöntemi ile imal edilmektedir. döküm yöntemi dediğimiz konu aslında son derece basit mantığı olan bir durum. şöyle ki gerçek ebatlarda hazırlanmış bir parça kuma gömülüyor ardından çeşitli yöntemlerle bu parça kumdan alınıp şekli kuma geçmiş oyuk kısma sıvı metal dökülüyor. sertleşen sıvı metal kuma gömdüğümüz örnek gibi aynı ebatlara yakın olarak çıkıyor. tabi bu yöntemin onlarca çeşit farklı varyasyonu var buz kullanarak, mum kullanarak v.s

    bu basit gibi görülen olay ise bir dezavantajı getiriyor. döküm yapılacak şekil karmaşıklaştıkça döküm veriminde düşüş yaşanıyor. öyle ki 100 tane dökümden işe göre değişir fakat 10-20 tane döküm ancak sağlam çıkıyor. neden peki? sıvı metal döküm hızının hızlı veya yavaş olması, kalıbın çökmesi, numunenin soğurken çatlaması, sıvı metalle birlikte havanında içeri girip boşluk bırakması gibi yüzlerce nedenden dolayı. bu nedenlerden ötürü ülkemizde dökümü yapılan en karmaşık parça logar kapağı oluyor.

    yani motor üretemememizin temel nedeni motor bloğu döküm fabrikası kurmak isteyen bir girişimcinin ortaya çıkmamasından kaynaklı zira 1 tl nin bile sokağa atılmadığı günümüzde döküm gibi basit ama meşakkatli, verimsiz, maliyetli bir üretim yeri kurulmaya sıcak bakılmıyor iş adamları tarafından. haliyle motor bloğu dökülemiyor ve akabinde motor yapılamıyor.

    yani olay tam olarak finansal nedenler bizim beceriksiz olmamızdan dolayı değil.
  • 1980 darbesi bunun için en iyi sebep gösterilebilinir. otosan tarafından üretilen wankel motor ile 100 bin barajı geçilmişti tasarımı sonraları kullanılan anadol çağdaş 80 darbesi sonrası pas geçildi ve otosan'ın üretim bandı ford'a devredildi.

    http://www.otoclubturkiye.com/…nadol-motoru-wankel/
  • türkiye'de entegre devre üretilememesi'nin nedenleri ile benzerlik gösterir.
  • ben de fena halde bu konuya takık adamladan biriyim ve sanırım pek çok mühendisin ortak noktada birleştiği husus, ar-ge harcamaları ve proje maliyetleri.

    kimse sana ürettiği motorun en önemli parçasının nasıl yapıldığını veya alaşım detaylarını vermez. işin bütün sırrı zaten burada. hangi elementten ne ölçüde alaşım yapılacak veya kaç derecede dökülecek, ne kadar vizkoziteye sahip olacak vs vs.

    ayrıca olay sadece motor bloğu da değil. bunun krankı var, pistonu var, mili var, supapı var, turbosu var, enjektörü var, aktarma elemanları var, diferansiyeli var, 4x4'ü var, hele bir de şanzımanı var ki apayrı bir dünya zaten. hepsini bir kenara bırak, bi dünya prototip üretip, bu parçaların birbiriyle optimum uyum sağlamasını test etmek ve uyumsuz parçaları tespit etmek, ölçümlerini yapmak, yeniden üretmek, bir daha test etmek, bir daha, bir daha, ve en nihayetinde bütçeyi delmeden güçlü, güvenilir, ekonomik bir motor üretmek, hem de tüm hava ve yol şartları için?

    aklıma gelen tek çözüm, maliyetten ziyade vatanseverlik motivasyonuyla düşünmek ve ona göre yatırım yapmaktır. yoksa tankın, helikopterin, geminin kralını yapsan, motoru sen yapamadın mı tıssss.

    malesef.
  • gördüğüm en saçma sapan nedenler sunulmuş,ulan hadi senin fabrikan beceriksiz herkesin fabrikasında çalışan insanlarda mı beceriksiz?

    arkadaşın tarif ettiği döküm de en ilkel dökümlerden biri ha söyliyeyim baştan,kum kalıba döküm dediği debi ayarlanmaması vs. gibi durumlarda felaket sonuçlar verir o yüzden zaten insanlar hassas parçaları hassas döküm denilen yöntemle üretirler.ki arkadaşın bahsettiği o büyük metal bloğun dökülememe yeteneksizliğinin mevcut olduğuna kesinlikle inanmıyorum.

