şükela:  tümü | bugün
  • hayatıma ilk girdiği yıl 1984 olan taşıttır. anneanne ellerinde büyüyen bir çocuğum. anneanne anadolu'nun bir ilinin küçücük bir ilçesinin en eskilerinden. oralar yani hep onun, ondan ötürü de hep benim mahle olmuş. bakkal, çakkal, pazarcı, kasap herkesin lakabı olan, herkesin lakabını herkesin bildiği 3000 kişilik bir yer.

    toplasan 4 arkadaşım var, hepsi de bir yerlerden akrabamız. bu 4 arkadaştan birinin babasının motoru var.
    adam bakkal, ilçenin zenginlerinden. evlerinin bahçesi çok güzel, erik ağaçları tam 5 tane. armut ve elma ağaçları da var.

    ben 5 yaşındaydım. yine anneannemdeydim. hafta sonu annemler ziyarete gelirdi. parmak hesabı ile hep gün sayardım; "yatcaz kalkcaz yatcaz kalkcaz gelicekler" diye. o hafta sonu gelemeyeceklermiş. telefon yazdırıp haber etmişler. benim ocağım sönmüş. kapanıvermişim içime, anneannem tabiri ile ayçiçeği gibi.

    bu arkadaşın babası, şansa tam da o sıra bizim eve sipariş getiriyor. armut istemişiz bahçelerinden, o da toplyıvermiş. beni o halde görünce "gel seni götüreyim ceyda ile oyna biraz, açılırsın, erik toplarsınız" diyor. anneannem de izin veriyor.

    ben o gün, 3000 nüfuslu ilçenin 800 metrelik çarşısını bir motor arkasında, saçlarım rüzgardan uçarken, tüm dünyayı, ana baba hasretini unutarak, tahmini saatte 50 km, hissiyatta 350 km hızla gidiyorum. 5 yaşındayım ama özgürüm.
    yemişim anamı babamı; gelmezlerse gelmesinler ulan! hayat diye de bir şey var!
    ağzımdan çıkan lafa bak "annaaanneeeee bana bak; neler de yapıyorum!" sanki koca motosikleti ben kullanıyorum.

    tam 31 sene sonra, orta yaş bunalımı mıdır, memleket derdi midir bilmem, panik ataklar başlıyor bende. durduk yere dertlenmeler, uyuyamamalar, insana tahammülsüzlük derken, yine ilimler bilimler red edip kendim ilaç buluyorum kendime. ya benim acilen delice zevk alacağım ertelenmiş bir hayali gerçekleştirmem lazım!
    ilk aklıma gelen o motorda yaşadığım "yansın lan dünya çok da fifi" hissi oluyor. bunu keşfettikten 40 saat sonra motor ehliyeti kursuna yazılıyorum.

    36 yaşındayım; en son bisiklete 8 yaşında binmişim, iki tekerde düz gitmeyi bilmiyorum.
    ama motor ehliyetine yazılıyorum.

    kursun ilk günü hoca anlatıyor; "bu işe ekonomik yakıt diye, trafik derdi diye girilmez. bu senin hemen ikinci bir hayatın oluveririr. kasktı, ceketti başlarsın, sonra az fazla olsun motor gücü dersin, köprüde savrulmasın dersin, arkada çantası olsun, önünde rüzgarlığı olsun, giderken müzik dinleyeyim diye bluetoothlu kaskım olsun derken kaptırırsın onu bil" diyor.

    derse vites, gaz, debriyaj, ön ve arka frenin yeri ile başlıyoruz.
    vay amk iki el iki kol ve komple beyin ile kullanıldığını motorun; ilk o an fark ediyorum.

    daracık motor eğitim yolunda saatte 2 km hız ile düz gitmeye çalışıp, sonra marş kapalı geri geri ayak gücü ile salıp motoru 2 tekerde düz durmayı,i düz ileri ve geri gitmeyi öğreniyorum.

    mecbur kalmazsam kimselere bu ehliyet, kurs ve motor niyetinden bahsetmiyorum. çünkü ilk bmx bisikletimi çok anlatmıştım. beceremedim. diz kapaklarım ve dirseklerim parçalandı; korkup vazgeçtim binemedim. o 3000 nufüslu ilçede, bisikletimi gazoz kapağı karşılığı kiralayarak geçindim.
    yine yapamayabilirim. yaşım 36; çok başarısızlık yaşamışım, birini daha insanlara anlatmayı kaldıramayabilirim.

    çok düşüyorum. kurs boyunca sürekli farklı model, marka ve tonajda motordan itina ile düşüyorum.
    ağır motosiklet dediğin, ha deyince kaldıramıyorum. altında tespih böceği gibi debelenip, hocanın gelip kurtarmasını bekliyorum.
    morluklarımı ve kol, bacak, baldır, bel ağrılarımı kimselere anlatmıyorum.

    scooter ile ilk slalom yaptığım günü, vitesli motor ile 3. vitese taktığım ilk günü hiç unutmuyorum.
    hayatta bir şeyleri başarma hazzını yaşamayı unutmuşum.
    hem o hazzı, hem rüzgarın sesini, hem de hocanın yanından geçerken "3'e taktım hocaaaa" deyişimi unutamıyorum.

    hayat sürekli geri vitese zorlarken benim bu kocaman makineyi çözüp, anlayıp, düz gidip bir de üçe takmamın hazzını burada anlatacak kelime bulamıyorum.

    herkes 6 saatte öğreniyor bu mereti. paket öyle; 6 saat ders ve ehliyet masrafları. ben 16 saat gittim belki de. bisiklete bile binemediğimden. o da hoca yeterli gördüğünden değil, sınav tarihi geldiğinden 16 saat. ama aldım ehliyeti. kadın jüri işte, gurur duydu sanırım benimle.

    ilk trafiğe çıkma niyetimde, 300 metre sürüp markete gidecektim, baktım markete kadar sorunsuz gidebiliyorum; oradan oraya, şuradan şuraya deneyeyim derken eve 3,5 saat sonra dönebildim.

    sonra çektim dolgu topukları, kafamda çiçekli kaskım, altımda bir scooter motosiklet; sırtımda bilgisayar çantası, selede cüzdan, telefon vs işe gidip gelmeye başladım.

    trafikte sıkıştırırlar diyorlardı, kadınsın diyorlardı. oysa herkes yol veriyordu, ışıklarda durduğumda yanımdaki taksinin arka koltuğundaki kadınlar el sallıyordu. çünkü bu ülkede bağzı kadınlar, topuklu ile motosiklet süren kadın gördüklerinde devrim görmüş gibi seviniyordu.

    bakın satış görevlileri eziklenir bazen, garsonlar da, inşaat işçileri, gişe memurları ve bir sürü meslek daha. çünkü parayı bulan bu mesleklere saygı duymaz, lafa "sen" diye başlar hatta. ama kimse evrak yetiştiren moto kuryelerde, yemek getiren moto kuryede bu ezikliği hissetmez.
    çünkü yağmur sularının birikintiklerinden motosikletini devirmeden viraj dönen, kaskında rüzgarın uğultusunu hisseden, trafik donakalırken o yoluna bakan çözümünü bulan, motosiklet üzerindeyken hem iki eli, hem iki gözü, hem iki ayağı, bilekleri, tüm algısı, bütün beyni çalışan adamı sen paranla, kaprisinle, dayatmanla yenemezsin.
    o haline tavrına yansıyan "özgürlüğü tatmış insan" halet-i ruhiyesini silemezsin.

    motosiklet üzerindeyken başka şey düşünme şansın yoktur; hele de vitesli motorsa kullandığın. aynalar, ön ve arka frenler, debriyaj, gaz, yoldaki çöküntü, caddeye akmış mazot, ışıklar, şeritler, mesafeler, matematik... düşünmeyerek özgürleşmenin en kolay yolu.

    sekste bile ne kadar işe yaradığı şüpheli kasıkların ile yüzlerce kiloluk alet sadece 1 kilo ağırlığında gibi bacaklarının arasında, emrine amade, yana yatır, geri kaldır, hükmet ona. yeter ki başın hep dik olsun.
    öyle bir alet düşünün ki, başın dik olmazsa çıkıyor hükmünden, kafan nereye o oraya, yani başını bir an sağa yaslasan motosiklet ile hep beraber yere.

    bu ara çok yağmur yağdı.
    benim motosiklet gariban gibi boynu bükük kaldırımda kaldı.
    sonra bayram tatili oldu, ben gemilerle bir yerlere gittim. tam açık denizler üzerindeyken anneannem öldü.
    hayatımın anlamı, yaşadığım en güzel günlerin mimarı, kalbimin 7/8, tüm çocukluğum öldü gitti.
    ben cenazesini bile görmedim.

    yatcaz kalkcaz yatcaz kalkcaz, o artık hiç olmayacak.
    ben yarın motosiklete bineceğim, barbaros'tan denize doğru motoru sürerken "anaaaaaneeeeee bana baaaak neler de yapıyorum? diye bağıracağım.
  • şehir içi 14000 kilometrelik tecrübe sahibi olmama rağmen hala her binişimde korkuyu damarlarımda hissediyorum.
    yeni başlayanlar için bir kaç tavsiyem var buyurun buradan yakın;