    ülkemizden olan bir şirket olayı da gayet güzelce açıklamış.

    yeterli destek yok diyin,teknik alt yapımız yok diyin ama allah aşkına kum kalıba dökemiyoruz işçiler yeteneksiz demeyin.

    edit:makine mühendisliği öğrencisi.

    gene türkiye'den motor üniteleri üreten bir firma.
    azıcık araştırmayla ve bilgiyle bunların gerçekte yapıldığı görülebilinir,sıkıntı bence daha detaylı ve farklı.
  • ülkede döküm yapılamaması değildir kanımca. 2006 yılına kadar koç holding bünyesine bağlı olan döktaş, türkiye' de ve yurt dışında üretim yapan (tofaş, ford vs) pek çok otomotiv fabrikasına motor bloğu, aks gibi organların dökümünü yapmıştır. 2006 yılında avrupa' nın en büyük dökümcülerinden componenta' nın satın almasıyla scania, volvo, caterpillar gibi markalara döküm yapmaya bursa' nın orhangazi ilçesinde devam etmiştir. manisa' da ise jant dökümü yapmıştır. yanlış hatırlamıyorsam geçtiğimiz yıl finlandiyalı şirket türkiye' den çekilmiş ve fabrika döktaş metal sanayi adını alarak el değiştirmiştir.

    aynı şekilde döküm sektöründe önemli işlere imza atmış olan farklı şirketlerin de varlığını biliyorum.

    bana göre sorun tamamen arge, tasarım ve farklı iş kollarının birbiriyle uyumlu bir şekilde ortak paydada buluşturulamaması, disiplinlerarası kişilerden beyin takımı oluşturulamamasıdır.

    edit: peki bunu neden yapamıyor ya da yapmıyoruz diye soracak arkadaşlar için (bkz: #73862078)
  • sadece motor bloğu üretemediğimizden dolayı motor üretemiyoruz demek doğru olmaz. motor bloğu dediğiniz şey bundan 100 yıl önce de üretiyordu... yani bir motor bloğu üretmek türkiye için atla deve değil. en azından türkiyede bunu yapabilecek çok iyi firmalar olduğunu biliyorum. motor bloğu maliyetleri elbette yüksektir ona lafım yok, bu şimdilik cepte dursun...

    asıl problem ülkede henüz adam akıllı teknoloji üretimi olmaması. global pazarda olan teknolojiler çok ileride ve patentli teknolojiler. yani öyle ferrari motorunu alayım, kopyalayıp üreteyim yapamıyorsunuz.

    şimdi bu noktada arge devreye giriyor. senin global pazara bir ürün çıkartabilmen için global pazarda bir rekabet gücün olması gerekiyor. bunun için de arge/teknoloji yatırımı yapman gerekiyor. fakat gel gelelim hesap kitap yaptığında astarı yüzünden pahalıya geliyor.

    milyarlarca dolarlık yatırımdan bahsediyorum. siz bu motoru ürettiğinizde belirli bir rekabet ortamına girecek ve bu ortamda satış yapmak zorunda kalacaksınız. yani eğer piyasadan kötü motor üretirseniz satamazsınız. iyi motor üretmek için de sizin çok ama çok ciddi teknoloji yatırımlarınızın olması gerekiyor. satışlarda kar yapmak için de sadece türkiye pazarına güvenemezsiniz. keza yapacağınız yatarımların maliyetlerini sadece türkiye pazarından çıkartmanız da mümkün değildir.