    - kasksız motor kullanmak kıroluktur, aptallıktır yapmayın.
    - ehliyet alın.
    - kaskınızı alırken ucuza kaçmayın en düşük seviyede bile cox markasının çene açılır modellerinin altına inmeyin
    - mont, dizlik, eldiven ve omurga koruması olmadan motora binmeyin.
    - yağmurlu havada motora binmeyin.
    - tramvay raylarından uzak durun. sadece tramvay gelebileceği için değil motoru o yükselip alçalan rayların arasında inanılmaz bir biçimde devirebileceğiniz için de.
    - arkanıza birini almadan önce en az 3000km tecrübe edinin.
    - motorda kaza yapmadan motor kullamayı öğrenen çok az insan vardır. ilk kazanıza hep hazırlıklı olun. onu bekleyin. bu sizin temkinli olmanızı sağlar.
    - gideceğiniz yere çabuk ulaşmak için araçların arasına dalmayın. özellikle minibüs ve taksilerden ölüm gibi korkun.
    - şerit değiştirme kurallarına riayet edin. kör noktalara dikkat edin.
    - sağ şeritte duran otobüs, minibüs, taksi gibi araçların solundan ilerlerken yavaşlayın. önünüze yaya atlayabileceğini unutmayın.
    - sağ şeritte park etmiş araçların aniden kapılarını açabileceklerini unutmayın. fazla yanaşmayın.
    - rögar kapaklarına temkinli yaklaşın mümkünse üstünden geçmeyin.
    - köprü geçecekseniz 140kg üzeri bir motor tercih edin. rüzgar sizi savurmasın.
    - ufak tekerlekli motorlar şirindir ama güvenli değildir. büyük tekerlekli motor tercih edin.
    - motor kazalarında asıl tehlike bacağın motorun altında kalması sonucu ortaya çıkar. bacak koruma demirleri olan motorları tercih edin. motor devrildiğinde bacağınızı kurtlabileceğiniz bir boşluk olsun.
    -dönüşlerde geniş alın ama bunu abartıp yan şeride kaymayın. en kolay kaza yapma yöntemi dönüş sırasında ya dar açıyla viraja girip motoru yatırmak, yahut yan şeride kayıp oradaki araca çarpmaktır.
    -gaz ve debriyaj tellerini, tekerlek diş derinliğini ve hidrolik fren yağını takip edin. bunlar motor tepesindeyken işlerin bir anda ters gitmesine neden olabilecek hayati unsurlar. yani bunları kontrol etmek size sıkıcı geliyorsa bir de otobanda gaz telinizin koptuğu anı hayal edin.
    -motoru düzenli bakıma sokun ancak temel birleşenleri sıklıkla kendiniz de kontrol edin. gözden kaçma ihtimali olan bir somun otobanda ayağınızın bastığı bölümün bir anda düşmesine ve sürüş güvenliğinin sıfıra inmesine neden olabilir.
    - takip mesafesi candır. motorda öndeki aracın ani fren yapması diğer araçlardakinden daha tehlikeli bir unsur. öne fırladığınızda ya motorun deposuna ya da öndeki aracın arka camına çarparak durabiliyorsunuz. her iki şekilde de taşakları elinize almanız olası.
    -farlarınızı gece gündüz açık tutun. sadece bu yolla bile kazalardan korunabileceğinizi unutmayın.

    ben kimim özel köşesi;
    4 yıldır amerikan tipi klasik (chopper) motor* sahibiyim.
    özellikle klasik motorlar konusunda her türlü yardıma açığım.
    bu yazıda özellikle motora olan aşkımdan bahsetmedim. sizi ve sevdiklerinizi güvenli taşıyamadıktan sonra onun bir önemi yok çünkü.
    maddeler halinde yazmayı seviyorum.
    alayınıza güvenli sürüşler diliyorum.

    (bkz: motosiklet için güvenli sürüş tüyoları)
  • hoşgeldin canım kardeşim. kimilerinin "sezon" olarak tabir ettiği bahar ayları geldi. sen de belki ulaşım ihtiyacından, belki zevkten, belki adrenalin sevdiğinden, belki çocukluğundan beri hayalini kurduğundan iki teker familyasına katıldın ya da katılmak istiyorsun. gel şöyle iki lafın belini kıralım.

    birincisi, o elinde anahtarını tuttuğun motosiklet bir fallik obje değil. o senin yol arkadaşın. 125'liğinden bin125'liğine; chopper'ından super sport'una hepsi güzel, hepsinin ayrı bir güzelliği var. evet belki çocukluğundan beri hayalin bisiklet gibi kullanabileceğin bir cross'tu, belki pata pata diye kızların aklını alacağın bir cruiser. inan bana, zamanla fikirlerin, ihtiyaçların değişecek. bu yüzden eğer motora yeni başlıyorsan 125'lik ya da 250'lik bir aletle başla. eğer bu işi hakkıyla yapar da zayii olmazsan önünde uzun yıllar ve pek çok değişik motosiklet var demektir. ilk motorun varsın ufak olsun, varsın -o ne demekse- saplanmış gibi görünsün. sen kendini geliştirmeye çalış.

    kendini geliştirmenin başı eğitim. eğitim sisteminin kucaktan kucağa gezdiği, her gelenin yanağından makas alıp, kıçına pandik attığı bir ülkede yaşıyoruz. bundan sürücü kursları da nasibini alıyor elbette. devlet baba, sen ehliyetini alana kadar motosikletle trafiğe çıkmana müsade etmeyip, ehliyetini alır almaz vahşi doğada hayatta kalmanı bekliyor senden. yaşamak istiyorsan, kendini eğitecek ve eğitimin şart olduğunu belleyeceksin. kapalı alan eğitimleri başlangıç için candır ama sonrasında yolda nerede durman, nasıl viraj alman gerektiğini gösteren yol eğitimlerine ihtiyacın olacak.

    ciddi bir eğitim kurumu ya da eğitmen ekipmanı tam olmayan öğrenciye ders vermez ya da kurumsal bir firma ise kendisi ekipman temin eder. seni spor ayakkabıyla, kot pantolonla eğitime alacak kurumu/hocayı kafadan elemelisin. ekipmana gelince, motosiklet hayatının hem en güzel, hem gıcık bölümüdür. neredeyse motosiklet kadar bütçe ayırırsın ama yine de genelde ilk alınan ekipman pişmanlıkla sonuçlanır. o yüzden buraya yazacaklarımı dikkate al mümkün olduğunca...

    kask: kafan vücudun en değerli, en ağır organlarından bi tanesi. 70 kiloysak 69'u kafa kardeşiiimmmmm. kask mühim. vücutta ilk darbe alacak yer çene olduğundan, çenesi açık, jet tabir edilen kaskları alıp da jet hızıyla çeneni terk etme. kimi o şekil kimi bu şekil düsturunu benimseyip nazi kaskına da meyl etme. kafana çelik tencere takıp gezsen daha akıllıca davranmış olursun. en güzeli full face denilen tam kapalı kasklardır. (çene açılabilir kask bile riski arttırır) fiyatı 100 ile 3000 arasında envai çeşit kask var. benim tavsiyem, maddi durumun ne olursa olsun 500-600 liradan aşağı kask alma. güvenlik sınırı orada başlıyor. 600'ün üzerinde ise konfora para ödüyorsun. denemeden kask alma. git, tak, çıkar, dene, kaskla otur, dolaş. rahat etmediğin kask, ayakkabının içine kaçan o minik ipne çakıl taşı gibidir. sürekli rahatsız eder.

    çeket: çeket motosiklet şeyleri arasındaki en havalı item. böyle derya deniz omuzlara, üstüne uçak iner sırta, allahım sana geliyorum denilen bir torsoya sahip olmanın en kısa yolu. giy-çık. burada dikkat etmen gereken temel husus dört mevsimlik diye bir şey olmayacağı. "satıcı öyle dedi". inanma. "yemin billah etti". yeme. "ilk doğacak erkek çocuğunu kesti". yalandır. dört mevsimlik mont olmaz. motorcunun biri sonbahar-kış-ilkbahar; diğeri yaz olmak üzere iki montu olur. korumaları filan tam yerine otursun. ona bakıcan işte. gerisi sheqil shuqul.

    pantul: bağdat caddesine gidip bak. mezgit sezonuyla birlikte motorlar sıra sıra boncuk gibi diziliyor midpoint'in önüne. üzerinde motosiklet pantulu olan bir tane adam göremezsin. ama sen gene de motosiklet pantolonu al ve bi zahmet onu giy güzel kardeşim. motosiklet pantulu dediğimiz şeyin en büyük özelliği dizindeki, kalçasındaki koruma değil, sürtünmeye dayanıklı olmasıdır. çünkü sen kot pantolonun üzerine dizlik bile taksan, düşme anında hem dizlikler büyük ihtimalle dizinden kayacak, hem de bir kaç saniye içinde pantolonun asfaltta eridiğine şahit olacaksın. yazık değil mi yanlarından yanlarından etlerin rendelenince. oraların miç miç yara olunca... yazık tabi. bunun yazlık olanı var, fermuarından açınca şort olanı var, kot gibi olanı var, var oğlu var. al güzel bi tane giy işte.

    bot: biliyorum, conversle, new balance ayakkabılarıyla motosiklet kullanan bir sürü adam görüyorsun. ama inan bana motosiklete başladığında yanına gelip "bende de binlik vardı, kaza yaptım, bıraktım motoru" diyen adamlar var ya! işte o adamların yarısı durdukları yerde motoru devirip, ayaklarının üzerine düşürüp bileklerini kıranlar. sahibinden.com'daki "kazası yoktur, durduğu yerde yatması vardır" adamlarının çokluğu ile paralellik gösteriyorlar. bot al. bot al. bot al. birlikte mi bot bağladık deme! fermuarlı al. ben giyemem bunu deme, uzun al. ıdeal olan pantolonunun korumasının bittiği yerde botun kaval kemiği korumasının başlamasıdır. kendini korumasız bırakma.

    eldiven: burada önem sırasına göre yazmadım ama eğer öyle olsaydı eldiven kasktan hemen sonra gelen en önemli ikinci ekipman olurdu. çünkü neden? çünkü elimizin köründen dolayı. hayır değil. çünkü önce ellerini yere koyacaksın. durduğun yerde de düşsen, kaza yapıp sürüklensen de ellerini yere sürteceksin. yazdıklarımı buraya kadar okuduysan zaten yarım parmak eldiven almayacağını tahmin ediyorum. ama senden ricam lütfen bilekleri kısa eldivenlerden de alma. ayrıca motosiklet kullanırken saat takma dememe gerek var mı?

    şimdilik eyyorlamam bu kadar. hadi güzel kardeşim, tekerin düz bassın ve kendi kontağını hep kendin kapat inşallah.
  • ... lütfen sonuna kadar okuyun ...
    motosiklet kullanımında "olmazsa, olmaz" kurallar...