    mesela vw gurubu çift kavrama olarak bildiğimiz dsg şanzımanının argesini ve üretimini yapabilmek için fabrikalar yapıyor. sadece şanzımanı daha da geliştirebilmek için yüzlerce mühendis binlerce eleman çalıştırıyor.

    diğer yandan dünyanın en iyi otomobil markası olan mercedes bazı modelleri için motoru renodan alıyor... şimdi mercedes motor bloğu mu üretemiyor? mercedes arge mi yapamıyor? hayır olay tamamen arge ve üretim maliyetleri ile ilgili.

    global pazar diye birşey vardır. bu pazarda amerikayı baştan keşfetmenin pek bir anlamı yoktur. mercedes biliyor ki reno motoru sağlam, ucuz ve uzun ömürlüdür. mercedes markası için gerekli özelliklerde ve marka için yeterlilik testlerinden geçmiştir. ihtiyaçları olan motorları direk olarak renodan almak bu firmanın milyonlarca (belki milyarlarca) dolar kar yapmasını sağlıyor. adamlar bu paranın büyük bölümünü de gene argeye yatırmaktadır.

    bu durumda ne oluyor?

    1- mercedes kar yapıp, argesine yatırım yaparak gelecekte daha iyi motor üretecek ve bunu satıp kar edecek
    2- reno argesine milyarlarca dolar yatırdığı motorunu satıp para kazanacak, kazandığı parayla iyi bir motor yapmak için mercedes gibi arge yapacak.

    sen türkiye'de motor üretecek, sadece türkiye'deki belirli bir kesime bu motoru satacak olduğundan dolayı motor üretemiyorsun. çünkü bu işe girişecek iş adamları piyasayı benden senden daha iyi biliyor.

    yukarıda verdiğim örneklere bakarsanız reno da mercedes de win-to-win durumdadır. ikisi de her şekilde kazanıyor. peki biz? teknoloji üretemediğimiz ve belki on yıllar boyunca karşılıksız yatırım yapmaya bütçe ayıramadığımızdan dolayı yıllar boyunca sadece kaybeden taraf olduk.

    ayrıca motor üretmek için arge yapmak demek, eş zamanlı olarak yüzlerce parçanın ayrı ayrı geliştirmesini sağlamak demektir. vidasından somununa yüzlerce belki binlerce parçadan bahsediyorum. parası bir kenara böyle bir yapıyı oluşturmak ve geliştirmek bile yıllar süren mühendislik çalışmalarına ihtiyaç duyar.

    mesela yerli otomobil geliyor diyorlar... evet üretimi yerli olacak doğrudur. fakat bizim ürettiğimiz teknolojilerle değil. mesela bakın 2005 model saab markasının patenti için 40 milyon euro verildi. link

    buradaki husus yanlış anlaşılmasın. teknoloji patenti satınalmak kötü birşey değil. fakat 2005 yılında dünya genelinde az satılan bir aracı ülkenin sermayesi ile üretmek ne kadar karlı olur, kaç adet satabilirsin? artık neredeyse radar sistemlerinin bile standart olduğu bir global pazarda içinde eski teknoloji bulunan bir aracı kim almak ister...

    motor üretiminde problemi çıkartan şey motor bloğu filan değil. problem ülkenin gelen ve giden siyasi iktidarları da değil. problem ülke olarak global pazara sunacak bir teknoloji üretemiyor oluşumuz. ülke olarak teknoloji üretiminde çok geride kaldık. bunun da tek çaresi gökdelenlere yatırılan, koca şehirleri taş yığını haline getirmek için harcanan paraların bir kısmının teknoloji üretimine harcanması gerekliliğidir.
  • motor üretemememiz değil yeni nesil motor üretemememiz
  • motor kelimesinin çok sevişen hatun anlamına gelmesi.
  • onyıllardır sapla samanı birbirinden ayıramayan, entelektüel birikimi sıfırın altında ve had safhada basiretsiz adamlar tarafından köşe başlarının tutulmuş olması kaynaklıdır.

    senin tübitak'ına hayvanat bahçesi müdürü atansın, sonra da sor "niye motor üretemiyoz la biz?" diye.