    1. her zaman kask takın. evinizin bahçesinde sürüş yapıyor olsanız bile.
    2. demir mazgalları veya demiryolu geçitlerini asla yanal açılı geçmeyiniz. dik açıyla geçin.
    3. arabaları takip ederken direk olarak onların lastik izlerinden gidin. şayet bir şey fırlatırlarsa reaksiyon gösterebilmeniz için zamanınız olur. tam ortalarından takip ederseniz bu zamanınız olmayacaktır. ayrıca bu bölümler genellikle kaygandır.
    4. iki motor yan yana sürüş yapmayınız.
    5. arabaların sizi gördüğünden asla emin olmayınız. araba lastiklerini izleyerek bir tahminde bulunmanız mümkündür.
    6. dönüşe başlamadan evvel frenlemeyi bitirmiş olunuz.
    7. eldiven dahil daima tam donanımlı olunuz.
    8. motor kullanırken tüm düşüncelerinizden sıyrılarak yola odaklanınız.
    9. mutlaka gözlerinizi koruyunuz.
    10. su birikintilerine girdiğinizde fren yapmadan motorunuzu dik konumda tutarak sudan çıkınız.
    11. araçların kör noktalarından uzak durunuz.
    12. kör noktalar açısından sizi sollayan araçların daha büyük tehlike olduklarını biliniz.
    13. aynalarınızın ikisini de aynı yeri gösterecek şekilde ayarlamayınız. birbirlerinin açıklarını kapayacak tarzda ayarlayınız.
    14. sabah erken saatlerde yada akşam üstü geç saatlerde kendi gölgeniz önünüze geçiyorsa karşıdan gelen trafik sizi görmeyecek demektir.
    15. büyük cadde motorlarınızı ıslak çimenlerde, çamurlu yollarda, dökülmüş yaprakların üzerinde veya ıslak, çürümüş herhangi bir şey üzerinde sürmeyiniz.
    16. üşümüş vaziyette motor kullanmayınız. alkolle aynı etkileri vardır.
    17. sıcak havada vücut neminizi muhafaza etmeniz çok önemlidir. bol sıvı alınız.
    18. asla sinirlenip araçlarla zıtlaşmayınız. onlar daha büyüktür.
    19. vizörünüz çok kirlenirse durup temizleyiniz.
    20. mecbur değilseniz yağmurda sürüş yapmayınız. ilk 15 dakikasını bir yerde durarak yoldaki kaygan tabakanın akıp gitmesini bekleyiniz.
    21. şayet düşerseniz, kayış esnasında motorun altında kalmadan kaymayı devam ettirin. kaymanız devam ederken ayağa kalkmaya çalışmayınız.
    22. görünürlüğünüzü artıracak yansıtıcı renkler kullanınız.
    23. şehir içlerinde yan yol girişlerinin ve çıkışlarının bağlandığı hat olan yavaş hatta sürüş yapmayınız. mutlaka son dakikada dönüşü fark eden bir budala çıkacaktır.
    24. trafikle aynı süratte sürüş yapmayınız.
    25. asla bir başka sürücünün peri ferik görüş alanı içinde statik olarak fazla kalmayınız.
    26. araçlara yada araç kümelerine paralel sürüşler yapmayınız. önlerinde veya arkalarında kalınız.
    27. sağ taraftan geçişler yapmayınız.
    28. kavşaklara mümkün olduğunca sağınıza bir araç alarak giriniz.
    29. trafikteki en güvenli alan trafiğin önündeki alandır.
    30. acil durum frenlemesinde mutlaka ustalaşınız.
    31. zihniniz telaş ve acele içindeyken motora binmeyiniz.
    32. biniş öncesi motorunuzun ön kontrollerini ihmal etmeyiniz.
    33. motor servis ve bakımlarınızı ihmal etmeyiniz.
    34. uykusuz, yorgun ve çok acıkmış durumda motor kullanmayınız.
    35. kamyonların kaplama lastikleri tehlikelidir. fırladıklarında çarptıkları motor sürücüsüne öldürücü darbe vurabilirler. onları arabaların aksine izden takip etmeyiniz. en iyisi çok yavaş süratlerde değilseniz yüksek araçların arkasında kalmayınız.
    36. uzun yol yapacaksanız iki saate bir durarak hafif şeyler atıştırmanız faydalı olacaktır.
    37. motor freni ile yavaşlarken frenlere de dokunarak arkadaki aracı uyarınız.
    38. ağır yağmur altında köprü altına sığınırsanız girişe yakın yada ortada değil köprü çıkışına yakın durunuz. bu aynı amaçla oraya sığınan araçlarca görünmeniz açısından gereklidir.
    39. güçlü çapraz rüzgarlara karşı mutlaka dizinizi ve baldırınızı tanka, karşı yönden bastırmak sürüş dengesini korumak açısından çok faydalıdır.
    40. çekici kamyonlardan her an bir çekicin yada ağır bir levyenin fırlayacağını bilerek onlardan uzak durunuz.
    41. motorunuz daima temiz olsun. üstünüz başınız temiz olsun.
    42. ıslak havalarda sıkça frenleri yoklayarak balataların kuru kalmasını sağlayınız.
    43. kavşaklarda bir aracın arkasında durduğunuzda kaçış mesafesi bırakacak şekilde sağ yada sol tarafta durunuz.
    44. kavşakta durduğunuzda vitesi boşa atmayınız. freni ışığını devamlı yanık tutunuz.
    45. virajlı dağ yollarında eninde sonunda güneşin gözünüze girecek yönden geleceğini bilerek önleminizi alınız.
    46. sabahları güney doğuya gidecekseniz güneşin gözünüze girmemesi için önce güneye ve sonra güneş yükselince doğuya gidin. böylece güneşle daha az boğuşmak zorunda kalırsınız.
    47. mutlaka ilk yardım çantası taşıyınız.
    48. güneşe karşı giderken arkanızdaki aracın sizi göremeyeceğini unutmayınız. bu durumda duracağınız zaman sağa veya sola kaçarak durmayı tercih ediniz.
    49. hava durumundan emin değilseniz soğuk havaya göre giyinmeyi tercih ediniz.
    50. yolda bir engel varsa bunun üzerinden geçerken pedallar üzerinde hafifçe doğrulup ağırlık merkeziniz aşağıya almanız faydalı olacaktır.
    51. benzin istasyonlarına ve yol lokanta parklarında her zaman kaygan mazot, antifriz döküntülerinin olabileceğini unutmayınız.
    52. yavaş sürmekten korkmayınız.
    53. dik tırmanışlardaki kör virajlara girerken daima yolun en sağını takip edin.
    54. sizin hattınıza sağdan yada soldan giriş yapmak üzere olan araçlara dikkat ederek onların bunu yapmalarını engelleyici manevralar yapınız. hattınızı tam kullanmak sizin kanuni hakkınızdır ve güvenliğiniz gereğidir.
    55. üzerinizde bir kaza anında kullanılabilecek kimlik bilgilerinizi ve telefonlarınızı bulundurunuz.
    56. el sinyallerini de kullanınız.
    57. çok sıcak iklimlerde asfalt sıcağını kullanmak isteyen yılanların varlığına dikkat ediniz.
    58. üzerinize gelen köpekleri tekmelemeye kalkmayınız. önceden yavaşlayarak onların pozisyonlarını bozunuz ve tam yaklaştığınızda gazlayınız.
    59. otobanlarda diğer bir hatta kaza olursa yavaşlayıp oraya bakmayınız. tam tersi hızlanarak oradan güvenli bir mesafe uzaklaşınız. kaza yapan araca çarpmak istemeyen ve arkadan hızla gelmekte olan başka bir araç arkadan sizin hattınıza kırdığında sizi de beraberinde götürebilir.
    60. yanınızdaki veya önünüzdeki araç frenlerini kazıklayıp lastiklerini gıcırdatmaya başlarsa havayı koklayın, yanık kokusu lastiklerin ne zaman yarılıp aracın savrulacağını bildirecektir. zamanında uzaklaşın.
    61. gece sürüşlerinde karşıdan gelen aracın ışıkları gözünüzü almasın diye yolun sağına bakarak iki değişik nokta arasında ileri geri bakışlarınızı tarama yaptırmanız faydalı olacaktır.
    62. kornanızı ve selektörünüzü kullanmaktan çekinmeyiniz.
    63. virajlarda erken apekslemeden sakınınız. apekslemenizi geciktiriniz.
    64. önünüzdeki araç ani durum frenlemesi ile durursa sağına kırın ve 3-4 araba ötesine kadar gitmeye çalışın. çünkü araçlar genellikle sola kırarlar ve eğer sizde sola kırmış ve hemen kurtardığınız aracın yanında durmuşsanız arkada ki arabanın kaçış sonrası darbesine maruz kalacaksınız demektir.
    65. bunalmış, yorgun, sıkılmış, üşümüş, uykusuz, aklı başka sorunlarda takılı, dalgın, bitkin, ağır bir yemekten hemen kalkmış, içkili, hasta vaziyette asla motor kullanmayınız. çünkü motor sürüş riskleri arabadan 10-15 kat daha fazladır.
    66. kask takmak fobisi olanlar bu sorunları hallolmadan motor kullanmamalıdırlar.
    67. hızlı akan trafikte dar ara hat geçişleri yapmayınız.
    68. gerektiğinde hatanızdan dolayı özür dilemesini de biliniz.
    69. arka arkaya dizili park etmiş araçların yanından geçerken çok temkinli olunuz ve ani bir durumla karşılaştığınızda durabileceğiniz bir sürati muhafaza ediniz.
    70. iş çıkış zamanlarında bir an evvel evine gitmek isteyen yorgun insanların çıkış saatlerinde çok daha dikkatli bir şekilde motorunuzu sürünüz.
    71. mümkünse yanınızda bir fotoğraf makinesi bulundurmanız kaza anında delillerin belirlenmesi için çok faydalı olacaktır. mahallinden ayrıldıktan sonra deliller ortadan tamamen veya kısmen silinir.
    72. çift apeksli virajlara girdiğinizde iki apeks arasında bir gaz kesme bölgesi olduğunu unutmayınız.
    73. virajlara asla tam yatmış vaziyette girmeyiniz. kaygan bir malzeme sizi bekliyor olabilir. ayrıca viraj kapanan bir viraj olabilir.
    74. sollayacağınız zaman aynadan arkadan gelen aracı iki defa kontrol ederek hızını yaklaşma mesafesinden tahmin ediniz. tek bakışla hız anlaşılamaz ve çok hızlı geliyor olabilir.
    75. önünüzdeki araç yavaşlıyorsa onu hemen sollamaya kalkmadan evvel neden yavaşladığını görünüz. önünde u dönüşü yapan biri olabilir, bir engel olabilir yada sizinde durmanızı gerektirecek bir tehlike olabilir.

    (alıntıdır)
  • dün bir motosiklet tamircisinin ağzından duyduğum kadarıyla "ibneliktir".
    gerekçesi de; " bi kere götünü dayadın mı bi'daha ayıramazsın, işin kötüsü sürekli daha büyüğünü istersin" şeklinde idi abinin.
    kaçtım.
  • haftasonu gittiğimiz pikniklerde, ben ekseriyetle mangal taşıyıcılığı yaparken, büyük şehirlerden büyük motorlu abiler gelirdi. hemen arkalarında güzel kadınlar ve tavırlı duruşlar. kasklarını çıkarıp saçlarını geriye atar ve kendi aralarında gülerlerdi. birbirinin aynısı motorlarıyla, güneye göç eden kuş sürüsü gibi gözükürlerdi. babam, ben ve kardeşim imrenerek bakar, yanından geçerken de çaktırmadan "kaç basıyor ki bu?" diye kadrana göz atardık. çekirdek aile olarak pikniğe giderken, babamın aklında böyle bir motor olduğunu bile bilmezdim. iki tane ufak oğlu vardı, büyük olanı daha liseye bile başlamamıştı. araba herkes için güvenliydi, her şeyimizi alıyordu.

    ben liseye devam ederken, piknik sekanslarımız da azalmadı. hala haftasonları pikniğe giderken, motosiklet sürüsünü yolda görürsek kafamızı çevirip bakıyorduk. babam daha uzun bakıyordu ama bir şey söylemiyordu. motorları ayırt etmeye başlamıştık, hele ki benzin deposunun kenarında harley davidson yazıyorsa daha bir keyifleniyorduk. onun sesi başkaydı. enduro motorları siyah ve yağız atlar gibi yanımızdan geçerken, babamın kanına tamamen girdi motor sevdası.

    aradan geçen yıllar, bu sevdayı azaltacağına arttırdı. 125cc ile başlayıp 250cc ile devam etti, benim ve kardeşimin okullarının bitmesini bekledi gerçek bir motor almak için. araba ve onun cüssesi fazla geliyor, bagaj yüklerken bile angarya gözüyle bakıyordu. hafiflemek ve hızlanmak istiyordu belli ki, tamamladığı sorumluluklarla birlikte dört tekeri de hayatından çıkarmak istiyordu. ne zaman konuşsak, ne zaman motorlara baksak onun heyecanını paylaşıyordum. o heyecan yavaştan beni de ele geçiriyordu.

    o misyonunu tamamladı, siyah suzuki'sine kavuştu. motoru aldığından beri dere tepe gezmeden durmaz oldu. yan çantalarını ve kaskını da alıp uzun mesafelere göz kırpmaya başladı.

    motosiklet hayali ondan bana geçti. ne zaman motor görsem, etrafında iki tur atıyorum. heyecanlanıyorum, benzin deposu tasarımından frenlerine kadar her noktasını inceliyorum. motosiklet gruplarının forumuna girip, motorum varmış gibi yazılar okuyorum, dersler çıkarıyorum. modeller ve avantajlarını tartıyorum kafamda, kask beğeniyorum. kenar çantalarına varana kadar araştırıyor, evdeyken motosiklet günlükleri'ni izliyorum. iki tekerlekli bir makinenin üzerinde ilerleme ve rüzgarı göğüsleme düşüncesi aklımı başımdan alıyor. kaskımın arkasında hayatı izlemek, viraja girerken motoru hafiften yatırmak ve yüksek tepelerden geldiğim yollara bakmak hayali rahat bırakmıyor. babamın da aynı süreci yaşamış olduğunu hissediyorum, onun bana anlattığı hayallerle kuruyorum cümlelerimi. ne araba, ne ev yahut başka bir şey. suzuki v strom hayaliyle geçiriyorum günlerimi.

    yıllar önce görüp de baktığımız motosikletli grubun içinde yer alacağımız günlerin yaklaştığını ve motordan indikten sonra pikniğe giden iki tane küçük çocuğun "kaç basıyor ki bu" diye motorlarımıza bakacağını hissediyorum.
  • kullanımı eğlencelidir. sadece eller ve kollar değil bütün vücut kullanılır motosikleti idare etmek için.
    insanları yakınlaştırır, arkanıza oturan otomatikman size sarılır gibi bir pozisyon alır.

    hayatı renklendirir insanların size hem imrenerek, hemde acıyarak* bakmaları hoşunuza gidebilir.
    otomobille gidemediğiniz yerlere gidebilirsiniz.

    tribe girer kendinizi daha seksi hissedersiniz. üstünüz başınız daha çabuk kirlenir*, daha fazla susarsınız*.
    otomobil kullanmaya göre daha fazla hareket eder, spor yapmış sayılırsınız.
    otomobil kullanmaya göre daha fazla hareket ettiğiniz halde yorulmazsınız. otomobilden inmeye nazaran çok daha dinamik inersiniz üzerinden, vardığınız yerde...

    durduk yere romantikleşir ağlar rahatlarsınız*.

    şehirler arası yollarda açıkta seyahat ettiğiniz için (otobüs yada otomobille yüz defa geçtiğiniz yerler bile olsa) çiçek - toprak gibi değişik kokular alır, bu beldeyi sadece görüntü olarak değil kokularıyla da hatırlama olanağı bulursunuz.
    her yerde ister istemez insanlarla tanışırsınız****.

    ama özgürlük insanın içinde olur. motosiklet gerekmez.
  • motosiklet, önce babamda başlayıp sonra ailenin diğer üyelerine sirayet eden bir tutkuydu. devasa enduro motorları, çelik barlı ve güvenli arabamızın yanından geçerken bile mutlu olurduk. o heykel estetiğindeki makineler birbirinin peşisıra bizi geride bırakırken, nereden gelip nereye gittiklerini merak ederdik. gerçekten çok hızlılardı ve ekipmanlarını kuşanmış sürücüleri şövalye gibi gözükürdü. bmw gs'ler, suzuki v strom'lar, honda africa twin'ler, yamaha fazer'lar derken motosiklet tutkusu zaman içinde harlandı. karşı yönden gelen motosikletlere bile kafamızı çevirip bakar olduk. gün batışına giden metal atlar gibilerdi, hiçbir dört tekerin veremeyeceği bir özgürlüğün tork canavarı habercileriydiler.

    bu özgürlük çağrısına daha fazla dur diyemeyen babam, geçen sene bugünlerde arabayı satıp yerine muazzam bir v strom aldı. ben başka şehirdeydim, istanbul'da boğazıma kadar gömüldüğüm bir ofiste yaşıyor taklidi yapıyordum. bira dolu bir akvaryumda yaşayan değişik bir balıktım, gündüzleri nefes alamıyordum. yalnız başıma yaşlı gibi yaşarken, babamın hayallerinin peşinden gitmesi bana moral vermişti. adam birdenbire genç olmuştu, yaşıtlarının şikayet etmekten başka hiçbir şey yapmadığı dünyada, kendisine yeni bir yol çizmişti. sesi telefonda bile hayat dolu gelirken, çevrenin "iki tekere güven olmaz" siyasetine de pek kulak vermiyordu.

    eve döndüğümde, sabah erkenden kıyafetlerimizi giyinir, kasklarımızı takar ve gölgeler epey uzunken yola düşerdik. çok kısa sürede 100 km hıza çıkan güzel bir attı, antalya'dan fethiye'ye varmak bile çok sürmezdi. yaylalara çıkıp tekrar deniz seviyesine inerken, likya uygarlığının izinden giderken, mola verdiğimiz yerlerdeki amcalar da dahil olmak üzere herkes iki tekerin tehlikelini olduğunu söylerdi, motosiklete dair ne kadar habis haber varsa eklemekten çekinmezlerdi. yine de yıllar boyu hayalini kurduğumuz motorla mutluyduk, biz arabaların yanından geçerken arka koltukta oturan çocuklar bize bakıyordu. başka motorcularla ortak bir lisanımız vardı, yeni ve güzel bir dünyaydı.

    sonra, geçtiğimiz ay; babamın beraber turlara çıktığı bir arkadaşı, honda africa twin'iyle bir kamyonun altına girerek hayatını kaybetti. kusurlu olan o değildi, fakat ölen o oldu. çok dikkatli ve tam ekipmanlı bir adamdı fakat kamyon sürücüsüne hiçbir şey olmazken, o sonsuza kadar gitti. bu olay, kem dilli çevrenin ağzına pelesenk oldu ve bir hafta sonra babam çok sevdiği motorunu satmak zorunda kaldı. her şeyin önlemini alsa bile başka bir sürücünün dikkatsizliğinin faturası çok ağır olacaktı, geri dönüşü olmayacaktı.

    şimdi nispeten güvenli bir arabamız var. çelik barlı ve hava yastıklı. üstü kapalı. aktif gergili emniyet kemerleri olan. epeyce sıkıcı. hele kırmızı ışıkta dururken, çevremizi enduro ya da touring motorları sarmışken, arabanın tavanı daha da alçalıyor. boynumuzu eğmek zorunda kalıyoruz. mekanik heykeller, yüz kilometreye birkaç saniyede ulaşırken biz biraz geride kalıyoruz.

    ailenin tüm bireylerinin aklında yine motosiklet oluyor. seneler önce olduğu gibi.
  • bu sapah üzerinden düşüp yeri öptüğüm araç. seviyor muyum evet. hep sevecek miyim ? ona da evet.

    trafikte bazı standartlar var. doblocular mesela, motosikletçi için doblo demek bela demek. ikincisi transporter. %80 i terörist. sonra zengin yaşlı amca/teyze jipi var. uzak dur abi ondan. chp kadın kolları teyzesi geliyor, bekleme uza abi. sarı taksi ? üzerinde konuşmaya gerek yok. yok ol, ışınlan ne bileyim, yanında olma da nerede olursan ol. türbanlı genç kız polosu ? durduğun kabahat, çabuk kaç. beyaz şahin, piyuuv olaylar olaylar.

    bu sabah küfür kontenjanımı türbanlı genç kız polosundan yana kullanmak zorunda kaldım. üzerime sürdü. bildiğin üzerime sürdü. kontrolsüz kavşakta bırak duraklamayı yavaşlamadı bile. hayvanlığı yüzünden saçma sapan bir yerde saçma sapan bir şekilde asfaltı öptüm. şimdi ben sizin ak vicdanlarınıza sormak istiyorum. mesela araba kullanıyorsunuz, ve bir motosiklet sizin yüzünüzden düştü. adama ne olduğu belli değil. ne yaparsınız ?

    bu abla bırak durup koşmayı, dönüp bakmadı bile. diyeceğim çocuklarınız adına bu memleketten fazla bir şey beklemeyin. vicdan bu ülkede pavyonda çalışan bir kadının takma adı. hepsi bu.
  • herhangi bir yere gitmek için araba kullanırsınız.

    motosiklet kullanmak için herhangi bir yere gidersiniz.

    not: üstteki iki cümle daha önce hiç motosiklet kullanmayanlar için muhtemelen hiçbir şey ifade etmeyecek.